AKP Genel Başkanı'nın "Esed" Takıntısı, Terör ve...
  • Reklam
Mithat Akar

Mithat Akar

Mithat Akar

AKP Genel Başkanı'nın "Esed" Takıntısı, Terör ve Terörizmle Mücadeleye Dair Soru ve Yanıtlar

07 Mart 2018 - 20:14

Politik Hedef Saparsa Ne Olur?

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, HAK – İŞ Konfederasyonu’nun “ Dünya Kadın Günü” etkinliği için Ankara Spor Salonu’nda yapmış olduğu konuşmada, Afrin’de sürdürülen Zeytin Dalı Harekatı’na dair konuştu. Erdoğan yapmış olduğu konuşmada “Biz merhamet dinini mensuplarıyız. Bizde azap yok, bizde zulüm yok. Bizim ecdadımız da öyleydi. Hint Yarımadası'na ecdadımız kadırgalar gönderdi, bir kişinin kurtuluşu için. Böyle bir ecdanın torunlarından zulüm beklenir mi? Esed'in olduğu bir yere bizler o mazlumları kurtarmak için gidiyoruz. . ifadelerine yer verdi. ( HAK- İŞ ULUSLARARASI 7.KADIN EMEĞİ BULUŞMASI,7 Mart 2018, Ankara Spor Salonu, ANKARA )

Şimdi, “soru – cevap” yöntemiyle, hala sürmekte olan Afrin Harekâtı, Türkiye – Suriye ve Suriye Devlet Başkanı Beşar ESAD’a dair bir denklemle, mantık ve gerçeklik temeline bağlı kalarak bir tablo ortaya koyalım.

Afrin’de Ana Hedef Nedir?

- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Suriye topraklarında sürdürmekte olduğu ve meşruluğu – haklılığı – gerekliliği tartışılmayacak olan, Zeytin Dalı Harekatı’nın ana hedefi nedir?

Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı hedefleyerek, milli güvenliğimizi tehdit eden bölücü terör örgütünün bu amacına ulaşmasına engel olmak ve milli güvenliğimizi temin etmek. Bu hedefe bağlı olarak Türkiye’ye karşı Suriye’deki alanı “Cephe Gerisi”, Suriye’yi “Cephe” alanı olarak kullanan bölücü terör örgütünü, Afrin’de etkisiz hale getirmek amacıyla bir askeri faaliyet icra ediliyor.

                    

- Peki, bu askeri harekatın hedef olarak belirlenen öznesi kim ya da nedir?

Bölücü terör örgütü PKK / PYD.

- Bölücü terör örgütü, Suriye’de kimleri ve hangi devletleri hedef almaktadır?

Başta Türkiye olmak üzere; Suriye, İran, Irak hedef alınmaktadır.

- Terör örgütü hangi devler ya da devletler tarafından desteklenmektedir?

Başta ABD olmak üzere; NATO’ya dahil olan birçok Batı devleti tarafından destekleniyor. Başka bir ifadeyle, bölücü terör örgütü PKK / PYD, Batı’nın hedef gösterdiği devletlere karşı, onların da deyişiyle, “Kara Gücü” olarak Suriye’de faaliyet sürdürmektedir.

- Suriye bölgede hangi devletlerin müttefikidir?

İran, Rusya ve dolaylı olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nin müttefikidir.

- Aynı Suriye, fiili olarak sahada kimlere karşı mücadele yürütüyor?

Batılı devletlerin desteklediği terör örgütlerine karşı mücadele yürütüyor. Bu terör örgütlerine PKK / PYD de dahil.

- Peki, Türk Silahlı Kuvvetleri sahada kime karşı mücadele sürdürüyor?

Batılı devletlerin desteklediği ve Türkiye’yi, Türk ulusunu hedef alan bölücü terör örgütüne karşı…

Terörle Mücadelenin Ulusal, Bölgesel ve Küresel Boyutu

Şimdi, parçaları bir araya getirip, tabloyu görelim.

TSK merkezli olarak Afrin’de sürdürülen askeri harekât, nesnel olarak, ABD başta olmak üzere Batı merkezli devletlerin desteklediği bölücü terör örgütüne karşı sürdürülüyor.

Bölücü terör örgütü – ve diğer cihatçı terör örgütleri – ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek ve Asya’ya nüfuz etmek amacı doğrultusunda; Suriye ile birlikte Türkiye’ye karşı son sistem silahlarla desteklenmektedir. Burada kritik soru şu: Türkiye, Batı merkezli küresel güçlerin bu planına karşı, kimlerle, hangi devletlerle bir işbirliği geliştirmeli? Mantıklı, reel adına ne derseniz deyin; milli güvenliğimizin sağlanması için Batı’nın bizi de kapsayan askeri – siyasi – ekonomik saldırısına karşı, hedef alınan devletlerle bir işbirliği geliştirmemiz gerekiyor. Tersi bir durum olursa, yani Batı’nın hedef aldığı devlet ya da devletleri biz de hedef alırsak ne olur? O zaman kendimizi de hedef almış, kendi milli çıkarlarımıza aykırı hareket etmiş oluruz.

AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan, burada öznel olarak, politik hedefine Suriye Devlet Başkanı’nı yerleştirmektedir. Ancak nesnel olarak, yani sahada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askeri hedefiyle, Suriye Devleti’nin askeri hedefi ortaktır. Farklı bir ifadeyle TSK’nın icra ettiği faaliyet bölgesel ve uluslararası olarak BÖLGE DEVLETLERİYLE İŞBİRLİĞİNİ, BATILI DEVLETLERLE DE ASKERİ – DİPLOMATİK BİR MÜCADELEYİ gerekli kılmaktadır.

Bu gerçeklik zemininde değerlendirecek olursak… Bir askeri operasyon, askeri harekât ya da daha genel anlamıyla savaş; doğru politik hedefler belirlenir ve bu hedefe uygun doğru bir strateji ortaya koyulursa amacına ulaşır.

Vekalet savaşlarının önemli bir yere sahip olduğu günümüzde, devlet dışı aktörler özellikle Batı merkezli devletler tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Terör, sadece bir “iç mesele” olmaktan çıkmış, bölgesel ve uluslararası besleyenleriyle karşımızda bir milli tehdit olarak durmaktadır. Bu gerçekliğe bağlı olarak Afrin ve genel olarak terörle mücadelemizin başarıya ulaşması, kalıcı ve sürekli bir sonuç alabilmemiz için yukarıda ifade ettiğimiz silsilenin doğru halkalarıyla oturtulması gerekiyor. Bu halkaları ifade ederek yazımızı da sonlandırmış olalım:

1 – Politik hedefin doğru belirlenmesi. Suriye ve Afrin için bu doğru hedef, ABD’nin kara gücü olan bölücü terör örgütünün hedefin merkezine koyulmasıdır.

2 – Doğru bir stratejinin belirlenerek, bölge devletleriyle ittifak halinde olunması. Yani, terör örgütlerinin ve Batılı devletlerin hedef aldığı Suriye Devlet Başkanı’nı değil; bizi de hedef alan terör örgütlerini ana hedef olarak belirleyip, bölge devletleriyle ittifak kurulmasından bahsediyorum.

3 – Gerçekliğe uygun hareket belirleyerek Batı’ya askeri, siyasi, ekonomik bağımlılığa son verecek bir program belirlenmelidir. Bu program tarihte 1919 – 1938 yılları arasında uygulanan ve başarıya ulaşan programdan başkası değildir. Bu programın temel ilkelerine bağlı kalarak güncellenmesi ve pratiğe geçirilmesi yakıcı ve zorunlu bir ihtiyaçtır.

Son cümle olarak: Nesnellik belirleyicidir. Öznel yönelim ve tercihler, tarihsel ve toplumsal gerçekliği değiştiremez.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar