AYDINLIK GAZETESİ YAZARI SABAHATTİN ÖNKİBAR İLE SÖYLEŞİ
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam

AYDINLIK GAZETESİ YAZARI SABAHATTİN ÖNKİBAR İLE SÖYLEŞİ

12 Kasım 2017 - 14:21

TÜRK DEVRİMİ: Son yaşamış olduğunuz olaylardan başlarsak; yazmış olduğunuz ‘’DEVLET BAHÇELİ VE ÜLKÜCÜLER HAKKINDA HER ŞEY’’ kitabınıza yayın yasağı getirilmesini, en son yayınlanan ‘’ASENA MERAL AKŞENER’İN DÜNÜ VE BUGÜNÜ’’ kitabınızdan sonra saldıra uğramanızı neye bağlıyorsunuz? Sizce, milliyetçi/ülkücü olduğunu söyleyen kişilerde bir tahammülsüzlük mü söz konusudur?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Onlara milliyetçi/ülkücü demek ne kadar doğru bilmiyorum? Ben 12 Eylül öncesi siyasi hareketlerin merkezinde bulunmuş, sokak hareketlerinin içinde bulunmuş bir Türk milliyetçisiyim. Ben bunu Ulusal Kanal’da da her programımda Türk milliyetçisi olduğumu dillendiriyorum.

Bırakın onu bunu Eylül öncesinden beni tanıyan MHP eski İstanbul milletvekili Celal Adan, eski İstanbul Ülkü Ocakları başkanı olan daha sonra 12 Eylül öncesi 75/76’da MHP milletvekilliği yapan, omuz omuza sokak mücadelesi verdiğim Mustafa Verkaya benim nasıl Türk milliyetçisi olduğumu bilirler. Bu isimleri kamuoyunda tanınan isimler olduğu için söylüyorum.

Bunun altını çizerek söylüyorum, bizim Türk milliyetçiliği anlayışımız, ülkücülük anlayışımız ile bugünün Bahçeli milliyetçiliği ve ülkülüğü anlayışı çok farklı farklıdır. Bugünkü ülkücülük, ABD emperyalizmini umursamayan parmak ülkücülüğüdür. Parmakla bozkurt işareti yaparak ülkücü olduğunu zanneden yeni bir kuşak var edilmiştir.

Sokaktan çekilmiş ülkücüler, birçoğu taraftar psikozu ile fanatik taraftar psikozu ile yetişmiş, boş, ruhsuz, donanımsız yeni bir kuşaktan söz ediliyor. Üzülerek söylüyorum, bugün Ülkü Ocakları içindeki önemli bir kesim, tamamı elbette değil, maalesef Devlet Bahçeli’nin fedaisi konumunda. Devlet Bahçeli’nin projesi buydu. Ben on küsür senedir ısrarla söyleye geliyorum hatta 2001’den beri Devlet Bahçeli’nin misyonunu, gerçek görevini öğrendiğimden itibaren ben Devlet Bahçeliye muhalefet ediyorum.

Devlet Bahçeli; ülkücüleri pasifize etme, tasfiye etme, hadımlaştırma görevlisidir. Dolayısıyla bugün Devlet Bahçeli’nin etrafında kitap okumayan, ülkücü hareketten bihaber, ülkücü hassasiyetten bihaber, Türk milliyetçiliğinden bi haber sokak çocukları var. İstisnalar kaideyi bozmaz. Elbette aralarında istisna olan çok iyi, çok güzel çocuklar da var ama geneli budur.

Saldırı olayına gelince, ben Devlet Bahçeli’ye hep muhalefet ettim. Ben ülkücü kimliğimi hiç saklamadım, ama ülkücü kimliğimden de hiç geçinmedim, ülkücü kimliğimle bir yere gelmedim. Ben 12 Eylül’den önce defalarca gözaltına alındım, falakaya yatırıldım, işkence gördüm; ama Devlet Bahçeli’nin 1 dakika bile gözaltına alınmışlığı yoktur. Dayak yemişliği de yoktur.

Pardon! Bir kere dayak yemişliği vardır. O dayağı da ülkücülerden yedi. Devlet Bahçeli, rahmetli Alparslan Türkeş’e karşı kampanya açtığında ülkücüler bunu dövmüştür. Bu kamuoyuna da yansımıştır. ‘’Devlet Bahçeli ve Ülkücüler Hakkında Her Şey’’ isimli kitabımda bunun ayrıntılarını anlatmıştım.

Dolayısıyla Devlet Bahçeli benim ölçüm değil, Devlet Bahçeli benim muhatabım da değil. Ben Devlet Bahçeli’yi zerre önemsemiyorum. Ben mücadelemi herhangi bir siyasi yer kapma anlamında da yapmıyorum. Benim siyasi bir hedefim yok. Yakamda bir rozet de yok.

Ben Türk milliyetçisiyim, vatan severlikte birleşen bir Türk milliyetçiliği anlayışım var. Yusuf Akçura’lardan Ziya Gökalp’lere ve tabi Mustafa Kemal Atatürk’e uzanan, laboratuar ırkçılığını reddeden, kültür milliyetçiliğini esas alan Türk milliyetçiliği çizgisini benimsiyorum.

Saldırı olayı şöyle gerçekleşti: Ben, Devlet Bahçeli’ye hep muhalefet ettim. Devlet Bahçeli ve Ülkücüler Hakkında Her Şey kitabını çıkardıktan sonra malum, hükümetle bunlar beraber oldukları için iktidar yargısı da bunlara destek oldu. Kitabımda bir suç unsuru olmamasına rağmen ilk 20 bin baskının son 200–300 baskısını toplatma kararı çıkartıldı.

İkinci kitabımda da, ben Meral Akşener’i öven ya da yeren bir kitap yazmadım. Ben Meral Akşener’i anlatan bir kitap yazdım. Ben Meral Akşener’i üniversite yıllarımdan Beyazıt’tan tanıyorum. Beyazıt’ta o zaman ülkücü mekanlar vardı .Küllük, Marmara, Çınaraltı… Ben Meral Akşener hanımefendiyi oralardan tanıyorum. Dolayısıyla ben Meral Akşener’i savunmak için değil, Meral Akşener’in kim olduğunu anlatmak için Asena Meral Akşener’in Dünü ve Bugünü kitabını yazdım. Onlar tabi Meral Akşener’i hedef aldıkları için benim hakikatleri yazmamdan rahatsız oldular ve 19–20 yaşında ergen çocukları gönderdiler. Saldırı teşebbüsünde bulundular 3–5 ergen çocuk. İt ürür kervan yürür! Ben yazmaya, orada kitabımı imzalamaya o günde ertesi gün de devam ettim.

 

 

 

TÜRK DEVRİM: Sizin için Türkçülük kavramı ne ifade ediyor? Bugün Türkçülük denildiğinde birçok kişinin aklında ülkücülük kavramı da canlanmaktadır. Türkçülük ve ülkücülü aynı kavramlar mıdır?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Bana göre Türkçülük ve ülkücülük aynı şeylerdir. Tabi bazı mihraklar bunu farklı yorumlayabiliyor. Türkçülük de ülkücülük de Türk milliyetçiliğidir. Ama, bizim Türkçülüğümüz demin de söyledim ırkçılık değildir. Büyük Atatürk’ün dediği gibi:’’ Ne mutlu Türk’üm diyene’’ anlayışıdır bizim Türk milliyetçiliği anlayışımız ‘’Ne mutlu Türk olana’’ değildir. Cumhuriyeti kuran halklar Türk milleti diyoruz biz. Türk milletinin hassasiyetlerinde, Türk milletinin değerlerinde, tasada ve kıvançta Türk milletiyle bir olan, Türk milletiyle üzülen ve sevilen herkese Türk diyoruz. Kafatası ölçmüyoruz. Dolayısıyla ülkücülük ile Türkçülük aynı şeylerdir bana göre.

 

 

 

TÜRK DEVRİMİ: Bir kitabınızın adı ‘’İŞTE İSLAM’IN VE TÜRKLÜĞÜN KATİLLERİ.’’ Kitabınızı okuyamayan okurlarımız için özetlerseniz, size göre İslam’ın ve Türklüğün katilleri kimlerdir?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Ben İslam ile İslamcılığı ayırıyorum. Ben iyi bir Müslüman’ım, inançlı bir insanım, elimden geldiğince de inançlarımı yaşamaya çalışırım, orucumu tutar, Cuma namazlarıma giderim. Ama, siyasal İslam ne zaman İslam’ın içine girdi, emperyalizm ne zaman İslam’ı kendine yayılma ideoloji yaptı, İslam iğdiş edilmeye başlandı.

Hatırlayalım, İngilizler 200 sene önce Hicaz bölgesini Osmanlı’dan koparmak için Vehhabilik diye İslam’la alakası olamayan bir şey icat ettiler. Daha sonra ihvan hareketleri başladı. Hasan el Benna, Seyit Kutup… Bunlarda siyasal İslamcılar.

İslam kan değildir, İslam intikam değildir. İslam kardeşliktir, İslam birleştirmedir, bütünleştirmedir. İslam’ın şanlı peygamberi Hz. Muhammed ‘’Kalp kıran Kâbe’yi yıkar’’demiştir. Yani bir insanın kalbini kırmayı Kâbe’yi yıkmakla eşdeğer görmüştür o şanlı peygamber. Ama bugün İslam bu perspektiften değil de, sadece basit ritüeller üzerinden değerlendiriliyor.

İslam; birlikte yaşamaktır, sevgidir, kardeşliktir, muhabbettir. Dolayısıyla, İslam’ın istismarcıları siyasal İslamcılar. Bugün kimlerin siyasal istismarcılar olduğu belli. Siyasi iktidarı bu bağlamda ben siyasi istismarcılar olarak görüyorum.

Türklüğün katillerini de, Devlet Bahçeli ve etrafındaki o çevreyi görüyorum.  Ülkücü hareketin içine sızdırılmış, ülkücü hareketi hadımlaştırmak isteyen herkes bana göre Türklüğün katilleridir. , 17 Türk adası Yunanistan tarafından işgal edilirken sesini çıkarmayan Bahçeli, Barzanistan bayrakları Ankara’da göklere çekilirken sesini çıkarmayan Bahçeli, TC ibareleri valiliklerden indirilirken sesini çıkarmayan Bahçeli’nin Türk milliyetçisiyim diye ortaya çıkmasının bir anlamı yoktur.

Bahçeli olmasaydı AKP iktidar olmazdı. Bahçeli olmasaydı siyasal İslam Çankaya Köşkü’ne çıkamazdı. Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı yapan Bahçeli’dir. Bahçeli sayesinde siyasal İslam Türkiye’de iktidar olmuştur. Bahçeli sayesinde Fethullah TSK’ya operasyon yapmıştır. Ya bu Bahçeli’nin adamları, milletvekilleri değil miydi, Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi kapatıldığında onlara dayanışma adına onların yanına giden?  Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında Bahçeli frene basmış, yargı kararlarını bekleyelim demiştir. Ya o yargı değdin Fethullahçı casuslar!

Biz o günden beri 2008’den, 2009’dan beri Fethullah alaçığına silahlı örgüt dedik. Bunun için Fethullah Gülen bana 17, Tayyip Erdoğan 15 dava açtı. Devlet Bahçeli’ye 1 tane dava açmış değildir Fethullah Gülen.

Hatırlayın, Ümit Özdağ 2006’da MHP Genel Başkan adayı oldu CIA ajanı, MOSSAD ajanı dedi Bahçeli. Koray Aydın 2011’de aday oldu Fethullahçı dedi. Ama Bahçeli aynı Ümit Özdağ’ı 2015 seçimlerinde Gaziantep’ten liste başı aday yaptı, sonra genel başkan yardımcısı yaptı. Sormak lazım, Ümit Özdağ 2006’da CIA ve MOSSAD ajanı idi ise 2015’te niye Gaziantep’ten milletvekili adayı yaptın, genel başkan yardımcısı yaptın? Koray Aydın Fethullahçı ise niye Trabzon’dan liste başı aday yaptın?

? Bahçeli, kendine kim karşı çıkarsa ona ya CIA ajanı der, ya Fethullah’ın ajanı der. Rahmetli Türkeş’in 12 Eylül’deki  doktoru Selim Kaptanoğlu’ndan ödünç alarak söylüyorum, sadece o da değil , kitabımda da yazdım Süleyman Demirel’in bana anlattıkları var, Yaşar Okuyan’ın ifadeleri var, sevgili Namık Kemal Zeybek’in ifadeleri var, Ramiz Ongun’un ifadeleri var: Devlet Bahçeli’nin MİT görevlisi olduğuna dair çok ciddi iddialar var. Onlar da henüz göre açıklığa kavuşmuş değil.

 

 

 

TÜRK DEVRİMİ: ABD’nin Yeşil Kuşak İslam Projesi ile siyasal İslam arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?  Siyasal İslam’ın Türkiye’ye etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Simdi dürüst olalım. Ben Türk milliyetçisiyim, ülkücü hareketin göbeğinden, merkezinden geliyorum. Ben ülkücü hareketin içinde olduğum için 70’li yıllarda lisede, Vatan Lisesi’nden kovuldum. Şehremini Lisesi’ne oradan Atatürk Eğitim Enstitüsü’ne, oradan Siyasal Bilgilere… Trabzon Yurdu’nda kaldım, Edirne Kapı Öğrenci Yurdu’nda kaldım, İstanbul’da Maraş öğrenci yurdunda kaldım… Yani sokak hareketlerinin içinde bulundum. Bütün bunları yaşadım. Ama şunu söylememiz lazım, özeleştiri yapmamız lazım, 12 Eylül’den önce CIA, Yeşil Kuşak İslam Projesi doğrultusunda bizi kullanmıştır. Komando kampları falan bunun bir tezahürüydü. Ülkücü hareket o dönemde kullanılmıştır. Biz samimiydik ama, komünizme karşı ülkücü hareket kullanılmıştır. Sovyetleri İslami bir kuşakla çevrelemede ülkücüler kullanılmıştır. Bunu özeleştiri olarak ortaya koymamız lazım.

 

 

TÜRK DEVRİMİ: Son 15 yıldır ülkemizi, kendisini muhafazakâr/İslamcı olarak nitelendiren bir iktidar yönetiyor. Türkçü/ülkücü/milliyetçi/cumhuriyetçi partilerin iktidara gelememelerini, halkta karşılık bulamamalarını neye bağlıyorsunuz?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Türkiye’de bir algı operasyonu var. Medya tamamen onların ellerinde. Bir de Allah ile yarışamazsınız. Bu rahmetli Süleyman Demirel’in sözüdür. Yani Tayyip Erdoğan, Allah ile dini ile sizin karşınıza çıkıyor. Bir de tabi Türk milliyetçiliği metodlaştırılamadı. Devlet Bahçeli iktidar olmak istemedi. Devlet Bahçeli ülkücü hareketi sokaktan çekti, muhalefet yapmadı. Türk milliyetçileri için iyi bir zemin vardı, iyi şartlar vardı ama Bahçeli ısrarla ve ısrarla partisini %10’da tutmaya çaba gösterdi. Onun dışında CHP’de ulusalcı hareket serpilemedi. Kemal Kılıçdaroğlu operasyonla oraya getirildi ve Amerikan projesidir. CHP’de ulusalcı çizgiden kaydırılmaya çalışıldı. Dolayısıyla son dönemde hakkını teslim ederim, bakın ben sosyalist bir çizgiden gelmiyorum, Türk milliyetçisiyim ama vatan severlik anlamında Sayın Perinçek son dönemde, geçmiş bir yana son dönemde iyi bir sınav veriyor. Nedir? PKK’ya karşı. Nedir? Fethullah’a karşı. Nedir? Antiemperyalist. Yani, bu hakkı teslim etmem lazım. Ulusalcılık bağlamında söylüyorum.

 

 

TÜRK DEVRİMİ: AKP’nin tek başına iktidarda olduğu son 15 yılı değerlendirirseniz neler söylersiniz?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Enkaz, enkaz, enkaz… Tayyip Erdoğan’ın bana göre yapmış olduğu tek güzel şey kapalı alanlarda sigara içilmesi yasaklamasıdır. Son dönemde hakkını teslim edelim, mecbur kaldığı için gerçekten Fethullah ile iyi mücadele ediyor. Gerçi, Onun Fethullah’la mücadelesi iktidarını korumak ve intikam almak adına olsa da, yılanı kim öldürürse öldürsün, Fethullah emperyalist bir yılandır. Tayyip Erdoğan’da öldürse biz buna alkış tutarız. PKK’ya o alan açtıysa da, açılım ihanetinin içinde bulunduysa da son dönemde PKK ile mücadelesinin de takdir edilmesi gerekir.

Ama, AKP ile beraber Türkiye’de devlet yıkılmıştır. Bunu neye dayanarak söylüyorum; kendileri söylüyor, devleti yeniden kuracağız diyorlar. Demek ki var olan devlet yıkıldı ki, yenisini kuracaklar. Türkiye’nin her şeyi tarumar edilmiştir. Kurumları iğdiş edilmiştir. Halkı bölünmüştür. Tam bir faciadır! Son 15 yıl 1000 yılın en kötü yönetimidir.

 

 

TÜRK DEVRİMİ: Son yayınlanan kitabınız doğrultusunda okurlarımızın aydınlanması için, Meral Akşener ve İyi Parti hakkında neler düşünüyorsunuz? İyi Parti’nin siyasi hayatımıza ne gibi değişiklikler getireceğini düşünüyorsunuz?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Meral Akşener’in peşinen hedef alınmasına karşıyım. Meral Akşener’i ufak tefek hatalara, yanlışlara mahkum etmememiz gerek. Ben, Meral Akşener’in Fethullahçı olmadığını biliyorum. Bazıları gibi duyduklarımla değil bilerek söylüyorum. Meral Akşener Türk milliyetçisidir. Ben rahmetli abisini de tanıyorum. Küçük ayrıntılarla Meral Akşener’in üzerine gitmemek lazım. Hata yapınca biz de Onu eleştiririz, doğruya çekeriz, sarsarız. Meral Akşener’e Amerikancı, Fethullahçı, şucu, bucu dememek lazım. Ona bir şans tanımak lazım. AKP soldan yıkılmaz sağdan yıkılır. Meral Akşener’de bu bağlamda bir şanstır. Meral Akşener’i bi bekleyelim, bi görelim, şans verelim diyorum.

 

TÜRK DEVRİMİ: Halkın kutuplaştırılması, terör faaliyetlerinin artması, milli gelirin düşmesi, özgürlüklerin kısıtlanması gibi birçok sorunumuzdan kurtulup, çağın bilincine varan ülkeler sınıfına çıkmamız için hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Bu tabii çok ayrıntılı bir soru. Önce milli bir bilinç oluşturup, ulus olacağız. Artık Türkiye ayrışmayı bölünmeyi, kargaşayı kaldıramıyor. Demokrasi söylemleri altında Kürtçülük söylemleri gibi söylemler emperyal söylemlerdir. Önce milli birliği birliğimizi sağlayacağız. Eğitim sistemimizi düzelteceğiz. Sonra da üreteceğiz, üreteceğiz, üreteceğiz. Her şeyi üretim ekonomisine bağlayacağız. Küresel tezgahlara gelmeyeceğiz. Ekonomimizi milli yapacağız.Milli bir kuşak yaratmamız lazım. Bunun da olmazsa olmazı eğitimdir.

 

 

TÜRK DEVRİMİ: Söyleşimizi bitirmeden önce ‘’Gazetecilik hayatınızda en unutamadığınız hatıranız nedir?’’ diye sorsam, hangi anınızı anlatırsınız?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: O kadar çok ki… Tuğrul Türkeş’e muhalefet etmiştim arabam kurşunlandı. Frankfurt aktarmalı Amerika’ya bir gün geziye gidiyorduk, uçağımızın tekerleri açılmadı, uçak gövdesinin üzerine iniş yaptı. 32-33 yıllık gazetecilik hayatımda böyle çok olay yaşadım.

 

 

TÜRK DEVRİMİ: Son olarak ‘’Sabahattin Önkibar kim?’’ diye sorsam, okurlarımızın sizi daha iyi tanıması için kendinizi ve duruşunuzu nasıl açıklarsınız?

SABAHATTİN ÖNKİBAR: Ben vatansever, bağımsız bir gazeteciyim. Otoriteye boyun eğmeyen bir gazeteciyim. Bir de fiyatı olmayan bir gazeteciyim. Ben Tayyip Erdoğan’ı TGRT ve Star Televizyonlarında çalışken en az 20 kere programlarımı konuk ettim. Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ı kimse tanımazken, ben tanırdım. İsteseydim Tayyip Erdoğan’ın 2 yazı ile yanında yer alabilirdim. Bu, bugün içinde geçerlidir.

Tayyip Erdoğan’ın genel sekreteri Fahri Kasırga benim aynı ranzada altlı üstlü yattığım birıiydi. Böyle yakından hem çevresiyle hem kendisiyle ilişkim vardı. Ben Türk milliyetçisiydim Onun yanında yer alamazdım. İsteseydim 2 yazı yazar yanına park ederdim. Ayda 30 bin dolar 40 bin dolar da alabilirdim. Ama ben fikirleri olan, duruşu olan bir insanım bu itibarla yanında yer almazdım. Bir de yetişme tarzımdan dolayı otoriteye boyun eğmiyorum.

Kendimi nasıl tanımlarım; bağımsız, vatansever bir gazeteciyim. Türk milliyetçisiyim, Atatürkçüyüm. İyi bir mümin ve Müslüman’ım, dindarım, dinci değilim.

 

Bizlere zaman ayırıp samimi düşüncelerini bizimle paylaşıp, görüşlerini dile getiren Aydınlık Gazetesi yazarı, Ulusal TV programcı Sabahattin ÖNKİBAR beyefendiye TÜRK DEVRİ GAZETESİ olarak teşekkür ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Türk Devrimi

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
'29 Ekim'de 40 milletvekilimle birlikte 1. Meclis'te olacağım'
'29 Ekim'de 40 milletvekilimle birlikte 1. Meclis'te olacağım'
Danıştay'ın 'Andımız' kararı AKP'de 'hazımsızlık' yarattı
Danıştay'ın 'Andımız' kararı AKP'de 'hazımsızlık' yarattı