SAHİPSİZLİK
  • Reklam
Görkem Akçay

Görkem Akçay

Görkem Akçay

SAHİPSİZLİK

17 Ocak 2018 - 14:27

Atatürk’e ve Vatandaşa Yapılan Hakaret ile Tehditlerin Devlet Tarafından Görmezden Gelinmesi

Son beş yıldır çok hareketli bir siyasi süreç geçiriyoruz. Partizanlık artık öyle bir hal almış ki mensubu olduğu parti Devletin ve Milletin bütünlüğünü bozucu söylemde dahi bulunsa lider ve doktrin sorgulanmaz saçmalığına kendilerini kaptırdıkları için gafletin farkında değiller…

Lafı çok uzatmadan son zamanlarda hem Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’e yöneltilen hakaretlere hem de bu partizanlıklar üzerinden Türk Milletine yöneltilen tehditlere örnekler vereceğim.

Sinop’un Gerze ilçesi AKP teşkilatı başkanı Tahsin Bayrak, yaptığı açıklamada, kurum müdür ve amirleri ile basın mensuplarına hitaben aynen şu ifadeyi kullandı "Hükümetimize aksi yönde bir tavır alırsa gereğini yapacağız"hangi yetki ile kime, gereğini nasıl yapacaksınız?

Gelen tepkiler sonrasında “ben bunu ilçemize gelen alışma sürecindekilere söylüyorum” şeklinde sözlerle pişkinliği dile getirdi yetmedi ve bir de ekledi “Bu sadece kurumlarla ilişkili değil, herhangi bir medya mensubu da haddini bilmediği takdirde hükümetimize aksi yönde bir tavır alırsa, bunun da gereğini yapacağız” bu sözlerden sonra şu ortaya çıkıyor, bundan sonra AKP’yi eleştiren herkes ölümle, FETÖ iftirasıyla veya kayıtsız gözaltında kalmayla burun burunadır.

Konuyla ilgili savcılardan ve devletin herhangi bir yetkilisinden açıklama veya tehdit suçu ile ilgili hiçbir girişim olmadı…

Yine 16 Nisan’da yapılan referandum öncesinde AKP Sinop il teşkilatı yönetim kurulu üyesi Musa Yıldırım’a yanındaki bir arkadaşı “Musa Ağabey güçlü Türkiye'ye hayır diyenlere ne yapacağız?”diye sorduktan sonra çekilen videoda Musa Yıldırım tabancası ile 5-6 el ateş ediyor ve video sonlanıyor… Gelen tepkiler üzerine Yıldırım “Aslında bunu kendi aramızda espri amaçlı çekmiştik. Yanlış anlamalara sebebiyet verdiğimden ötürü çok üzgünüm. Türk kamuoyundan özür diliyorum.”Diyerek konuyu kapattı. Hakkında ne bir işlem ne de bir inceleme yapılmadı.

Tabi bu süreçte halkı tehdidin dışında Mustafa Kemal Atatürk’e hakaretler, slogan atarak heykelini kırmaya çalışanlar ve hemen her gün sosyal medyadan devam eden saldırılar sürdü. Siber suçlara günü gününe rapor verilmesine rağmen artık bizden bıkmış olacaklar ki ihbarlarımıza yanıt alamaz olduk.

Derin Tarih denen lağımdan farksız dergide ve tv programında Mustafa Armağan Atatürk’e hakaret ve daha da ileriye giderek ağır ithamlarda bulunmuş gelen tepkilerden çok çok sonra soruşturma açılarak önce tutuksuz yargılanmış ardından tepkiler artınca tekrar iddianame düzenlenerek 6 yıla kadar hapsi istendi ancak iyi hal, basın mensubu olması vb. sebeplerden 1 yıl 3 ay cezaya çarptırıldı… Bu cezanın kesinlikle göstermelik ve milletin gazını almaya yönelik olduğunu düşünüyorum çünkü dergi hala yayın hayatına devam ediyor, satıyor ve dağıtım kanallarında talep görüyor… 

Fakat gerçek bilgileri yazan, Atatürk’ü baş tacımız yapan ve bu tarz dergilerin karşısında yer alabilecek olan dergimiz ATAYURT’a kimse sahip çıkmıyor! Haliyle durum böyle olunca böyle haysiyetsizlerin gücü ve çevresi artıyor… Zehre karşı panzehir kullanmazsanız sonuçları hep böyle olacaktır.

Gelelim kendisini Atatürk’ün partisi olarak tanımlayan CHP’ye… Yeni seçilen İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu denen mahlûk “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz demek militer ve ırkçı bir söylemdir.” Sözleri ile Atatürk düşmanlığını dile getirdi…

Ardından 24 Nisan 2012 yılında sosyal medyada paylaştığı sözde Ermeni katliamını savunan ve kabul edici sözleri ortaya çıktı… “Bugün 24 Nisan Ermeni Soykırımı başladı.” Diyerek hizmet ettiği misyonu bizlere göstermiştir.  Gerek yazılı basında gerekse sosyal medyada konunun üzerine gidilmesinden dolayı Kaftancıoğlu hesabın kendisine ait olmadığını ifade etmiş fakat hesabın kullanılış tarihi paylaşılan yazıların söylem/yazım dilleri yeni hesabı ile karşılaştırıldığında kendisi olduğu anlaşılıyor.

Sosyal medyada yapılan hakaretlere, vatandaşların en ufak tartışmada birbirlerine herhangi bir terör örgütünün sempatizanlığı konusundaki iftirasına, tehditlere, hiç değinmiyorum bile en basiti #Atatürk şeklinde arama motoru üzerinden araştırınız çok yaratıcı küfürler, hakaretler ve sahte fotoğraflarla karşılaşacaksınız. Hepsinin ceza kanununda bir karşılığı var fakat “Kılık Kıyafet Kanununda” olduğu gibi sadece kanunda var UYGULAMADA YOK! 

Vatandaşlar bu şekilde ayrışmış ve ülkenin kurucusu Atatürk’e bu denli hakaret edebiliyorken hangi huzur ortamından bahsediyoruz?

Kanun koyucular kendileri karşı bir hakaret olduğunda ŞEHİT yakınını dahi dava ederek 18 yılla yargılıyor… Sosyal medya sitelerine Türkiye’de ofis veya temsilcilik açmaları için baskı kurarken Atatürk’e yapılan hakaretler konusunda gerek yok kanun var diyebiliyorlar…

Demek istediğim şu bu kanun öncelikle DEVLETİN belirli kademelerindekiler için uygulanırsa vatandaşta konunun hassasiyetini algılayacaktır (umarım). İmam coşarsa cemaat neler yapmaz değil mi?

Bakınız Devlet kademesinden bazı örnekler;

* Meclis başkanı İsmail Kahraman 2 Eylül 2013'te Aksiyon Dergisinde yayınlanan röportajında kendisine “darbeler” hakkında soru yöneltiliyor ve cevap; “Türkiye’de 1444 ile 1918 arasında 474 yılda 17 isyan hareketi oldu. Bir de cumhuriyet dönemi var. 1923’e ihtilal dedik, 1960, 71, 80, sonra postmodern darbe dedik.” 1923’e neden ihtilal diyorsunuz ve ihtilali kim yaptı? Kastınız Atatürk elbette bunu bilmek için dahi olmaya gerek yok Sayın Kahraman hele TBMM kürsüsünden Atatürk portresi ile yaptığınız yorum Atatürk nefretinizi ortaya koyuyor…

Örnekleri daha çoğaltabiliriz…

Bu kadar hakaret ve işlenen suçlardan sonra başta Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, TBMM, Başbakanlık ve elbette CUMHURBAŞKANLIĞI’ndan hiçbir tepki veya suç duyurusu gelmedi.

Fakat acısını dile getirirken “sizin çocuklarınız nerede askerlik yaptı” diye soran şehit yakını 18 yıl ile yargılanarak kodese gönderildi…

Çok merak ediyorum SAVCILAR nerede? Hani unvanının başında CUMHURİYET olan savcılar…

 

Cumhuriyet savcıları; Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanlarından tutunuz da, bu yurtta yaşayanların uğrayacakları en ufak bir haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin gözyaşlarından siz sorumlusunuz.

 

Mahmut Esat “Bozkurt”

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar