VATANSEVER
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Faruk Gözübüyük

Faruk Gözübüyük

Faruk Gözübüyük

VATANSEVER

28 Ocak 2018 - 12:52

Yazıya başlamadan önce, yapıştırılacak yaftaları baştan bertaraf etmek adına biraz kendimden bahsedeyim. Atatürk’ü gerçekten anlamaya çalışan, yaptıklarından, yaşadıklarından dersler çıkaran, yarım kalmış devrimleri tamamlamaya yemin etmiş bir Türk genciyim. Fetö ile hiçbir bağım olmadı, dolaylı dolaysız. Ailesinden geçtim, sülalesinden bir tane dahi Fetöcü çıkmamış birisi varsa işte o benim. Zaten benim gibi adamların, bırakın yanına almayı isminden dahi rahatsız olurlar. Her daim, her şartta, her ortamda, bir tek Fetöyü değil bütün cemaatleri eleştirmiş ve uzak durulması gerektiğini söylemişizdir. Mantık kabul etmez. Düşünen, akıllı insan bunlara yanaşmaz. Duyuyoruz ki bütün malını mülkünü bu cemaatlere bağışlayanlar varmış. Tanrım akıl fikir versin ne diyelim.

Başta İngiltere ve Amerika olmak üzere bütün yabancı ülkelere hep şüpheyle yaklaşmışımdır. Yüzyıllara, binyıllara dayalı hain emellerini okumuş, öğrenmiş ve kinimi içimde büyütmüşümdür.  1919 - 1922 yılları arasında Anadolu topraklarında halkımın, milletimin gördüğü zulmü görmezden mi geleceğiz, unutalım mı? 1915’te Ermenilerin Doğu’da yaptığı zulümleri unutacak mıyız? Benim unutmaya niyetim yok. Unutmadığım gibi her daim diri tutacağım. Elimden geldiği kadar da anlatacağım ki bilmeyenler öğrensin. Arap çöllerinde başta İngilizlerle savaşan cengaverlerimizin asit kuyularında can çekiştiklerini unutacak mıyız? Kör edilen gözlerinin acısı yüreğimi dağlar.

Hasta adam diye nitelendirdikleri Osmanlı’yı yok edip topraklarımıza çöreklenecekken (çöreklenmenin ne demek olduğunu birileri mutlaka başka türlü öğrenecek) bir yiğit Türk, bir akıllı Türk, genlerinden gelen şifreyle hareket eden bir lider çıkıp Türkiye Cumhuriyetini kuruyor. Ve siz zavallılar (onlar kendilerini iyi biliyor) Gazi Komutan Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’e aklınız sıra hakaret edeceksiniz, yaptıklarını küçümseyeceksiniz. Sizler hainsiniz.

Vatanını, milletini seven; onların iyiliğini, refahını düşünen; yemeyip yediren, giymeyip giydiren adamdan vatan haini çıkar mı? Mahmut Esat Bozkurt, ”Siyasetçi fakir ölmelidir.” diyordu. Bizim yüreğimiz vatan aşkıyla çarparken, vatana ihanet aklımızın ucundan geçmezken bize hain demenizin de bir anlamı olmazdı zaten. Yapılacak devrimler ve iyileştirmeler konusunda hepinizle yarışırım.

Ne kaldı geriye, terörist yardakçısı! Halen ‘Tüm Anadolu Kahramanları Şehit ve Gazi Yakınları Derneği’nin başkan yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Siz hiç şehit evine gittiniz mi? Ben gittim, hem de bir çok kez… Anlatılmaz ancak yaşamak gerekir. Her Türk evladına salık veririm, mutlaka şehit ailelerini ziyaret ediniz. Hayatın gerçeklerinin ve acısının yüzünüze nasıl çarptığını hissedin ve hayata öyle devam edin. Biz aileyi ziyaret ettiğimizde acılarını paylaşırken, acılarını kendi acımız yerine koymuşken bırakın fotoğraf çektirmeyi konuşmaya utanıyorduk ki bizim daha az acılı olduğumuz anlaşılmasın diye. Bu bir propaganda aracı olarak kullanılabilir mi? Evet maalesef bazı ruhsuzlar  kullanıyor. Elimden gelse bugün planını hazırlar ve bir tek terörist unsur kalmayana kadar temizlerim memleketi.

O kadar ayrıştırdılar ki milletimizi. Ocu şucu bucu… Ben muhalifim ama hiç kimseye de bağlı değilim kardeşim. Bir partiden de değilim. Bana Cehape zihniyeti diyemezsin, HDP’li diyemezsin, AKP’li diyemezsin. Ama yaptığınız işleri sevmiyorum, tasdik etmiyorum. Küçük çocuklarla evlenmeye izin vermenizi sevmiyorum, bunun için bir şeyci mi olmam lazım? İmam Hatip okullarına ağırlık verip eğitim kalitesini düşürmenizi sevmiyorum e ben neciyim o zaman? TÜBİTAK gibi güzide bir bilim kurumunun başkan yardımcılığına Hayvanat Bahçesi Müdürünü atamanızı sevmiyorum, neci oldum ben şimdi? Rüşvet alan bakanları, bunları koruyanları, yargılayamayanları, iş yapmayan milletvekillerinizi sevmiyorum, e ben kimciyim..? Okullardan andımızı kaldırmanızı, kurumların başından T.C. ibaresini kaldırmanızı sevmiyorum, neci olduk? Suçu sabit olduğu halde, suçüstü yakalandığı halde tecavüzcüyü, hırsızı, uğursuzu serbest bırakmanızı sevmiyorum. Sürekli kandırıldık demenizi sevmiyorum. Ohal ile işverene yaranırken işçinin haklarını gasp etmenizi sevmiyorum. Milletvekili maaşı ile geçinemiyoruz diyen milletvekiline dokunmamanızı sevmiyorum. Yalan Tarih anlatan, Yunan galip gelseydi daha iyiydi diyen adamı sofranızda baş köşeye oturtmanızı sevmiyorum. Tarih bilmemenizi sevmiyorum. Bir Türk olarak, yabancılara karşı başımız dik yürütmeyişinizi sevmiyorum. Memlekete bu kadar çok, başta Suriyeli olmak üzere, sığınmacı almanızı, onlara bize tanınmayan haklar tanımanızı, üniversitelere sınavsız yerleştirmenizi, polis yapmanızı, doktor yapmanızı sevmiyorum. Doktor olduğunda erkek hastaya bakmayacak kızlar yetiştirmenizi sevmiyorum. Habur’dan teröristleri davul zurnayla geçirmenizi sevmiyorum. İlkokullarda okutulacak kitaplara yazdırdıklarınızı sevmiyorum. Çocukları bilimden, fenden, matematikten uzaklaştırmanızı sevmiyorum. Okuma yazmayı bilmeyen birini başbakan olarak atamanızı sevmiyorum. Tiyatroya, müziğe velhasılıkelam sanata değer vermeyişinizi sevmiyorum. Amatör sporlara olan ilgisizliğinizi sevmiyorum. Abuk sabuk fetvalar veren Diyanet’i sevmiyorum. Ege adalarını Yunana terk etmenizi ve ‘sizin partinizin başında olanlar verdi zaten’ demenizi sevmiyorum, yalan söylüyorsunuz. Sizin yaptığınız hiç doğru bir şey yok, hal böyle olunca her hareketinize kuşkuyla bakıyorum.

Fırat Kalkanı harekâtına da kuşkuyla bakmıştım. Sizin kendi menfaatiniz için yapmayacağınız şey yok, bunu biliyorum. Bir harekât varsa, Ordumuz bir savaşın içindeyse tabii ki ordumuzun arkasında duracağız. Bir tek askerimizin ayağına taş değsin istemeyiz. Haklı haksız bakılmaz, bir karar verilmiştir ve uygulanır. Bizler de arkasında dururuz. Ama bu kararı eğer bu hükümet aldıysa benim için çokça soru var demektir. Yok eğer devlet aklı bu kararı aldıysa ki bence öyle, bunu da anlatacağım, gencecik evlatlar vatan için şehit oldular diyeceğiz. Son 5000 yıllık Dünya geçmişinde savaş olmadan geçen topu topu 236 sene var. Savaşsız yıl geçmemiş. Savaşın çok çeşitli sebepleri var. Sanayileşmeden önce, daha ilkel uygarlıkların olduğu zamanlarda bereketli topraklar, su, güç için savaşılırmış. Sonraları sömürmek için, ucuz işgücü için, daha çok para kazanmak için savaşılmış. Sanayileşmiş ülkeler özellikle silah sanayini ayakta tutabilmek için savaşlara destek vermişler. Son 250 seneye kadar Türk İmparatorlukları Dünyayı yöneten, Dünyadaki en büyük devletler olmuşlardır. Bazı zamanlarda bir de değil iki – üç adet Türk Devleti hüküm sürmüştür. Türklerin savaş hayatı zaferlerle doludur. Emir Timur hayatı boyunca hiç savaş kaybetmemiştir. Türkler, savaşları sonunda aldıkları topraklarda yaşayan halklara eziyet etmemişler aksine gittikleri yere refah götürmüşlerdir. Boşuna demiyorlar “Vefalı Türk geldi!” diye.

