"TÜRK DEVRİMİ"
  • Reklam
Feyzullah Budak

Feyzullah Budak

Feyzullah Budak

"TÜRK DEVRİMİ"

09 Kasım 2017 - 23:24

Bu gazetenin diğer yazarları ilk yazılarında acaba hangi konuları işleyecekler? Doğrusu bu sorunun cevabını bilmiyorum. Muhtemelen en başta Başyazarı olmak üzere diğer yazarlardan bazılarının da gazetenin adı olan “TÜRK DEVRİMİ” kavramı üzerine yazacakları kanısındayım. Ama bu riske rağmen başlangıç yazısında, ifade ettiği derin ve önemli anlam sebebiyle gazetenin adı yani “TÜRK DEVRİMİ” kavramı üzerine yazmanın doğru olacağını düşünüyorum.

İnsanlık tarihinde ikinci bir örneği daha gösterilemez ki; Bir millet, bin bir türlü yokluk, yoksulluk ve güçlük içerisinde yeniden dirilişinin temeli olan bir kavram yaratarak, bu kavram üzerine yeni bir hayat inşa etmiş, ama daha sonra bu yeteneğinin tam tersi bir idraksizlik sergileyerek bu kavram ile ilişkisini kesmiş olsun. Evet; “TÜRK MİLLETİ” ile “TÜRK DEVRİMİ” kavramı arasındaki ilişki işte tam da böyle bir ilişkidir.

Yirminci asrın başları Türk Milleti için her anlamda tam bir buhran dönemidir. O yıllarda Doğu  Türklüğü yaklaşık iki asırdan beri Rusya’nın boyunduruğu altındadır. Anadolu Türklüğü ise imparatorluk bakiyesi, küçülmüş bir devlet halinde yaşamasına rağmen yine iki asırdan beri hiçbir başarının veya iyi halin mümessili olmaksızın sürekli geriye gitmenin yanı sıra aynı süreçte derin bir batı hayranlığı çukuruna düşmüştür. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi sonunda bu küçülmüş vatan da Türklerin derin bir kompleksle gözünde büyüttüğü batılı uluslar tarafından iş ve güç birliği ile işgal edilmiştir.

Devleti yönetenlerin bu işgale karşı direnme iradeleri yoktur ve her kes uygun bir batılı devletin himayesine girmeyi tek çıkar yol olarak görmektedir. Devlet yöneticilerinin bu durumda olduğu ülke halkından kim, ne bekleyebilir ki? Dolayısıyla tüm vatan sathında derin bir ümitsizlik hakimdir ve her kes hızla yaklaşmakta olan bir çöküşün ayak seslerini duymaktadır.

İşte böyle bir ortamda mucize gibi bir insan ortaya çıkarak Türk Milleti’nin önüne düşmüş ve derin bir inançla “Geldikleri gibi giderler” diyerek yeniden diriliş için amansız bir kurtuluş savaşını sabırla örgülemeye başlamıştır. Giriştiği işteki temel dayanağı ise "Toros dağlarının tepelerinde tek bir Türkmen evinin bacası tüter halde kalmış ise, ben bu milletten umudumu kesmem; bayrağımı göğsüme sarar, milletimin istiklâli uğruna ölürüm!" inancından kaynaklanmaktadır.

Böylece başlayan Türk Kurtuluş Savaşını ve onun zafere ulaştırılma öyküsünü binlerce sayfa yazsak tam olarak anlatma imkanı yoktur. Ama iş, akıl sınırlarını zorlayan bu mücadele ve sonucunda ulaşılan muazzam zafer ile bitmemiştir. Çünkü bu mücadelenin ve bu zaferin mimarı olan lider, aynı zamanda kazanılan bağımsızlığın ve kurulan yeni devletin ilelebet yaşaması için yeni bir “TÜRK DEVRİMİ” fikrinin de mimarıdır aslında.

Kurtuluş Savaşı’nın ve elde edilen muhteşem zaferin lideri Mustafa Kemal, kurulan yeni devletin ve onu kuran Büyük Türk Milleti’nin sağlam temeller üzerinde sonsuza kadar yaşaması için, daha sonra adına “TÜRK DEVRİMİ” diyeceği bir dizi devrimler planlamaktadır. Bunlar; hukuktan ekonomiye, siyasal yapıdan toplumsal yapıya, alfabeden eğitim sistemine ve kadın haklarından devletin yeniden organize edilmesine uzayan bir dizi devrimler bütünüdür. Mustafa Kemal ATATÜRK, uzun yıllardan beri Türklere tepeden bakan batılı ulusların da hayretler içerisinde izlediği “TÜRK DEVRİMİ”ni, cumhuriyetin kuruluşunu takip eden birkaç yıl içerisinde tamamlayarak, bu devrimler üzerinde yeni bir devlet ve yeni bir toplum yükseltmiştir. “Türk Devrimi” esasen, asırlar boyunca “padişahın kulları” durumuna düşürülmüş  yorgun, bitkin ve ezik bir toplumu yeniden ayağa kaldırarak, kendi benliği ve kendi kimliği üzerinde yeni baştan inşa edip, saygın bir ülkenin onurlu yurttaşları mertebesine yükseltme destanının adıdır.  

Burada bahse konu devrimleri sadece ana başlıkları itibariyle kısaca hatırlamakta yayar var.

  1. Siyasal Devrimler

· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

  1. Toplumsal Devrimler

· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)

· Uluslararası saat, takvim ve ölçülerin kabulü  (1925-1931)

· Tekke, zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)

· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)

· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)

· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)

  1. Hukuk Devrimi

· Mecelle’nin kaldırılması (1924-1937)

· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunlar çıkarılarak, laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

  1. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler

· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)

· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)

· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)

· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)

· Güzel sanatlarda yenilikler

  1. Ekonomi Alanında Devrimler

· Aşârın kaldırılması

· Çiftçinin özendirilmesi

· Örnek çiftliklerin kurulması (Devlet Üretme Çiftlikleri)

· Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak, sanayi kuruluşlarının kurulması

· I. ve II. Kalkınma Planlarının (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması.

Mustafa Kemal ATATÜRK bu devrimlerden bahsederken her zaman büyük bir zevkle “TÜRK DEVRİMİ” kavramını kullanırdı. Çünkü Büyük Lider bunun bilincindeydi. Bu devrimleri ne için yaptığını ve bu devrimlerin neyi sağlayacağını iyi biliyordu. Ama onun ölümünden sonra bu kavram unutuldu ve onun yerine “Atatürk İlke ve İnkılapları” gibi sun’i bir tabir yerleştirildi. Böylece Atatürk’e hürmet görüntüsü altında “TÜRKLÜK” ve “TÜRK DEVRİMİ” kavramlarının üstü örtüldü. Türkiye’de bugün yaşanan sıkıntılar işte bu gafletin ürünüdür.

Onun için Türklüğe dayalı “TÜRK DEVRİMİ” kavramının yeniden ihya edilmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onu oluşturan Türk toplumu bu kavram üzerinde yükseldi ve bugün yaşanan sıkıntıların içerisinden de bu kavrama tutunarak çıkacağız. Dolayısıyla bu gazete daha adını koyarken tarihi bir işe imza atıyor. İçeriği ile de “YENİDEN TÜRK DEVRİMİ”ni inşa edecek inşallah.

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar