Osmanlı Kızılelması
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Namık Kemal ZEYBEK

Namık Kemal ZEYBEK

Osmanlı Kızılelması

09 Mart 2018 - 14:31

Kızılelma gerçekte “Türk Cihan Hakimiyeti Ülküsü”nün adıdır. Osmanlı döneminde bu ülkü Kızılelma olarak adlandırıldı. Sebebini gelin bilgin Profesör Osman Turan’ın “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi” adlı eserinin 38-39. Sahifelerinden okuyalım:

Osmanlı padişahları tarihi Türk cihan hakimiyeti mefkuresine eskiden daha kuvvetli olarak bağlanırken İstanbul’u bu hakimiyetin ilk merhalesi ve merkezi sayıyorlardı.

Türk siyaset ve fikir adamları arasında gelişen ve milli ve İslami mefkurenin halk kitlelerine ve askerlere “Kızılelma” adı ve efsanesiyle yayılması çok dikkate şayan olup İstanbul’u sembolleştiriyor ve Türkler için ona sahip olma emelini teşkil ediyordu.

Ayasofya’nın önünde dikili bir sütun üzerinde, at üstünde bulunan Justinianus heykelinin bir elinde Kızıl bir küre olup Türk Kızıl elması ve cihan hakimiyetinin hedefi idi. 

XIII üncü asır İslam coğrafyacılarına göre bu heykelin sağ eli havada olup halkı İstanbul’a davet eden bir manaya delalet eder. Sol elinde de madeni bir küre bulunmakta ve Hıristiyan kaynaklarına göre at üzerinde canlı gibi duran Justinianus’un heykelinin elinde altından büyük bir elma olup sağ eliyle de Kudüs’ü ve İslamları göstermektedir.

Bu küre, imparatorun dünyayı elinde tuttuğuna delalet ediyor ve “Cihan hakimiyeti” tılsımının yazılarını taşıyordu. Hıristiyan seyyahlarına göre bu altın kızıl küre Bizans İmparatorluğuna uğur getiriyordu. Nitekim XIV üncü asırda heykelin ve kürenin (Kızılelma’nın) düşmesi birçok ülkelerin kaybına, yani Türkler tarafından fethine ve imparatorluğun sukutuna bir işaret sayılmıştı.

İşte Bizans’ın devamı için uğurlu bir tılsım sayılan bu küre, Türklerin Kızıl-elması olup ona sahip olmak veya İstanbul’u almak emeli Türk cihan hakimiyeti mefkuresinin bir sembolü olmuştu.

Türkler cihan hakimiyeti mefkurelerine bağlanarak Kızıl-elmaya doğru koşarlarken Bizanslılar da tersine manevi sukutları ile birlikte maddi çöküntülerinin de mukadder olduğuna inanıyor; bu heykel ve tılsımın düşmesini de, kafalarına yerleştirerek, buna bir delil sayıyorlardı.

Gerçekten dünya hakimiyetini temsil eden bu heykelin Anadolu’yu gösterdiğine ve imparator Justinianus’un “beni yıkacak kimsenin buradan geleceğini” söylediğine dair bir rivayet de Rumlar arasında yayılmıştı. Başka bir kehanete göre de “İstanbul şehri Konstantin adlı bir hükümdar (son imparator) zamanında kaybedilecektir.

Kızılelma, Ergenekon, Töre gibi Türklüğün temel kavramları son yıllarda bilinçli ya da bilinçsiz olarak yıpratılıyor. Kızılelma bir dönem Milliyetçiler ile Ulusalcılar arasındaki dayanışmanın adı olarak anıldı. Ergenekon’un üstüne yapay bir şekilde, terör örgütü iddiasıyla bir siyasi dava yüklendi. Töre, namus cinayetlerine iliştirildi. Ne ilgisi var. Yok ama birileri ortaya attı. Başkaları da tekrarlayıp duruyor.

Kızılelma tarihin derinliklerinden gelen büyük bir Ülkü’nün adıdır. Önceki yazılarımda çok çok sözünü ettim. 10 bin yıldan önce Turan’da Türkler ilk defa Tarım Uygarlığını ortaya çıkardılar. Büyük bir kavim oldular. İlk kavim Türklerdir. Sonra ki bin yıllarda Dünyaya yayıldılar. Gittikleri yerlerde avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanları bir araya topladılar. Devletler kurdular. Böylece onları uygarlaştırdılar ve kavimleştirdiler. Binlerce yıl dünyayı Türkler yönetti.

İşte böylece Türklerin Cihan’ı yönetme ve adil, insani bir düzen kurma görevi olduğuna inanıldı. Bu inanç bir ülkü haline geldi. Bu ülkünün adı Kızılelma oldu. 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar