Kanal İstanbul Projesi Milli Çıkarlarımız İçinmiş…
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Kanal İstanbul Projesi Milli Çıkarlarımız İçinmiş…

03 Şubat 2018 - 11:15

Milli çıkar deyince ödümüz kopuyor bugünlerde…

Milli olmaya Türkiye Cumhuriyeti (TC) vatandaşı kimliğine sahip olmakla ilk adımı atıyorsak, insan hariç, yaşayan diğer canlı çeşitliliğine ne kimlik, ne pasaport veriyorlar bu memlekette (Bazı ülkelerde ekosistemlere hukuken kimlik veren var biline; https://www.ntv.com.tr/dunya/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi,svYQgsLBVkO_43aE0Qq_TA).

İstanbul’daki kimliksiz canlılar (insan hariç) Türk Boğazlarından gemi geçişlerinin hukuki altyapısını bilmezler, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesini, ticari ve askeri gemilerin bu Boğazlardan hangi haklarla geçtiğini bilmezler. “Kanal İstanbul Projesi”nin gerçekleşmesi halinde Karadeniz kıyısındaki devletlerle olan ticari, diplomatik ve siyasi ilişkilerimize getireceği faydaları, zararları hiç bilmezler, ilgilenmezler de… ‘Boğazlar Trafiği’ndeki kırmızı ışığa hiç takılmazlar yani…

Bildikleri tek şey, yaşayan ekosistemlerin birer unsurları olduklarıdır. Ekosistem; herhangi bir alanda canlı (hayvanlar, bitkiler ve organizmalar) ile cansız (hava, toprak, güneş, toprak, iklim, atmosfer) varlıkların birbirleri ile olan etkileşime denir. Ölü ekosistem olmaz, öldürüldüyse o da sistem olmaz.

İstanbul’da Kanalı açmayı düşündükleri bölge, “yaşayan bir ekosistem”dir ve bölgedeki yer altı suları, yer üstü suları, taşın, toprağın altı üstü, ormanlar, tarım arazileri, su havzaları, sulak alanlar, göller, nehirler birçok canlı türünün bitkilerin, hayvanların evidir. Burada sistemli bir doğal yaşama ortamından bahsediyoruz.

Şimdi bu sisteme Kanal İstanbul Projesi ile çomak sokuluyor. Proje gerçekleşirse iki deniz arasındaki 57 cm’lik kot farkı ne gibi çevresel sorunlara neden olacak acaba? Bölgedeki mevcut su rejiminin hidrolojisine ne olacak acaba? Mesela Marmara, Ege ve Akdeniz oksijensiz kalmaz mı acaba? Bu denizlerin kimyası, tuzluluk oranları vb değişmez mi acaba, bu denizlerde yaşayan tapusuz! deniz canlıları ölmez mi, ya da göç etmek zorunda kalmaz mı acaba?

Projeyi savunanların böyle endişeleri yok. Siyasi söylemleri şayet bilimle yoğurursak, Kanal İstanbul memleketimiz için hayırlara vesile olacak, böylece bölgedeki uluslararası konumumuz ticari olduğu kadar askeri ve stratejik açıdan da itibar kazanacak diyorlar. Limonu alıp salatalığa koşan bu insanlar şimdiden, meseleyi Kanal yapıldı da, kim yönetecek tartışmalarına kadar götürüyorlar.

Siz önce bu ülkede kaybedilen ‘bilimi’ ve ‘itibarı’ geri alın ve onu yönetin, başka ihsan istemez. Çok şükür, değerli ekoloji bilimcilerimizin Kanal İstanbul’u sakın yapmayın çığlıkları hiç susmuyor. Buradan projeyi savunanlara gelsin; aklınızı başınıza devşirin, tabiatın milliyetçilikle sınavı olmaz, sözde milli çıkarlar için Marmara ile Karadeniz sularını bu kanalla birleştirmenin yaratacağı geri dönülmez ekolojik yıkımlar, bir gün gelecek sizi de yıkacak. Vazgeçin bu sevdadan.

 

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar