PROF. DR. SADIK RIDVAN KARLUK YAZDI... Rusya’nın Avrupa Konseyi...
  • Reklam

PROF. DR. SADIK RIDVAN KARLUK YAZDI... Rusya’nın Avrupa Konseyi Üyeliği İçin Kırım Feda Edilmemelidir

16 Temmuz 2019 - 12:03

Geçen hafta  başında yıllar önce başkanlığını  yaptığım Eskişehir  Kırım Derneği,  kurucu üyesi  olduğum Kırım Gelişim Vakfı, Eskişehir Kırım Halkbilim Derneği, Dünya Kırım Tatar Kongresi adına dernek başkanı Evren Olcay, “Rusya’nın Avrupa Konseyi’ne geri dönüş kararına oy veren vekillerimiz tarih önünde mutlaka hesap vereceklerdir” diyerek  Kırım’ı işgal eden Rusya’ya verilen desteğin Kırım Türklerini üzdüğünü  açıklamıştır. Eskişehir Milletvekili ve  Kırım Türklerinden de oy alan  sayın  Emine Nur Günay’ın Kırım’ı işgal edip soydaşlarımıza baskı yaparak onların Kırım’ı terk etmesini sağlamaya çalışan Rusya lehine oy kullanması  eleştirilmiştir. Ben de Rusya lehine oy kullanılmasının   doğru olmadığını  belirterek Kırım Haber Ajansı’na   (QHA)   görüşlerimi açıklamıştım..

Annem Kırım, babam Romanya Köstence kökenlidir. Kırım’ın Rus etkisi altına girmesi sonucunda  önce Köstence’ye oradan da Türkiye’ye göç etmişlerdir. Kuzenlerim Köstence’de yaşamaktadır. Rusya, Kırım’ı  uluslararası hukuku yok sayarak işgal etmiştir. AKPM’de Rusya lehine oy kullanan ve on binlerce Kırım kökenlinin yaşadığı bir kenti temsil eden bir milletvekilinin  Rusya lehine oy kullanması, eğer  önceden alınan bir kararın  sonucu değil de  kendi  iradeleri ile olduysa, bunun tek bir açıklaması olabilir.  O da S- 400 konusu gündemde iken Rusya ile aramızın bozulmamasıdır.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından, Konsey’de oy kullanma hakkını dondurduğu Rusya’ya bu hakkı iade etmiştir.  İç yönetmelikte yapılan  değişiklikle oy kullanma hakkını yeniden elde eden Rusya, bu hakkının dondurulduğu son beş yılda Konsey’e temsilci göndermemiş ve 2017’den itibaren Konsey bütçesine katkı payını da ödememiştir. Bu miktar  faizlerle birlikte 87,2 milyon Euro’dur. Rusya'nın ödemelerini durdurması kurumun maliyesini olumsuz etkilemiş, Moskova da Rus heyetine yaptırımın devam etmesi durumunda Avrupa Konseyi üyeliğini feshetme tehdidinde bulunmuştur.

Yapılan oylamada Rusya lehine oy kullanan sayın vekil, yapılan eleştiriler karşısında  basına “Kırım’ın ilhakının  Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından kınandığını”  açıklamıştır ama bu doğru değildir.  AKPM 25 Haziran 2019 tarihinde Rusya’yı  kınanmamıştır. Sayın vekilin doğru olmayan, geçmişte alınan kararı yeni alınmış gibi sunması, acaba ne kadar doğrudur? Eskişehir halkını acaba kandırabilir miyim düşüncesinde olabilir mi?  Mensup olduğu parti acaba bu durumu nasıl değerlendirir?    

Sayın vekilin açıklaması üzerine  bazı  ajans ve gazeteler AKPM  25 Haziran’da yapılmayan kınamayı yapılmış gibi  haberleştirmişlerdir.  Sözü edilen  karar 25 Haziran öncesinde alınmıştır.  Milletvekili  bile olsa hiç kimse eski bir kararı yeni alınmış gibi basınla paylaşma hakkına sahip değildir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.  Rusya’nın kınanması, Avrupa Konseyi bir ülkenin (Ukrayna) toprağını hukuk dışı işgal ettiği için olup, geçmişte kalmıştır.   Bilginin doğru olup olmadığını kontrol etmeden veren basın kuruluşları ile haber kaynağı vekil, halkı bir anlamda kandırmıştır. Çünkü 25 Haziran 2019 tarihinde AKPM’de böyle bir kınama kararı alınmamıştır.  Sorun,  25 Haziran’da AKPM’de  yapılan oylamada Türk heyetinin biri hariç tamamının Rusya lehine oy vermesidir.   Doğru olmayan   açıklamayı paylaşan  yayın organları aşağıdadır. 

Bu süreçte Rusya’nın AKPM’ye geri dönmesini sağlayan karara tepki gösteren Ukrayna heyeti protesto için AKPM'yi terk etmiş, heyet başkanı Vladimir Ariyev, AKPM'deki çalışmalarını askıya alacaklarını ve üyeliklerini gözden geçireceklerini duyurmuştur.  Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, kararın kendisi için hayal kırıklığı olduğunu belirtmiştir. Facebook hesabından açıklama yapan Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin, AKPM'nin kararı sonrası  danışmalarda bulunmak için Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi'ni geri çağırdıklarını  açıklamıştır: "Avrupa Konseyi'ne olan güvenimizi yitirdik ve bunu yeniden tesis etmek son derece zor olacak. Kuruluş, insan haklarını korumaya yönelik çalışmaların lideriyken sıradan bir yöneticiye dönüştü." 

Rusya, oy hakkının  kısıtlanması  sebebiyle Avrupa Konseyi'ni boykot etmiş, 2017 yılında  üyelik dolayısıyla yıllık ödemesi gereken 46 milyon Euro tutarında aidatı kesmiştir. Moskova'nın AKPM'ye 75 milyon Euro borcu  vardır.

Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma milletvekili Leonid Slutskiy, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin Kırım’ın statüsünü işgal edilen Ukrayna toprağı olarak belirleyen değişikliği reddetmesini, Avrupa Birliği ülkelerinin yakın zamanda “Kırım’ı Rusya’nın bir parçası olarak tanıyacağına işaret ettiğini ileri sürmüştür. Herhalde Türk parlamenterlerin bu gelişmeden haberleri vardır. AKPM’nin kararını çarpıtan  Slutskiy yaptığı açıklamada, “Raporla ilgili değişiklikler konusunda (Kırım’ın statüsünün Ukrayna’ya ait işgal edilen toprak olarak belirlenmesi) yapılan oylamayla; AKPM’nin 3’te 2’si değişiklikleri desteklemedi. Aslında Kırım’ın Rusya’nın bir parçası olarak kabul edilmesine doğru ilk adım atıldı” demiştir.  Slutskiy, AKPM Genel Başkan Yardımcılığına  aday olmuş ve kaybetmiş bir kişidir.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde 25 Haziran 2019’da gerçekleşen yönetmelik değişikliği ile Rus heyeti yeniden Konsey’de oy hakkına sahip olmuştur. Kırım Tatar Türklerinin ana vatanı Kırım’ı 2014 yılında yasa dışı  işgal eden Rusya, 5 yıldır Konsey’e temsilci gönderemiyordu. Kabul edilen kararla  AKPM’nin yaptırım mekanizması değişmiştir. Yönetmeliğe, AKPM’nin Rusya da dahil olmak üzere herhangi bir üye ülkeye yaptırımları uygulamayı ortadan kaldıran bir hüküm eklenmiştir.

İşgalci Rusya’nın Konsey’e dönüşünün önünü açan karar için  118 milletvekili “evet”, 62 milletvekili “hayır” ve 10 milletvekili de “çekimser”  oy kullanmıştır. 11 ülkenin farklı partilerden milletvekillerinin  çoğunluğu “evet” demiştir. Lehte oy kullanan  ülkeler,  Moskova’yı Avrupa Konseyi’nden uzaklaştırmanın, Rusya’daki insan hakkı mağdurlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurma hakkını zora sokacağı görüşündedirler. Bu ülkeler;  Ermenistan, Belçika, İsviçre, Çekya, Almanya, Hırvatistan, İtalya, Moldova, Hollanda, Portekiz ve Slovakya’dır.

Oylamada Gürcistan, Estonya, Letonya Litvanya ve Ukrayna'yı temsil eden parlamenterlerin tamamı hayır oyu kullanmıştır. Tüm vekilleri çekimser kalan ülkeler Danimarka, Finlandiya, Lihtenştayn, Romanya ve Slovenya olmuştur. Polonya, İsveç ve İngiliz vekillerin çoğunluğu tasarıya  karşı çıkmıştır. Oylamada Rusya lehinde ve aleyhinde karar veren ülkelerin açıklanmasıyla Moskova’nın Avrupalı dostları ve hasımları da belli olmuştur.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin günümüzde 47 üyesi vardır. Türkiye kurucu üyeler arasındadır. Her bir üye ülkenin, nüfusu oranında temsil edildiği AKPM, 324 asil, 324 yedek üyeden oluşur. AKPM üyeleri, her üye ülke parlamentosundan, parlamentodaki güç dengesini yansıtacak şekilde seçilmektedir. Türkiye'den de 18 asil, 18 yedek üyeden oluşur.  Türkiye  1987 yılında Konsey’e bireysel başvuru hakkını, 1990 yılında da zorunlu yargı yetkisini tanımıştır.  Günümüzde  Denetim Mekanizmasına tabi olan ülkeler  arasında Türkiye de vardır. Diğer ülkeler şunlardır: Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna Hersek, Gürcistan, Moldova, Rusya Federasyonu, Sırbistan, Ukrayna.  Denetim  Sonrası Diyalog Süreci’ne  tabi ülkeler ise  Bulgaristan, Karadağ ve  Makedonya’dır.

Avrupa Konseyi’nde 25 Haziran’daki oylamaya  katılan Türk delegasyonunda; AK Parti Ankara Milletvekili, Ukrayna-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş, AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay, AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, CHP İstanbul Milletvekili  Yunus Emre, CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, MHP  İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, HDP Milletvekilleri Hişyar Özsoy ve Feleknas Uca yer almıştır. Oylamada sadece  İYİ Parti milletvekili  Zeki Hasan Sıdalı hayır  oyu kullanmıştır. 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun  “Ukrayna’ya verdiğimiz desteği sürdüreceğiz” açıklamasına rağmen   aynı partiden  5 milletvekili, Dışişleri Bakanının açıklamasını dikkate almamışlardır. Türk Heyeti’nin  Kırım’ı işgal eden, 1944 yılında 300 bin Kırım Tatarını bir gecede sürgüne gönderen ve onların yollarda ölmesine sebep olan  Rusya lehine  oy kullanması, Türkiye’deki Kırım Türkleri  açısından büyük   sürpriz olmuştur.  

Rusya lehine oy kullanan milletvekilleri arasındaki Feleknas Uca’yı  iyi tanımak gerekir. 28 Şubat 2002 tarihindeki Avrupa Parlamentosu  Genel Kurulu’ndaki oylamalara katılan 626 milletvekili arasında Almanya Sosyal Demokrat Parti üyesi Ozan Ceyhun, (AKP’den adaydı) sözde soykırım tasarısı için uzlaşma çağrısına “ret” oyu verirken,  Birleşik Avrupa Solu/Kuzeyli Yeşil Solu olarak bilinen Demokratik Sosyalizm Partisi’nden (PDS) Avrupa Parlamentosu milletvekili seçilen  Uca,  “kabul” oyu kullanmıştır. Parlamento’nun o tarihte almış olduğu iki kararı Meclis’te grubu bulunan partiler ortak bir bildiriyle kınamışlardır. SBF’den arkadaşım olan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz kararların Türkiye açısından “hükümsüz” olduğunu söylemiştir.

HDP Diyarbakır milletvekili Uca, 17 Eylül 1976’da aşağı Saksonya Eyaleti’nin Celle kentinde Batmanlı Yezidi Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Uca, 1999’da 22 yaşında Avrupa Parlamentosu’na seçilmiştir. 2009 yılına kadar AP milletvekili olan Uca, Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu üyeliği de yapmıştır. TBMM’deki ilk Yezidi milletvekilidir.

Kararın kabul edilmesinden sonra Ukrayna’nın AKPM heyeti üyesi Boris Bereza   kararın kabul edilmesinin Avrupa standartlarının değiştiğini gösterdiğini  söylemiş, Ukrayna’nın AKPM’ye sunulacak  Rusya yetkililerine itiraz edeceğini  açıklamıştır. Kırım Tatar Milli Meclisi  Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna halkını AKPM’nin kabul ettiği kararı protesto etmeye davet etmiştir : “Tüm dünyaya Ukrayna ulusunun, Kırım dahil olmak üzere Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü geri kazanma ve Rus saldırganlığına karşı koyma konusundaki kararını göstermek gerekiyor. Bu bağlamda, sivil toplum kuruluşları, tüm farklılıkları ve çelişkileri geride bırakarak en yakın zamanda belki 28 Haziran Ukrayna Anayasası Günü’nde, Bağımsızlık Meydanında milyonlarca vatandaşı ulusal toplantıya çağırabilir. Ukrayna’ya ihanet edenler, Kırım ve sakinlerini Rusya’nın zulmüne bırakanlar, bizim birleşik sesimiz ve kararlılığımızla ayıplanmalılar.”

MH17 kurbanlarının yakınları da Rusya’nın AKPM'ye geri dönmesine karşı çıkmışlardır. Ukrayna’nın doğusunda 2014 yılında Malezya Havayollarına ait MH17 sefer sayılı uçağın düşürülmesi sonucunda hayatını kaybedenlerin akrabalarını temsil eden Uçak Kazası Vakfı, Rusya’nın Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ndeki oy kullanma hakkının geri verilmemesi çağrısında bulunmuştur: “Rusya öylesine Avrupa Konseyi’nde oy kullanma hakkını geri alamaz. Bu ancak Rusya MH17 felaketi soruşturmasında işbirliği yapma konusunda kesin garanti verirse mümkün olabilir.” AKPM’ye mektup gönderen Vakıf, milletvekillerini bu konuyu tartışmaya davet etmiştir. Mektupta, Rusya’nın MH17 felaketinin soruşturulması konusunda işbirliği yapmadığı ve yaşanan trajedi hakkında  yanlış bilgileri paylaştığı açıklanmıştır. Vakıf ayrıca, 2014’de Kırım’ı işgal ettikten sonra Rusya’nın, AKPM’deki oy kullanma hakkından mahrum edildiğini hatırlatmıştır.

Ukrayna’da Golos (Ses) Partisinin lideri Svyatoslav Vakarçuk,  Radio Svoboda’nın Newsroom  programında yayımlanan röportajında, “Ben, Kırım Tatar meselesinin tüm Ukrayna çerçevesi içerisinde incelenmesinin taraftarıyım. Kırım Tatarları toplum olarak Ukrayna’ya ve çıkarlarına karşı çok vatansever davrandılar. Kırım Tatarları bahsettiğimiz Ukrayna siyasi ulusunun farklı etnisitelerden ve milletlerden gelen, farklı kültürlere sahip olan ama aynı zamanda Ukrayna’nın bir parçası olarak hisseden insanlardan oluştuğunu göstermektedir. Ukrayna için her etnik halkın kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olması, kültünü yaşatması ve kimliğini göstermesi son derece önemli olduğunu düşünüyorum” demiştir.

Geçen yıl Kırım  ile ilgili bir iftarda  sayın  Mevlüt Çavuşoğlu’dan sonra konuşan Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin, Kırım Tatarlarının Rus işgaline karşı mücadele vermeye devam ettiklerini hatırlatarak Ukrayna’da yaşayan Kırım Tatarlarının Ukrayna için ayrılmaz bir bütün olduğunu  belirtmiştir: “Bugünkü iftarda sizlerle birlikte olmak ve bu güzel Müslüman geleneğini sizlerle paylaşmak benim için çok büyük mutluluk ve büyük onurdur.” Kırım Tatar halkının lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ise konuşmasında,  iftarın Kırım’da işgal altında bulunan Kırım Tatarları için büyük manevi destek olduğunu belirtmiştir. 

Kırımoğlu’nun 5 Şubat 2017’de yapılan Kırım Tatar Platformu toplantısındaki değerlendirmeleri  çok önemlidir: “Türkiye dünyadaki birçok ülkenin uyguladığı yaptırımlara katılmadı. Tersine, şimdi Türkiye-Rusya arasında ‘işbirliği’ ve ‘dostluk’ kelimeleri kullanılıyor…. Şimdi dünyada bize soruyorlar, Türkiye size bu kadar yakın, en kalabalık diasporanız da orada, Türkiye niye böyle davranıyor diye. Biz elimizden geldiğince Türkiye’yi savunuyoruz. Ama bunlar çok tesirli, çok inandırıcı olmuyor. Diyorlar ki, akrabalık böyle olmaz.” Ukrayna Dışişleri Bakanı Kırım Derneği’ne teşekkür ederek, “Topraklarımızı mutlaka bu işgalci pisliklerden temizleyeceğiz” demiştir.

Bilindiği gibi Ukrayna’da 21 Temmuz 2019’da yapılacak seçimlerde  Kırım Tatar halkının lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, eski Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun Avrupa Dayanışması Partisi’nden altıncı sıra adayı olarak genel seçimlere katılmaktadır.  Kırımoğlu, “Öncelikle çok açık ve net şunu ifade etmek istiyorum. Ciddi derecede bir bilgi kirliliğine maruz bırakılıyor ve manipüle ediliyor. Bu asla kabul edilemez.” demiştir.

 

Sayın vekil Roma’da Ukrayna diasporası temsilcilerinin Putin’in Roma’ya gerçekleştirdiği  ziyareti protesto  etmesini nasıl değerlendirmektedir?  Protesto, “Putin’in Ukrayna’daki saldırganlığını durduralım”, “Putin Go Home!”, “Putin Ukrayna’dan Elini Çek sloganları eşliğinde, Roma’nın tarihi meydanı Bocca della Verita’da düzenlenmiştir. Kampanyaya katılan aktivistlerden biri, “Bağımsız bir devletin toprağını işgal eden diktatör (Putin), İtalya’nın düzenlediği yüksek dereceli karşılamayı hak etmiyor. Sanırım İtalya, Putin’in inisiyatifiyle Avrupa’da başlatılan savaşın devam ettiğini unuttu”  demiştir.

Sayın  Emine Nur Günay, "Dışişleri ince konu, konuşmadan okumak düşünmek lazım" derken çok  haklıdır. Ne demiş atalarımız: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz.”  Bir kişinin vekil bile olsa Kırım konusunda fikir beyan edebilmesi için Kırım’ın Rusya tarafından işgal edildiğini bilmesi gerekir. Eğer bilmiyorsa, konuşmadan önce düşünmesi gerekir. Şüphe yok ki, “dışişleri ince bir konudur.” Ama  inceliği kişiye göre tartışmalıdır. Kalın olan bir konuyu bazı akademisyenler,  ustalıkla kağıt üzeninde de olsa inceltmede  çok başarılı olmuşlardır. Türkiye’yi hukuken ve siyaseten hiçbir şekilde olmayacak ittifaklara, konuyu incelterek” sokma başarısını göstermişlerdir.

Stalin’in 18 Mayıs 1944  tarihinde sürgüne gönderdiği ve  yollarda hayatlarını kaybeden Kırım Türklerini anma törenlerine Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer gibi  en azından bir  defa katılması gerekir ki, söz söyleme hakkı olsun. Sayın vekil herhalde  Kırım kökenli  Türkleri  okuma yazma bilmeyen cahil kişiler olarak görmektedir: Şimdi bu kadar açık şekilde Kırım için atılmış bir adım varken, uluslararası platformda Kırım’ın ilhakının en yüksek seviyede kınandığı bir belge niteliği taşıyan bu raporu ve alınan kararları farklı noktalara çekmek en iyi ihtimalle amatörlük sayılabilir.

Akademik kariyerden gelen bir milletvekili Türkiye’ye, “AB’den ayrılalım, Orta Asya, Güney Kore ve Türkiye Arasında  Bir Gümrük Birliği (Altay Birliği)  kuralım, çünkü ihracatımız artar” tespitinde bulunmamıştır. Türkiye için zaman zaman Batıya giden gemide doğuya koşan ülke benzetmesi  yapılmıştır ama bunun doğru olmadığı Türkiye’nin üye olduğu  Avrupalı ekonomik, askeri ve siyasi kuruluşlar tarafından ispatlanmıştır.

Sayın vekilin oy aldığı Kırım kökenli vatandaşlarımızdan özür dileyeceği yerde  aşağıdaki açıklamayı yapması bir akıl tutulmasıdır: “Birilerini kınamak, bir ülke hakkında “ahkam kesmek” kolay olabilir. Çıkarsınız ve kameralar karşısında Rusya böyle “işgalci”, Kırım’ın yanındayız diyebilirsiniz. Onları en şiddetli şekilde “medya önünde kınarsınız”. Ancak gerçekten kazanç elde etmek, Kırım’ın geleceği için gerekli adımları atmak, Rusya’yı Kırım konusunda uluslararası kabul görmüş bir platforma çekmek ve burada uluslararası diplomasi kurallarıyla onlarla mücadele etmek, “akıl, strateji, inanç ve en önemlisi fedakarlık”  gerektirir. AKPM’ de alınan karar bu çalışmaların sonucudur. Konuları farklı noktaya çekmeden daha fazla okumak, bilgilenmek ve uluslararası gelişmeleri takip etmek gerekir.’’

Açıklamanın son cümlesi çok  doğrudur.  Eğer uluslararası gelişmeler iyi  takip edilebilseydi, Dışişleri Bakanı sayın Çavuşoğlu’nun  7 Haziran 2018 tarihinde Ankara’da düzenlenen benim de katıldığım  iftardaki  “Kırım davasını hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Kırım’ın ilhakını tanımadık, tanımayacağız” dediği göz ardı edilmezdi.  Demek ki bazıları sayın Dışişleri Bakan’ının bu söyleminden bilgi sahibi değildir. Bunun sebebi, daha fazla okumamak, bilgilenmemek, uluslararası gelişmeleri takip etmemek  olabilir mi? Türkiye her zaman Ukrayna’nın sınır ve toprak bütünlüğünden yana olmuştur ve Ukrayna’nın egemenliğini desteklemiştir.

Sayın vekil  “konuları farklı noktaya çekmeden daha fazla bilgilenmek  gerekir”  görüşündedir. Şüphesiz  bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz. Türkiye  Rusya’yı desteklerken, Kıbrıs konusunda Rusya Türk tezlerine karşı bir duruş sergilemektedir. Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov  Aralık 2015’te Güney Kıbrıs Rum  Yönetimini ziyaret etmiştir. Rusya ile Güney Kıbrıs  arasındaki ilişkiler her zaman özel bir karaktere sahip olmuştur. Lavrov’un ziyaretinin, Türkiye-Rusya arasındaki uçak gerginliğinin hemen ardından gerçekleşmesi dikkat çekicidir.  PKK ve PYD’nin Moskova’da  ofisleri vardır ama bu örgütlerin ABD’de ofisleri yoktur. Rusya,  PYD-YPG ile  PKK’yı terör örgütü olarak  tanımamış,  onları Türkiye’ye karşı elindeki kart olarak görmüştür.

Bu konuda İlber Ortaylı 6 Aralık 2015 tarihinde “Ruslar çok dost görünür ama birdenbire dönüverir” demiştir. Avrasya Ekonomik Birliği  üyesi ülkelerin liderlerinin katılımıyla toplanan Yüksek Konsey’de  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Rusya’nın Ermenistan’ı “Bölgedeki en önemli ortağı ve müttefiki olarak gördüğü” unutulmamalıdır.   (This is also related to economic interaction and security issues, he said, adding that Russia is Armenia’s leading trade and economic partner) Ermenistan’ın Gerçek Dostu Olan Putin Türkiye’ye Dost Olur mu? 18 Mayıs 2018, https://www.turkishnews.com/tr/content/2018/05/18/ermenistanin-gercek-dostu-olan-putin-turkiyeye-dost-olur-mu/)

ABD'nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Jonathan Cohen, 13 Şubat 2019  tarihinde Rusya’ya uygulanan yaptırımların, Kırım tekrar Ukrayna'ya bırakılana kadar devam edeceğini  açıklamıştır: ''Net olmak gerekirse bu krize son vermesi gereken taraf Rusya. Kabul edilebilir tek sonuç, Rusya'nın askeri birliklerini Ukrayna'nın doğusundan ve Kırım'dan çekmesi.''  AB Konseyi, Rusya'nın Ukrayna'yı istikrarsızlaştırması nedeniyle AB'nin uygulamakta olduğu ekonomik yaptırımların 31 Ocak 2020'ye kadar uzatmıştır. Uzatılan ekonomik yaptırımlar uyarınca AB üyesi 28 ülke, Rusya'ya silah satışı yapmıyor. Yaptırımlarla Rusya'nın, petrol ve gaz sektörlerinde kullanılan bazı teknolojileri AB ülkelerinden alması kısıtlanıyor. Ayrıca, Rus kamu bankaları, Avrupa'da finans sektöründen dışlanıyor. Özellikle ticaret ve yatırımlara yönelik kısıtlamaları içeren yaptırımlar her 6 ayda bir uzatılıyor.

Kırım’ı işgal eden Rusya’ya verilen  destek, Eskişehir Kırım Derneği eski başkanı ve Kırım Gelişim Vakfı kurucu  üyesi olarak beni ve Türkiye’de yaşayan Kırım Türklerini üzmüş ve rencide etmiştir. Çünkü, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Kırım Tatarlarının uğradığı sürgün ve baskıları hiçbir zaman kabul etmediklerini ve etmeyeceklerini kaydederek, "Şimdi yapılması gereken, Kırım Tatarlarının refahı ve kalkınması için iş dünyamızın, girişimcilerimizin aktif biçimde mevcut fırsatları değerlendirmesidir" demiştir. Davutoğlu’nun  İstanbul  Swiss Otel'de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Genel Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmadaki tespiti de çok önemlidir:

Kırım'ın Rusya tarafından işgalini tanımadık, tanımayacağız. Kırım Tatarlarının tarihte uğradığı sürgün ve baskıları kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bir gece yarısı 1944 yılında insanların hunharca evlerinden toplanarak kara trenlere bindirilip Sibirya'ya sürüldüğü o günleri hiçbir zaman unutmadık. Şimdi yapılması gereken, Kırım Tatarlarının refahı ve kalkınması için iş dünyamızın, girişimcilerimizin aktif biçimde mevcut fırsatları değerlendirmesidir."

İç yönetmelikte yapılan  değişiklikle oy kullanma hakkını yeniden elde eden Rusya, bu hakkının dondurulduğu son beş yılda Konsey’e temsilci göndermemiş ve 2017’den itibaren Konsey bütçesine katkı payını ödememiştir.  Rusya’nın katkı payını ödemediği son iki buçuk  yıl  için Avrupa Konseyi’ne faizlerle birlikte 87,2 milyon Euro borcu vardı. Rusya'nın ödemelerini durdurması  Konsey maliyesini olumsuz etkilemiştir. Moskova,  yaptırımın devam etmesi durumunda Avrupa Konseyi üyeliğini feshetme tehdidinde bulunmuştur. 24 Haziran’ı 25 Haziran’a bağlayan gece, dokuz saat süren tartışmaların ardından 118 milletvekilinin evet  oyu ile Konsey’e geri gelmiştir.

Ukraynalı vekiller,  Rusya’ya yeniden oy hakkı tanıyan iç yönetmelik değişikliği ile ilgili olarak Rusya’nın  Kırım’ın ilhakından sonra  verilen yaptırım kararlarına uymamasına rağmen Konsey’in  Moskova’ya bir kırmızı halı serdiğini dile getirmişlerdir.  Oy hakkının iade edilmesinin ardından bir açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Rusfobik anlayışa sahip bir azınlık tarafından kışkırtılan krizin, Avrupa Konseyi’nde, bu organizasyonun tüzük prensiplerine dönülmesi temelinde tamamen aşılmış olduğunu umuyorum" demiştir.

Eski Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün “Ankara-Moskova arasındaki mesafe, Ankara-Brüksel arasındaki mesafeden daha yakındır”  görüşü,  Rusya’nın Kırım’ı   işgal ettiğinin farkında olunmadan yapılan bir açıklama olması gerekir.  Ben, Faruk Özlü’nün açıklamasının “fiziki km uzaklığı olarak” anlaşılması gerektiği kanısındayım. Çünkü Ankara-Moskova 2,406 km, Ankara -Brüksel ise 3,121 km’dir.

Sayın Bakan’ın mantığıyla hareket edersek  şöyle  bir sonuçla karşılaşırız: “Ankara-Kırım Bahçesaray arasındaki mesafe, Ankara-Moskova arasındaki mesafeden daha yakındır.” Çünkü bu uzaklık 1,577 km’dir. Aradaki fark 829’dir.  Diğer bir deyişle Bahçesaray (Kırım), Ankara’ya Moskova’dan 829 km daha yakın olup 2,406 rakamı 1,577’den daha büyüktür. Özlü’nün mantığıyla (km hesabı)  Kırım Türkleri Türkiye için  Ruslardan daha yakındır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin, uçak krizinin ardından  3 Mayıs 2017 tarihinde bir araya gelmişlerdir. Putin “İlişkilerimizin iyileşme süreci tamamlandı”  görüşüne Erdoğan “Artık normalleşme sürecinin ötesine geçiyoruz” diyerek cevap vermiştir. Liderler, vize serbestisi ve domatese yönelik kısıtlamalar dışındaki konularda mutabık kaldıklarını açıklamışlardır.  Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin görüşmesinden sonra yapılan basın toplantısında öne çıkan başlıklardan biri “domates sorunu ” olmuştur.

Soçi’de Putin ile görüşmesinin ardından basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Domates dışında her konuda mutabık kalındı” derken, Putin şu açıklamayı yapmıştır: “Domates dışında kısıtlamaların kaldırılması için anlaştık. Kendi pazarımızı Türk domatesine sonsuza kadar kapatmayacağız. Fakat bahsettiğim yatırım sonuçlanınca bu konu da liberalleşecek.” Görüşmede Kırım ve Kırım’daki insan hakları ihlalleri gündeme gelmemiştir.  

Acaba domates ihracatı Kırım’ın Rusya tarafından hukuk dışı işgalinden daha mı önemlidir?

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Filipinler’in başkenti Manila’da Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşmesinde “…Yine domates başta olmak üzere daha da ekonomik ilişkilerimizi nasıl geliştiririz, bunları değerlendirdik” demiştir. Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkachev, ise Rus televizyonu Rossiya 24 Kanalına yaptığı açıklamada kendisine yöneltilen Türkiye’ye yönelik domates yasağı ile ilgili soruya şu cevabı vermiştir: “Türkiye’den domates ithal etmeye hazır değiliz, bunu yapmayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 Temmuz 2017 tarihinde Kırımoğlu’nu Ankara’da kabul etmiştir. Basına kapalı gerçekleşen kabul 45 dakika sürmüştür. Görüşmeden sonra Kırım Haber Ajansı’na (QHA) konuşan Kırımoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmem oldukça sıcak ve samimi bir ortamda geçti. Yaklaşık 1 saat görüştük. Problemlerimizden bahsettik, Türkiye Ukrayna arasındaki ilişkilerin daha iyi hale getirilmesine değindik. Kırım’ı mecburi olarak terk eden vatandaşlarımızın bazı sorunlarının çözümünü -mesela konut meselesini- ve son olarak Rusya hapislerindeki soydaşlarımızın durumunu konuştukdemiştir.

Gerçeği söylemek gerekirse Kırım’ı işgal eden Rusya ile Türkiye’nin dünyaya bakışları hiç örtüşmemektedir. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Kırım dahil Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri, Rusya ve Türkiye arasında bir rekabet alanı olmuştur. Taraflar arasında PKK ve PYD, Yukarı Karabağ, Kosova, Suriye, Kıbrıs ve sözde Ermeni soykırımı konularında temel görüş ayrılıklarının varlığı yok sayılamaz. Halep’te ateşkes için BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada Rusya ve Çin’in veto kullandığı da unutulmamalıdır. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sözde soykırımın 100. yıl anma törenlerine katılmak için Ermenistan’ın başkenti Erivan’a gitmiş ve sözde soykırım anıtını ziyaret etmiştir.

 

Rusya Adalet Bakanlığı 18 Nisan 2016 tarihinde, Kırım Tatar Milli Meclisi’ni aşırı faaliyetler sebebiyle çalışmaları durdurulan dini ve sivil toplum örgütleri listesine almıştır ama Moskova’da bürosu olan PKK  Putin’e göre terör örgütü değildir. Karar üzerine Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland 26 Nisan’da, Türk Dışişleri Bakanlığı ise 27 Nisan’da yasaklama kararını kınamıştır. Rusya, Kırım Tatar Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Rusya’ya girişini  de yasaklamıştır.

 Kırım’ın hukuk dışı işgalini Türkiye’nin tanımaması uluslararası hukukun gereğidir. Çünkü, Avrupa Konseyi üyesi Rusya’nın Kırım’ı işgali uluslararası hukuku yok saymaktır. Kırım, Kırım Tatarlarının anavatanıdır, onların yeniden bir sürgün yaşamaması için tüm Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin desteği alınarak Kırım’ın eski statüsüne dönülmesi için gerekli her türlü girişim yapılmalıdır.

Türkiye ile Rusya arasında düşürülen Rus uçağından sonra gelişen ekonomik ilişkiler, Kırım Tatar Türklerinin anavatanlarında insan haklarından yoksun olarak yaşamalarına feda edilmemelidir. Dönemin  Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin geçmişte söylediği ekonomik konular için “Aramızda bazı ufak tefek problemler yok değil, var” tespiti doğrudur. Ekonomik konuların dışında Rusya ile Türkiye arasında başta Kırım olmak üzere sorunların olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Kırım Tatarlarının 1783 yılında Kırım’ın Çarlık Rusya’sının kontrolüne geçtikten sonra başlayan mücadelesi, günümüzde İsmail Gaspıralı’nın “Dilde Fikirde İşte Birlik” görüşü çizgisinde devam etmektedir. Kırım Tatarları; vatanları Kırım’da kendi özyönetiminde, insan haklarına saygı, hukukun ve demokrasinin üstünlüğü, ırk, milliyet, din, dil, cinsiyet ve diğer diğer her türlü ayrımcılığa karşı olma ilkeleri çerçevesinde barış, huzur ve refah içinde yaşama hakkına sahiptir.

Bunun sağlanmasında büyük sorumluluk Türkiye Cumhuriyeti’ne düşer. Karşılıklı ekonomik çıkarlar önemli olmakla beraber, Kırım Tatarları ile olan tarihsel ve kültürel bağın gözetilmesi gereken bir unsur olduğu unutulmamalıdır. Türkiye, kısa vadeli değil, uzun vadeli çıkarlarını düşünerek bir strateji geliştirilmelidir. Kırım, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya arasında bir barış ve huzur köprüsü olmalı, şövenist yaklaşımlara ortam hazırlayan bir alan olmamalıdır.

 AK Parti Eskişehir Milletvekili  Günay’ın  "AKPM’de birçok alanda çok sayıda çalışma yürütüyoruz. Ülkemizin uluslararası arenadaki varlığı, başarısı bizler için milli bir mesele. Ülkemizi Türk Delegasyonu olarak tüm siyasi partilerin üyeleri ile en iyi şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Burada yaptığımız çalışmaları gerek yerel basınla gerekse de ulusal ajanslar ile paylaşıyoruz. Ayrıca sosyal medya hesaplarımızda, internet sitelerimizde bu çalışmalara yer veriyor, halkımızın bilgilenmesi için çaba harcıyoruz. Ben AKPM’deki görevim sırasında sürekli olarak basın bültenleriyle basınımızı bilgilendiriyorum. Kadınlar, çocuklar, gençler ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Geçmiş dönemde Avrupa’da Nükleer Güvenlik ve Emniyet konusunda çalışmalar yaptım. Bu konularda da her platformda bilgilendirmelerde bulunuyoruz.

Ancak son günlerde bilgi kirliliğini, manipülasyonu endişe ile izledim. Ve bu noktada en önemlisi hiç bir yetkili, bırakın bir vatandaş bana ulaşarak bilgi talep etmedi. Maillerimiz açık. İnternet sitelerimizde ofis telefonlarımız yazıyor. Bu konularda bilgi isteyen, bir sıkıntısı olan en önemlisi önerisi olan, bizlere bu mücadele sırasında destek verebilecek herkese kapımız açık. Ama o kapı çalınmadığı gibi, farklı platformda farklı tepkiler görüyoruz. Ben kendi üstüme alınmasam da AKPM’de benimle birlikte mücadele veren milletvekili arkadaşlarım için bunu çok net ifade etmek istiyorum. Bizler ülkemizi, ülkemizin çıkarlarını, insanlarımızın mutluluğunu, halkımızın taleplerini her şeyin üstünde tutuyor bunun için var gücümüzle çalışıyoruz. Kırım’da bu konulardan bir tanesidir ve bu konuda da var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz"  açıklaması kabul edilemez.

Çünkü sayın vekilin kapısı değil de telefonu tarafımdan çalınmış olmasına rağmen bana dönüş olmamış,  gönderdiğim mailler görmezlikten gelinmiştir.  Ben şahsen rahmetli babasını  yakinen tanıdığım için alınmış kararın  doğru olmadığını ve sebeplerini açıklayan bir notu e mail adresine göndermeme rağmen bana dönülmemiştir.  Telefonla da kendisine ulaşamayınca danışmanı bana dönerek vekilin meşgul olduğunu, kendisine notu ulaştıracağını söylemiştir  ama yine  dönüş olmamıştır. 

Bunun üzerine notu  Eskişehir Kırım Derneğine gönderdim ve Kırım Haber Ajansı (QHA)  ile  paylaştım.  Konu basına yansıyınca sayın vekil Kırım Derneğini ziyaret etmek  ve yukarıdaki  doğru olmayan açıklamaları yapmak zorunda kalmıştır. Tüm bu gelişmelerin hepsi kayıtlı olduğu için açıklamamda bir sakınca  yoktur.

AKPM Rus heyeti başkanı Pyotr Tolstoy, Rusya'ya bağlanan Kırım Cumhuriyeti vekillerinin de AKPM oturumlarında Rusya'yı temsilen yer alacağını  açıklamıştır. Tolstoy, "Kırım'ı Rus toprağı kabul etmemek, Almanya'nın birleştiğini kabul etmemekle eşdeğer. Yani bu, bizim Doğu Almanyalı Almanya parlamentosu vekillerini tanımamız gibi bir şey" ifadelerini kullanmıştır. Kırım Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov da, Avrupa'nın Kırım'ın Rus statüsünü bir gerçeklik olarak kabul etmeye başladığını söylemiştir. (https://tr.sputniknews.com/rusya/201906271039490668-akpm-rusyayi-ukraynaya-tercih-etti-avrupa-kirimin-rus-statusunu-tanimaya-basladi/)  

Sputnik’in aşağıdaki haberi  çok önemlidir: “Türkiye'nin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde  Kırım'ın Rusya'ya yeniden bağlanması sonrası katılım ve oy hakları askıya alınan Rusya'ya ilişkin oylamada Moskova'yı desteklediği belirtildi.” Rusya Federasyonu’nun resmi haber ajansı olan Sputnik 1 yıldır Türkiye’de aktif olarak yayın yapmaktadır.

Russia Today  televizyonunun yayınladığı istatistiğe göre Türkiye, Fransa, Sırbistan Andora, Avusturya, Azerbaycan, Kıbrıs, İspanya, İrlanda, İzlanda, Norveç ve San Marino'dan parlamenterlerin tamamı tasarıyı onaylamıştır.  Onaylayanlar arasında Emine Nur Günay da  vardır.

Günümüzde başta Eskişehir olmak üzere Kırım’daki Tatar nüfusundan daha çok Kırım Türkü Anadolu’da ve de Eskişehir’de  yaşıyorsa, bunun sebebi Kırım Hanlığının 1793 yılında Rus nüfuzuna geçmesidir.  Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel’in 23 Mayıs 1998 tarihinde gerçekleştirdiği Kırım ziyaretindeki tespit günümüz için de geçerliliğini korumaktadır. Bunun AKPM’de Rusya lehine oy kullanan vekillerimiz tarafından da bilinmesinde yarar vardır: “Tarihin karanlık bir döneminde zorla, yaşadıkları topraklardan koparılmış olan Kırım Tatarlarının yeniden anayurtlarına dönmeleri, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün küresel bir mutabakata dönüştüğü zamanımızın ruhuna uygun bir tarihi gelişmedir.”

Sayın Demirel’i Ukrayna ziyareti öncesinde kurucu üyesi olduğum Kırım Gelişim Vakfı ile birlikte Çankaya’da ziyaret ettik. Kırım konusundaki taleplerimizi  Vakıf adına ben ilettim.  Fakat gördük ki rahmetli  Cumhurbaşkanımız en az bizim kadar konuya hakim. Eğer sayın vekil de Kırım konusunda üstelik Eskişehir Milletvekili olduğu için Kırım Derneği’nden bir talepte bulunmuş olsaydı, kendisi bu konuda aydınlatılırdı. İş işten geçtikten ve konu basına yansıdıktan sonra sayın Günay’ın  “ama o kapı çalınmadığı gibi, farklı platformda farklı tepkiler görüyoruz” açıklaması, suya yazılan yazı gibidir. Acaba ne gibi tepkiler görmüştür sayın vekil? Açıklarsa memnun oluruz. Eğer  Eskişehir Kırım Derneğini kastediyorsa, bu, Kırım Türklerine yapılan  saygısızlıktır.

Bu konuda çok önemli bir hatırlatmada bulunmak isterim. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi  Genel Kurulu 24 Nisan 2017  tarihinde 45'e karşı 113 oyla Türkiye'nin denetim sürecine yeniden alınmasına karar vermiştir. Türkiye, 2004 yılında denetim sürecinden çıkartılmıştı. Böylece  Türkiye, denetim sürecinden çıkartılıp yeniden denetime  alınan ilk Avrupa ülkesi olmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ABD'den Ankara'ya tehdit: Suriye'ye askeri harekatı engelleriz
ABD'den Ankara'ya tehdit: Suriye'ye askeri harekatı engelleriz
Japonya 'uçan otomobil' yaptı, 1 dakika boyunca da uçurdu
Japonya 'uçan otomobil' yaptı, 1 dakika boyunca da uçurdu