ORADAYDIM...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

ORADAYDIM...

21 Kasım 2017 - 13:49

Yıllardır hep oradaydım… Birleşmiş Milletlerin iklim zirvelerinde… Rio’da, Kyoto’da, Kopenhag’da, Doha’da, Durban’da, Cancun’da, Marakeş’te ve daha nicelerinde… Kah hükümet, kah parlemento, kah sivil toplum temsilcisi olarak… Geçen haftalarda bu zirvelerin 23. kez yapıldığı Bonn’da da (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 23. Taraflar Konferansı/COP23, 6-17 Kasım 2017) oradaydım.

Yazıyorlar ki, Türkiye Delegasyonu Bonn’da iklim projelerine para verilmediği için resti çekti, inanın külliyen yalan… Türkiye bırakın uluslararası iklim müzakerelerinde, her hangi bir konunun hiçbir uluslararası platformunda rest çekmez, çekemez. Çünkü kimlik krizi var. Bir yandan gelişmiş ülkeyim dünya ekonomilerinde ön sıralardayım der, öte yandan gelişmek istiyorum, bana finansman yardımı yapın, teknoloji desteği verin der. Önce dikleşir, sonra ortasını bulmak için tuhaf diplomatik müzakereler sürer gider, tıpkı “one minute” gibi… İklim müzakerelerinde de kaç yıllardır durum hep böyle. 

Bak tehdide…

Türkiye 22 Nisan 2016 tarihinde Paris Anlaşmasını imzaladı ama ‘taleplerimiz yerine gelmediği sürece Paris Anlaşması’na taraf olmayacağız, bunu Meclis’e getirmeyeceğiz” diyor. Politik elit kararlı, iklim değişikliği ile mücadele için dünyadan illaki para istiyor. Tabii isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü…

Peki hangi yüzle… Bu ülkede son 15 yılda konut, enerji, madencilik vb. yatırımlarıyla 2,5 milyon hektar tarım arazisi yok oldu, 400 bin hektar orman alanı katledildi. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum böyle mi sağlanacak? Başta kömür olmak üzere rantçı, fırsatçı fosil yakıt endüstrisi ülke topraklarını karış karış işgal etsin, ekosistem dengelerini, biyolojik çeşitliliği tahrip etsin, siyasi iktidarlar bunlara hep göz yumsun, hatta alkışlasın ve koskoca ülke ‘iklim dirençsiz’ bir geleceğe doğru sürüklensin, sonra da “hem kömürlü termik santraller açayım, hem Yeşil İklim Fonu’ndan para alayım” Yok böyle bir dünya…

Zaten notumuzu verdiler… İklim zirvelerinin müzakerelerine altlık olsun diye Germanwatch (Alman Gözlem Kuruluşu), New Climate Institute (Yeni İklim Enstitüsü) ve Climate Action Network/Can Europe (Avrupa/Küresel İklim Ağı) tarafından her yıl hazırlanan raporlarla ülkelerin iklim değişikliği ile ilgili son performansları değerlendirilir. 2017 yılının İklim Değişikliği Performans Endeksi’ne göre, sera gazı salımlarının  % 90’ından sorumlu 56 ülke ve AB değerlendirildi ve bu değerlendirmede Türkiye 47. sırada yer alarak fosil yakıt üreticilerinin olduğu en kötü ülkeler arasında yer aldı. Bu Endekste detay notlara bakıldığında; Türkiye, HES’lerin yenilenebilir enerji sayılmasının avantajı ile bu alanda listede 14. sırada yer almasına rağmen, diğer konularda geride kaldı. Enerjiyi verimli kullanımda 42 inci, iklim politikalarında ise sonuncu sırada yer aldı. Yani bu karnede Türkiye “çok kötü” notunu aldı. Ne bekliyorduk ki, kömür santrallerine alım garantisi ver, fosil yakıt ithal etmeye devam et, yenilenebilir enerji yatırımları yerine asfalt ve beton yatırımlarına öncelik ver, atmosfere sera gazı emisyonu sal dur…

OECD’den mi çıksak acaba?

Bonn T.C. resmi heyeti başkanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki “Türkiye OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı/Organization for Economic Co-operation and Development) ülkesi olduğu için zengin ülkeler kategorisinde yer alıyor, bundan dolayı bizim para istememize itiraz ediyorlar “diyor. Peki yalan mı? Türkiye yaklaşık 50 yıldır OECD ülkesi, üstelik kurucularından. Hatırlayalım, 34 üyeli OECD’nin temel misyonu, küreselleşmenin ekonomik, sosyal ve yönetim sorunlarını çözmek ve bu sürecin fırsatlarından faydalanmaktır. Bunu yaparken üye ülkeler ekonomik ve sosyal kalkınma ile çevrenin korunması arasındaki dengeyi de gözetmek durumundadır. Bu statüde Türkiye olarak Yeşil İklim Fonundan kaynak almamak bir yana, bu Fona para aktarmak, fakir ülkelere teknoloji yardımında bulunmak durumundayız. Ve hatta “mutlak karbon emisyonu azaltımı” yükümlülüğü ile karşı karşıyayız, yani memlekette yapılacak bir sürü yatırım köprü, havaalanı, otoyollar karbonsuzlaşacak, termik santraller vb gibi fosil yakıt kullanan yatırımlara son verilecek ve bu yükümlülükler 2020’ye kadar yerine getirilecek. Zor zanaat. Bu tabloda, Türkiye’nin Yeşil İklim Fonu’ndan yararlanma şansı şimdilik mümkün değil.

Madem gözümüzü para bürüdü, çıkalım bu OECD’den o zaman. Paris’deki OECD Daimi Temsilciliğimizi kapatır, Daimi Temsilci Büyükelçimizi Ankara’ya geri alırız, olur biter. OECD’nin Türkiye’de uzantıları var, Ankara’da 1993 yılından beri faaliyette olan OECD Çok Taraflı Vergi Merkezi (OECD Ankara Multilateral Tax Center), onu da kapatırız. 2015 yılında G20 Dönem Başkanlığımızda OECD ile yakın işbirliği içinde çalışmıştık, işbirliği bitmiştir deyiveririz…

Oysa iklim fonları akıyor

Kasım 2016’da onaylanan Paris İklim Anlaşması’nın kararları doğrultusunda Yeşil iklim Fonu’ndan gelişmekte olan ülkelere sağlanacak 2020 itibariyle her yıl için toplanacak 100 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefi var. Mesela 2016 yılında Yeşil İklim Fonundan harcanan para 2.78 milyar dolar civarında. Bu miktarın önemli bir kısmı (725 milyon dolar) Hindistan’a gitti, Meksika, Hindistan, Kamboçya ve Güney Afrika’da da Fondan kaynak aktarılan büyük iklim yatırım projeleri var.

Ancak küresel ısınmaya karşı mücadelede sadece Yeşil İklim Fonu var sanmayın, İklim Uyum Fonu, Küresel Çevre Fonu, İklim Yatırımları Fonu, Dünya Bankası’nın, Birleşmiş Milletlerin çok taraflı ve proje spesifik mali kaynakları uzun süredir dünyaya iklim finansmanı dağıtıyor, üstelik Türkiye bu kaynaklardan hiç de azımsanmayacak paylar alıyor. Bu manada Türkiye kendisiyle benzer makro-ekonomik profilde olan ülkelerden Hindistan, Ukrayna, Şili ve Endonezya’dan sonra 5. sırada faydalanıcı. Türkiye’ye iklim değişikliği ile mücadele için uluslararası kuruluşlardan yaklaşık 20 yıldır paralar akar, projeler yapılır. Acıklı olan, gelen bu kaynaklar için çoğu zaman projeler yazılamadığından o paralar sahibine geri döner, yani kullanılamaz. Ama gözü doymamak bu olsa gerek… Bonn’da Yeşil İklim Fonundan bana da verin diyen Türk resmi heyetine en belirgin itiraz “fakir” ülkelere (daha çok ada devletleri ve Afrika devletleri) sahip çıkan ‘G77+Çin Grubu’ndan geldi, onların hakkına Türkiye göz dikmesin diye. Çin Türkiye’ye itiraz ediyor ama iki ülke arasındaki yatırım bağlarını koparmamak için G77’lerin gizli eli olarak ortaya çıkmadan itirazcı olur hep.

Neticede Türk Hükümeti resmi heyeti Bonn Dünya İklim Zirvesinden memlekete eli boş döndü. 

Fakir olduğumuza kimseyi inandıramadık…

 

Dr. Nuran Talu

Çevre ve Siyaset Bilimci

TÜRK DEVRİMİ, 21 Kasım 2017

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Bülent Akev
    1 yıl önce
    Halimizi açıklamak açısından çok güzel bir makale olmuş; elinize sağlık. Çok bilgilendirici ve çok açık seçik yazmışsnız. Çok teşekkürler :)

Son Yazılar