21. YÜZYILIN PETROLÜ: VERİ


19. ve 20. yüzyılda, dünyadaki tüm endüstrilerde ana enerji kaynağı olarak petrol kullanılmış ve bu madde teknolojiden ekonomiye, gıdadan ulaşıma ve daha birçok alana kadar uzanan geniş bir yelpaze üzerinde dolaylı veya direkt etki gücü ile uluslararası güç dengelerini de şekillendiren merkezi bir unsur olmuştur.

21. yüzyıla gelindiğinde ise endüstri çağının lokomotifi petrolün yerini artık bilgi çağının lokomotifi olan “veri” almıştır. Bugün dünyanın en büyük firmaları ve teknolojiye yön veren otoriteler, veriyi “21. yüzyılın petrolü” olarak tanımlamaktadır. Veri, bilgiye giden hammaddedir. Ham petrolün yer altından çıkarıldıktan sonra işlenip makinelerde kullanıma hazır hale gelmesi gibi veri de toplanıp birtakım yöntemlerle işlendikten sonra bilgi haline dönüşerek insanların karar destek mekanizmalarında kullanıma hazır hale gelir.

Bir devletin, egemenliği altındaki kara ülkesinin ve kıta sahanlığının altındaki petrol rezervlerinden faydalanabilmesi, bunları ekonomik değere dönüştürebilmesi için öncelikle yeraltında petrolün var olduğunu ve de bunun nerede olduğunu tespit etmesi gerekir. Bu, en temel birinci adımdır;yani değer yaratacak unsurun farkında olma bilincidir. Daha sonra da bu kaynağı elde etme amacına yönelik karada ve denizde ham petrolün çıkarılacağı teknolojilerin ve makine parkurlarının tamamlanması gerekmektedir, bu da hammaddenin toplanmasına ve biriktirilmesine yönelik ikinci adımdır. Üçüncü ve son adımda da, elde edilmiş olan hammadde işlenerek birbirinden farklı çeşitli ürünler haline getirilir. Bu son adımdaki işleme fonksiyonunu gerçekleştiren makine ve teknolojiler, bir önceki toplama ve biriktirme fonksiyonunu yerine getiren teknoloji ve makinelerden farklıdır ve ayrı bir uzmanlığa ihtiyaç duyar.

Verinin bilgi haline haline gelme yolculuğu da hampetrolün ürün haline gelme yolculuğuna benzer özellikler taşımaktadır. İlk adımda farkında olunması gereken husus, tahmin ettiğimizden çok daha fazla hacimde ve çeşitlilikte veri içinde yüzdüğümüzdür: Sağlık sektöründe hastaların muayene ve labaratuar verileri, bankacılık ve perakende sektöründe finansal işlem verileri, sosyal medyada insanlar arası etkileşim verileri, uydu haberleşmelerindeki sinyalizasyon verileri, jeolojide ve sismolojide yerkabuğu verileri gibi. Kayıt altına alınabilen her gözlem bir veridir ve kayıt altına alınabilen verinin hacmi ve çeşitliliği ne kadar büyük olursa, işlendikten sonra elde edilecek bilginin kalitesi de o denli büyük olur. Bu bağlamda dünya çapındaki bilişim firmaları, genelde en kritik bilgileri rakiplerinin önemsemediği, veri olarak saymadığı büyük kütleli gözlemleri veri olarak değerlendirebilmekle elde etmektedir. Petrolle karşılaştırıldığında petrol kaynak olarak sınırlı, veri ise sınırsızdır.

İkinci adımda ise verinin depolanması ve saklanması fonksiyonları, artık gelişen ve ucuzlayan depolama cihazları ile geçmişe nazaran daha kolay yapılabilmektedir. Bugün, yirmi sene önceki bir veri depolama ünitesinin kapasitesinin binlerce katında olan bir depolama donanımına aynı fiyata, hatta daha da ucuza rahatça ulaşılabilmektedir. Üçüncü adım olan verinin işlenip bilgiye çevrilmesi süreci, en az birinci adımdaki veri farkındalığı bilinci kadar kritik öneme sahiptir. Bu noktada artık hammadde, son ürün haline gelmektedir ve kimin ürünü diğerlerinden daha iyiyse, uluslararası rekabette kazanan o olmaktadır. Verinin bilgi ürünü haline gelmesindeki analiz sürecinin kalbini “mantık reçeteleri” anlamına gelen algoritmalar oluşturmaktadır. Algoritmalar, yemek tariflerine benzetilebilir. Eldeki mevcut malzemelerin lezzetli bir yemeğe dönüşmesinin ancak iyi bir yemek tarifi ile mümkün olabilmesi gibi eldeki verilerin değerli bir bilgi ürününe dönüşmesi ancak iyi kurgulanmış algoritmalarla mümkündür. Yemek tariflerinde olduğu gibi algoritmaları da insanlar üretir. Algoritma, bir düşünce ürünüdür. Bu bağlamda en değerli algoritmalar da hür düşünce ve yüksek hayal gücü ile üretilir. Başkasının yaptıklarını incelemek elbette faydalı ve yardımcı olacaktır, ancak yapılmış olanların önüne geçmek ancak yapılanları sorgulayıcı düşünce ile irdeleyip hayal gücüyle harmanlayarak ortaya yeni ve eskilerden daha iyi bir sonuç çıkarmakla mümkündür.

Görüldüğü gibi 21. yüzyılın bilgi çağında verinin bilgiye olan yolculuğunda ihtiyaç olan en kritik unsur, yatırım gerektiren maddi altyapılar değil; sorgulayıcı düşünceye ve hayal gücüne sahip konusunun uzmanı yetişmiş insanlardır. Nitekim uluslararası bir danışmanlık firması olan Gartner’ın 2013 değerlendirme raporunda bu konuya, beş senelik bir projeksiyon tahmini ile 2018 yılında bilişimin merkezi olan Amerika’da bile %51 oranında yetişmiş veri bilimcisi açığı olacağı tespiti ile dikkat çekilmiştir.