Lyme Salgını
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

Kürşat Yılmaz

Lyme Salgını

09 Temmuz 2019 - 12:50

İnsanlar yeryüzünü kana boğmaya devam ediyor. İşgaller, vaad edilmiş topraklar iddiaları, yeryüzünde hak istemeler bitmek bilmiyor. Topraklar için insanlar birbirini acımasızca öldürürken, yeryüzünde varlığı bizden çok daha eskilere dayanan bir başka canlı türü, sanki buranın asıl sahibi benim edasıyla insanlığın sonunu getirmeye hazırlanıyor.
 
1977 yılında bugünkü anlamıyla tasvir edilen ve yoğunlukla Amerika'nın Lyme kentinde görülmeye başladığı için bu kentin adıyla anılan Lyme hastalığı Dünya'da hızlıca yayılmaktadır. Lyme kentinde öncelikle artrit benzeri tanılarla başlayan vakalar ile ortaya konulan bu hastalığın etmeni olarak Borellia bakterisi belirlenmiştir. 1981 yılında Dr. Willy Burgdorferi tarafından bulunan hastalık etmeni bakteriye bulan bilim adamının adı eklenerek Borellia Burgdorferi olarak adlandırılmıştır. Bugün bu bakterinin 41 farklı türü ortaya konmuştur.
 
Borellia bakterisi üç ayrı şekil almaktadır. Kıvrımlı bir yapıya sahip olan bu bakteri, L şeklini de alabilmekte, tehlike durumunda da yuvarlak kist yapıya dönüşüp organların içine yerleşmektedir. Bu üç yapı dışında bağışıklık düzeninden saklanmak için koruma kalkanı oluşturmakta ve böylece savunma düzenimiz tarafından tanınmamaktadır. Farklı yapıya dönüşmesi, kıvrımlı yapısı sayesinde birçok organı etkiliyebilmekte ve türlü türlü hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Önce deriye sonrasında organlara ve nihayetinde sinir ve kas sistemine sızan bu bakteri, zaman ilerledikçe insanı ele geçirmekte ve yıkıma uğratmaktadır.
 
Bakterinin insanlara kenelerden bulaştığı genel kanıdır. Bir kene ısırığı ile borellia ile birlikte Babezya, Bartonella gibi yan hastalıklar da geçmektedir. Son zamanlarda hastalığın çok hızlı yayılması sebebiyle hastalığın aslında sivrisinek, bit ve kan yoluyla da insanlara bulaştığı iddia edilmektedir. Yılda Amerika'da 200.000, Almanya'da 64.000, İsveç'te 10.000 kişinin hastalığa yakalandığı belirtilmektedir. Bu hastalığın tanısında kullanılan Elisa testinin yetersizliği %50 oranında yanlış sonuç veriyor olması ve genelde sadece bakterinin 3 türüne bakılıyor olması açısından tanı konulmayan milyonların da olduğu şüphesi ortaya konulmaktadır. Birçok Lyme hastası, MS, Fibromiyalji, romatizma, ruhsal sorunlar, siyatik gibi yanlış tanılarla tedavi görmektedir. Borellia, 350 farklı hastalığa benzemesinden dolayı taklitçi hastalık olarak da adlandırılmaktadır.
 
Lyme hastalığı için dikkat çekici bir iddia da biyolojik silah olarak kenelere bulaştırılmış olmasıdır. Bu konuda yazılmış kitaplar bulunmaktadır. Kris Newby tarafından yazılan "Biyolojik silahların ve Lyme hastalığının gizli tarihi" (The Secret History of Lyme Disease and Biological Weapons) adlı betik bunların en  ünlüsü olup konuyu anlatan "Derimizin Altında" (Under our skin) adlı bir de belgesel bulunmaktadır. Hastalığın Amerika'daki Plum adasındaki orduya bağlı canlı araştırma merkezinden dışarı sızdığı iddialar arasındadır. (The Plum Island Animal Disease Center (PIADC) kısaltması ). Doktor W. Burgdorferi'nin aynı kapsamda çalışmalar yürüten Rocky Mountain labaratuarlarında çalışmış olduğu da bilinen başka bir ayrıntıdır.
 
Hastalığın etmeni olan borellia bakterisini keşfeden bilim adamı Willy Burgdorferi'nin keneler üzerinde çalışmış olması ve bakteriyi 1950'lerde tanımlamış olduğu iddiaları da, bu şüpheyi doğrular niteliktedir. Bir başka ilginç ayrıntı da hastalığın ortaya çıktığı Lyme kenti Plum adasına oldukça yakın konumdadır. Kenelerin ikinci dünya savaşında Almanlara karşı ya da Küba'daki tarla işçilerine karşı kullanıldığı da üzerinde durulan başka iddialar arasında olmuştur.
 
Hastalığı erken evrede yakalamak olası olsa da birçok başka hastalık ile karıştırıldığı için tanı koymak zorlaşmaktadır. Erken evrede kolay olan tedavi ilerki evrelerde oldukça güç ve zaman alıcıdır. Tedavi konusunda tıp dünyasında bir uzlaşma yoktur. Bazı ülkeler lyme hastalığın sadece ilk evresine inanmakta, uzun süreli lyme hastalığı olgusunu kabul etmemektir. Bu sebeple bazı ülkelerde tedavi 2 ila 4 haftalık antibiyotik tedavisi iken Almanya, Norveç, Polonya ve A.B.D. gibi ülkelerde uzun süreli tedaviler yapılmaktadır. Bu iyileştirmeler, doğal ilaçlar, vitamin destekleri ve bakterinin yapısını bozmaya yönelik uygulamalar ile yürütülmektedir. Ne yazık ki bu tedaviler, sigorta kapsamında olmadığı için 10.000 ila 30.000 avro arasında tutmaktadır. Birçok hasta iktisadi sebeplerden dolayı bu tedavilerden yoksun kalmaktadır.
 
Salgının ortaya çıktığı son 40 yılda Amerika'dan kuşlarla Avrupa'ya ordan da Karadeniz ve Asya'ya yayıldığı söylenmektedir. Türkiye'de ilk Lyme vakasına 1993 yılında rastlanmıştır. Hastalığın ülkemizde de sessizce yayıldığı yönünde kaygılar vardır. Umarız gerekli kurumlar geç olmadan lyme konusunda harekete geçerler. Korkulan odur ki insanlık bu konuda gerekli önlemleri almazsa, 300.000 yıllık insanlık 15 milyon yıllık bu bakterinin kurbanı olabilir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar