ERDOĞAN'IN CUMHURİYET YÖNETİMİNE KARŞI KULLANDIĞI...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Mithat Akar

Mithat Akar

Mithat Akar

ERDOĞAN'IN CUMHURİYET YÖNETİMİNE KARŞI KULLANDIĞI "ÇÖMEZ DEVLET" AÇIKLAMASI ve CUMHURİYET'İN İLK 15 YILI İLE SON 15 YILIMIZ – 1

11 Ocak 2018 - 23:02 - Güncelleme: 11 Ocak 2018 - 23:44

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu gün 43. Muhtarlar toplantısında yapmış olduğu konuşmada “"Açık konuşuyorum, karşınızda ne Osmanlı'nın hasta adamı, ne Cumhuriyet'in çömez devleti, ne de 1970'lerin 1990'ların güçsüz ülkesi var.” dedi.

(11 Ocak 2018,https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/erdogandan-tum-dunyaya-mesaj-2166915 , ayrıca CNN Türk 17.00 Haber Programı )

Cumhurbaşkanı’nın kullandığı “Çömez” kelimesi ne anlama geliyor, ilk önce ona bir bakalım isterseniz.

Çömez kelimesi TDK’ da “Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci, Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse, çok oturan, tembel, kısa boylu, ilerlememiş medrese öğrenicisi” gibi tanımlarla yer bulmuş.  Erdoğan’ın yaptığı açıklamada kullanılan bu kelime neresinden bakarsak bakalım, her koşulda bir olumsuzluk, küçümseme, değersizleştirmeye yönelik bir anlam ifade ediyor.

Peki, Erdoğan’ın” Çömez” olarak ifade ettiği Cumhuriyet döneminin kurucu kadroları ekonomik anlamda ve milli dış politikada hangi koşullarda neleri başarmış kısaca inceleyelim ve “Çömez” olarak ifade edilen Cumhuriyet’in ilk dönemi ile günümüzde uygulanan ekonomi – politikaların ve diplomatik “başarıların” bir karşılaştırmasını yapalım.

İlk Yıllarda Cumhuriyet’in Kurucu Kadrosu ve Atatürk’ün Yaklaşımı

İktisadi Sahada                                                                                       

Atatürk, askeri zaferleri taçlandıracak temel unsurun, iktisadi bağımsızlık olduğunu ifade ederken,  “Misak-ı İktisadi” yani milli iktisat vurgusunu öne çıkarır. Milli iktisat hedefine ulaşmak için kalkınma modeli olarak uygulanacak sistemi, yani kamucu – devletçi ekonomik sistemi, hayata geçirmek önem arz ediyordu. “Devletçilik” olarak da ifade edilen, Türk Devrimi’nin bu kurucu temel ilkesini uygulamak, genç Türk Devleti’ne birçok avantaj sağlayacaktır. 

- Kendimize ait olan ulusal kaynaklarımızı, yine Türk ulusunun çıkarlarına uygun bir amaçla değerlendirmek, 

- Ekonomik kaynakların doğrudan Türk Devleti tarafından denetlenmesi,

- Yabancı devletlere iktisadi bağımlılığa son vermek, bununla beraber yabancı devletlerin ekonomik kaynaklarımızı istismar etmesinin önüne geçmek Milli İktisat amacına ulaşmak için uygulanacak devletçi – kamucu ekonomik kalkınma modelinin bize sunacağı başlıca avantajlar ve aynı zamanda devletçi ekonominin temel yaklaşım ilkeleri olarak Türk Devrimi’nde yerini buldu. 

Peki, iktisadi bağımsızlığı hedefleyen bu uygulama ile genç Türkiye Cumhuriyeti ne gibi somut kazanımlar elde etti? 

Kurulan Banka, İşletme ve Devlet Kurumları

Türkiye’de aynı anda 26 ağır sanayi üretimi yapan fabrikalar 
kuruluyor.
Türkiye İş Bankası, Türkiye Merkez Bankası, Türkiye Sanayi ve Maden Fabrikası, Devlet ve Sanayi Ofisi, Türkiye Sanayi ve Kredi Bankası, Barut ve Patlayıcı Maddeler Tekeli, Devlet Demir Yolları Ve Liman İdaresi, Devlet Hava Yolları gibi devleti ayakta tutan temel kurumlar kuruluyor.
Sümerbank ve Etibank ( Sümerbank, devletçi ekonomi ekseninde işçi ve memurlara yönelik ucuz, kaliteli ve yerli mallar üretiyordu )
1926’da Kayseri’de Uçak Fabrikası kuruluyor.
Nuri Demirağ ilk uçak mühendisimiz Selahattin Alanı ortak ederek uçak inşa etmeye başladı. 17 Eylül 1936 Beşiktaş’ta bir ARGE atölyesi açarak işe başladı. Nuri Demirağ NU. D 36 (1940), NU. D 38 (1944) yıllarında Türk malı uçaklar yaptı.

Kamulaştırma ve Millileştirmelerle İnşa Edilen Kurumlar ve İşletmeler

Yabancıların elindeki reji idaresi satın alınarak millileştiriliyor. 
Yine yabancıların elinde bulunan 3000 km. den fazla demiryolu millileştiriliyor.

Tramvaylar millileştiriliyor. Tüneller, kömür işletmeleri, telefon şirketleri millileştiriliyor.
Bunların yanı sıra Ziraat Bankası geliştiriliyor, aşar vergisi kaldırılıyor, birinci 5 yıllık sanayi planı 1934’te uygulamaya koyuluyor, tohum ıslah enstitüleri kuruluyor,
Ekonomik kurumsallaşmaya uygun olarak, Ziraat Okulları ve Yüksek Ziraat Enstitüleri, İpek Böcekçiliği Okulları ve İpek Böcekçiliği Enstitüleri kuruluyor, Köy Enstitüleri, Halk Evleri ve Halk Odaları kuruluyor.

Cumhuriyet Dönemindeki Devletçi – Kamucu Ekonomi Politiğin Sonuçları

İnşa edilen ve millileştirilen bu kurumların işletilmesinin hangi sonuçlarla karşımıza çıktığını rakamsal verilerle inceleyelim.

Ağır Sanayi Üretimi : % 152

Toplam Sanayi Üretimi: % 80

Kömürde Artış : %100

Kromda Artış: % 600

Diğer Madenlerde : % 200 arttı.

Demir Üretimi: 0(sıfır)dan 180 bin tona çıktı.

Şeker Üretimi: 200 misli artış sağlandı.

1924’te 19 bankadan 15’i yabancılarda 4’ü bizim elimizde iken;

1938’de 39 bankadan 30’u yerli banka 9’u yabancı banka olarak bulunuyordu.

1930’da 1Dolar 2,12 lira iken, 1939’da 1 Dolar 1,12 lira olmuştur.

                      

 

Cumhuriyet tarihinde ilk denk bütçe ( gelir – gider dengesi ) bu dönemde gerçekleşmiştir. (1)

Şimdi ise AKP iktidarı döneminde özelleştirilen temel kurumlara ve bu özelleştirmelerin sonucunca kısaca göz atalım:

2005'te TÜRK TE­LE­KO­M'­un yüz­de 55'i Arap ser­ma­ye­si Ojer Te­le­ko­m'­a, TÜP­RA­Ş'­ın yüz­de 51'i 4.1 mil­yar do­la­ra İn­gi­liz Shell- Koç or­tak­lı­ğı­na sa­tıl­dı. 2006'da PET­Kİ­M'­in yüz­de 51'i 2 mil­yar do­la­ra Azer So­ca­r'­a, TE­KE­L'­in 6 adet si­ga­ra fab­ri­ka­sı 1.7 mil­yar do­la­ra Hol­lan­da mer­kez­li Bri­tish&Ame­ri­can To­bac­co'ya sa­tıl­dı. TE­KE­L'­in iç­ki bö­lü­mü­nü 2003'te alan yer­li Mey, 3 yıl son­ra al­dı­ğı fi­ya­tın 2,5 ka­tı­na his­se­le­ri AB­D'­li fon TPG'­ye dev­ret­ti. Fon 5 yıl son­ra Me­y'­i özel­leş­tir­di­ği fi­ya­tın yak­la­şık 10 ka­tı fi­ya­ta İn­gi­liz Di­age­o şir­ke­ti­ne sat­tı.

Yabancı Sermaye Egemenliği 

TÜP­RA­Ş'­ın yüz­de 14.76'sı, THY'­nin yüz­de 26'sı, PET­Kİ­M'­in yüz­de 25'i, Halk Ban­ka­sı'nın yüz­de 17'si, Te­le­ko­m'­un yüz­de 9'u bor­sa­da ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­ra sa­tıl­dı. Ay­rı­ca AKP hü­kü­me­ti dö­ne­min­de ka­mu­nun sa­hip ol­du­ğu li­man­lar, elek­trik da­ğı­tım şir­ket­le­ri, araç mu­aye­ne is­tas­yon­la­rı ve fab­ri­ka­lar özel­leş­tir­me iha­le­le­ri yo­luy­la ya­ban­cı­la­rın eli­ne geç­ti. Öte yan­dan, Ta­sar­ruf Mev­du­atı Si­gor­ta Fo­nu da el ko­nu­lan ban­ka­la­rın sa­hip­le­ri­ne ait şir­ket­le­ri de ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­ra sat­tı. TEL­Sİ­M'­i İn­gi­liz­ler, Di­gi­tur­k'­ü iha­le­siz Ka­tar­lı­lar alır­ken, Fo­n'­un elin­deki rad­yo­lar, fab­ri­ka­lar vb. İş­let­me­ler ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­rın ol­du.

Bankalarda Yabancı Denetimi

Son 13 yıl­da ya­ban­cı şir­ket­ler baş­ta ka­mu ku­ru­luş­la­rı ol­mak üze­re, fi­nans­tan ener­ji­ye, sağ­lık­tan eği­ti­me, pe­ra­ken­de­den gı­da­ya ka­dar birçok sek­tör­de ağır­lı­ğı­nı ar­tır­dı. Bankacılık sektörünün yüzde 50’si, sigortacılık sektörünün yüzde 70’i yabancı şirketlerin kontrolüne geçti. İlaç pa­za­rın­da ha­li ha­zır­da 106 ya­ban­cı şir­ket var ve pa­zar pay­la­rı yüz­de 70 dü­ze­yin­de. Akar­ya­kıt sek­tö­rün­de­ki ya­ban­cı­la­rın pa­yı yüz­de 65, do­ğal­gaz­da yüz­de 15 olur­ken, 2008'de sı­fır olan elek­trik pi­ya­sa­sın­da­ki ya­ban­cı ser­ma­ye pa­yı, ya­pı­lan özel­leş­tir­me­le­rin ar­dın­dan yüz­de 20 se­vi­ye­si­ne çık­tı. ( Veriler 2015 yılına aittir )

“Çömez” Cumhuriyet döneminde, 15 yılda kamulaştırmalar ve millileştirmeler yoluyla “denk bütçe” sağlanırken, 2017 yılında enflasyon rakamı yüzde 11,92 olarak açıklandı. Yine “Çömez” Cumhuriyet döneminde 1930’da 1 dolar 2,12 lira iken, 1939’da 1 dolar 1,12 lira; günümüzde ise 1 dolar 3,79 TL olarak yer buluyor.

 

  1. Konuyla ilgili Sinan Meydan’ın “Aklı Kemal” kitabından faydalanılmıştır.Ayrıca Mithat Akar, 21.Yüzyılda Türkçülük, Atayurt Yayınevi. 

 

Devam Edecek...

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar