Şeker gibi GDO…
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Dr. Nuran Talu

Şeker gibi GDO…

07 Nisan 2018 - 12:44 - Güncelleme: 07 Nisan 2018 - 14:48

Vatandaş… Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden sana ne? Sanki bu ülkenin ekonomik, sosyal ya da ekolojik değerleri ilk kez satılıyormuş gibi heyecan yapıyorsun. Şeker sektöründe özelleştirmeler büyük yıkımlar yaratacakmış, fabrikalar satılıyormuş, pancar ekicisi, yöre halkı, esnaf, hayvancılık yapanlar vb. bir dizi insan etkilenecekmiş. Memlekette 33 şeker fabrikası varmış, 25’i devletinmiş, Pazarda devletin payı % 50’ymiş, satılınca iyi para edermiş, Türkiye şeker ihraç eden ülkeyken, şeker ithal edecekmiş… Sana ne gam, sen çocuğunun geleceğine bak, büyüklerimiz yıllardır bu ülke için en iyisini biliyor ve yapıyorlar... 

Bu kıyamet niye koptu biliyor musun; Fabrika özelleştirmeleri ile Türkiye’nin şeker pancarı üretiminden çekilmesi ve GDO’lara (Genetiği Değiştirilmiş Organizma), mısırdan elde edilen mısır şurubuna kapılarını sonuna kadar açması anlamına geliyor da ondan. Vatandaş, sen meseleye bu açıdan bak, yediğin GDO’ya bak...

Şeker meselesini biraz açalım. Bu dünyada şeker % 77 kamışdan, % 23 pancardan elde ediliyor. Memlekette kamış yok, biz ezelden beri şekerimizi milli pancarımızdan elde ediyoruz. Kalorili tatlandırıcılar da sakaroz ve nişasta bazlı olarak iki grupta yapılıyor. Sakarozlular kamış ve pancardan, nişasta bazlı şekerler de genetiği değiştirilmiş mısırdan elde ediliyor. Genetiği değiştirilmiş mısırdan elde edilen mısır şurubunun adı nişasta bazlı şeker (NBŞ) olup, pancardan elde edilen şekere karşı ciddi bir alternatif olarak dünya ve Türkiye pazarlarında çoktandır cirit atıyor. Haberin yok mu? Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti, başlangıçta ‘GDO’lu tohum’ üreten global biyoteknoloji şirketleri, bu memlekette epeydir ‘GDO’lu gıda’larıyla bizim pazardalar.  

Türkiye’de ihracat kapasitesi de güçlü olan nişasta bazlı şeker üreten şirketler de var, onlar devlet yetkililerine şeker kotasını arttırın diyorlar, daha çok üretelim, daha çok satalım, hep birlikte daha çok zengin olalım istiyorlar. Bizim Şeker Kanununa göre nişasta bazlı şeker kotası % 10, yani Türkiye’nin toplam şeker üretiminin % 10’u nişasta bazlı şekerden. Bu oran Avrupa Birliği’nde  % 5.1 deniyor ama bu işte canlı sağlığı için sıkıntı var diyen bazı Avrupa ülkeleri (İngiltere, Fransa, Hollanda gibi) nişasta bazlı üretimden çekilmiş durumdalar.

Vatandaş bir düşün; nişasta bazlı şeker olarak kullanılan GDO’lu mısır şurubunun girdiği gıdaları -ki bunlar şeker pancarından elde edilen şekere göre çok ucuz- çikolataları, gofretleri, mısır şuruplu meyve sularını, meyveli sodaları, bisküvileri, unlu mamülleri vb.ne çok alıyorsun, ne çok çoluğuna çocuğuna yediriyorsun. Bu glikoz şurubunun karaciğer, pankreas gibi kanserlere, obeziteye ve daha bir dizi hastalığa davetiye çıkardığını bilmiyor musun?   

T.C. devletinin kamu yönetimi (Burada Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı oluyor) GDO’lu mısırı ithal ediyoruz, insanlara değil, hayvanlara yem olarak veriyoruz diyor.  Çevreciyim, tüketici bilincim var, şeker pancarı üreticisiyim, bilim insanıyım vb. diye GDO’lu ürünler Türk topraklarında ekilmesin, ithal edilmesin diye sakın muhalefet etme! Bırak hayvanlar yem diye yesin, sen o GDO’lu yem yiyen hayvanları takip edersin, onların etinden sütünden, yumurtasından, peynirinden yemezsin!

Bir de Bakanlık GDO'lu yemlerle beslenmiş hayvanların ürünleri için etiketleme zorunluluğu getirse, hepimiz yediğimiz peynirin, yumurtanın, etin, içtiğimiz sütün güvenilirliğinden tamamen emin oluruz. Zamanla GDO’lu ürünleri, NBŞ’lileri gözünden tanımaya da başlarız. Mesela İtalya'da yapılan bir araştırmada, marketten alınan her dört sütten birinde GDO DNA'sına rastlanmış, ama biz Türkler hemen anlarız. Kim tutar bizi dünyanın GDO lobilerine karşı durmaya… 

Üstelik bu ülkenin kanunu yok mu kardeşim? Ben birey olarak önlemimi alırım devletime de güveniyorum diyebilirsin. Essah, senin biyogüvenliğini korumak için envai çeşit kanun var bu ülkede, uluslararası sözleşmeler, protokoller, kanunlar, yönetmelikler, bir üst kurul (GDO'lu ürünlerin ithalinde söz sahibi baba gibi 9 bilim adamından oluşmuş Biyogüvenlik Kurulu)…

Yıl 1992, Rio de Janerio, Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı (oradaydım), Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi dünyaya sunuldu, Türkiye imzaladı, onayladı (27 Aralık 1996 tarihli ve 22860 sayılı Resmi Gazete).

Yıl 1999, Cartagena, Sözleşmenin uygulama protokollerinden olan Biyogüvenlik Protokolü dünyaya sunuldu, bizim devlet yönetimi memlekete GDO sokmamak, insan sağlığını, doğayı ve biyoçeşitliliği GDO’dan korumak için orada. 

Yıl 2004, Biyogüvenlik Protokolü’ne AKP hükümetlerinin yıldız gibi parladığı dönemlerde taraf olundu. 

Yıl 2010, ulusal Biyogüvenlik Kanunu çıkarıldı (26 Mart 2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmi Gazete), biraz geç oldu ama olsun, hemen akabinde kanunun uygulama yönetmeliği olan ‘Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik’ hayatımıza girdi (13 Ağustos 2010 tarihli ve 27671 sayılı Resmi Gazete). Hayatımıza girdi de etiketlerimize bir türlü giremedi…

Kanun ve yönetmeliğe göre, Türkiye'deki ürünler, binde 9 oranının üzerinde doğrudan GDO içerdiği takdirde, paketlerinde GDO'lu olduklarına dair etiket taşımak zorundalar. Bu etiketlere ‘genetik yapısı değiştirilmiştir’, ‘genetik yapısı değiştirilmiş…üründen üretilmiştir’ ibaresinin yazılması gerekiyor. Ancak bu durum süt, yumurta ve et gibi ürünler için geçerli değil. Çünkü GDO'lu yemle beslenmiş hayvanların ürünleri GDO'lu kabul edilmiyor! Bir de Yönetmelikle ürünlerinde GDO kullanmayanlara  bunu etiketlerinde belirtme hakkı veriliyor veaynen ‘GDO’suz eşdeğer gıdaların etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir’ deniliyor. 

Biliyor musunuz, Konya Şeker olarak A.Ş. kanuna uyup bir ara ürün etiketlerinde ”% 100 doğal pancar şekeri” ve “hiçbir şekilde GDO içermez” şeklindeki ifadeler kullandı ve kullandığına pişman oldu, Çünkü Tarım İl Müdürlüğü bu ibareyi kaldırın dedi,yetmedi üstüne Tüketici Haklarının Korunması Genel Müdürlüğühaksız rekabete neden olduğu gerekçesiyle ‘GDO içermez’ ibaresi kaldırılacak dedi, kaldırılmadı diye de ceza kesti. Anlaşılan bu ülkede kanunlara uymayanlar değil, uyanlar cezalandırılıyor!Bizlerin de market raflarında satılan hiçbir gıda maddesinin etiketinde GDO’lu olduğuna ilişkin bir ibare görme şansımız yok. 

Özü şu; bu ülkede kanunlara rağmen GDO’lu gıdalar var ve etiketlenmiyor.

Masal bitti, vatandaş karar versin artık. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar