ABD HEGEMONYASININ PANZEHİRİ: TÜRKLÜK BİLİNCİ
  • Reklam
Fatih Gökgöz

Fatih Gökgöz

Fatih Gökgöz

ABD HEGEMONYASININ PANZEHİRİ: TÜRKLÜK BİLİNCİ

24 Temmuz 2018 - 13:50 - Güncelleme: 24 Temmuz 2018 - 15:59

Eğer birisi bana “ABD’nin gerçek gücü nedir?” diye sorsa,  IPHONE, IBM, McDonal’s, Rexona, Danone, Nestle, PEPSİ, CocaCola, Adidas, Nike ve onlarca ürünü sayabilirim. ABD’nin gerçek gücü marka değerleridir.

Söz gelimi, ABD Müslüman bir ülkeye zulüm eder. Bütün Müslümanlar “Kahrolsun ABD, yıkılsın emperyalizm” diye sloganlarla sokaklara dökülür. Hemen Amerikan yazılımcılarının ürünü olan Facebook, WhatsApp ve Twitter’da organize olunur. Müslüman genç cebinden Amerikan ürünü olan IPHONE marka cep telefonunu çıkarır ve arkadaşlarını da ABD’yi protestoya davet ederek kent meydanına gider. Sözleriyle ABD’yi kahrederler. Sonra yorulurlar, boğazları kurur ve markete giderler. Serinlemek için Amerikan’ın ürünü olan Coca Cola alırlar. Akşam da kafa dağıtıp, arkadaşlarla sohbet etmek için McDonal’s’a giderler, güzelce karınlarını doyururlar. Eve gidince kardeşini mutlu etmek isteyen Müslüman genç kardeşine Amerikan ürünü olan Nestle çikolata ve Danone yoğurt alır. Eve gelen genç yorgunluğunu atmak için televizyonun karşına kurulur. Amerikan düşünce kuruluşları tarafından yapılan o yarışma programlarını izlerken, gün içinde Amerika’yı proteste etmenin vermiş olduğu rahatlıkla uykuya dalar!

Bu anlattığım olaya karşı çıkıp “Hayır durum hiç de böyle değil!” diyecek olan var mı? İşte Amerika’nın gerçek gücü budur!

Kendini protesto eden ülkeleri, ürettiği ürünlere muhtaç eden güçtür Amerika! Kendini lanetleyenleri kendine muhtaç yaşatandır Amerika! Sokağa çıkın IPHONE kullanan 100 gence “ABD’nin Müslüman ülkelere yaptığı zulmü nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sorun, tereddütsüz 100 gençte Amerika’yı kınayan açıklamalar yapacaktır. Aradan 1 hafta geçtikten sonra IPHONE kullanan bu 100 gence “Türkiye’den IPHONELER toplatılıyormuş, bu konuda ne düşünüyorsunuz?“ diye sorun, tereddütsüz 100 gençte bu duruma isyan edecektir.

İşte Amerika’nın gerçek gücü budur! Ürettiği ürünlerle, yaptığı televizyon programlarıyla koşulsuz şartsız insanları kendine bağlaması Amerika’nın en büyük gücüdür.

Amerikan istihbarat servislerinin ve silahlı gücünün altında yatan esas güçte kanaatimce budur.

John Perkins “BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI” kitabında benim yukarıda anlattıklarımın farklı bir boyutunu yazarak, ülkelerin nasıl ABD’nin sömürgesi olduğunu şu cümlelerle anlatmıştır:

“Hedef ülkeye milyar dolarlık kredi ayarlanır. Mesela Ekvator. Bununla havaalanı, yollar, köprüler, limanlar yapılır. Halkın hiçbir ihtiyacını görmeyecek bir yığın inşaat dikilir, gidip yönetimlere rüşvet veririz. Onları büyük miktar kredi almaya ikna ederiz. Nasılsa bu paranın %90’ı Amerika’ya geri gelecektir. Ülkeyi büyük bir borca sokarız. Bu borç durmadan büyür. Ekvator’un milli bütçesinin yarısını bulur. Sağlık ve eğitime kuruş kalmaz, tarım arazileri yok olur, ülkede küçük bir azınlık rüşvetle olağanüstü zenginleşir. Halk yoksulluk içinde debelenir.”

Benim düşüncelerim ile John Perkins’in yazdıkları arasında bir fark var mı? Ben üretilen ürünler ve yapılan televizyon programlarıyla nasıl Amerika’ya bağımlı hale gelindiğini anlatırken, John Perkins parasal yardımlarla bir ülkenin nasıl Amerika’ya bağımlı hale gelindiğini anlatmıştır. Sonuç aynı: Güçsüz olanın ABD’ye teslimiyeti!

Kimse yazdıklarımı yanlış anlamasın. Niyetim Amerika’yı övmek değil, sadece bir gerçeğe dikkat çekmek istiyorum. Neden Amerika bu kadar büyük markalarla büyük bir güç haline geliyor da, Türkiye global marka değerleri yaratmakta aciz kalıp, büyük güç olamıyor? Derdim bu soruyu ortak bir akılla çözüme kavuşturmaktır.

John Perkins’in söylediklerini yorumlayacak olursam, CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke 22 Ekim 2014 yılında yaptığı açıklamada Türkiye nüfusunun en varlıklı %1’lik kesimi 2000 yılında toplam servetin %38’ini alırken bu oranın 2014 yılında %54’e çıktığını iddia etmişti. Rakamları Credit Suisse’ın son yayınladığı Global Wealth raporundan aldığını belirten Böke, en zengin %10’un servetten aldığı pay 2000 yılında %66 iken 2014 yılında bu oranın %77’ye çıktığını belirtmiştir.(1)

Küçük azınlıklar zenginleşti, sermaye belli düşünce yapısına sahip insanların elinde toplandı, her yer inşaat oldu, yol oldu amaaaaa… Enflasyon rakamlarında en yüksek enflasyona sahip 10 ülkeden 1 tanesi Türkiye; Genç işsizlik rakamlarında OECD sıralamasında en yüksek genç işsize sahip 5 ülkeden 1 tanesi Türkiye;  Dolar karşında en fazla kırılgan para birimlerinin başında TL geliyor.

Yolumuz var, havaalanlarımız var, inşaatlarımız var ama yaşadığımız sıkıntılara kalıcı çözümler üretmemize yetiyor mu bunlar? Tıpkı Perkins’in dediği gibi, halk yoksulluk içinde debelenirken, yolumuz var havaalanımız var diyor. “Sorunlarımızın çözümleri nerede?” diyen yok!

Bir gerçeği açıkça dile getirmek istiyorum: Büyük bir finansal krizin olacağı, uluslarüstü şirketlerin uluslarla mücadele içine gireceği korkunç bir gelecek bizi bekliyor. Şirketlerin silahlı ordular kuracağı bir gelecekten bahsediyorum. Eğer ABD hegemonyasından kurtulmazsak gelecek, Türkiye için hiç iyi gelmeyecek. ABD hegemonyasından kurtulmaktan kastımsa, yukarıda bahsettiğim ABD ürünlerine, ABD yapımı televizyon programlarına ve dolara olan bağımlılığımızdan kurtulmaktır.

Peki bu hegemonyadan nasıl kurtulacağız?

Bana göre tek kurtuluş yolu vardır: TÜRKLÜK, TÜRKLÜK, TÜRKLÜK…

Amerika’nın ve diğer güçlü devletlerin mevcut güçlerinin beslendikleri kaynak milliyetçiliktir. Köklerinden beslenen her devlet arzu ettiği güce mutlaka ulaşacaktır.

Köklerimizden beslenip, arzu ettiğimiz güce ulaşabilmemiz için öncelikle Türk-İslam sentezi denilen, Amerikan düşünce adamlarının ürünü olan ve Türklüğü, ılımlı Türklük haline getirmek için uğraşan bu saçma projeden bir an önce vazgeçmeliyiz.

Herkesin dini inançlarını kendi içinde bırakıp, kuantum konuşan, bilim konuşan, üretim yapan, çağın bilincini yakalayan Türkçülük anlayışına sıkı sıkıya sarılmalıyız. Türklük bilinciyle, akıl ve bilim yolundan gittiğimiz sürece hem başka devletlerin hegemonyasından kurtulacağız hem de biz bir güç haline geleceğiz.

Kutuplaştıkça, ayrıştıkça, kavga ettikçe, siyasi çıkarlara alet oldukça her şeyden önce Türklükten uzaklaştıkça, gelecek bizim için iyi gelmeyecek. ABD hegemonyasının panzehiri Türklüktür!

Vatanımızı emperyal devletlerin hegemonyasından kurtarıp bizlere bağımsız bir vatan armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olamak üzere bütün atalarımı Lozan'ın 95.yılında saygı, özlem, minnet ve rahmetle anıyorum.

 

KAYNAKÇA

  1. http://www.dogrulukpayi.com/iddia-kontrolu/selin-sayek-boke/turkiye-nufusunun-en-varlikli-yuzde-1-lik-kesimi-ulkedeki-toplam

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Veli ÖZDİL
    1 yıl önce
    Mükemmel bir yazı .Teşekkür ederim .Türk İslam sentezinden vazgeçelim peki Müslüman olmaktan da vazgeçelim mi ? Bu millet hiç rahat bırakılmadı hem dış hemde iç mihraklar tarafından 600 yıldır. Ya Arab olacaksınız yada Hıristiyan.Ne yapacağını şaşırdı millet.Kime güveneceğini de.

Son Yazılar