CHP, İYİ PARTİ VE KANAAT ÖNDERLERİNE
  • Reklam
Fatih Gökgöz

Fatih Gökgöz

Fatih Gökgöz

CHP, İYİ PARTİ VE KANAAT ÖNDERLERİNE

03 Ocak 2018 - 15:32

Ne sağı ne solu, söylemleriyle Cumhuriyet’imizin tüm değerlerini kucaklayan, bir kanadı Türklük bir kanadı bilim olan, çağın bilincine uygun bir şekilde değişmeyi hedef alan, bilim insanlarına, sosyologlara, psikologlara, müzisyenlere, karikatüristlere(…) de siyasetçiler kadar söz hakkı tanıyan, her alandan uzmanların fikirlerini önemseyen ve değerlendiren, popülist söylemlerden ziyade toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, entelektüel bir bakış açısına sahip, her şeyden önemlisi geleceğimizin teminatı olan gençlerin eğitimlerini önemseyen ve kendi ülke çıkarlarını küresel çıkarlardan üstün gören politikalara ihtiyacımız var.

Tarihin her döneminde muhakkak büyük buhranlı, zor dönemler yaşadık ancak hiç bir dönem bilimde ve teknolojide bugün gelinen zirveye gelinmediği için insanlarımız bugün olduğu kadar kandırılmamıştır. İktidar hırsı, kişisel çıkar ve menfaatler hiçbir dönemde bu seviyeye gelmemiştir. Ülkemizin öncelikleri hiçbir dönemde kişisel önceliklerin bu kadar arkasında kalmamıştır. Tabiri caizse neresinden tutarsan elinde kalacak olan bir dönemi yaşıyoruz.

Üniversiteler susturuldu, sözde din adamları(!) bilim adamların önüne geçirildi, imam hatip liseleri fen liselerinin önüne geçirild, bilim, sanat, edebiyat bir kenara atıldı her kanalda insanlar kendi görüşlerini din diye anlatmaya başladı! Yobazlık ve gericilik, bilimin ve teknolojinin zirve yaptığı çağda makam, mevki elde etmek için adeta meziyet haline getirildi. Alenen kadınlara saldırmak, kendi din tanımına uymayan kadınlara kötü gözle bakmak, kendi tarikat veya cemaatinden olamayanları alenen kürsülerden kafir ilan etmek,  çocuk yaşta kız çocuklarını evlendirmek, tecavüze ve tacize kulp takıp bu olaylar sonucunda bir de kadını suçlu çıkarmak ülkemize has yeni meziyetler olarak göz önüne çıktı.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler 2050’li yıllarda bilgi çağının da ötesinde yepyeni dijital bir çağa doğru giderken, ülkemizde yapılanlara baktığımızda adete Ortaçağ karanlığına tekrar dönüyoruz. Hiç kimse bu söylediğime itiraz etmesin. Ortaçağ’da cennetten arsa satan zihniyet ile günümüzde cehennemde yanmaz kefen satan zihniyet arasında ne fark var? İktidardan kimsenin bu tip hareketlere müdahale etmemesi de işin cabası!

Halkımızı o kadar çok ayrıştırdılar ki, halkın sıkıntılardan başını kaldırıp esas meseleleri bilmesine izin vermediler. Suni gündemleri halkın önüne esas meseleymiş gibi getirenler halkımızı kandırdı! Eğitimsiz bırakılıp, açlığa, sefalete terk edilen halk her geçen gün gerçeklerden uzaklaştırıldı. Seçim dönemlerinde hangi partiye hangi nedenle oy attığını bilmeyen insanların geldikleri bilinç düzeyinden ülkeyi yönetenler doğrudan sorumludur. Eğitimsizliğin hücrelere kadar işlemesinin en net göstergesidir bu söylediğim.

Yaptığı yol ile övünen mevcut iktidarın uluslararası herhangi bir başarısıyla övündüğünü gören var mı?

Söz gelimi, geldikleri günden beri defalarca eğitim sistemini değiştirmelerine karşın hiç eğitim sisteminde başardıkları bir konu ile övünen iktidar mensubu gördünüz mü? Gördüyseniz de o kişi sizi kandırıyordur. Niye mi? Hemen cevaplıyorum.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı olan PISA Testi’nin en son yayınlanan 2015 yılı raporuna göre Türkiye 70 ülke içinde;

Okuduğunu anlamada; 50

Matematikte; 49

Fen bilimlerinde; 52.sırada yer almıştır. Eğitimde sınıfta kaldıkları için övündükleri durum insanları kandırmaktan başka bir şey olamaz.

Peki, hak, hukuk, adalet gibi bir ülkenin varlığının temeli, geleceğinin teminatı olan konularda övünen bir iktidar mensubu gören var mı? Yok, göremezsiniz! Sebep mi? Dünya Adalet Projesi’nin (JWP) 2016 yılı Küresel Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre Türkiye 113 ülke içinde 99.sırada yer almıştır. Düşüne biliyor musunuz? 113 ülke içinde sondan 14.sırada yer alarak hukuksuz devletler statüsünde yer aldık. Hukuk sıralamasında şu tabloyu gördükten sonra, ‘’Hukukta, adalette biz Türkiye’ye çağ atlattık’’ diyen iktidar mensuplarının ve aydınlarının(!) söylemlerini sizlerin vicdanına bırakıyorum.

Bitti mi?  Tabi ki de hayır! Bitmiyor, dünya sıralamalarında bizlere o kadar çok utanç yaşattılar ki, tablolara bak bak bitmiyor!

Biz ülke insanımızı rahat, refah yaşatıyoruz diyerek övünen bir iktidar mensubu gören var mı? Gördünüz mü? Gördüyseniz de durun hemen inanmayın. İnsani Gelişmişlik Endeksine bir bakalım ondan sonra inanıp inanmama konusunda vicdanlarınız cevap versin. 2015 yılında Birleşmiş Milletler Ulusal Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yapılan İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre Türkiye,  188 ülke içinde 71.sırada yer almıştır. Bunun açıklaması şudur; Türk insanı dünya standartlarında orta halli bir sırada yer almaktadır. Dünyanın 16.ekonomisi olara övündükleri ülkemizde ekonomik refah halka hiç yansımıyor ki, halkımız dünya sıralamasında refah değil orta halli bir sırada yer alıyor. Peki televizyonlarda konuşanların ‘’Türkiye ekonomisini büyüttük’’ söylemleri halka yansımadığına göre kimlerin şahsi refahını yükseltiyor? Bu soruyu da sizlerin vicdanlarına teslim edip başka bir tabloya geçiyorum.

Siz, ‘’Kadın erkek eşitliğini sağladık. Kadın da bizim vatandaşımız erkek de bizim vatandaşımız. İktidar olarak iki cinse de eşit uzaklıktayız, eşit yakınlıktayız’’ diyen bir iktidar mensubu gördünüz mü? Aksine iktidar sempatizanlarının ellerine geçirdikleri ilk fırsatta kadını ötekileştiren konuşmalar yapmakta 1 numara olduğunu görüyoruz. Nitekim bu durum uluslararası endekslere de yansıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre Türkiye, 144 ülkenin değerlendirildiği raporda 130’uncu sırada yer almıştır. Yani, cinsiyet eşitsizliğinin zirve yaptığı ilk 20 ülke içinde 14.sırada yer alıyoruz. Dün akşam iktidara en yakın kuruluş olan Diyanet’in(!) 9 yaşında kız çocukları hakkın yapmış olduğu skandal açıklama söylemlerimi ispat eden bir başka husus olarak karşımıza çıkmaktadır.

Birçok endeks hakkında birçok söylemde bulunabilirim. Peki bunları bilmek neyi değiştirir? Ortaya çözüm önerileri koyamadıktan sonra bütün bu rakamları ezberlesek, sabahtan akşama kadar tartışsak neyi değiştirebiliriz? Çözüm önerisi koyamadığımız sorunu bilmek hiçbir anlam ifade etmiyor!

Sorunların çözümlere kavuşmasının bana göre tek bir yolu var: Kişisel hırs ve çıkarlar bir kenara bırakılarak toplumsal çıkarlar ön plana çıkartılmalıdır. Ayrışmalar ve kutuplaştırmalar sonlandırılmalıdır. Bilim adamlarının ve üniversitelerin üzerindeki baskı kaldırılarak seslerinin çıkması sağlanmalarıdır. Mahkemelerde adalet iktidar baskısı ile karşılaşmadan dağıtılmalıdır. Geleceğin teminatı olan gençlerin geleceği, onlara verilen eğitim ile garanti altına alınmalıdır. Birlik ve beraberlik içinde el ele vererek her sorunu aşacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Ne demişti Başbuğ Atatürk: ‘’Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızda akan asil kanda mevcuttur.’’ Atalarımız başardı biz de başarırız.

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener ve referandum süresinde ’’HAYIR’’ için çalışan muhalif kanaat önderleri 2019 başkanlık seçimlerine adım adım yaklaştığımız şu dönemde birlik ve beraberliğin öncüleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda bahsettiğim sorunların çözüm önerileri başta iki siyasi lider ve kanaat önderlerinin birlik söyleriyle ortaya konulacaktır. Bu hareket Kuvayi Milliye ruhunu içinde barındıran kurtuluş hareketi olmalıdır.

Şayet Kılıçdaroğlu, Akşener ve kanaat önderleri birlik ve beraberlik için bir araya gelemezse o zaman kurtuluş, bir fikir etrafında bir araya gelen, şahsi çıkarlardan arınmış insanların bir araya geldiği, Türklük ve bilim bilincini esas alan, ayrıştırmadan vatandaşım deyip insanları kucaklayan yeni bir partide olacaktır. Tüm kesimleri bir araya toplayabilecek güçlü bir partiye…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar