Ankara'da Yaşananlar Afet, Ama 'Doğal' Değil…
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Ankara'da Yaşananlar Afet, Ama 'Doğal' Değil…

21 Mayıs 2018 - 13:37

İklimlerdeki değişikliğinin olumsuz etkilerinin hangi boyutlarda tehditler oluşturduğunu bu ay iki kez Ankara’da tecrübe ettik. Şiddetli, ani ve sıra dışı yağışlar kentin zaten yetersiz olan altyapısında aşırı yüklemeye neden oldu, sokaklarda sellere, kanalizasyon ve su altyapılarında tahribata ve kodu düşük noktalarda ev ve işyeri su baskınlarına yol açtı, yıkıcı sonuçları oldu. Acı tecrübeler bunlar. Hızla ders çıkarmamız lazım. Bu afetler neden sıklaşıyor? Mevsimler niye birbirine karışıyor? Altyapı borularını biraz genişletince çözülebilecek mi bu işler acaba?

Bu meselenin sadece belediyelerin altyapı hizmetlerinin geleneksel yollarla iyileştirilmesi ile çözüleceğini zannedenler, ne yazık ki yanılıyorsunuz. Ankara’nın altyapı sistemlerinin ne kadarlık bir yağış karşısında işlevini yerine getireceğini ya da seller olduğunda en çok hangi alanların risk taşıdığını hesaplamakla olmuyor bu işler artık, yetmiyor.

Büyüklü küçüklü Ankara’yı yönetenlere sesleniyoruz…

Bugün dünyada iklim değişikliği ve buna bağlı afetlerin etkin bir şekilde yönetilmesi için yapılan uygulamaları hiç mi takip etmiyorsunuz? Şehirciliğin kuramsal temelleri kentlerin iklim değişikliğine dirençli olması üzerine yeniden inşa ediliyor. Yağış tahminleri meteorolojik modelleme ve uygulama stratejileri yoluyla fiziki planlama kararlarına dahil ediliyor, yeni altyapı ve erken uyarı teknolojileri kullanılarak kentler iklim- akıllı olmaya hazırlanıyor. Akıllı olmayan - seçilmişlere yakıştıramadığımdan kelimenin zıt anlamlısını yazmadım- belediye başkanlarına doğanın gücünü yönetme teknolojileri ile bu işlere nasıl çözümler bulunuyor göstermek lazım, ama önce kuşakları etkileyecek vizyonu olanları seçmek lazım tabii… 

Büyüklü küçüklü Ankara’yı yönetenlere sesleniyoruz…

İşin başında Ankara kent bütününün ekolojik dayanıklılığını ölçecektiniz, kentte iklim değişikliğinin etkileri nedir diye geleceğe dair modelleme çalışmaları yapacaktınız, iyimser, kötümser senaryolarınız olacak ve bunlara göre kenti planlayacaktınız. Plansız ve sadece haksız kazanç sağlamak için yaptığınız/yaptırdığınız saraylarla, hanlarla, residanslarla, devasa binalarla şehrin yeşil alan sistemlerini harçerlemeyecektiniz, Ankara’mızı nefessiz bırakmayacaktınız, dip dibe sayısız inşaatlarla kentin ısı adalarını çoğaltarak küresel ısınmaya katkı vermeyecektiniz.

Beton Ankara yapmayacaktınız…  

İşin bir başka boyutu da ekonomik. Sadece Ankara’da değil son yıllarda diğer kentlerde sıkça yaşanan iklim felaketlerinin Türkiye’ye maliyeti çığ gibi büyüyor. Mal kaybı, can kaybı, üretim kaybı… Bu felaketlerin sonucunda ortaya çıkan kayıplar ve hasarlar kime zarar? Başta memleket ekonomisine ve kent ekonomisine zarar ama en çok da insanımıza ve özellikle yoksul insanımıza zarar. Mağduriyet kentlerin ekonomisi için olduğu kadar, kentte yaşayanlar için de var, esas bunu unutmamak lazım. Afetlerde toplumun farklı kesimlerinin -kadınların, erkeklerin, yaşlıların, engellilerin- etkilenme biçimi ve şiddeti farklı oluyor. Bu nedenle, iklim afetlerinde insani yardımların ve hak kayıplarının telafisi ile ilgili faaliyetlerin bu farklılıklar göz önüne alınarak planlanması gerekiyor. İklim değişikliğinin afet riskleri karşısında kentlerde olası kayıp ve zararlar için zorunlu sigorta sistemlerini, risk sigortası kaynaklarının neler olacağını, nereden teminini vb. kimler düşünüyor bu ülkede acaba?

Ezcümle, Türkiye’de kent planlaması felsefesinin tamamen değişmesi lazım da, balık baştan kokunca bu iş zor zanaat…

Dr. Nuran Talu, Şehir ve Bölge Plancısı

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar