İsveç'te "o" devrimi
  • Reklam
Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

İsveç'te "o" devrimi

09 Mart 2020 - 16:54

Türkçe'nin diğer Turan kökenli diller gibi diğer dillerden üstünlüklerinden biri de, Türkçe'nin cinsiyet ayrımı yapmayan bir felsefe üzerinden kurulmuş olmasıdır. Bunun en bariz örneği üçüncü tekil şahsın cinsiyetsiz olarak ifade edilmesidir. Konuşma ve yazma esnasında anlatımın kolaylaşması açısından da oldukça önemli olan bu yapıda olmayan dillerde anlatım, yeterli kadar açık olmadığı için ek bir açıklamaya gereksinim duyulur. 
Türkçe'de var olan "o" zamiri, Hint - Avrupa dillerinde olmadığı için cümlelerin açıklaması için zamir ikiye bölünür ve "bayan o ya da erkek o" karşılığnda olan sözcükler kullanılarak açıklama getirilir. Bu bağlamda İngilizce'de "he or she", Almanca'da "er oder sie", Felemenkçe'de "hij of zif", İsveççe'de "han eller hon" ifadeleri "bayan ya da erkek o" denilerek cümlede kullanılır. 
Dil de milletler gibi yaşar. Dilin ölümü, çoğu zaman milletin de ölümü anlamı taşır. Bu noktada milleti var eden en önemli varlıklardan biri de dildir diyebiliriz. Diller zaman içinde evrimleşir ve olumlu yönde gelişmesi istenir. Türkçe, çok derin bir uygarlıktab kök aldığı için Türkçe'ye göre daha yeni dillerden birçok üstünlükler içinde barındırır. Üçüncü tekil şahısta cinsiyet ayrımı yapılmaması dışındaki üstünlüklerinden biri de Türkçe'nin sondan eklemeli dil olması ve kolay sözcük türetmeye olanak sağlamasıdır. Matematiksel bir dil olan Türkçe'de eylemlerin ifadesi de bu yapı sayesinde akıcılık kazanır. 
Yeri gelmişken Türkçe'nin bir başka güzelliğinden bahsetmek isterim. Öz Türkçe olan sözcüklerin çoğunluğunda sert nesneler sert sesliler, yumuşak nesneler de yumuşak seslilerle anlatılmasıdır. Örneğin kaya, taş, dağ, tahta, ağaç gibi sert cisimler sert seslilerle ifade edilmiştir. Yine benzer şekilde ipek, çiçek, gömlek, gibi ince ve nazik cisimler de genellikle yumuşak seslilerle dile getirilir. 
Yeniden "o" anlatımına dönersek. İsveç'te bizdeki Türk Dil Kurumu benzeri bir işlevi olan ISOF(Institutet för språk och folkminnen), o anlatımınına devrim niteliğinde bir müdahalede bulunarak "han eller hon" yerine üçüncü tekil şahsın anlatımına bizdeki o yerine gelecek "hen" sözcüğünü türetmiştir. Daha önce hiçbir İsveç şivesinde ya da tarihi kayıtlarda bulunmayan bu sözcük doğrudan ISOF kurumunun türetmesi olarak önerilmiştir. ISOF önerileri diğer devlet kurumlarınca ve basın tarafından kısa sürede kabul görür ve yaygınlaştılır. Resmi yazışmalarda, güncelerde, sanal ortamda birkaç yıldır kullanmaya başlayan bu sözcük, yavaş yavaş günlük konuşmalarda da duyulmaya başlamıştır. İsveççe'nin doğal evrimin yapılan bu müdahale şu anda tutmuş gibi görünüyor. 
Bakalım bu uygulama diğer Hint - Avrupa dillerine öncülük yapabilecek mi? Umarım ki İsveç toplumunun ISOF'a vermiş olduğu değer, bize örnek olur ve TDK'nın önerilerilerine devlet ve toplum olarak sahip çıkarız. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar