’4 milyon yeni mülteci Türkiye ve Avrupa için büyük tehlike’
  • Reklam

'4 milyon yeni mülteci Türkiye ve Avrupa için büyük tehlike'

17 Eylül 2019 - 02:18 - Güncelleme: 18 Eylül 2019 - 01:39

     Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran lideri Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Putin'le Ankara'da bir araya geldiği "üçlü Suriye zirvesi" sonrası yapığı açıklamada, "Suriye'de siyasi çözüm umutlarını yeşertecek önemli kararlar aldık. Hem Rusya ve İran'la hem de uluslararası toplumun diğer üyeleriyle Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için çalışmak istiyoruz" dedi.
     Ortak basın toplantısında kameraların karşısına geçen liderler, önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “İdlib'de tırmanan gerginlik bugünkü görüşmemizin odak noktalarından biriydi. Türkiye olarak sınırlarımızın hemen bitişiğinde 4 milyon insanı etkileyecek yeni bir trajedi yaşanmasına seyirci kalamayız. Böylesi vahim bir gelişme sadece ülkemizi değil, bütün Avrupa'yı etkileyecektir” dedi.

KABUL EDİLEMEZ
     Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beşinci kez bir araya geldiğimiz üçlü zirvede Sayın Ruhani ve Sayın Putin ile Suriye'deki ihtilafı tüm boyutları ile ele aldık. Her bir lider ile birebir, üçlü ve heyetlerarası yaptığımız görüşmelerin verimli geçtiğine inanıyorum. Zirve'de Suriye'de siyasi çözüm umutlarını yeşertecek önemli kararlar aldık. Suriye'nin toprak bütünlüğü ile siyasi birliğinin korunması hususunda hepimizin de aynı hassasiyete sahip olduğunu bir kez daha teyit ettik. DEAŞ ile mücadele altında terör örgütlerine destek verilmesinin kabul edilemezliğini vurguladık. Sahada sükunetin tesisi, mültecilerin dönebileceği şartların oluşturulması ve ihtilafa siyasi çözüm bulunması için yürüttüğümüz çalışmaları gözden geçirdik. İdlib'de tırmanan gerginlik bugünkü görüşmelerimizin odak noktalarından biriydi. Nisan ayından bu yana İdlib'e yönelik kara ve hava operasyonlarında hayatını kaybeden sivillerin sayısı maalesef bine yaklaştı” dedi.

YENİDEN YOLLARA DÜŞTÜLER
     Türkiye’ye gelen mülteci sayısına dikkat çeken Erdoğan, “Daha evvel defalarca yurdundan edilen yüzbinlerce insan saldırılar nedeniyle yeniden göç yollarına düştüler. Türkiye olarak sınırlarımızın hemen bitişiğinde 4 milyon insanı etkileyecek yeni bir trajedi yaşanmasına seyirci kalamayız. Böylesi vahim bir gelişme sadece ülkemizi değil, bütün Avrupa'yı etkileyecektir. Bugünkü görüşmede Soçi Mutabakatı'na dair yükümlülüklerimizi tekrar mütalaa ettik, varılan mutabakatın tam manasıyla hayata geçirilmesinin ehemmiyetine dikkat çektik. Sivil halkın ve garantör ülkelerin sahadaki askeri personelinin güvenliği için somut önlemler alınması ihtiyacını vurguladık. Zirvede görüşbirliğine vardığımız hususlar doğrultusunda önümüzdeki günlerde bölgede hayırlı gelişmelerin yaşanacağını ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

KALLEŞ SALDIRI
     Gündemdeki diğer bir önemli konunun Anayasa Komitesi'nin teşekkülü olduğunu kaydeden Erdoğan şöyle devam etti:
     “Anayasa Komitesi'nin üyeleri ve usul kurallarının belirlenmesinde yapıcı ve esnek bir tutum sergiledik. Siyasi sürecin ilerletilmesi için gayret gösterdik. Ortak çabalarımızla komitenin oluşumuna ilişkin pürüzler giderilmiştir. Bugünkü istişarelerimizde usul kuralları konusunu da BM ile eşgüdüm halinde sonuçlandırarak Anayasa Komitesi'nin çalışmalarına bir an önce başlamasını sağlamayı kararlaştırdık. Zirve kapsamında Fırat'ın doğusundaki durumu da istişare ettik. Bu mesele hem Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü, hem de Türkiye'nin milli güvenliği bakımından kritik önem taşıyor. Halihazırda Suriye topraklarının dörtte birinden fazlası bölücü terör örgütünün işgali altında bulunuyor. Örgüt burada çocuk asker kullanmaktan halkı zorla silah altına almaya, etnik temizlik faaliyetinden insanların mallarını gaspetmeye kadar her türlü zulmü işliyor. Dün Çobanbey'de bir hastaneye düzenlenen kalleş saldırı bunun en son örneğidir.
     Geldiğimiz nokta itibariyle Suriye'de DEAŞ tehdidi artık ortadan kalkmıştır. Suriye'nin istikbali için en büyük tehdit kaynağı PKK ve onun uzantısı olan YPG-PYD'dir. Bu ülkedeki PKK-PYD varlığı devam ettikçe ne Suriye ne de bölgemiz huzura kavuşabilir. Sayın Ruhani ve Sayın Putin'i Fırat'ın doğusunda güvenli bölge tesisinde gelinen aşama hakkında bilgilendirdim, düşüncelerimi paylaştım. Suriye sınırımız boyunca bir terör oluşumuna rıza göstermeyeceğimizi ifade ettim. Burada bir mülteciler şehrinin oluşabileceğini, buralarda konaklayabileceği, ekip biçebileceği bahçelerini yapma noktasında bir hazırlığın yapılmasının isabetli olacağını ifade ettim. Suriye sınırımız boyunca böylece terör oluşumuna rıza göstermeden bu tür bir insani alt yapıyı oluşturmamızda fayda olacağını anlattım. Nihai hedefimiz Suriye'nin kuzeyinde bir barış koridoru tesis ederek ülkenin bölünmesini engellemektir. Bunun için şayet Amerika ile iki hafta içinde arzu ettiğimiz sonuca ulaşamazsak kendi harekat planımızı uygulamaya başlayacağımızı her iki dostumuza da anlattım.”

GERİ DÖNÜŞLER
     Türkiye'nin Suriye'deki çatışma ortamından kaçan 3,6 milyon insana ev sahipliği yapan ülke olduğunu da kaydeden Erdoğan, “Son 8 yılda Türkiye olarak büyük fedakarlıkta bulunduk. Krizin ilk anlarından itibaren göç meselesine çözüm yolunun Suriye topraklarının içinde aranması gerektiğini ifade ettik. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekatları ile terörden arındırdığımız sadece 4 bin kilometrekarelik alana dahi şimdiye kadar 360 bin mülteci geri döndü, bu insanlar kendi topraklarında huzur içinde yaşıyor. Çocuklarını okula gönderiyor, temin ettiğimiz sağlık hizmetlerinden faydalanıyor. Türkiye'nin sığınmacı yükünü tek bayına taşıyamayacağı ortadadır. Ülkemizin yeni bir göç akınını kaldırması da zaten mümkün değildir. Artık Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönüşlerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Fırat'ın doğusundaki barış koridoru mülteciler için de korunaklı liman olacaktır. Ülkemize sığınan en az 2 milyon Suriyeli kardeşimizin bu bölgeye yerleştirilebileceğini düşünüyoruz. Hatta bu hattı Deyrizor, Rakka taraflarına kadar indirebilirsek geri dönecek sığınmacı sayısı 3 milyonu aşabilir. Böylece Türkiye başta olmak üzere ülke dışında olan Suriyelilerin önemli bir bölümünün kimseye yük olmadan kendi topraklarında yaşamalarını temin edebiliriz. Geri dönecek Suriyeli kardeşlerimizin bu bölgelerde uluslararası toplumun desteği ile yeni yerleşim alanları inşa edilmesi de mümkündür. Türkiye olarak bu konuda gereken her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Hem Rusya ve İran ile hem de uluslararası toplumun diğer üyeleri ile Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için çalışmak istiyoruz. Bu çerçevede yakın zamanda önemli bir adım attık. Irak, Lübnan ve Ürdün ile birlikte Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne dair uluslararası konferans düzenlenmesi için girişim başlattık. Tüm dostlarımızın bu girişime destek vermesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD'NİN TUTUMUNA ELEŞTİRİ
     Toplantının faydalı ve yapıcı gerçekleştiğini kaydeden İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de, “Bu toplantıda iyi bir fırsat ortaya çıktı. Astana sürecindeki bütün faaliyetleri gözden geçirdik ve hem siyasi gelişmeleri aynı şekilde sahadaki gelişmeleri değerlendirdik. Üç ülke Suriye ile ilgili birçok konuda görüş birliği içindedir. Hepimiz, Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda aynı görüşe sahibiz. Hepimiz, Suriye'ye yabancı ülkelerin müdahale etmesine karşıyız. ABD bu süre zarfında ya teröristleri desteklemiştir ya da yersiz müdahalelerde bulunmuştur. Son derece tehlikeli hedefleri gözetmiştir, Suriye'yi bölmeye çalışmışlardır. ABD'nin bu tutumu kabul edilebilir değildir. Suriye'nin bir bölümünü bir saldırgana bağışlamıştır. Bu da ABD'nin Suriye'ye karşı kötü niyet sahibi olduğunun en belirgin örneğidir. İsrail'in yaptığı müdahaleleri görüyoruz. Bu da Suriye'nin milli egemenliği ile zıtlık içermektedir. Hepimiz Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz. Her üç lider de terörizmle mücadeleye devam edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ne zamana kadar Suriye halkı bu teröristlerin ülkeden çıkmasını bekleyecekler, halklarının eziyet çekmesini bekleyecekler. 9 sene yeterli değil midir? Hepimiz biliyoruz ki bu teröristler hangi ülkelerin paralarıyla, silahlarıyla destekleniyor. İdlib'te teröristlerle mücadele etmeliyiz ve Suriye'ye yardımcı olmalıyız” açıklamasında bulundu.
     Ruhani, Anayasa Komitesi'nin ne zaman toplanacağı ile ilgili de şu bilgileri verdi:
     “Anayasa Komitesi ile ilgili yakın gelecekte uygun bir ortam hazırlanacaktır. Ancak aynı zamanda çok net, ince bir süreç bu. Anayasanın revize edilmesinin anlamı; hak sahibi herkesin, Suriye'de oy hakkı olan herkesin, farklı etnik grupların, devlet, hükümet, rejim bunların görüşleri, çıkarları adil bir şekilde yeni anayasada revize edilirken göz önüne alınması gerekir. Bunun başlangıcı zor olmasına rağmen ileride meyve vereceğini düşünüyorum. Herkes bunu desteklemeli ve katkı vermelidir ki bu süreç sonuç versin.”

İDLİB'DEKİ DURUM
     Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Suriye krizinin çözümüne yönelik 5'inci zirvenin başarılı ve verimli gerçekleştiğine dikkat çekerek, “Bugün özellikle Suriye topraklarında terörle mücadeleyi görüştük. İdlib'deki durum endişe verici. Erdoğan ve Ruhani ile İdlib bölgesinde ilave adımlar atılması konusunda kararlar aldık. Sivil halkın zarar görmemesi için her türlü adım atmaya hazırız. Geçen yıldan itibaren 390 bin kişi Suriye'ye döndü, 1,3 milyon yerlerinden edilen iç mülteci evlerine döndü. Eğer uluslararası örgütler Suriye'de barış sağlamak istiyorsa, insanların ocaklarına dönmesini istiyorsa yardım sağlamalıdır” dedi.

KOMİTENİN ÖNEMİ
     Zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile ikili görüşmeler de yaptıklarını belirten Putin, “Sayın Erdoğan ile Türkiye-Rusya arasında ekonomik, askeri, insani ve kültürel alandaki iş birliklerimizi değerlendirdik. Bu sene yeni bir rekor kıracağız, Türkiye'ye 6 milyondan fazla Rus turist gelecektir” ifadelerini kullandı.
     Anayasa Komitesi ile ilgili sorulan bir soruyu yanıtlayan Ruhani, “Anayasanın reforme edilmesi, yeniden gözden geçirilmesi ve bunun nasıl olacağı, bu komitenin nasıl kurulacağı önemliydi. Bugün bu komite tamamen oluşmuş durumda. Uygun bir zamanda da Anayasanın revize edilmesini sağlayacaklardır. Biz her üç konuda, hem siyasi gelişmeler hem insani gelişmeler hem de terörizmle mücadele konusunda eş zamanlı faaliyetlerimizi sürdüreceğiz” cevabını verdi.

GÖNÜLLÜ ÇALIŞMA YAPILMALI
     Putin, “Büyük bir çalışma yaptık. Anayasa komitesinin oluşumu için Erdoğan ve Ruhani büyük bir katkı sağladı. Bu sürece katılan Suriyeliler dış güçlerden baskı görmemelidir. Gönüllü bir şekilde pozitif bir sonuca varmaları için çalışma yapmalıdır, biz de katkı sağlayacağız” dedi.
     Komitenin ne zaman toplanacağı ile ilgili sorulan soruyu yanıtlayan Putin, “Komitenin faaliyetleri ile ilgili bir süre koymak istemiyorum ama çalışmaları çok hızlı başlatmak lazım. Aynı zamanda olumlu ve pozitif sonuçlara hızlı ulaşmak lazım. Aşırı gruplar bunu baltalamak isteyebilir, nihai çözüm istemiyorlar” cevabını verdi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ABD Dışişleri'nden ‘Barış Pınarı Harekatı'na karşı metin
ABD Dışişleri'nden ‘Barış Pınarı Harekatı'na karşı metin
ABD Temsilciler Meclisi'nden Türkiye’ye yaptırımlara onay
ABD Temsilciler Meclisi'nden Türkiye’ye yaptırımlara onay