TUNALI HİLMİ İSMİ SADECE ANKARA'DA BİR CADDE İSMİ DEĞİL!


TUNALI HİLMİ İSMİ SADECE ANKARA’DA BİR CADDE İSMİNDEN İBARET DEĞİLDİR!

 

                Güzel Ankara’nın en bilinen caddelerinden biri Tunalı Hilmi… Kuğulu Park’ın olduğu kısımda Tunalı Hilmi Beyin bir heykeli vardır. Kaidesinde sadece “Bolu Milletvekili ve dönemleri” yazılıdır. Hâlbuki Bolu Milletvekili olana kadar neler neler yaşamış ve ne mücadeleler vermiştir kimse bilmez.  

                Tunalı Hilmi Bey, 1871 yılında bugünkü ismi Tǎrgovište olan Eskicuma’da doğmuştur. Babası Kantacıoğulları ailesinden tütün eksperi İsmail Efendi, annesi Hacıabdullah ailesinden Rukiye Hanım’dır.

 

                İlk öğrenim yılları babasının mesleği sebebiyle Anadolu’nun birçok yerinde parça parça geçmiştir. Daha sonra Fatih Askeri Rüşdiyesi'nde okumaya başlamış ve Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’ne kaydolmuştur. Burada başarılı bir eğitim hayatı sürmüş ve Gülhane Askeri Tıbbiyesi’nde okula devam etmiştir. Okulda tanıştığı arkadaşları vasıtasıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmış, II. Abdülhamit yönetimini eleştirdiği “Teşvik” gazetesi ile hafiyelerin dikkatini çekmiştir. Bir süre takip edilmiş fakat kimliğini gizlemeyi başardığı için sonuçsuz kalmıştır.

 

                1895 yılında artan kargaşa ve peş peşe yapılan tutuklamalar sonrası Avrupa’ya geçmiştir. 1895 yılında Hilmi Bey tıbbiyenin son sınıfındayken Cenevre’ye geçmiş ve tahsilini tamamlayamamıştır. Fakat Cenevre’ye yerleştikten bir süre sonra Cenevre Üniversitesinde Hukuk bölümü okumaya başlamıştır. Yine bu okulda Abdullah Cevdet ve bazı arkadaşları ile “Osmanlı” gazetesini çıkarmaya başlamıştır. Bu gazetede ilk defa Türkçü ve Cumhuriyetçi fikirlerini açık açık yazmaya başlamış ve etrafına birçok Türkçü genç toplanmıştır. Hatta bazı yazılarına olan talepten dolayı İstanbul’da dahi gazete satışa girmiştir. Çok geçmeden                    II. Abdülhamid’in sansürcü ve diktatör yönetiminden dolayı gazetesinin satışı yasaklanmıştır.

Hatta II. Abdülhamid tarafından görüşme bahanesiyle tutuklanması ve bir an önce İstanbul’a getirilmesi için Paris elçisi Münir Paşa görevlendirilmiş fakat Hilmi Bey Münir Paşa ile görüşmemiştir. Bunun üzerine Hilmi Bey’in babası tutuklanarak Musul’a sürgüne gönderilmiştir.

Ardından 1899 yılında Basra yakınlarında babası hayatını kaybetmiştir.

 

                Hilmi Bey bu baskılara rağmen çalışmalarına devam etmiş, bir süre Paris’te kalmış ve yine bu sırada Mizancı Murad ile tanışmıştır. Mizancı Murad’ın çıkardığı “Mizan” gazetesini desteklemiş ve yine Türkçülük üzerine yazılar yazmıştır. Avrupa’da eğitim gören öğrencilere destek olmak için “Osmanlı Talebe Cemiyetini” kurmuş ve Avrupa’ya gelen Türk gençlerine Türkçülük ve Cumhuriyet/demokrasi hakkında eğitimler vermiştir.

 

                II. Abdülhamid’in baskılarına dayanamayan Mizancı Murad kurdukları cemiyetten ve gazeteden istifa ederek İstanbul’a dönmüştür. Cemiyetin başına uzun uğraşlar sonucu Tunalı Hilmi Bey geçmiş faaliyetlerine hız vermiştir. Bu sırada İttihat ve Terakki içinde bazı boşluklar söz konusu olmuş, Hilmi Bey 1898 yılında “müfettiş” olarak Mısır’a gitmiştir. Cemiyetin Kahire şubesini kurmuş ve örgütlemiştir.  Bu görevi sonrası 1900 yılında tekrar Paris’e dönmüştür.

 

                II. Abdülhamid ve Jön Türkler arasında kısa süreli bir barış sağlanmış, bundan istifade ederek Madrid Elçiliği Kâtipliğine “Osmanlı” gazetesini kapatması karşılığı atanmıştır. Bu durgunluk süresince yeni çalışmalar yapmış, bürokrasiye ayak uydurarak birçok doktrin hazırlamıştır. Bunları Cumhuriyet döneminde Atatürk’e sunmuş ve birçok  “devrimin” kaynağı olmuştur.

 

                Paris’te 4 Şubat 1902 tarihinde I. Jön Türk Kurultayını düzenlemiş fakat İttihat Terakki’nin kendi içinde bölünmeleri keskinleşince kurultay kararları ve raporu üzerinde çok durmamıştır.

 

                1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanı sonrası İstanbul’a dönmüştür. 1909 yılında Karadeniz Ereğlisi’ne kaymakam olarak atanmıştır. 1911-1913 arasında Ordu ve çevresinde kaymakamlık yapmış, 1913 yılında mülkiye müfettişi olarak Musul’a tayin edilmiştir. 1916 yılında I. Dünya Savaşı sebebiyle Muhacir Umum Müdürlüğünde göreve başlamış sınır boylarında sürekli olarak müfettişlik görevi yürütmüştür.

 

                Mondros’un imzalanmasıyla İstanbul’a dönmüş ve son Meclis-i Mebûsan’da Bolu Milletvekili olarak görev almıştır. Meclisin kapatılmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarına uyarak Anadolu’ya geçmiştir.

 

                27 Nisan 1920 yılında Ankara’ya gelir gelmez meclisteki görevine başlamıştır. İlk görevi  Anzavur ve Düzce ayaklanmaları sonrası müfettişlik olmuştur. Bölgeyi teftiş ederek meclisin talebi üzerine raporlar hazırlamış ve bu raporları meclise sunmuştur.

 

                Milli Mücadele sırasında mecliste yaşanan “Hilafet-Cumhuriyet” rejimi tartışmalarında Atatürk’ün yanında yer alarak Cumhuriyeti ve Türkçülüğü öne çıkarmıştır. Birçok hilafet yanlısını ikna etmiştir.

 

                Yine bu dönemde mecliste devam eden yasa tasarılarının birçoğunda imzası, bir o kadarında da katkısı vardır. Özellikle öz Türkçe, hitap, kanunların eşitliği gibi konularda etkili olmuştur. Milli Eğitim, yurttaşlık bilinci, kadın hakları, medeni kanun düzenlemeleri gibi konularda da mecliste ateşli konuşmalar yapmıştır.

 

                Hilmi Bey özellikle kadın hakları konusunda çok hassas davranmış hatta Cumhuriyet’in ilanı sonrasında bir konuşmasında “kadın paşalar” görmek istediğini belirtmiştir.

 

                Yine mecliste yirmi bin erkeğin yaşadığı yerlerin seçim bölgesi kabul edilmesi tartışılırken Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmadığını en azından birey olarak nüfuslarının sayılmasını istemişti.

 

                Diğer milletvekilleri Tunalı Hilmi Bey'e tepki göstererek ayaklarını yere, ellerini de sıra kapaklarına vurmuşlardı.

 

Tunalı Hilmi Bey:

 

                “Ayaklarınızı vurmayınız efendiler! Benim mukaddes analarımın, mukaddes bacılarımın başına vuruyorsunuz ayaklarınızı. Benim anam babamdan yüksektir. Hakikate tahammül edemiyorsunuz.” diyerek tepki verenleri anında susturmuştur.

 

                Türkçülüğün öncülerinden Tunalı Hilmi Bey ömrünü, hayatını, ailesini Türklük uğrunda feda etmiştir. İsminin sadece bir caddeden ibaret olmadığını özellikle belirtmek gerekir.   

 

                Ankara’da bulunan Tunalı Hilmi Caddesine Kuğulu Park tarafından girerseniz sol tarafta heykelini göreceksinizdir. Kendisine bir selamı çok görmeyiniz.

 

                Tunalı Hilmi Bey 26 Temmuz 1928 tarihinde tüberkülozdan tedavi gördüğü Şişli Etfal Hastanesinde çok sevdiği Türk dünyasından uçmağa göç etmiştir. Kurganı bugün Ankara Cebeci mezarlığındadır. 

 

                Atatürk devrimlerinin aziz savunucu büyük Türkçü Tunalı Hilmi Bey’i saygı ve minnet ile anıyoruz.