AVRUPA ÜLKELERİNDE YOK EDİLMEK İSTENEN VATAN KAVRAMI
  • Reklam
Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

AVRUPA ÜLKELERİNDE YOK EDİLMEK İSTENEN VATAN KAVRAMI

19 Mart 2018 - 13:27

1960’lı yıllarda Türkiye’den Avrupa’ya başlayan iş göçünün Türkiye’nin ekonomisine katkısı tartışılmaz. Avrupa’daki işçilerimizin kazançlarını Türkiye’ye şu ya da bu şekilde aktarmış olması ülke ekonomisine olumlu katkılar sunmuştur. İşçi olarak geldikleri ülkelerde, iş sahibi olan, eğitim gören, işveren konumuna yükselen milyonlarca Türk; bulundukları Avrupa ülkelerinde vatandaşlık hakkı da kazanmıştır. Bu kadar kalabalık bir Türk kitlesine sahip olmak, Türkiye’ye çok güçlü bir Türk lobisi oluşturma imkanı sağlamıştır. Ne yazık ki Türkiye, elindeki bu fırsatı değerlendirememiştir. Aksine Avrupa devletleri Türk işçilerin çocuklarından, Türkiye aleyhine çalışan lobiler devşirmeyi başarabilmiştir.

Türk-Kürt üzerinden oluşturulan ilk ayrışma, cemaatler ve tarikatlar üzerinden derinleştirilmiştir. Türk milli kimliğini yok etmeye yönelik yürütülen faliyetlere karşın, etnikçi derneklerin kurulması oldukça dikkat çekicidir. İsveç Radyosu, Türkçe yayınları kaldırırken; Türkiye’den gelenlere yönelik Kürtçe ve Süryanice yayına devam etmiştir. Türkiye’ye okullarda Kürtçe eğitim dayatan Avrupa Birliği, milyonlarca Türk’ün yaşadığı Almanya’daki okullarda,Türkçe konuşulmasının yasaklanmasına göz yummaktadır.Türk kimliğine yönelik bu saldırılar, sadece işçi göçünün yaşadığı ülkelerde görülmemektir. Yüzyıllardır Türklerin yaşadığı ülkelerde de benzeri durumlar yaşanmaktadır. Örneğin, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlığı; Türk azınlık olarak değil, ısrarla Müslüman azınlık olarak kabul etmesi de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bu kabulün bir sonraki aşaması, o bölgede yaşayan Oğuz Türkleri’ne, zorla Müslümanlaştırılmış Helen oldukları kabulünü dayatmak olacaktır.

Herhangi insani ya da hukuki haklı gerekçe ile açıklanamayacak bu uygulamalar, Avrupa’daki Türkleri eritip yok etmeye yönelik ırkçı/ Türk düşmanı yaptırımlar değil midir? Batı ülkeleri, içerden bölüp yok etmek istediği göçmen Türklerin dini kimliklerine doğrudan bir saldırı halinde değildir.Çünkü soydaşlarımızı, Türk azınlık olarak değil Almanya Müslümanları ya da Yunanistan Müslümanları olarak görmek istemektedirler. Tabii ki bu Müslümanlar da dilini, kimliğini unutmuş, kendi denetimlerindeki Müslümanlar olacaktır. Bunu sağlayabilmek için Avrupa ülkeleri, kendi elleriyle şekillendirdikleri yeni din anlayışlarını ; Sünni ve Alevi vatandaşlarımıza sinsice aşılamaktadır. Cumhuriyet düşmanı Kaplanlar, Diyalogcu Nurcular ve Alisiz Aleviler bu kapsamda düşünülmelidir.

Bazı cemaatler yaşadıkları ülkelerdeki mensuplarına “karnınızın doyduğu yer vatandır” türünde telkinlerde bulunmaktadır.Biz hiç kimsenin yaşadığı ülkeye ihanetmesini istemeyiz hatta bulundukları ülkelerin kanunlarına uymalarını salık veririz. Bunu yaparken, kendi köklerini unutmamaları kaydı ile. Bir insanın kendisini bilmesi ve geçmişten miras aldığı milli sorumluluğu geleceğe aktarması, kaderin bahşettiği bir görevdir. Pir Ahmet Yesevi, “din seçim Türklük kaderdir” derken bu olguya dikkat çekmiştir.

Milli hassasiyeti yüksek olması beklenen insanlar tarafından, vatan kavramının karnı doyulan yere indirgenmesi ne acıdır.  Halbuki vatan çok daha derin ve ulu bir kavramdır. Karnı doyduğu yeri vatan kabul eden bir kişi aslında kendi fiyatını da ortaya koymaktadır. Bugün ekmeğini verene hizmet eden bir kişi, yarın daha çok ekmek verene hizmet edecektir. Halbuki Türkler için vatan kavramı, hiçbir maddi değer ile ölçülemeyecek kadar yücedir.Bu sebepledir ki birçok vatan evladı, hayatta kaybedebileceği en büyük maddiyat olan hayatını, vatan için gözünü kırpmadan feda edebilmiştir. Türklerin yüzyıllardır ayakta kalmasında,bu yüce vatan anlayışının katkısı çoktur. Yabancı ülkelerde yaşayan Türk kuşaklarında bu olgunun yok edilmesine asla izin verilmemelidir.

İngilizlerin 'where i lay my head is home' adlı bir atasözü vardır. Türkçe'ye “başımı koyduğum yer evimdir” diye çevrilebilir. Genelde evsizlerin ya da gezginlerin durumunu anlatan bu atasözünün bir çeşitini Fetö mensuplarının kullandığını duydum. Cemaat üyelerine 'seccadeni serdiğin yer vatandır' diye bir görüşü telkin etmişler. Böylece dinler arası diyalogla başlattıkları dini sınırsızlığı, bu görüşle milli sınırsızlığa taşımışlardır. Sadece bu olay bile, Batı ülkelerinin desteği ile büyümüş olan cemaatlerin  düşünce yapısının, batı değerleri ile şekillendiğini göstermektedir. Bazılarının vatanı seccadesini serdiği yer olabilir ama bizim vatanımız bellidir. Bizim için vatan atalarımızın uğrunda canını verdiği ve bizim de canımızı vermeye hazır olduğumuz yerdir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar