Huzuru bozulanlar
  • Reklam
Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

Huzuru bozulanlar

04 Temmuz 2019 - 11:28

Soğuk savaşın bitmesi ardından 1990'lı yıllarda Dünya'da oluşan siyasi dengesizlik, A.B.D. için bir fırsata dönüşmüştür. Önce Irak ardından da Afganistan'ın işgali ile başlayan Amerikan yayılmacılığında, NATO güçleri Amerikan siyaseti için etkin olarak kullanılmıştır. Bu durum, NATO’nun işlevinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bu nedenledir ki yapay düşmanlar ve kurgu örgütler ortaya çıkarılmıştır. .
 
Var olan işgalleri meşru kılmak için çeşitli gerekçeler oluşturulmuştur. Bu gerekçeler, kimyasal silah tehditi ve aşırı İslam olarak ortaya konulmuştur. Irak için öne sürülen kimyasal silah iddialarının yalan çıkması ardından,  İslam Dünyası'nda daha önce görünmemiş, terör ve katliamları ile öne çıkan Selefi terör örgütleri piyasaya sürülmüştür. Bu örgütlerin yapmış olduğu katliamlar, örütağ (internet) ve basın yoluyla her eve kadar girmiş ve büyük bir korku oluşmasına neden olmuştur.
 
Bu süreçte müslüman ülkelerde de siyaset yeniden tasarlanmış, ılımlı İslam adında kapitalizm ile uyumlu olan yönetimler iktidara getirilmiştur. Buna karşı gelmesi muhtemel devlet adamları da iktidardan devrilmiştir. Bu dönemde AKP, Türkiye'de iktidara gelmiştir.
 
AKP yönetiminin ilk dönemlerinde Batı ile uyumlu hatta yer yer teslimiyetçi olarak nitelenen siyaset izlenmiştir. Bu dönemin bilinen simaları, Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Ali Babacan, Hüseyin Çelik, Beşir Atalay olarak sayılabilir. Bu ekipteki birçok siyasi ile Erdoğan'ın yolları zamanla ayrılmıştır.
 
Bu ayrışmadaki ana etmen, 2013 sonrası Erdoğan'ın FETÖ ile etkin mücadeleye başlaması, dershanelerin ve okulların kapatılması ve Lozan'ın yıl dönümünde yani 24 Temmuz 2015 yılında Kandil'e yapılan hava harekatları ile açılımın son bulması gösterilmektedir. Bu iki konuda somut adım atabilmek aslen Amerika'yı karşıya almak demektir. Bu ayrımın ana nedeninin Erdoğan'ın NATO ittifakına karşı Avrasya’da yönelmesi olduğunu düşünüyorum. Hatta bazı şeyler o kadar açık dillendirilmiştir ki: Ahmet Davutoğlu'un görevi bırakması Amerikan Foreign Policy tarafından
‘ABD, Ankara’daki adamını kaybetti’ şeklinde değerlendirilmiştir. Türkiye , Avrasya ilişkileri ise bu dönem sonrası ivme kazanmış.  Erdoğan-Putin, 2018 yılında 27 kez görüşerek en çok görüşen iki devlet adamı olmuştur. Soçi mutabakatı, S-400 alımı, Türk akımı benzeri gelişmeler, hep bu siyasi eksen kaymasının sonuçlarıdır.
 
Ankara'daki en iyi adamını kaybeden A.B.D. bir taraftan PKK’ya tırlarla silah verirken diğer taraftan da Ankara'yı tamamen kaybetmeme için iç siyaseti yeniden tasarlamaya çalışmaktadır. MHP'nin bölünmesi, CHP’ye daha kitlesel Kuran da okuyabilen başkan arayışları ve AKP içinden eski dostların harekete geçirilmesi hep bu sebepledir.
 
Yeni bir parti kurmak, sadece siyasi birikim ve örgüte sahip olmak meselesi değildir. Kurulacak partinin arkasında büyük iktisadi destek ve basın desteği şarttır. Günümüz Türkiyesinde siyasi düzlemde var olan iki ucu pis değneğe karşı çözüm üretmek için milliyetçiler üçüncü bir seçenek sunamamıştır. Sunmak isteyenler ise basın desteği ve iktisadi güçten yoksun olduğu için, başarı kaydedememiştir.
 
Söylenilen odur ki eski AKP'nin köhnemiş yüzleri yeniden bir parti kurma çalışmasına girmişler. Bu yeni partiye sağlanan maddi olanaklar ve basın desteği ne ölçüde olacak bilemiyoruz. Ama parti için önerildiği söylenen Huzur adının seçmece olduğu kesindir. Huzur anlam itibariyle insan ruhu üzerinde olumlu bir etki oluşturmaktadır. Arapça olması sebebiyle de dini muhafezekar kesim üzerine olumlu çağrışım yapmaktır. İlginçtir ki dini kesimin Türkçe ad seçiminde özürlü olduğu açıktır. Ne yazıktır ki, bazılarının zihni muhtevaları Türkçe'ye kapalıdır. Refah olur fazilet olur saadet olur ama erinç, kıvanç, sevinç olamaz. Belki de böyle yeğleme, bazılarının dininin bir gereğidir.
 
Huzur adındaki bir başka dikkat çekici nokta da, sözcük itibariyle "Hazır, Hızır, Hızar" gibi toplum psikolojisinde olumlu sayılabilecek anlamları da kişi bilinç altında doğurmasıdır. Bu işe girişenlere naçizane hatırlama da bulunayım. 20 yetişkinden birinde görülen 'huzursuz bacak sendromu' toplumumuzun %5'ine denk düşmektedir, bu da bu sözcüğün olumsuz bir yönüdür. Böyle bir parti kurulursa Erdoğan, bunlara için huzursuz bacaklar der mi bilinmez. Bakalım görelim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar