ORTADOĞU SAVAŞLARI VE 3.DÜNYA SAVAŞI'NIN ORTASINDAKİ...
  • Reklam
Mithat Akar

Mithat Akar

Mithat Akar

ORTADOĞU SAVAŞLARI VE 3.DÜNYA SAVAŞI'NIN ORTASINDAKİ TÜRKİYE

15 Kasım 2017 - 14:53

1.Dünya Savaşı ve Milli Kurtuluş Savaşımız


 

"Barış dönemi" diyor bir düşünür, "iki savaş arasındaki mola dönemidir.” 19.yüzyılın sonu, 20.yüzyılın başlangıcından bu yana yaşanan açık - örtülü savaşları düşündüğümüzde, alıntısını yaptığımız kişiye hak vermemek elde değil.


1. Dünya Savaşı, sömürgeci güçlerin dünyayı (özellikle şimdiki Ortadoğu, Asya ve Anadolu'yu) paylaşmaya dönük şekillenen bir savaştı. 1914'te başlayan savaş resmi kayıtlara göre 28 Haziran 1919'da Versay Barış Antlaşması ile sonlandırılmıştır. Ancak 1. Dünya Savaşı'nın devamı niteliğinde olan Anadolu'nun paylaşılması ve Türklerin Anadolu'dan atılma planına dönük 1918'Mondros Mütarekesi ve Sevr ile paylaşım savaşının niteliği değişmiştir. Sömürgeci büyük devletlerin, kendi arasındaki paylaşım savaşı, Anadolu'nun paylaşılmasına evrilerek yeni bir dönemin de başlangıcını işaret ediyordu.


1.Dünya Savaşı'nın resmi olarak bitirilmesinden bir süre sonra, 1919'da Gazi Kemal önderliğindeki milliyetçiler, bu kez düveli muazzamın(büyük devletlerin) Türkleri imha planına karşı, ulusal kurtuluş savaşı başlatarak ve milli / üniter devlet kurarak karşılık verdi. 1922'de emperyalist güçlerin askeri yenilgisi ile sonuçlanan süreç Cumhuriyetin kurulması ile taçlandırılmıştır.


Yukarıdaki durumu özetleyecek olursak, 1.Dünya Savaşı'nın resmi tarihlere göre bitimi 1918 - 1919'dur. Ancak esas olarak sonlanması bizim Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'mız ile ( 1922 - 23 ) gerçekleşmiştir. O zaman diyebiliriz ki, 1.Dünya Savaşı’nın başlangıcı 1914, bitimi 1923’tür.


1.Dünya Savaşı'nın Sonucu 2.Dünya Savaşı'nın Nedenini Oluşturdu


Versay ile bozguna uğrayan Almanya yeni bir iktidar biçimi ile dünyaya meydan okuyarak, yenilgisini telafi etmeyi düşünür. Almanya'da NAZİZM'in iktidar biçimi olarak belirlenmesi, dünyada yeni bir sürecin başlangıcını oluşturur. Almanya - İtalya merkezli kamp ile ABD, İngiltere, Rusya merkezli blok arasındaki savaş, Almanya'nın yenilgisi ile sonuçlanır. 1939'da başlayan ve 1945'te biten savaştan sonra dünya yeni bir paylaşım sürecine tanık olacaktır. Düzenli ordularla, cephede gerçekleşmeyen bu savaş bir döneme adını verecektir.

 

2.Dünya Savaşı'nın Sonuçları Soğuk Savaş Döneminin Nedenini Oluşturuyor


2.Dünya Savaşı'nın bitmesi ile yeni bir dönem başlar. ABD merkezli kapitalist Batı kampı ile Rusya merkezli sosyalist kamp arasındaki saflaşma, konvansiyonel savaş yönteminin dışında ideolojik, ekonomik ve kültürel üstünlük mücadelesi ile ifade olunan “Soğuk Savaş” dönemi olarak anılır.  Bu dönem içerisinde ABD ve Rusya birçok ülkeyi işgal edecek, kendilerine vekil olarak tayin ettikleri devletler veya gizli örgütlerle hasmına karşı üstünlük mücadelesi sürdürecektir. İran - Irak savaşı, bu "vekalet savaşı" yöntemine verilecek en güzel örnektir.


Soğuk Savaş döneminden en çok etkilenen ülkelerden biri de kuşkusuz Türkiye'dir. Türkiye'de iç savaş benzeri süren 1969 - 1980 dönemindeki çatışmalarda 10 bine yakın insan ölmüş, ABD ve Rusya için geniş bir silah pazarı alanı oluşmuştur.


 

Soğuk Savaş'ın Bitimi, Küreselleşme ve Vekalet Savaşları


 

1991'de "İki Kutuplu Dünya" SSCB'de sistemin çökmesi ile yerini ABD merkezli tek kutuplu dünya düzenine bırakır. ABD için ortadan kalkan “komünizm tehdidi”, temel tehdit kavramı olarak "Ulus Devletlerle" yer değiştirir. Farklı bir ifade ile "Yeni komünizm tehdidi" milli devletlerdir.


1991'de "Körfez Savaşı" ile Ortadoğu'ya yerleşen ABD, kendisinin bölgesel ve küresel egemenliği önünde engel teşkil eden devletlere karşı bu merkezden mücadele yürütme kararı olacaktır.


1991'den 2003'e kadar, ABD, Türkiye'ye ve Türk ulusuna karşı açık - örtülü yüzlerce operasyon ve suikast gerçekleştirir. 1984'ten, 1991'e kadar Rusya, Suriye ve İran tarafından aktif olarak desteklenen bölücü terör örgütü, 1991'den sonra yeni efendisi olan ABD ve diğer küresel güç odakları tarafından desteklenecektir.


 

2003 ve BOP ve Günümüzdeki Hibrit Savaş


 

2003'te Irak'ın işgal edilmesi ile başlayan Irak'ın bölünmesi ve Türkiye'ye karşı ABD destekli bölücü terör örgütünün elinin güçlendirilmesi, milli devlet yapımızın siyasal olarak çözülmesi ile birlikte devam ettirilir.


2003 - 2011 arasındaki dönem vekalet savaşlarının, hibrit/karma savaşa evrildiği dönemdir. Hibrit / Karma savaş yöntemini güncel olarak Sayın Banu Avar, “Zemberek” adlı kitabında tartışmaya yer bırakmayacak bir biçimde bakın nasıl tanımlıyor.


“ Bir milletin kültürel kodlarıyla oynanır, tümü küresel şirketlere bağlı ana akım medyayla topluma virüs atılır. Melezli, hibrit bir kitle anlayışı yaratılır. Bireyler, atılan virüsle farklı politik bakışları sahiplenir ve diğerlerine, sosyal medya aracılığıyla bulaştırır.


… Bu virüs sadece fikirler değil, terör mangaları, istihbarat ajanları, etki ajanları olacaktır. “Mülteciler” bu iş için ideal zemin yaratır. Sivil orduların liderleri, Washington’un, Londra’nın hizmetindedir.


Hedef ülke ya da ülkelerde kaos, renkli devrimler ve örtülü operasyonlarla yayılır. Kaos bilgisayardaki virüs gibi ‘düşman’ sistemde bulaşıcı rol oynar ve rejim değiştirilerek virüs yok edilir.


 

Sonuç olarak yeni savaşlarda, düzenli ordular değil, dijital ya da silahlı ‘sivil savaşçılar’ kullanılır.”


 

Banu Avar – “Zemberek” , sayfa 65 – 66


Arap Baharı ile başlayan ve Suriye'de iç savaş üzerinden "Ortadoğu Savaşları" adı verilen çatışma süreci, Banu Avar'ın yukarıda ortaya koyduğu tanımın vücuda gelmiş hali adeta.


Afganistan ve Irak'ın işgali ile başlayan Ortadoğu'nun işgali, yerini "Arap Baharı" adı altında Libya, Tunus ve Mısır gibi ülkelerdeki iç savaş ve işgal süreci ile devam ettirmiştir. Bu süreç son olarak Suriye üzerinden büyük güçlerin karşı karşıya geldiği bir durum yaratarak, yaşanan iç savaşları, sadece bölge merkezli ülkelerle sınırlamayıp girdap gibi merkez ülkelerin hemen hepsini içine çekerek devam etmektedir. Daha farklı bir ifadeyle, Suriye merkezli Ortadoğu savaşları, küresel güçlerin egemen olma savaşına evrilmiştir.  

 

Türkiye’de kent merkezlerinde gerçekleştirilen bombalamaları, 2015 Temmuz ayından sonra TSK ile ABD’nin vekili bölücü terör örgütü arasında gerçekleşen “meskun mahalde çatışma” sürecini ( Sur, Silopi, Şırnak operasyonları…), 15 Temmuz iç savaş ve işgal girişimi gibi saldırıları, yukarıdaki tanım ve durum üzerinden değerlendirmemiz lazım gelmektedir.


 

Sonuç Yerine


 

Son iki günde (5 - 7 Mart 2017) yaşanan olaylara bir göz atalım.  Kuzey Kore balistik füze denemesi ile bir askeri tatbikat gerçekleştirdi. Kuzey Kore'nin resmi KCNA ajansında yayımlanan haberde yapılan balistik füze denemelerinin, Japonya'daki ABD üslerine yönelik saldırı kabiliyetini geliştirmeyi amaçladığını bildirdi. Bir gün sonra Hürmüz Boğazı'nda İran donanmasına ait hücum botlar, ABD donanmasından bir casusluk gemisinin 550 metre kadar yakınına gelerek geminin rotasını değiştirdi.


 

Suriye'de ise ABD ve onun kara gücü PYD/PKK ile Rusya ve Suriye ordusu güneyden ve kuzeyden birbirine gittikçe yaklaşıyor. Bu iki ateşin tam ortasında ise Türk Silahlı Kuvvetleri aktif askeri operasyon halinde bulunuyor.


Özetleyecek olursak... Ortadoğu'dan Asya'ya uzanan geniş bir kıta alanında büyük bir paylaşım savaşı yaşanmaktadır. Süreç, düzenli ordularla, terör örgütlerinin; açık askeri operasyonlarla, örtülü operasyonların iç içe geçtiği bir hat üzerinde devam ediyor. Küresel odakların kurgusu üzerinden gerçekleşen ABD, İngiltere, Rusya, Çin, İran, Suriye ekseninde sürdürülen vekalet savaşları veya daha doğru bir tabirle Hibrit / Karma savaşın tam ortasında Türkiye bulunmaktadır. Küresel güç odaklarının temel amacı dünya enerji kaynaklarının, petrolün, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin dörtte üçünü barındıran Ortadoğu ve Asya’yı tamamen denetim altına almaktır.

Batlı devletleri deyişiyle "Türkiye, Asya'ya açılan kilittir. Ve bu kilit kırılmadan Asya üzerinde egemen olunamaz. "


Bu bir paylaşım savaşı ve bu paylaşım hesaplarının tam göbeğinde Türkiye yer alıyor. 1. Paylaşım Savaşı, Türk ulusunun Atatürk önderliğinde bir milli kurtuluş savaşı gerçekleştirmesi ile sonlanmıştı. Peki, şimdi koşullar aynı mı? Özü itibariyle evet, aynı… Sömürgeci devletlerin biçim ve yöntem değişikliğine gitmesi, tarihteki temel saflaşmanın aynı olmadığı anlamına gelmez. Dolayısıyla, emperyalistler 100 yıllık paylaşım planlarını yeniden devreye soktuysa eğer, bizim de yeni bir milli bağımsızlık savaşı ile onlara karşılık vermemiz tarihin emridir.


 

Mithat Akar / Gaziantep 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar