"ON MUHARREM GEÇMİŞ BİR TARİH DEĞİL BUGÜNDÜR,...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam

"ON MUHARREM GEÇMİŞ BİR TARİH DEĞİL BUGÜNDÜR, GELECEKTİR"

25 Eylül 2018 - 16:43 - Güncelleme: 25 Eylül 2018 - 16:56

 

"ON MUHARREM GEÇMİŞ BİR TARİH DEĞİL BUGÜNDÜR, GELECEKTİR"

İslam Dünyası'nın matem ayı olarak bilinen Muharrem ayı içindeyiz. Bu ayda bir çok etkinlikler yapılıyor. Daha çok Alevi-Bektaşi dernek ve vakıflarının yaptığı toplantılardan başka, Caferilerin ve Alevi-Sünni kardeşliğini, On Muharrem mateminde pekiştirmek isteyen  Sünni kişilerin kuruluşlarının da bu tür etkinlikler yaptığını görüyoruz.

Ahmet Yesevi Vakfı Başkanı Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Muharrem ayı içerisinde sık sık davetler alıp, toplantılara giderek konuşmalar yapıyor.

Bu arada Hüseyin Gazi Vakfı'nın çağrısı üzerine Hüseyin Gazi Dağında düzenlenen bir muharrem orucu iftarında ben de bulundum. Burada Sayın Zeybek etkili ve kapsamlı bir konuşma yaptı. Bu konuşmada kullandığı bir ifadeyi haberin başlığı yaptım. 

Ankara'nın en yüksek tepesi olan Hüseyin Gazi' de kayaların üzerinde uzun bir bayrak direğinde, büyük bir Türk bayrağı dalgalanıyordu.

 

 Güneş türlü renklere bürünerek, etrafında rengarenk güzellikler oluşturarak batmak üzereydi. Bu ortamda Ahmet Yesevi Vakfı Başkanı Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'e   Kerbela, Hz. Hüseyin ve Muharrem ayı ile ilgili sorular sordum.

Cevapları sizlerle paylaşıyorum:

K.BAYSAL: Sayın Zeybek, 10 muharrem'de ne olmuştur? Aradan geçen uzun asırlara rağmen neden O'nu hatırlamalıyız?

N.K. ZEYBEK:  Bu sorunun karşılığını dosdoğru vermek için önce Hz. Hüseyin'in dedesi Hz. Muhammed'in hangi nedenlerle bundan 1400 küsür yıl önce Mekke şehrinde peygamber olarak ortaya çıktığını anımsamak gerekir. Şundan gerekir ki dedesi hangi gerekçelerle o günün Mekke düzenine karşı çıkmışsa torunu Hüseyin de benzer gerekçelerle dönemin Emevi kralı Yezid'e o gerekçelerle teslim olmamıştır. Teslim olmamasının  yani biat etmemesinin bedelini de kendisinin, çocuklarının, yakınlarının hayatı ile ödemiştir.

Hz. Hüseyin Yezid'e biat etseydi artık İslam adına müslümanlar için de ,insanlık için de savunulacak  hiçbir şey kalmazdı.

K.BAYSAL: Hz. Muhammed ortaya çıktığı zaman Mekke'deki durum neydi? Muaviye oğlu Yezid yönetimindeki Emevi Devleti'nin o dönemle benzeliği nedir?

N.K.ZEYBEKHz. Peygamber Mekke'de ortaya çıktığında Yezid'in dedesi Ebu Süfyan Mekke'nin kralıydı. Kendisinin baş destekçisi de Ebu Süfyan'ın kız kardeşi olan Ümmü Cemil ile evli olan Ebu Leheb idi. Ebu Leheb aynı zamanda peygamberin amcasıydı. Ebu Leheb Kabe, zemzem kuyusunun bakımı, hac işleri yönetimi ile ilgili baş rahip konumundaydı. Yani din adamıydı. Mekke'de bu iki kişinin birlikte yönettiği bir soygun ile zulüm düzeni vardı. Her ikisinin de destekçileri ve yardımcıları da bu düzenden paylarını alıyorlardı. Esas gelir kaynağı mabede adanan adaklar idi. Arabistan'ın her yerinden gelen ziyaretçiler ve hacılar din heyecanı içinde bir çok adaklar getiriyorlardı. Bunlardan elde edilen gelirle mabedin bakımı yapılıyorsa da büyük bir bölümü Mekke'yi yöneten bu iki kişi ve yandaşları arasında paylaşılıyordu.

Yılda iki defa düzenlenen Yemen ve Suriye kervanları ile büyük paralar elde ediliyor; sonra bu paralarla da tefecilik yapılıyordu. Borcunu ödemeyenlerin çocukları bu çetenin kölesi, cariyesi oluyor; erkekler satılıp paraya dönüştürülüyor; kızlar ise Kabe'nin arka sokaklarındaki genelevlerde sermaye olarak kullanılıyordu. Güçlünün haklı olduğu, zayıfın ezildiği, adaletin olmadığı bu düzene baş kaldıran Hz. Muhammed bir anlamda kendisine inananlarla  birlikte yaptığı devrim ile dine dayalı bu sömürü düzenini yıktı. Çağı için çok ileri bir adalet düzeni kurdu. Ancak kendisinden sonra Mekke'nin fethi ile siyaseten müslüman olmuş gibi gözüken Ebu Süfyan'ın çocukları, devleti ele geçirdiler. Adına Müslümanlık denilen, gerçekte Ebu Süfyan- Muaviye-Yezid dininin devleti denilebilecek bir zulüm düzeni kurdular. Buna karşı İmam Ali, oğulları Hasan sonra da Hüseyin mücadele ettiler. Ne yazık ki Ebu Süfyan soyu sonunda galip geldi. Yezid gibi alçak bir adam, adına İslam Devleti denilen bu soygun ve talan devletinin kralı oldu.

K.BAYSAL: Yezid'e alçak dediniz. Yezid'in kişiliğini anlatmak için örnekler verir misiniz?

N.K.ZEYBEK: Kerbela'da olanlar kişiliğini belirtmek bakımından yeterli örnek olsa da sonradan yaptığı bir çok kötülüğün dışında iki örnek daha vermeliyim.

Müslümanlığın hatta Müslümanlıktan önce de Arapların kutsal bildiği Kabe'yi yaktırıp yıktırması bir örnektir. Ancak bundan daha fenası Medine şehrinin askerleri tarafından üç gün süre ile talan edilmesine izin vermiş olmasıdır. Yezid'in askerleri üç gün Medine'deki evlere girdiler beğendikleri, değerli buldukları tüm nesneleri aldılar. Beğendikleri kadınların ırzına geçtiler. Böylece Medine'de babası belirsiz bir nesil meydana geldi.

K.BAYSAL: Aman Allah'ım biz bunları duymamıştık, bilmiyorduk...

N.K.ZEYBEK: Bilmiyordunuz, çünkü bunlar gizleniyor. Yezid ile babası Muaviye'yi yüceltmeye çalışan bir din anlayışı ülkemizde 16. yy'dan beri yaygınlaşmış, kökleşmiştir. Utanmadan Muaviye'ye "Hazret" diyen, onun için "Allah razı olsun diyen" din adamlarının egemenliğinde yürüyen bir din öğretisinden gerçekleri anlatmasını bekleyemezdik.

K.BAYSAL: Kerbela Olayı'ndan bugün için hangi dersi çıkarmalıyız?

N.K.ZEYBEK: Bu soru çok anlamlı bir sorudur. Tarihin içinde olmuş bitmiş, aradan yüzlerce yıl geçmiş bir olay bu günümüze ders vermiyorsa onu bu boyutlarda ağlayarak, matem tutarak, matem törenleri yaparak anmaya ne gerek var!

On Muharrem'de Hz. Hüseyin'in şehitliği seçmesi inanç ile ilkeler doğrultusunda bütün insanlığa örnek olabilecek bir davranış biçimidir. Bu dersi çıkarmalıyız.

K.BAYSAL: Şii'lerin Muharrem'de sırtlarını kanatıncaya kadar kendilerini zincirlerle döverek yürüyüş yapmalarıyla  ilgili görüşünüz nedir?

N.K.ZEYBEK:  Türkiye Caferilerinin lideri Selahattin Özgündüz bu adeti olumlu yöne dönüştürdü. İstanbul- Halkalı Meydanı'nda yapılan On Muharrem törenlerinde Kızılay'a kan bağışlanıyor. Ne güzel...

İşin aslına gelince Kufe halkı, önce Hz. Hüseyin'i Kufe'ye çağırdılar sonra da arkalarını döndüler. Hatta bir kısmı da Yezid'in ordusunda yer aldılar. Sonraki yıllarda pişmanlık duyguları içinde kendilerini cezalandırmak için böyle bir adet başlattılar. Şii'ler arasında yaygınlaştı.

K. BAYSAL: Kufe halkı Hz. Hüseyin'i niçin Kufe'ye çağırıp sonrasında ihanet ettiler?

N.K.ZEYBEK:  Gerçekte Kufe şehri o dönemde bir anlamda bugünkü Irak demekti. Emeviler, Kufe'yi ve Irak halkını ikinci derecede yurttaş gibi görüp; daha çok başkent yaptıkları Şam'a ve Suriye'ye önem verdiklerinden Kufeliler eski konumlarının geri gelmesi isteği ile Hz. Hüseyin'e destek sözü verdiler. Ancak Yezid'in ağır baskısı, korkutmak için bazı kişileri öldürmesi sonucunda Kufeliler Hz. Hüseyin'e ihanet edip Yezid'e teslim oldular ve bir çoğu da Yezid ordusunda Hz. Hüseyin'e karşı savaştılar.

K.BAYSAL: Peki Muharrem ayı ile aşure dağıtmanın ilgisi nedir?

N.K.ZEYBEK: Aslında doğrudan bir ilgisi yoktur. Ancak bizim halkımızın çoğunluğu  Alevi-Bektaşi inancına bağlı idi. Dolayısıyla Muharrem'in onunda Hz. Hüseyin'in şehit edilmesinden iki gün sonra oğlu Ali Zeynel Abidin'in sağ olduğu haberinin ortaya çıkması ile matemden sonra yaşanan buruk sevincin etkisi ile on ürünü karıştırıp bir çorba yapıp dağıtma adeti oluşmuştur. Aşure kelimesi kökü on demektir. Ancak on ikinci Muharreme kadar bu yemek dağıtılmaz. Dağıtılması da doğru bulunmaz. İnanca ve geleneğe aykırdır.

Sonradan on Muharrem ile ilgili bir çok rivayet üretilmiş ise de bunların tarih ile bilim ile hiç bir  ilgisi yoktur. Sanki biraz da on Muharrem'de , Kerbela'da olanların  önemini azaltmak için bunlar uydurulmuş gibidir.  Söz gelimi Nuh'un gemisinin on Muharrem'de karaya oturması ve benzerleri gibi...

K.BAYSAL: Bu günlerde Gadir-i Hum törenleri yapılıyor. Bu günün önemi nedir?

N.K.ZEYBEK: Peygamberin ilk ve son haccı olan fakat adına "Veda Haccı" denilen hac dönüş yolculuğunda Gadir-i Hum denilen yerde hacıları toplayıp; kendisinden sonra yerine Hz. Ali'yi ve soyunu halef bıraktığını söylediği gün Şii'lerde, Nuseyri'lerde törenlerle anılırdı. Bir anlamda bayram günüydü. Son yıllarda Türkiye Alevileri arasında da bu gün anılmaya başlandı.

Peygamber kendisinden sonra yerine Hz. Ali'yi bırakmış olsa da ölümünden sonra böyle olmadı.  Daha peygamberin cenazesi kaldırılmadan kimin devlet başkanı olacağı tartışmaları başladı. Sonunda önce Ebu Bekir arkasından Ömer, Osman halife oldular. Yani peygamberin vasiyeti yerine getirilmedi.

K.BAYSAL: Bu gelişmeler İslam Tarihi'ni nasıl etkiledi?

N.K.ZEYBEK: Nasıl etkilediğini anlamak için Hz. Ali'nin kişiliğini anımsamalıyız. Hz. Ali tam iman sahibi idi. Tam adaletçiydi. Tüm bunlar yanında O bir bilgindi, hikmete yani felsefeye ve bilime çok değer veren bir insandı. Kendisi de filozof ve bilgindi. Soyundan gelen ve seçkinleşen on iki imam da öyleydi. Söz gelimi altıncı imam Caferi Sadık kimya biliminin kurucusu sayılan Cabir Bin Hayyan'ın öğretmenidir.  Cabir, kimyayı İmam Sadık'tan öğrenmiştir. Yine sekizinci imam Ali Rıza'nın Abbasi hükümdarı Me'mun üzerindeki etkisini bilince bu halifenin neden felsefi ve bilimlik kitapları Arapça ya çevirttiğini daha iyi anlarız. İslam Uygarlığı denilen gelişme böyle başlamıştır.

Bununla birlikte İslam Uygarlığı'nın başlatıcısının Uzluk oğlu , Tarkan oğlu, Muhammed oğlu, Ebu Nasr El Farabi, Et Türki olduğunu da unutmamalıyız. Farabi Türklüğü ile övünen Araplar içinde dirliği boyunca Türk giysisi ile dolaşan bir kişi idi.

İkinci halifenin Mısır'ı alınca orada İskenderiye Kütüphanesi'nde bulunan binlerce felsefe ve bilim kitaplarını yaktırdığını tarihçiler yazıyor.

K.BAYSAL: Yani...

N.K.ZEYBEK: Yani bilime değer vermeyen kişilerin devlet başkanı olması yerine en başta İmam Ali devlet başkanı olsaydı İslam Devleti bilim yolundan yürürdü. Müslümanlar da bugünkü geri durumlarında olmazlardı. Bütün dünyada Müslüman ülkeler bilimde, teknikte dahası erdemde, adalette bu durumda iken kimse müslümanım diye öğünmeye kalkmasın!

K.BAYSAL: Son değindiğiniz konuda konuşmak ister misiniz?

N.K.ZEYBEK: Konuşmak isterim fakat bu konuyu ayrı bir söyleşide konuşalım.

K.BAYSAL: Sayın Zeybek verdiğiniz değerli bilgilerle bizi ve okurlarımızı aydınlattığınız için www.turkdevrimi.com adına teşekkür eder, iyilik ve sağlık dilerim. 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Arap Birliği üyesi Bahreyn'den İsrail'e Kudüs desteği
Arap Birliği üyesi Bahreyn'den İsrail'e Kudüs desteği
Çavuşoğlu'ndan 'ABD, Gülen'in iadesi için çalışıyor' iddiası
Çavuşoğlu'ndan 'ABD, Gülen'in iadesi için çalışıyor'...