GENÇLİK POLİTİKALARI
  • Reklam
Feyzullah Budak

Feyzullah Budak

Feyzullah Budak

GENÇLİK POLİTİKALARI

22 Mart 2018 - 14:54

Dünyamızda her anlamda büyük ve önemli değişimler gerçekleşiyor. Bir yandan bilimde ve teknolojide baş döndürücü gelişmeler yaşanırken, diğer yandan dünyanın siyasi düzeni de ciddi bir değişime uğruyor, 20. Asrın alışılmış iki kutuplu dünya dengeleri ve buna göre oluşan tehlike algıları daha 21. Yüzyıla girmeden tamamıyla değişmiş bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu değişim ve gelişimleri doğru algılayarak, her anlamda doğru pozisyonlar alması ve dolayısıyla bu değişimlerden zarar görmemesi  her şeyden önce yeni nesillerin yani gençliğin bu değişimleri doğru algılayıp, doğru okuyabilmesine bağlı. Bunu belirleyecek olan ise doğrudan gençliğimizin kalifikasyon düzeyidir. Yani bu değişim ve gelişimleri doğru algılayıp, doğru pozisyonlarda bulunmak için yüksek standartlarda, iyi yetişmiş bir gençliğe ihtiyaç vardır.

Peki ama bugüne kadar Türkiye’yi yönetenler böyle bir gençlik ortaya çıkarmak ve böyle bir gençliğe sahip olmak için ne yaptılar? Ülkeyi siyaset yoluyla kontrol altında tutma hesabı yapanların, gençliğe kendileri için bir alkış, tezahürat ve slogan makinesi olmaktan başka bir anlam yükledikleri görüldü mü? Bugüne kadarki ve bugünkü siyasilerin etraflarına topladıkları gençler hakkında, kendilerini alkışlatmak ve rakiplerini yuhalatmaktan başka bir hesapları oldu mu? 

Bugüne kadarki siyasiler gençliğin zinde ve cevval doğasını ülke geleceğinin hayat suyu olarak görmek yerine, bu zinde gücü kendi siyasi hesaplarını gerçekleştirmenin bir aracı saydılar. Her zaman yüksek bir bilinçle ülke geleceği için iş ve duruş sergilemesi gereken gençliğin bugün seçim meydanlarında beyaz kefenlere bürünerek bazı şişkin egolu siyasiler uğruna ölmekten bahsetmeleri işte bu yaklaşımların ürünüdür. 

Siyasetin gençliğe bu yaklaşımı, öncelikle doğrudan gençliği ve dolayısıyla bu ülkenin geleceğini katletmekten başka hiçbir anlama gelmez. Halbuki ülkenin bugününü yönetme iddiasında olan siyaset, geleceği de kurmakla mükelleftir. Gelecek ise ancak gençlik üzerinden yükselecektir. O halde siyasetin gençliğe dair doğru politikaları ve doğru planları olmalıdır. Ülkeyi yönetenler veya yönetme iddiasında olanlar nasıl bir gelecek için nasıl bir gençlik gerektiği konusunda fikir sahibi olmalı ve bu hedefe ulaşmak için gerekli plan ve programları oluşturmalıdır. 

Türkiye’de siyasetle uğraşan kadrolar, bu ülkenin milletler camiasında tarihine yakışır saygın bir yeri olmasını, düşüncelerinin ve sözünün dikkate alınır olmasını, başka ülkeler ve milletler tarafından kurgulanan planların peşinden sürüklenen değil, geleceğe dair planlar ortaya koyan ve uygulayan bir ülke olmasını hedeflemelidir. Bu hedef için sadece bugünkü siyasi kadrolar ile gayret gösterilmesi asla  yeterli olmayacaktır. Bunun sürdürülebilir ve geleceğe taşınabilir olması için nasıl bir gençliğe sahip olunması gerektiği konusunda bazı tasavvurlara ve bu tasavvurların gerçekleşmesi için de bazı hareket planlarına sahip olunması gerekir. 
Bunun için siyaset kurumunun yapması gereken işleri  (7) madde halinde sıralayabiliriz;

1. Her şeyden önce gençliği mevcut ve ulaşılmış bilgilerle ölçüp değerlendirme alışkanlığımızdan vaz geçmeliyiz. Hedefimiz daima dünyada üretilmiş en son bilgilere ulaşmak ve bunların gençliğe iletilmesini sağlamak olmalı. Tabii ki bunun için en etkin mekanizma her düzeydeki okullardır. Ama okullarda bu yapıyı oluşturmakla yetinmeyip, okul dışı gençlik kuruluşları vasıtasıyla dünyada üretilmiş en son bilgileri gençliğimize iletmeli ve gençliğimizi en son bilgilerle donatmalıyız.

2. Bilgi ancak bir iddia ile birleşirse işe yarar. Bu sebeple gençlerimizin moral açıdan düşük profilli ve kendine güvensiz olmasına izin vermemeli ve gençliğimizi olabilecek en yüksek özgüven düzeyinde tutmalıyız. Türk tarihinde bunun için gerekli dayanak noktaları fazlasıyla var. Gençliğimizin yabancı köklerden değil, kendi köklerinden beslenmesi için üzeri örtülmüş tarihi güçlerimizi yeniden canlandırarak gençliğimizle buluşturmalıyız. 

3. Yüksek özgüven sahibi gençlere dünyanın en son bilgilerini yüklemek de yetmez. Bu bileşim onları ancak onurlu ve ayaklı kütüphaneler haline getirir. Bundan ülke adına bir yarar sağlanması için gençlerimizin milli hassasiyet sahibi bireyler olarak yetişmelerini ve her zaman milli bir bakış açısıyla bu bilgileri tahlil edip, bunlardan ülke ve toplum için yararlı sonuçlar çıkarmalarını sağlayacak gençlik eğitim programları uygulamalıyız. 

4. Özellikle üniversitelerimizdeki eğitim programlarını, gençlerimize bilgileri ileten ve gençlerimizi de bu bilgileri almak için dinleyici konumunda tutan mevcut yapısından kurtarıp, gençlerimizin bilgiye ulaşma yollarını öğrenmesini, ulaşılmış bilgileri tartışma alışkanlığı kazanmasını  ve sadece dinleyen değil, analitik düşünerek soran ve sorgulayan bireyler olmasını sağlayacak hale getirmeliyiz.

5. Çok hızlı değişen ve gelişen dünya koşullarında gençlerin eski nesillerden  öğrenecekleri günden güne sınırlanmakta ama değişim ve gelişimlerden bizzat ve doğrudan alacakları bilgilerin boyutu ise artmaktadır. Çünkü dünyamızdaki bilgi üretimi artık eski nesillerin takip alışkanlıklarını ve yeteneklerini aşan bir hıza ulaşmış bulunmaktadır. Bu sebeple gençlerimizin bir arada kendi kendilerini eğiterek geliştirecekleri, bilgiye bizzat ulaşarak onu çevrelerine ve gelecek nesillere yaymayı öğrenecekleri, bunun için araştırma, öğrenme, bunları hitap ederek veya yazarak aktarma yeteneklerini geliştirecekleri gençlik yapılanmaları planlamalıyız.

6. İlkokulun ilk sınıfından üniversitenin son sınıfına kadar sürecek tutarlı eğitim programları, bu ülkedeki her bir genç insanın dünyada geçerli en azından bir yabancı dili ileri düzeyde bilmesini, iyi bir bilgisayar kullanıcısı olmasını ve bu  avantajları kullanarak iyi bir araştırma, bilgiye ulaşma ve onu analiz etme uzmanı haline gelmesini sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.

7. Özetle Türkiye’de siyaset kurumunun  gençlik ile alakalı hedefi; yukarıda sayılan vasıf ve yetenekleri ile Türk gençliğinin milli, manevi, tarihi ve insani değerlerden beslenerek, yabancı kültürler karşısında kendi kültürüne sahip çıkan, dünyadaki gelişmeleri en cevval şekilde takip edip değerlendirerek, ülkemizin lehinde ve aleyhindeki gelişmeleri doğru şekilde analiz edip buna göre pozisyon alabilen, devletine ve milletine candan bağlı, ülke ve toplum menfaatlerini kendi menfaatinden üstün tutan ve bu haliyle Türkiye düşmanlarının yüreklerine korku salıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin geleceği için en önemli teminat olan bir gençlik yetiştirmek olmalıdır.

Hiç şüphe olmasın ki; Devletimizin kurucusu ve Türk Milleti’nin Başbuğu Büyük ATATÜRK’ün de gençlik ile alakalı hedefleri yukarıda özetlemeye çalıştığım gibiydi. Ama onun ölümünden sonra bu ülkeyi yönetenler, diğer tüm alanlarda olduğu gibi bu alanda da onun bilinçli politikalarını terk ettiler. Sonraki yıllarda kurulan ve amacı TÜRKLÜK, TÜRKÇÜLÜK ve ÜLKÜCÜLÜK olan gençlik örgütlenmelerinin bu konuda bir zemin oluşturarak siyaset kurumunu etkileyip, yönlendirmesi beklenirdi ama onlar da bu konuda başarılı olamadılar ve bu başarısızlığın bizatihi gençlerden değil, siyaset kurumunun onlara yaklaşımından kaynaklandığını bu yazının ilk  paragraflarında anlattım.

Türkiye’de bu konudaki tek umut verici gayret Sayın Namık Kemal ZEYBEK’in önderliğinde ve AHMET  YESEVİ VAKFI’nda sergileniyor. Ahmet Yesevi Vakfı’nın Gençlik örgütlenmesi olan AYBEK (Ahmet Yesevi Bilim, Eğitim, Kültür Kümeleri) yıllardan beri Sayın ZEYBEK’in rehberliğinde, yukarıda bahsedilen ilkelere göre ve yukarıda bahsedilen hedeflere ulaşmak için büyük bir sabırla çalışıyor. Sayıları şimdilik az olsa da orada yetişen gençleri tanısaydınız, ülkemizin ve milletimizin geleceğine dair inancınız daha aydınlık olurdu. Türkiye’yi  ve Türkiye’deki siyaset kurumlarını yönetenlerin bu sıra dışı örnek ile ilgilenmelerini, onu inceleyip, ondan yararlanmalarını ve bu pilot örneği Türkiye’nin resmi Gençlik Politikası haline getirmelerini tüm kalbimle diliyorum. 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Turgay Derya
    1 yıl önce
    Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi, eğitim atağı gerek. Ama bu eğitim çağın gereğine uygun, bilimsel, araştırcı, sorgulayıcı beyinler yaratmaya yönelik olmalı

Son Yazılar