GÜNÜMÜZDE İSLAM ÜLKELERİ NİÇİN GERİ?
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam

GÜNÜMÜZDE İSLAM ÜLKELERİ NİÇİN GERİ?

04 Ekim 2018 - 16:30 - Güncelleme: 04 Ekim 2018 - 17:01

Geçtiğimiz günlerde Kerbela etkinliği sebebi ile Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek ile bir söyleşi yapmıştık. O söyleşinin sonunda “Bugün Müslüman ülkeler niçin geri?” sorusunun cevabını daha sonraki bir söyleşi de  cevaplamak üzere sözleşmiştik.

Bugün Ahmet Yesevi Vakfı’nda bir araya gelerek bu konuyu en ince ayrıntılarına kadar konuştuk.

 Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in cevapları ile “Günümüzde İslam ülkeleri niçin geri?” sorusunun çarpıcı cevapları…

K.BAYSAL:  Bir zamanlar İslam Dünyası Batı’yı aydınlatıp bilimde önderlik ederken şimdi ne oldu da İslam Ülkeleri her alanda Batı dünyasından geri kalmış durumdadır?

N.K.ZEYBEK: Bu soru temel sorudur. Sorulmalı, karşılığı da yüreklice çekinmeden, dosdoğru verilmelidir. Yoksa Batı’yı suçlayarak, sonuçları sebep sanarak verilecek karşılıklarla hiçbir yere varılamaz.

Önce sorunuzun birinci bölümünü konuşalım. Siz diyorsunuz ki “Bir zamanlar Batı geri idi” neden Batı geriydi, nasıl geri oldu? Bunu bilmek İslam Dünyası’nın da bugünlerde geri olduğunu anlamanın bir yöntemidir. Batı uygarlığının ürünü olan büyük bir devlet vardı.  Roma İmparatorluğu. Roma imparatoru büyük Konstantin IV. Miladi yüzyılda Hristiyanlığı devlet dini olarak ilan etti. Roma’nın çöküşü böyle başladı. Seçtiği Hristiyanlık Sen Pol’ün kurduğu bir mezhepti. Devlette etkili olan Hristiyan din adamları bir süre sonra Batı Roma İmparatorluğu’nu doğrudan yönetir duruma geldiler. Papalık kurumu ortaya çıktı. Benzer bir gelişme de Konstantin’in kurduğu bu yüzden adına Konstantinepolis denilen İstanbul merkezli Doğu Roma İmparatorluğu’nda ortaya çıktı. Burada ki din otoritesinin başındaki kişiye de “Patrik” denildi.

Hristiyanlığın bu şekilde Katoliklik ve Ortodoksluk şeklinde ikiye bölünmesinin temelinde din değil dil konusu vardır.

K.BAYSAL: Doğru mu anladım. “Dil” mi diyorsunuz?

N.K.ZEYBEK: Evet doğru anladınız “Dil”…Katolikler İncil’in Latince okunması gerektiğini savunuyorlardı. Ortodokslar ise “İncil Yunanca okunmalı” diyorlardı.

K.BAYSAL: Peki, Batı’nın geri kalmasının bu konu ile ilgisi var mı?

N.K.ZEYBEK: Hayır yok. Batı’nın geri kalmasının sebebi “Dil” değil “Din” ile ilgili bir konudur.

Eski Ahit denilen Tevrat ile Yeni Ahit denilen İncil’in birleşmesinden oluşan kutsal kitap dogmaları; Avrupa’da yüzlerce yıl süren, hatta bin yıl diyebiliriz, bir karanlık ile karanlıkçılık dönemini ortaya çıkarmıştır. Düşüncenin, felsefenin, bilimin üzerine din karabulut gibi çökmüştür. Özellikle papalık kurumu oluşturduğu engizisyon mahkemeleri ile kilisenin görüşlerine aykırı sözler söyleyenler tutuklanmış, yargılanmış, işkencelerle sorgulanmış bir kısmı da ateşe atılıp yakılmıştır. Çoğunluğu kadın olmak üzere birçok Avrupalı “İçine şeytan girmiş” denilerek itirafa zorlanmış; ateşler içine atılarak yakılmıştır.

K.BAYSAL: Batı bu durumda iken Doğu Dünyası’ndaki gelişmeler nelerdi?

N.K.ZEYBEK: Doğu Dünyası deyince Türk devletlerini, Çin’i bu konunun dışında düşünmek gerekir. Türk devletlerinde de Çin’de de düşüncede, bilimde, erdemli yaşamakta çok ileri düzeyler vardı. Ancak 10. yy’den itibaren büyük ölçüde Müslüman olarak İslam dünyası içine katılan Türkleri de o dönemde İslam Dünyası içinde değerlendirmek mümkündür. Sorumuz “Müslümanlar bugün niye geri?” olduğuna göre artık konuşmamızı bu yönde sürdürelim.

K.BAYSAL: İslam dünyası uygarlıkta Batı’dan daha ileri bir nokta mıydı?

N.K.ZEYBEK: İslam Dünyası deyince “Hangi İslam?” sorusunu sormadan doğru karşılık veremeyiz. Söz gelimi 2.halifenin Mısır’ı almasından sonra İskenderiye kütüphanesindeki binlerce felsefe ile bilim kitaplarını yaktırdığını hatırlayalım.  Böyle bir İslam’ın uygarlık geliştirmesi olabilir miydi?

K.BAYSAL: Peki Hz. Ali’nin “ Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum!” dediğini kaynaklardan okuyoruz. Bahsettiğiniz İslam ile Hz. Ali’nin anlattığı İslam farklı mıdır?

N.K.ZEYBEK: Bu farkı siz söylediniz. İmam Ali böyle bir söz söylememiş olsa bile O’nun İslam’ına çok yakışan bir sözdür. Peygamberin bir sözü çok anlatılır. “Ali, ilmin kapısıdır”. Yine benzer bir söz “Ali, hikmetin kapısıdır”. İmam Ali’nin de soyundan gelenlerin de bilime ilgi gösterdiklerini biliyoruz. Kimse bu ilimlerin hadis usulü, tefsir usulü, kelam, fıkıh gibi din ilimleri olduğunu söylemesin. Çünkü peygamber döneminde bu adına ilim denilen bilgi dallarının adı sanı yoktur.  Altıncı İmam Caferi Sadık’ın Cabir Bin Hayyan’ın öğretmeni olduğu, bu kişinin de Batıda bile kimya biliminin kurucusu sayıldığını anımsarsak Ali ile çocuklarının hangi bilimin kapısı olduklarını daha iyi anlarız.

8.imam Ali Rıza, Abbasi halifesi Me’mun’un kendisine veliaht ilan ettiği kişidir. Belli ki bu imam halife üzerinde çok etkilidir. Me’mun, bir yanı ile Kur’an’ın “Alla kelamı değil mahlûk” olduğuna inanır; öte yandan da felsefe ve bilime çok değer verir. Gerçekte İslam Uygarlığı ciddi anlamda bu kişi döneminde yapılan çalışmalarla başlamıştır. Kurduğu çeviri kurumu ile ele geçirilen tüm Yunanca ya da başka dillerden felsefe, bilim kitaplarını Arapçaya çevirtmiştir. İslam Uygarlığını başlatan işte bu çeviri etkinlikleridir.

K.BAYSAL: Yani, İslam uygarlığının temelinde Batı felsefesi ve bilimi var diyorsunuz. Doğru mu anladım?

N.K.ZEYBEK: Doğru anladınız. Bu arada bu konuda çok büyük etkisi olan bir Türk bilgini de unutmayalım.

K.BAYSAL: Kimdir o unutmamamız gereken Türk bilgini?

N.K.ZEYBEK: Farabi… Adı Muhammed. Babasının adı da Muhammed. Dedesinin adı Tarkan… Tarkan’ın babası Uzluk… Araplar O’nu şöyle anlatıyorlar: Uzluk oğlu Tarkan oğlu Muhammed oğlu Muhammed Ebu Nasr El Farabi Et Türki. Farabi’ye Aristo’dan sonra ikinci muallim de denilmiştir. “Muallimi Sani”… Farabi, Türklük bilincinde, dirliği süresince üzerinde Türk giysilerini çıkarmayan bir kişidir.  Bu arada yine anımsatmalıyım ki 705 yılında Ceykun Irmağı’nı geçip; Turan’a, Türk yurtlarına saldıran Araplar, şehirleri yağmalamışlar; Türklere soykırım uygulamışlar bununla da yetinmeyerek binlerce yıllık Türk Uygarlığının kalıntılarını yakıp yıkmışlardır. Aldıkları yerlerdeki kitapları yakma geleneğini din gibi sürdüren bu talancılar yüzünden bugün Türkler, İslam öncesi Türk uygarlığını yeteri kadar bilemiyorlar. Kurganların altından çıkan ya da yeraltından çıkan bir takım nesneler ancak bu konuda bir fikir verebiliyor. Söz gelimi Almatı çevresindeki kazılardan çıkan “Altın adamlar”… Bu kalıntılardaki üstün uygarlık izleri bütünü ile bilinebilseydi Türk’ün uygarlıktaki üstünlüğü daha iyi anlaşılırdı. Orkun-Yenisey boylarındaki Göktürk yazıları, bu talancıların ulaşamadığı yerlerde bulundukları için yok olmaktan kurtulmuştur. Tarihçilerimiz bu konuya bir de bu açıdan bakmalıdırlar.

Farabi’nin soy köklerinden gelerek, kendisinde ortaya çıkan bilim bilincini bir de böyle anlamalıyız.

K.BAYSAL: Günümüzde İslam Ülkelerinin geri kalmasının sebebine gelebilir miyiz?

N.K.ZEYBEK: Gelelim. Farabi dedik, Farabi’den bir süre sonra 12.yy’da ortaya Gazali diye bir kişi çıktı. Gazali, Farabi’yi ve bütün felsefecileri kâfir ilan etti. Kendisi çok bilgili, çok zeki ve çok etkili bir insandı. Selçuklu Devleti’nin büyük hakanı Alparslan ile oğlu Melikşah’ın baş veziri olan Nizam’ül Mülk ’ün  üniversite düzeyinde kurduğu eğitim kurumlarının ilk baş yöneticisi idi. İslam uygarlığının çöküşü böyle başladı. Eş ’ari yani nakilci, Sünni mutasavvıfı Gazali, düşüncenin donmasına yol açtı.

K.BAYSAL: Tek başına bir kişi bir uygarlığın donuklaşmasına yol açabilir mi?

N.K.ZEYBEK: Doğru söylüyorsunuz. Gazali’yi bir zihniyetin temsilcisi olarak görürsek konu daha gerçekçi temellere oturur. Gazali zihniyetinin etkili olmadığı Osmanlı Türkiye’sinde, Türkistan’da, Hindistan’da, Endülüs’ de İslam uygarlığı gelişmesini sürdürdü. 16.yy’a geldiğimizde yeryüzünün en ileri ülkeleri bu üç Türk devletidir. Osmanlı’da Fatih, Türkistan’da Uluğ Bek, Hindistan’da Babür, Türklüğün doruk hakanlarıdır. Ancak 16.yy’da yine Batı, akıl ile bilim çağına girerken; kilisenin etkinliği kırılmaya başlarken; Türk devletlerinde tersine bir gelişme yaşanmaya başlandı. Gazali'nin nakilci Eş ’ari zihniyeti, Yavuz Sultan Selim’in Mısır’dan getirdiği 2 bin kadar din anlatıcısı ile Osmanlı’ya girdi. Kâtip Çelebi, bunu Mizan adlı eserinde “Osmanlı’nın çöküşü” olarak ifade eder. Söylediği şudur: “Osmanlı Devleti’nde başından başlayarak; Sultan Süleyman Han Hazretleri’ne kadar felsefe, akıl bilimleri ve şeriat birlikte ve bağdaştırılarak okutulurdu. Sultan Süleyman Han devrinde felsefe yasaklandı. Akıl bilimleri küçümsendi. Sadece şeriat kitapları ile yetinmek yetmeyeceğinden çöküş başladı.” Benzer bir gelişme Türkistan’da da oldu. Gazali’nin çökertici zihniyeti oraya Ubeydullah Ahrar denilen mutasavvıf ile girdi. Hindistan’da da yine akıl ve bilim karşıtı Nakşibendi yorumları egemen oldu. Hindistan da böyle çöktü.

Akıl ile bilim yolundan giderek, Sanayi Devrimi’ni gerçekleştiren önce İngiltere sonra diğer batı ülkeleri güçlendiler ve bu güçlerini de acımasızca kullandılar. Afrika’yı yeni keşfedilen Amerika’yı sonra da Osmanlıyı, Hindistan’ı sömürge haline getirdiler. Büyük Petro döneminde Batılılaşan, çağdaşlığı yakalayan, ordusunu ateşli silahlarla donatan Rusya’da Türkistan’ı ele geçirip; sömürge yaptı. Böylece Müslüman ülkeler girdikleri taassup bataklığından kurtulamaz, çırpındıkça batan ülkeler durumuna düştüler.

Başlangıçtaki sorunuzun açık seçik karşılığını veriyorum. Müslüman ülkeler akıl, bilim yolu yerine din taassubunu seçtiklerinden bu günkü geri durumlarına düşmüşlerdir.

Müslüman ülkelerinin geri kalmışlığının açıklanmasının ana çizgisi budur. Bunun ötesindeki anlatımlar ayrıntıdan başka bir şey değildir.

K.BAYSAL:  Yani diyorsunuz ki; Müslüman ülkelerin geri kalmışlıktan, çağdışılıktan, erdemsizlikten kurtulmaları için din taassubundan kurtulup akıl ve bilim yoluna yönelmeleri gerekir. Öyle mi?

N.K.ZEYBEK: Evet, öyle diyorum. Atatürk’ün de söylediği gibi “ Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir”

K.BAYSAL: Verdiğiniz bilgilerle bizleri aydınlattığınız için www.turkdevrimi.com’ adına teşekkür eder; iyilik ve sağlık dilerim.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Arap Birliği üyesi Bahreyn'den İsrail'e Kudüs desteği
Arap Birliği üyesi Bahreyn'den İsrail'e Kudüs desteği
Çavuşoğlu'ndan 'ABD, Gülen'in iadesi için çalışıyor' iddiası
Çavuşoğlu'ndan 'ABD, Gülen'in iadesi için çalışıyor'...