Ülkemiz coğrafyası stratejik önemi olduğundan bütün dünya ülkelerinin gözünde hep kıymetli olmuş, alınması gerekli topraklar olarak görülmüştür. Türkiye toprakları üzerindeki emellerini son olarak Sevr anlaşması ile belli eden Batı Emperyalizmi, Atatürk’ün sahneye çıkıp bütün oyunları bozması ve sonunda da Lozan Antlaşması ile neye uğradığını şaşırmıştır; kolay lokma sandığı Türkleri yutamamış, kudretinden çekinmiş ve bütün Dünyaya rezil olmuştur. Bütün bunlar bu kadar açık ve seçikken İngiltere veya Almanya veya Amerika ile bir olup Türkiye’de iş tutmaya kalkanların sonu hep hüsran olmuştur, olacaktır. Belki emellerine ulaşmış zannedebilirler, şimdilik sesimiz çıkmayabilir ama zannedilmesin ki kulağımızın üstüne yattık uyuyoruz. Devlet unutmaz, kaydeder. Gün gelir hainlerden hesap sorulur.

Açılım Süreci bir saçmalıktı. Osman Paşa’nın çok güzel bir lafı vardır: “Teröristle müzakere olmaz, mücadele olur.” Çok net bir tavır sergilenecekti. Ya uslu olacaksınız, normal bir vatandaş gibi yaşayacaksınız ya da bu topraklarda işiniz yok denecekti. Sınırlarımız dışındaki terörü temizlememiz çok zor. Ne Suriye’de ne de Irak’ta merkezi yönetim gücü elinde tutabiliyor. Temizlenen yerleri kime bırakacağız, ÖSO? Bu operasyon bir tarafta yürürken diğer taraftan da içeriyi temizlememiz lazım. Bir kere şu yabancı ajanları tespit edip göndermeli, daha sonra teröre bulaşmış ne kadar adam varsa sınır dışı edilmeli. Hemen arkasından sınır hattı kontrol altına alınmalı. Giriş çıkışlar kesinlikle kontrollü olmalı. Kaçak geçişler önlenmeli. Vatandaş gibi yaşayamayanları eğitmeli, herkes gibi vergisini vermeli, elektrik parasını ödemeli. Kanunlara saygılı vatandaşlar olarak yaşamaları sağlanmalı.

Afrin’e yapılan harekâtın geçerli sebeplerini zaman gösterecek, haklı veya haksız, yanlış veya doğru bir yola girildi. Orduyu her zaman ayrı görmek lazım. Bir takım dinamikleri kontrol etmek elinizde olmayabilir. Ordunun başındaki komutan istemese de bazı adımları atmak zorunda kalabilir. Bu işler bir tek kişiye bağlanamaz. Ortak akıl, sizin üst akıl dediğiniz devlet aklı kararları alır ve size uygulatır. 2018 ve 2019 yılları çok şeylere gebe. Bizim bu süreçte dikkat edeceğimiz iki şey var. Birincisi bütün bunlar oluyorken bir dış müdahaleye karşı vatanımızı savunmak, boşa düşmemek, ikincisi ülkeyi daha iyi yönetecek kadroyu hazırlamak.

Bilinç seviyenizi yükseltmek en önemli göreviniz olmalı…

“Türkler kendilerini anlamayanlara, kim olursa olsun, kendilerini anlatmak yolunu biliyorlar…”  Antoine Galland

“Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır…”  Townshend (İngiliz komutan)

“Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız güvencesidir.” Mustafa Kemal Atatürk

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Ersin Toraman
    1 yıl önce
    Bir kere şu elestrim olacak Genç değilsin
  • Faruk Gözübüyük
    1 yıl önce
    Gayette gencim. Yaşım 52 olabilir ama ruhum 35 olmadı henüz.
  • Baycan Kamacı
    1 yıl önce
    Ağzına ve yüreğine sağlık arkadaşım, yolun açık olsun,

Son Yazılar