KÜÇÜK DÜNYALARININ DİKTATÖRLERİ
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Feyzullah Budak

Feyzullah Budak

Feyzullah Budak

KÜÇÜK DÜNYALARININ DİKTATÖRLERİ

21 Kasım 2018 - 13:04

Eğer bu ülkede, özellikle devletin yönetilmesinde artık her şeyin bir kişiye bağlı olduğunu, tüm kararların bir tek kişinin iradesiyle oluştuğunu ve tam bir tek adam devri yaşadığımızı düşünüyorsanız… Ben size ne diyebilirim ki? Çünkü tamamen haklısınız ve zaten bunu bütün dünya biliyor. Ama bilmenizi isterim ki; Bu ülkenin diktatörü bir kişiden ibaret değil. Onun yanı sıra kendi küçük dünyasının diktatörü olmaya özenenler de var. Bunun böyle olduğunu en çarpıcı şekilde gösteren bir olayı geçtiğimiz günlerde bizzat yaşadım.
TÜRKOCAKLARI tarafından düzenlenen ATATÜRK GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYORDU? konulu konferansım için Edremit’e uçmak üzere geçtiğimiz Cuma (9 Kasım 2018) günü öğleden sonra Ankara Esenboğa havaalanında beklerken bir telefon geldi. Arayan BENGÜ-TÜRK TV’den bir program yapımcısı idi ve benim ATATÜRK GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYORDU? adlı kitabımı okuduğunu, aynı konudaki konferansımı dinlediğini ve bunlardan çok etkilendiğini belirterek, O akşam 10 Kasım vesilesiyle yapacağı canlı yayının konuğu olmamı istiyordu. Kendisine  havaalanında olduğumu ve ertesi gün de Edremit’te konferansım olduğunu bildirdim. Buna çok üzüldü ama ilk fırsatta başka bir konu için mutlaka beni programına davet edeceğini söyledi.
Bu görüşmeden tam bir hafta sonra aynı kişi 16 Kasım Cuma günü tekrar arayarak, O akşamki canlı yayınına davet etti. Ayrıca konunun DEVLET ADAMLIĞI üzerine olduğunu ve programda benden başka bir konuğun daha olacağını söyledi. Değerli kardeşimiz, aynen geçen hafta yaptığı gibi tam da canlı yayını yapacağı gün yani programdan sadece birkaç saat önce arayıp davet ediyordu. Tabii ki aynı akşam çıkılacak bir canlı yayına sadece birkaç saat kala davet edilmek, gerekli hazırlıkların yapılması bakımından sıkıntılı bir durumdu ama ülkemiz için önemli konularda topluma görüşlerimizi aktarma imkanını da çok sık bulamıyorduk. O nedenle sorun çıkarmadım ve daveti kabul ettim.
Nitekim Beyefendi bir saat sonra tekrar arayarak “programa davet ettiği ikinci konuğun hazırlanmak için yeterli zaman olmaması sebebiyle programa gelmediğini ve benim önereceğim başka bir konuk olup olmadığını sordu. İlk aklıma gelen birkaç kişiyi aradım ama her kes aynı mazeretle daveti kabul etmiyordu ve mazeretleri de “hazırlanmak için yeterli zaman olmadığı” idi. Kim bilir belki de insanlar DEVLET ADAMLIĞI konusu konuşulurken zaruri olarak lafın geleceği günümüze dair çok kötü örnekleri BENGÜ-TÜRK TV ekranlarındaki canlı yayında konuşmayı göze alamıyorlardı.., kim bilir?
Programcıyı arayarak “benim kimseyi bulamadığımı ve programa hazırlanmam gerektiği için bu aramaya zamanım da olmadığını, ikinci konuk olarak kendisi her kimi davet ederse benim kabulüm olduğunu” söyledim. Ardından kitaplığıma daldım ve ilk çırpıda elime geçen Kaşgar’lı Mahmud’un Divanü Lügat’it Türk’ünü, Balasagun’lu Yusuf Has Hacib’in Kutad Gu Bilig’ini, Nizamü’l Mülk’ün Siyaset-Name’sini, Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın Devlet Adamlarına Öğütler’ini, Sultan Murat Han’ın Fatih Sultan Mehmed’e Öğütler’ini, Ebu’nnecip Sühreverdi’nin Yönetenlerin Yönetimi adlı kitabını ve konuyla alakalı daha birkaç kitabı masamın üstüne alarak çalışmaya başladım.
3-4 saatlik bir çalışmadan sonra artık program için evden çıkmak üzere hazırlanmam gerektiğini düşünmeye başladığım saatlerde çok değer verdiğim ve üzerimde çok hatırı olan bir dostum aradı. Programcı kardeşimiz de ilişkimizin bu yönünü biliyor olmalı ki beni aramakta zorlanınca bu değerli dostumu aramış ve “yukarıdan müdahale edilerek Feyzullah BUDAK’ı programa konuk alınmasına ve orada konuşturulmasına izin verilmediğini, kendisinin ısrarı üzerine programının iptal edildiğini, bu sebeple çok zor durumda olduğunu, bana çok değer verdiği ve utandığı için beni bizzat arayıp bu durumu söylemekte zorlandığını” anlatmış ve ondan yardım istemiş. Tabii ki hemen ben kendisini aradım ve “herkesin kimliğine ve karakterine uygun işler yaptığını, bunda kendisinin bir kusuru olmadığını ve dolayısıyla üzülmemesini” söyleyerek onu teselli ettim.
Evet, bu olayın kötü adamları yukarıda sözünü ettiğim “kendi küçük dünyasının diktatörü olmaya özenenler”dir ve onlar alenen suçüstü olmuşlardır. Konu: DEVLET ADAMLIĞI olunca, lafın bir yerde kendi devlet adamlıklarındaki zafiyetlere de geleceğini düşünerek korkmuşlardır ve bunun başka da bir izahı yoktur. Ama daha başkaları söylemeden kendilerindeki “devlet adamlığı zaafiyeti”ni bilen bu sahte krallar bilmelidirler ki; Korkunun ecele faydası yoktur ve zaafiyetler korku ile beslenerek güçlü hale gelmezler.
Aslında bu konuda benim söyleyecek çok sözüm var ama şimdi sosyal medyanın imkanlarından yararlanalım ve bahse konu programın iptal edildiğini bildirerek daha önce programı duyurduğum herkesten özür dilemem üzerine yapılan yorumlardan bir kaçını geliş sırasına göre aşağıda hep birlikte görelim.  Hem yazımız biraz renkli tamamlanmış olsun…
*******
Ziya Başkan:  Çıkıp (muhtemelen) ağırlıklı olarak Atatürk’ün ve Nazarbayev'in devlet adamlığından örneklerler verecektin. O zaman da kendini devlet adamı zanneden birçok malum zevat kendilerinin çöplük malzemesi olduğunu görecekti. Buna nasıl katlansınlar?
Yunus Güçlüer : Bengü Türk TV’ ye sizi konuk olarak davet etmeleri şaşırtmıştı beni.
Adem Yiğit:  Yılın yayını olurdu bence kendi kanalında devlet adamlığını anlamak.
Movsar Gorkem Akcay:  Feyzullah Bey madem yürekleri yetmiyor sizi ekrana çıkarmaya, biz kendimiz çekelim yayınlayalım ne dersiniz? Yakında TV kanallarının yüzüne bakan kalmayacak internet tv yayıncılığı ile daha fazla insana ulaşabiliyoruz tabii kalıcı oluyor.
Hayrettin Afşar:  Hocam o zaman biz Soralım, günümüzde devlet adamlığı nasıldır? Yazarsanız okuruz.
Mücahit Gezen: Sizin ve düşüncelerinizin bir kaç gömlek büyük geleceği bir programmış demek ki hocam.
Özcan Garipoğlu:  Program saatini bekledim... Belki bir şeyler değişmiştir diye... ama çok üzüldüm...
Muammer Karakaş: Fesli Kadir’i ziyaret edenlerin işine gelmez, seni bilenler bilir Feyzullah kardeşim takma kafanı, keser döner sap döner gün gelir hesap döner…
Göktan Muğulkoç:  Senin canın sağ olsun. Bu çeşit engellemelerle bizi yolumuzdan döndüreceklerini sananlar, ancak bizim mücadele gücümüzü daha da artırırlar.
TC Mustafa Pirik:  Devlet adamı olamayanların kovanına çomak soktun.
Ilker Aktaş: devlet'in adamlığı ile DEVLET ADAMLIĞI arasındaki farktır Feyzullah Budak ...
Fethi Akin:  Sayın Feyzullah Budak hala sizi engelleyip düşüncelerinizin daha geniş kitlelerce duyulmasından korkuluyorsa, ümit var demektir...
İsmail Kozan: Sözün bittiği yerdeyiz…
Mehmet Arkun: Ne kadar can sıkıcı, özgür basın ve medya yok.
Namık Kemal Zeybek: Olmasa şaşırırdım…
Hayrettin Nuhoğlu: Yuh be! Konuşmaktan korkulur mu?
Behiç Çelik: Ağabey, sen çok değerlisin. Özre gerek yok. Hakkında hayırlısı olsun. Saygılarımla…
Nihat Açık: İblisin önde gidenleri engelletmiştirler…
Sacit Vergi: Ben de hangi dağda kurt öldü demiştim…
Seniha Yalçın: Nasıl olur Feyzullah Bey’ciğim. Bu kanal başka yerden mi emir alıyor? Ne kadar yakışıksız, ne kadar kötü bir tutum. Yazıklar olsun. Yazacağım internet sitesinden kanala…
Zehra Demirci: Özür dilemeye gerek yok Feyzullah Abi. Vatan sevdanız onlara ağır gelmiştir. Feyzullah Abi çıkacak diye çok sevinmiştim ve What’s-Ap’tan herkese duyurmuştum.
Acar Kardağlı: O malum yerler bir gün yok olacaklardır, sen üzülme Feyzullah Kardeşim…
Mehmet Yalburdak: Ülkede özgürlük diye bir şey yok kardeşim. Nerelerden kaynaklandığını tahmin etmek zor değil. Sabır… Gün gelir hesaplar döner…
Güzin Eyüboğlu: Özür dilemek ne arkadaşım, aşk olsun… Bu omurgasızlığı yapanlar utansın…
Orhan Yıldırım: Zaten nasıl oldu da seni programa konuk alacaklardı, hayretle karşılamıştım. Seninle iftihar ediyoruz sevgili kardeşim. Yolun açık olsun. Allah’tan sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Selam, sevgi ve muhabbetle. Allah’a emanet ol…
Hasan Bölücek: Biz değerli hocamızın ne mesajlar vereceğini bildiğimiz için nasıl kabul edildiğine şaşırmış ve sevinmiştik. İptaline şaşırmadık ama üzüldük. Saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
İrfan Arslan: Sen özür dileme kardeşim.  Zaten o kanalı izlemiyorduk. Sen konuk olacağın için izleyecektik. Böylece bütün camiayı mecburi seyirden kurtardılar.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar