Meclis Başkanı sıfatıyla İstanbul adaylığına ’anayasal...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam

Meclis Başkanı sıfatıyla İstanbul adaylığına 'anayasal tepki'

01 Ocak 2019 - 02:25 - Güncelleme: 01 Ocak 2019 - 04:20

     Muhalefet partileri, hukuk çevreleri, sivil toplum örgütleri ve hatta hükümet partisi AKP’de de TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı "Anayasa ihlali" açısından tartışma konusu oldu.
     Yıldırım’ın belediye başkanlığına adaylığı durumunda istifa edip etmeyeceği konusunda AKP içinde yaşanan tartışmaların "İstifaya gerek yok" şeklinde sonuçlandığı bilgisi Ankara’da siyaset kulislerine çoktan yerleşti.
     AKP’de, Yıldırım’ın istifasına gerek olmadığını savunanlar açıkça "Anayasa’da böyle bir yasak var, ancak yaptırımı yok" diyor. AKP içinde genel kanı, "yaptırımı olmayan bir yasağa uymanın çok da şart olmadığı" yönünde.
     Oysa Anayasa’nın 94'üncü maddesini temel alan muhalefet partileri ve hukuk çevreleri, Binali Yıldırım’ın TBMM başkanlığından istifa etmek zorunda olduğu konusunda ısrarlı.
     Zira 94'üncü madde, "TBMM Başkanı, başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında Meclis tartışmalarına katılamazlar; başkan ve oturumu yöneten başkanvekili oy kullanamazlar" ifadesini içeriyor.
     Tüm muhalefet partileri, Binali Yıldırım’ın istifa etmemesi halinde "AKP’nin bir kez daha Anayasa ihlalinde bulunduğunun tescilleneceği", 31 Mart yerel seçimine giden süreçte AKP’nin meclis başkanlığını da kullanarak "yine haksız rekabet" yaratacağı görüşünde hemfikir.

2015 Haziran seçimleri
     Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 7 Haziran 2015 seçimlerinin 1 Kasım 2015’te tekrarlandığını hatırlatarak sonrasında yaşanan 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından gelen OHAL koşullarının 'Anayasa ihlalleri'nde yeni bir dönem açtığını belirtti.
     Kaboğlu 16 Nisan 2017’deki Anayasa değişikliği referandumu ile birlikte Türkiye’nin parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişinin başladığını belirtirken, bu geçişe uygun yasal düzenlemelerin hiçbirinin yapılmadığına dikkat çekti.
     Prof. Dr. Kaboğlu, "Böylelikle Türkiye'de tam anlamıyla bir anayasasızlaştırma harekatı yaşanmıştır. Yasama, yürütme ve yargı üçgenindeki denge tamamen ortadan kaldırılmıştır" dedi.
     Anayasa hukukçusu Kaboğlu, yeni sistem gereğince cumhurbaşkanının atamasıyla oluşturulan bakanlar kurulu kararlarıyla, cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle, alınan seçim kararlarıyla 'Anayasa ihlali' yapıldığına işaret etti.

Bilanço çok kabarık
     Türkiye İnsan Hakları Vakfı başta olmak üzere Türk Tabipleri Birliği, Eğitim-Sen gibi demokratik örgütler de, AKP hükümetinin 'Anayasa ihalleri'nin takipçisi oldu. Bu örgütlerden gelen verilerle Türkiye’de Anayasa ihlallerini raporlaştıran BM ve Avrupa Birliği, özellikle OHAL döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) yarattığı sorunlara dikkat çekti. Örgütler, AKP hükümetinin 'yeni ihlallerin önünü açacak' uygulamalardan uzak durmasını istedi.
     Eski Cumhuriyet Savcısı ve yargıçlar sendikası YARSAV’ın eski başkanlarından Ömer Faruk Eminağaoğlu da DW Türkçe’ye açıklamasında "Bilanço çok kabarık" ifadesini kullandı.
     Eminağaoğlu, AKP hükümetinin her fırsatta 'Anayasa ihlali'nde bulunduğunu öne sürerken, "Her seçim döneminde bu ihlalleri adeta fışkırıyor. 31 Mart seçiminden sonra ufukta seçim de görünmüyor. Demek ki sonrasında kesintisiz bir ihlal sürecine girmiş olacağız" diye konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Moskova ısrarlı: Suriye’nin kuzeyi Esad’a devredilsin
Moskova ısrarlı: Suriye’nin kuzeyi Esad’a devredilsin
Yunan Bakan'dan Türkiye'ye küstah tavır: Ya barış, ya savaş
Yunan Bakan'dan Türkiye'ye küstah tavır: Ya barış, ya savaş