KONSTANTİN İLE KANUNİ BENZERLİĞİ
  • Reklam
Namık Kemal ZEYBEK

Namık Kemal ZEYBEK

KONSTANTİN İLE KANUNİ BENZERLİĞİ

08 Haziran 2018 - 14:24

Mine G. Kırıkkanat’ın yazdığı BİR HIRİSTİYAN MASALI adlı bitiğin 10. basımını okuyorum. İlginç bir çalışma… Roma Papalığının uydurduğu bir belgeyi anlatıyor. İlk Hıristiyan İmparator olan İstanbul’u kurup başkent yapan Konstantin’in Roma Patriği Stefani’ye Batı Roma’yı bağışladığıyla ilgili bir belge… Belge düzmece olsa da Roma Papalarının dayanağı olarak kullanılmış.

Bitikte ilginç anlatımlar var.

Benim ilgimi çeken, yazmak istediğim konu ise Konstantin ile Kanuni’nin dirliklerindeki benzerlik.

1) Konstantin Roma’yı en geniş sınırlarına ulaştırmış; Kanuni de…

2)Konstantin yerine geçerek oğlu Sezar Kristos’u öldürtmüş. Bu işte de karısı Fausta’nın kışkırtması etkili olmuş.

Kanuni de yerine geçecek oğlu Mustafa’yı öldürttü. Karısı Hürrem’in bu işte etkisi biliniyor.

3) Konstantin 324’de İznik’te Hıristiyan bilginlerini topladı, Paulos’un Hıristiyanlık denilen dinini Roma İmparatorluğunun dini olarak dayattı. Böylece Roma’dan sonra da İmparatorluktan ortaya çıkan ülkelerde; Roma Papalığının etkili olduğu Avrupa’da yüzyıllar süren bir bağnazlık, kıyıcılık, dine dayalı sömürücülük başladı… Roma İmparatorluğu geriledi, dağıldı. Konstantin’in kurduğu İstanbul’un önceki yerleşim yeri Bizantium kasabasının adı verilen Doğu Roma İmparatorluğu da 1453’de Osmanlı Hakan’ı Fatih Mehmet’ce yıkıldı.

Kırıkkanat’ın bitiğinin 52. betinden alarak durumu özetleyelim:

“Böylece tarihten coğrafyaya, gökbilimden tıbba, her bilim dalı Kilise’nin kontrolü altında ve muazzam bir bilgi birikimi içeren Hıristiyanlık öncesi pagan düşünürlerin, bilginlerin bıraktığı yazılı kayıtlar, Hıristiyan olmadıkları gerekçesiyle yasaktı.

Bilgiye erişimi özenle engellenen cahil halk her türlü hurafeye kolayca inandırılıyor, yazıya erişilmez bir kutsallık yüklüyor ve Kilise’nin yasakladığı pagan ama doğru bilgileri yayanlar, aforoz ediliyorlardı.

O tarihlerde dinsizlik bir suç (Hoş çağımızda da suç ilen edilmesine çeyrek var!) ve toplumdan dışlanmak anlamında aforoz, cüzamdan beter cezaydı. Zaten bir zaman sonra bununla da yetinilmeyecek, hastaları kadim bilgiler doğrultusunda şifalı otlarla tedaviye çalışan ebe kadınlar başta, Kilise’nin resmi bilgisini tartışmaya açan herkes cadı, büyücü, şeytanla işbirliği yaptı diye Engizisyon işkencelerinden geçirilecek, meydanlarda yakılacaktı.”

Kanuni de babası Selim’in Mısır’dan getirdiği adına Müslümanlık deniler Eş’ari bağnaz din anlayışını Osmanlı’nın geçerli din görüşü ile uygulaması yaptı. Okullarda felsefeyi yasakladı, bilimler ayrıştırıldı, dinin çoğaltılmış saçmalıkları bilim diye okutturulur oldu. Ne oldu? Ne olacak çöküş oldu.

Bu gerçeği de çokça sözünü ettiğim Katip Çelebi’nin Mizan adlı bitiğinden alarak anlatalım:

“Osmanlı Devletinde başından başlayarak felsefe, akıl bilimleriyle şeriat birlikte okutulurken Fatih Sultan Mehmet kurduğu Sahnı Seman Medreselerinde bunu yasalaştırmışken, Bazı müftülerin etkisiyle (Ebu Suud v.b) felsefe kaldırıldı. Çöküş böyle başladı.”

Konstantin de, Kanuni de ölüp gittiler. Yaşayanlara düşen onların yanlışına düşmemek olmalıydı. Din bağnazlığına dayalı baskı yerine toplumlarda bilimin yol göstericiliğine inanılmalıydı.

Atatürk bunu yapmıştı. Şimdilerde karşıt yollara, çıkmaz sokaklara yöneliş var.

Size de Konstantin ile Kanuni arasındaki bu benzerlik ilginç gelmiyor mu?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar