MESELE SADECE KUDÜS MÜ?


   Sevgili okurlar, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en berbat “dış” politikasının izlendiğine maalesef şahit oluyoruz.  Son birkaç gündür “Kudüs” meselesi ortaya atıldı hemen her konuda olduğu gibi detayları hakkında bilgi verilmiyor. Sadece “İsrail Başkenti Kudüs” oldu, Hamas ise bu konuda “savaş ilanıdır” diyerek tepki gösterdiği abartılı bir dil ve görsellerle servis edilmektedir. Yıllardır İsrail zaten Kudüs’ün başkenti olduğunu tüm ticari ve siyasi faaliyetlerini burada gerçekleştirdiğini açık açık ifade etmektedir. Sizlere Kudüs geçmişini, amacını, buradaki ibadethanelerin anlamlarından bahsetmeyeceğim… Çünkü dikkat çekilmesi gereken konu meselenin “Kudüs” olup olmadığıdır.

   Zarrab davası kişilere karşı olmasına rağmen bulundukları makamlar gereğince hemen Türkiye Cumhuriyeti Devletine mâl edilmesi paniğin ne denli büyük olduğunu gösteriyor… Merakla davayı takip ediyorum ortaya çıkan ilişkiler hayret verici…

   Kudüs’e verilen bu abartılı tepkinin Zarrab davasından dolayı üstlere çevrilen okların hedefini saptırmak olduğu ortadadır. Kudüs ve buna benzer derin duygusal konularda hassasınız buyurun birazda bu konulara bakalım ne kadar samimisiniz görelim mi?

   22 Şubat 2015 tarihinde bir gecede apar topar Süleyman Şah Türbesi taşındı… Basın bu olayı bir zafer kazanmış edasıyla duyurdu ve operasyona “şah fırat” adını verdi. Kimin “şah” kimin “mat” olduğunu gayet iyi biliyoruz.

   1 Ekim 2017 tarihli verilere göre cari açık 4,53 milyar dolar olarak açıklandı. Başta stratejik kurumlar olmak üzere son 15 yılda 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı buna rağmen 400 milyar dolardan fazla açık verildi.  Tüm bunlara rağmen “500 dev tesis açtık” diyerek propaganda yapanlar hangi tesisleri açtıklarını söylemediler… Ben söyleyeyim, taksi durağı, umumi tuvalet, saat, park – bahçe çiti, otobüs durağı, su yükleme kioskları, İŞKUR vb. elektronik tabela ve kiosklar gibi yerel yönetimlerin yapması gereken sosyal ihtiyaçlar vatandaşa DEV TESİS olarak lanse ediliyor. Fabrikalar açılmadı mı elbet açıldı ancak yine yurt dışı merkezli firmalar tarafından ihale usulü ile açılan fabrikaları açtılar, son örneğini Isparta’da ki formülü hep gizli olan içecek fabrikası ile gördük.

   Kasım 2017 itibariyle TÜİK verilerine göre işsizlik oranı %12,8 iş gücüne dâhil olan nüfus üzerinden yapılan hesaplamalarda yaklaşık 6 milyon kişinin işsiz olduğu ortaya çıkıyor. Mantar gibi içi boş bilimden uzak üniversiteler açıldıkça bu rakam yakında çalışan nüfus oranı olacak gibi görünüyor…

    En basit ve temel sorunlara bile tepki göstermeyen yurttaşlar bizimle alakası olmayan bir ülkenin ve bir diğer ülkenin egemen olmak istediği şehir için kendilerini paralıyorlar… Bu da yetmiyormuş gibi Hükumet kanadından da bu konuda aymazlık derecesinde dış politikayı mahvedecek hamleler yapılıyor. TBMM’de bütçe görüşmeleri şu sıralarda başladı veya başlamak üzere… Bu konuda görüşmelerin yapılması gerekirken, vatandaşın bu konuda hassas olması gerekirken tek mesele KUDÜS oldu…

   Daha kendi vatandaşlarımızı koruyamıyoruz 15 Temmuz tarihinde başımıza gelenleri ve sonrası gelişmeleri anlatmama gerek yok… Yılın son çeyreğini bitirmek üzereyken şehit sayısına baktığınızda savunulması gereken yerin KUDÜS değil bizzat yönetilen toprakların olması gerektiği aşikârdır.

   Şimdi size daha can yakıcı bir konuda bilgi vereceğim… Aşağıda görülen fotoğraf Alman Ordusu (Bundeswehr) aylık faaliyet dergisinden. Fotoğrafta görülenler ise PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olan PYD terör örgütü üyelerine ait. FotoğrafçıAndy Spyra’nın çektiği YPG terör örgütü üyelerinin fotoğrafları ve onlarla yapılan röportajlardan alıntılar mevcut.  Fotoğrafların yanlarına  “… Kahramanı”, “… savunucusu”, “… adet hedef yok etti” gibi küçük notlar düşülmüş.

   Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Devletin ilgili kademeleri bu duruma tepki göstereceği yere “Eyyy İsrail sabrımızı taşırma bir gece ansızın 82 Kudüs, 83 Tel-Aviv” diyorlar. Tepki gösterecekseniz bu konuda gösterin! Artık müzik notası mı verirsiniz ne yaparsınız bilemem ancak bir Devletin terör örgütüne “ORDU” üzerinden destek vermesi kabul edilemez olmalı.  Hele destek verilen örgüt yaklaşık 60 bin vatandaşımızın hayatına mal oldu ise…

   Bu yayının ve fotoğrafın yorumunu sizlere bırakıyorum. Umarım Devletin yöneticilerinden utanan veya farkında olan olur da bu konuda gerekli hassasiyeti gösterir.

 

Esen Kalın.