KIZILELMA
  • Reklam
Namık Kemal ZEYBEK

Namık Kemal ZEYBEK

KIZILELMA

28 Şubat 2018 - 14:28

Afrin’e giren Ordumuzun erlerinden birisi “Nereye gidiyorsunuz” sorusuna “Kızılelma’ya” diye karşılık verdi.

BİZİ BÖLEMEZLER diye de ekledi.

Ordumuzun subaylarıyla, erleri arasında bu bilincin yükselmesi, Göktürk yazılarının yaygınlaşması sevindirici…

Erimizin Kızılelma’ya “Ülkeyi Bölünmekten Kurtarmak İçin Savaşa Gitmek” anlamı vermesi de doğrudur. İşte Kızılelma böyle bir kavramdır.

Kimi dönemlerde kimileri için İstanbul’u almanın göstergesi olarak Justinianus Heykelinin elindeki “altın elma”dır. Sonra da Roma’daki büyük Kilisenin Kubbesindeki altın küre’dir.

Kızıl sözü dilimizde kırmızı anlamına da gelir, altın yerine de kullanılır.

Kimilerine göre de yurdun kurtarılması için yapılan savaşa anlam kazandıran bir ülküdür.

Dönemlere, kişilere göre anlam değiştirse de KIZILELMA hep Türklüğün Yararına bir büyük ÜLKÜ’dür…

Bugün için Türk’ün Kızılelma’sı Türklerin yeniden “Türklük Bilinci, İnsan ile Doğa Sevgisi, Bilimin Yol Göstericiliğine İnanç” temellerinde Acunda Türklerin öncü güç olmasını sağlamaktır. Türk Uygarlığını Diriltmenin, İnsanlığa Bilimde, Erdemde, yol gösterici olmanın yolu budur.

En azından benim Kızılelma Ülküm budur, bunun için çalışıyorum, uğraşıyorum.

Böyle olmakla birlikte Kızılelma Ülküsünün adı ne olursa olsun kökenini de ortaya koymak gerekir. “İlk Kavim Türk’ün Ülküsü KIZILELMA” adlı çalışmamda bunu yapmaya çabaladım. Togan Yayınevinde çıktı. Sanırım Bilgi Ağında (İnternet) bulunabilir.

Kızılelma adlı bitiğin üst başlığı gerçekte konunun özeti gibidir.

Türk, insanlığın geçmişinde ilk oluşan budundur. (Kavimdir)

Önce, bilinen bir gerçeği yine söyleyelim:

İnsanoğlu yeryüzünde on binlerce yıl (yüz bin de olabilir, iki yüz bin de…) avcılıkla, toplayıcılıkla geçindi.

Bundan on bin ile yirmi bin yıl önceki bir dönemde (bugün için keskin bilgi yok) Ortalık Asya’da Tarım Uygarlığı ortaya çıktı. Tohumu ekip, ağacı dikip başında beklemek; uygun canlıları evcilleştirip yetiştirmek, ata binerek, bunun için koşum takımları bulmak, madenleri kullanmak, demirden çelik üretmek Tarım Uygarlığının özellikleri oldu.

Tarım Uygarlığı ile yerleşim başladı, köyler, şehirler (kışlaklar, kaleler) ortaya çıktı. Soylar, soplar birleşti, iller (devletler) ortaya çıktı. Bu oluşumlar budunu oluşturdu. O budun Türk Budunu idi.

Ortalık Asya’da, Turan’da son buzul çağı sona ererken iç deniz, kuzey denizine akıp gitti.

Toprak, çoğalan Türkleri besleyemez oldu. Daha verimli topraklara göçler başladı. Güney ile Batıya doğru akıp gidenler de oldu. Kuzey ile Güney Amerika’ya gidenler de…

Gidenler uygar kişilerdi. Türkçe konuşuyorlardı. Çelik kılıçları, yüksek töreleri, köklü inançları vardı. TANRI’ya inanıyorlardı, erdemli olmak gerektiğini biliyorlardı.

Gidenler gittikleri yerdeki ilkel insanları yönetimlerine aldılar. Onları uygarlaştırdılar, devletleştirdiler, budunlaştırdılar. Sayıları az idi. Çoğunluk olan yönettikleri içinde eriyip gittiler. Yine de inançlarından, dillerinden, törelerinden katkılarda bulundular.

Böylece tüm budunlarda Türk etkileri oluştu. Bunları bilenlerden yanlış yargılara varanlar da oldu. Söz gelimi Gene D. Matlock bir bitik çıkardı. Adı “Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz”

Öyle değil… Doğrusu şöyle olmalı:

Ey Dünya Budunları Hepiniz (BİRAZ) Türksünüz.

İnsanlık geçmişinin bu gerçeği Türklerde “Acunu Yönetmek, Erdemle Yönetmek” görev duygusunu oluşturdu.

İşte Kızılelma Ülküsü’nün kök kaynağı budur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar