Nöroloji uzmanlarından 'İnme' tehlikesine karşı uyarı


Nöroloji uzmanlarından 'İnme' tehlikesine karşı uyarı

     Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, inmenin sebepleri, belirtileri ve tedavi şekilleri konusunda vatandaşların daha çok bilinçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
     Öztürk, Türkiye’de inme geçiren bir hastanın en yakın zamanda tedaviye ulaşabilmesi için Sağlık Bakanlığı ile beraber ciddi çalışmalar yaptıklarını açıkladı.
     Prof. Öztürk her vatandaşın bilmesi gereken hayat kurtaracak bilgileri şöyle açıkladı:
     "İnme merkezleri konusunda çok ciddi çalışmalar yürüttük. Bu çalışmadan önce, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından inme tedavisinde kalite ile ilgili çalışmalar başlatılmıştı ve bu çalışmalara Sağlık Bakanlığımız da katılmıştı.

MÜDAHALE İÇİN KRİTİK SAAT ARALIĞI
     Ülkemizde inme hastalarının bakımında kalite ne düzeyde, inme geçiren bir hasta hastaneye ne kadar sürede ulaşabiliyor, bu süre için hedefimiz ne olmalı, ilk 4,5 saat içerisinde yüzde kaçı tedaviye ulaşabiliyor, bu hastaların yüzde kaçı ambulans kullanabiliyor, yine bu hastaların yüzde kaçı inme belirtilerini hemen tanıyabilmiş, tedavi sonrası komplikasyon oranları nasıl, tedavide başarı oranlarımız ne durumda ve inme geçiren bir hastaya doğru müdahaleleri yapabilecek merkezimiz var? Sağlık Bakanlığı ile birlikte yaptığımız ve konu ile ilgili bütün soruları içeren yıllar süren çalışmamız sonunda organizasyonda bazı aksaklıklarımız olduğunu gördük. Sonunda da bakanlık ile birlikte bir İNME KLİNİK PROTOKOLÜ hazırladık. Bu protokol bakanlığın resmi sitesinde de yayınlandı.
     Protokolde, hastanın evinden ambulansa ulaşması, ambulansta yapılan müdahale şekli, ambulanstan acil servise ulaşması, acil serviste kimler tarafından müdahale edileceği ve acil servisten de nöroloji ünitelerine nasıl ulaştırılacağına kadar bütün adımlar ele alındı ve nitelikleri belirlendi. Yani böylece hastanın zaman kaybetmeden inme belirtilerini tanıyıp, en hızlı yolla ilgili merkeze ulaşmasını sağlamak istiyoruz. Ambulans hizmeti konusunda da çalışmalarımız var çünkü merkezlere ulaşmanın en hızlı yolu budur. İl müdürlüklerinin de desteği ile, ambulans çalışanları hastayı nereye götürmesi gerektiğini bilecek.

HEKİM SAYISI YETERSİZ
     Burada vurguladığımız çok önemli bir nokta var; inme merkezleri, üniteleri nöroloji uzmanlarının yönetiminde olacak. Nöroloji uzmanlarının yönetiminde kurulmuş merkezlere hastalar geldiğinde, hangi aşamada ne yapılacak, bu hastaların bakımı nasıl yönetilecek, tedavi hangi sırayla diğer disiplinlerin de işbirliği ile devam edilecek gibi adımlar belirlenmiş olacak. Ayrıca tabi ki inme merkezlerinin içinde girişimsel tedavi yapan deneyimli bir uzman hekimin de olması gerekiyor. Bu uzmanlar damar içine girip pıhtıyı alacak ya da içinde eritecek girişimi uygulayabilecek kadar donanımlı hekimler olmalı. Şu an Türkiye’de bu hekimlerin sayısı yeterli değil. Bu nedenle de elimizdeki sayıya göre belirli sayılarda merkezler kurulacak ki şu an hedefimiz 1 milyon kişiye en az bir inme merkezi sağlanması yönünde.
     İnme merkezlerinde, çevre ilçe ve köylerden hatta illerden hava ambulansı ile en hızlı bir şekilde hastaların gelmesi ve burada 7/24 hizmet verilmesi gerekiyor. Şu an bu protokolü uygulayan şehirlerimiz var; Eskişehir, Bursa, İstanbul ve Ankara’da bazı bölgelere uygulanıyor.

HASTA VE YAKINLARININ ONAYI
     Damar içi pıhtı eritici tedavide kanama komplikasyonları bir ihtimal olarak var. Aslında her tedavinin komplikasyonları vardır. Bu nedenle bazı komplikasyonlar konusunda hasta ve hasta yakınını uyarmak ve onların onaylarını aldıktan sonra bu tedavinin uygulanması için, hekimi ve hastayı korumak adına bir prosedür oluşturmuştuk. Ancak uygulamada gördük ki bu onam formunu hasta yakınına imzalatmak istediğimizde, tedaviye başlama süresi uzuyor. Çünkü kimse bu sorumluluğu almak istemiyor ve başka bir aile bireyine danışmak istiyor. Ama bu süreçte geçen her dakika, beyinde milyonlarca hücrenin ölümüne sebep oluyor. Üstelik artık kanıtlandı ki bu tedavi inme için en etkili tedavi şeklidir. Yani bu tedavi uygun zamanda yapıldığında hastaların neredeyse üçte biri kesinlikle yarar görüyor, yüzde 2’si ise küçük kanama komplikasyonları ile karşılaşabiliyor. Ama zaten bu komplikasyonlar tedaviyi uygulayıp uygulamadığınıza bağlı değil, bunlar zaten ortaya çıkıyor. Yani tedavi hastaya zarar veren ve ölüm oranını artıran bir tedavi değil aksine tedavinin yararı bilimsel olarak da kesinleşmiştir. Tedavi hastaya o an fayda sağlamasa da üç ay sonra etkisi olduğunu yapılan çalışmalarla biliyoruz. Bütün bu kanıtlardan sonra Avrupa ülkelerinin çoğu onam formu uygulamasını kaldırdı. Çünkü gerçekten bir zaman kaybı ve bu tedaviyi uygulamamak hastayı tedavisiz bırakmaktır. Bu nedenle biz de onam formunu rehberlerimizden çıkarmak için çalışıyoruz.

TÜRKİYE’DEKİ MEVCUT DURUM
     Ülkemizde bu süre biraz uzun. Hastaların sadece yüzde 10’u ilk 4,5 saatte hekimlere gelebiliyor. Bunların da bir kısmı damar içi pıhtı eritici tedaviye uygun olabiliyor. Yani şu an Türkiye’de tedavi oranı yüzde 2 civarında. Bu sonucun iki sebebi var: En büyük sebebi hasta semptomları tanıyamıyor, tanısa bile mesela konuşması bozuluyor, kolunda veya bacağında kuvvet kaybı ve uyuşma oluyor ama hasta “Biraz bekleyeyim, geçer” diyerek geçiştiriyor ya da altında “Çok yorgunum, ondan oldu” gibi başka sebepler arıyor. Öncelikli olarak herkes inmenin belirtilerini iyi bilmeli.
     İkinci sebep ise hastayı direkt tedavi uygulayabilecek merkeze hemen ulaşamıyor. Ambulans organizasyonu bu konuda tam olmadığı için, ki hasta kendi olanaklarıyla gelirse süre daha da uzuyor, ilk olarak belki bu tedavinin yapılmadığı merkeze geliyor oradan nakil yapılıyor. Bu da yaklaşık 2-3 saatlik bir zaman kaybettiriyor.

TEMEL BELİRTİLER
     Konuşmada ani bir bozulma ve anlaşılmaz hale gelme, konuşmaları anlamama, yüzde ve özellikle ağız köşesinde aniden bir asimetri oluşması, kollarda ve bacaklarda tek taraflı uyuşma ve kuvvet kaybı… Belirtiler kadın ve erkek için değişmiyor. Ancak bu belirtilerin yanı sıra ani baş dönmeleri, ani bilinç ve görme kaybı gibi nadir belirtiler de görülebilir. Bu belirtiler görüldüğünde hasta yakınları genellikle soğuk su, ayran, şekerli/tuzlu su içirme, tansiyonu düşürmeye çalışma gibi müdahaleler yapıyor. Ancak bu çok büyük bir hata. Belirtiler görüldüğünde yapılması gereken şey hemen 112’yi aramak. Aradığınızda belirtileri sıraladığınız zaman sağlık görevlileri durumu bilerek geliyor ve süreç böylece daha hızlı işliyor.

İNME RİSKİ TAŞIYANLAR
     İnmenin yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığı artıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her 6 kişiden biri hayatları boyunca bir kez inme ile karşılaşacak. Kadınlar bu konuda şanssız çünkü 65 yaşından sonra görülme sıklığı daha fazla. Erkeklerde 65 yaşından önce daha fazla görülebiliyor.

HİPERTANSİYONA DİKKAT
     Türkiye’de hipertansiyon inme için büyük bir tehlike. Biz inmeyi tetikleyen ya da risk yaratan faktörleri ikiye ayırıyoruz; değiştirebilir ve değiştirilemez faktörler. Yaş, cinsiyet, genetik faktörler değiştirilemezler grubunda. Değiştirebildiklerimiz arasında ise hipertansiyon sorunu var. Hipertansiyon inme riskini yüzde 60 gibi büyük bir oranda artırıyor. Bu nedenle aralıklı olarak kan basıncı ölçülerek, tuz tüketimini kontrol altına alarak, kan basıncını düzenleyen ve riski azaltan ilaçları doktor kontrolünde kullanarak önlem alınabilir. Kalp hastalıkları, aritmi de beyinde pıhtı oluşmasına neden olabiliyor. Diyabet ve kandaki yağ oranının yüksek olmasını da risk olarak sayabiliriz.
     Beslenme bu noktada çok önemli. Beslenme bozukluklarına bağlı risk faktörleri ilk üçte yer alıyor. Günde 3/5 porsiyon meyve ve sebze yemek, zeytinyağı kullanmak ve diğer yağları azaltmak, akdeniz diyeti ile beslenmek çok faydalı. Bunlar hem beyindeki damar hastalıklarını, demans ve Alzheimer gelişimini önlemek için çok etkili. Haftada en az 3 kez yarım saatlik orta hızda yürüyüş yapmak, sigara ve alkolden uzak kalmak, varsa uyku apnesi gibi uyku hastalıklarından korunmak ve kurtulmak çok önemli. Aspirin kullanımı konusunda ise, herkese tavsiye etmesek de risk taşıyan 65 yaş üstü hastalar, diyabeti olanlar doktor gözetiminde kullanabilirler.

HAVA KİRLİLİĞİ, RİSKİ ARTIRIYOR
     İnmenin en önemli tetikleyicilerinden biri de hava kirliliği. Hava kirliliği inme riskini yüzde 30 oranında artırıyor. Çünkü bu durum damar duvarını bozuyor, kan dolaşımındaki pıhtılaşma faktörlerini değiştiriyor. Bu konuda ülkemizde tehlike yaratan bölgelerimiz var ne yazık ki.

TÜRKİYE’NİN NÖROLOJİ ATLASI
     Derneğimizin önemli bir projesi daha var; Nöroloji Atlası Projesi. Bu çalışma henüz pilot aşamasında. Bu aşamada çalışmamızın doğru bilgiler vermesi açısından hangi aksaklıklarla karşılaşabileceğimizi gördük. Elimizdeki verileri gözden geçirip çalışmaya devam edeceğiz ve gelecek sene için doğru planı hazırlayacağız. Bir yıl sonunda da büyük sonuçlara ulaşabileceğimizi ve sonuçları sizinle paylaşabileceğimizi düşünüyoruz."