Bir Ütopya Denemesi: Farsalya'ya Dair
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Mahmut Esad Kıraç

Mahmut Esad Kıraç

Mahmut Esad Kıraç

Bir Ütopya Denemesi: Farsalya'ya Dair

06 Ağustos 2018 - 09:38

Kitapçıların raflarında yerini alan yeni bir kitap… Genç yazarlar Ahmet Afşin Küçük ve İbrahim Kürşad Acar’dan hem bir sosyal eleştiri hem de içimizi ferahlatacak umutlar vaat eden bir ütopya denemesi Farsalya.

Yazarlarımızın tahayyül ettiği Farsalya, birçoğumuzun arkadaş sohbetlerinde insanlık için  ‘’keşke şöyle olsa’’ diye belirttiği cümlelerin bütüne kavuşturulmasından teşekkül ediyor. Tabi parçaların toplamı daima anlam ve mana bakımından bütünden fazlasını ifade ettiği için Farsalya’da da sonuçtan ziyade parçaların detayı okuyucuyu oldukça düşündürüyor.

Kitap içerisinde Farsalya’yı tanımlayan birçok cümle olsa da benim dikkatimi çeken ve hoşuma giden Farsalya tanımı: ‘’Kimsenin soru sorulduğu anda bildiği bir bilgiyi aktarmaktan imtina etmediği, bilginin saklanmasının ayıplanılası bir durum olduğu çünkü bilginin tek güç kabul edildiği yer.’’  Hakikaten bu tanım dahi Farsalya’yı okumamız için yeterince teşvik ediyor.

Kitapta çağımızın yanlış gelişmesinden, insanların maddeleşmesi, şehirlerin git gide daha çok taşlaşması, eğitimin tek tipleştirmeye yönlendirmesi gibi birçok meseleyi masaya yatıran ve bunları kendinde dert edinen beş gençle tanışıyoruz: Kürşad, Yılmaz, Yasin, Ümit ve Semih.  İşte bu beş gencin derin sohbetleri neticesinde Yılmaz elini taşın altına koyuyor ve Farsalya ismini verdiği bir ütopya ile kendi köyünü meydana getiriyor.

Açıkçası kitabın okuyucuyu rahatsız eden birçok tarafı olduğunu söyleyebilirim. Boş vaktini değerlendirmek ya da keyif almak için Farsalya’yı eline alan bir kişi mutlaka bu okuma etkinliğinin sonunda büyük bir sorumlulukla karşı karşıya kaldığını fark edecektir. Kitaptan bir örnekle : ‘’Eğer on dört yaşındaki bir çocuğun gözlerinin içine bakıp geleceğini tahayyül edebiliyorsanız ve bu kaderin menfi yanlarına üstünkörü of çekip elinizi taşın altına atmaktan imtina ediyorsanız, bir sorun var demektir. Hem de ciddi bir sorun!’’ Bu pasajdan anlaşılacağı üzere eğer keyif almak ve kitabı kapattıktan sonra hiçbir sorumluluk hissetmeden rahatça uyumak istiyorsanız kesinlikle Farsalya’yı okumayınız! Zira yazarlarımızın bu konuda okuyucuya pek bir acımasız davrandığını söyleyebilirim (!)

Bütün bunlar bir yana yazarın asıl görevi yazdıklarıyla bir yandan okuyucuyu aydınlatırken diğer yandan da okuyucu bundan rahatsızlık duymalıdır. Bu rahatsızlık aydınlanmanın geç kalınmış bir okuma yapılmasından dolayı hissedilir.  Kitabın olumlu kısımları kadar olumsuz kısımlarından da söz edebilmemiz gayet mümkündür. Fakat ben bir edebiyat eleştirmeni olmadığım için burada detaylı bir eleştiri yapmamın haddime olmadığını düşünüyorum. Yine de her okuyucunun rahatlıkla fark edebileceği birkaç hatadan bahsedebiliriz. Yazım yanlışları, çelişkili birkaç söylem yahut yersiz birkaç alıntının olması benim dikkatimi çeken noktalardı. Tabi ki bunlar benim naçizane eleştirilerimdir.

Bu noktada siz kıymetli okuyuculara bir görev daha düşmektedir: Ortada okunmayı ve eleştirilmeyi iştahla bekleyen bir kitap var. Eserde de denildiği gibi bildiğini söylemekten imtina etmeyen insanların köyü olan Farsalya’yı okuyup da bildiği, gördüğü hatalara ya da olumlu yanlara dair eleştirilerini eserimizin yazarlarına iletmeyen okuyucular her şeyden evvel kitabın vebalı altında kalacaklardır. Bu vesileyle sizlere hem okumanızı hem de eleştirmenizi tavsiye ederek genç yazar arkadaşlarıma da daima kalemlerinin ufuklarını aydınlatmasını diliyorum.

Muhabbetle Kalınız

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar