MEHMET AKİF ÜZERİNDEN ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI...
  • Reklam
Prof. Dr. Nurullah Çetin

Prof. Dr. Nurullah Çetin

Prof. Dr. Nurullah Çetin

MEHMET AKİF ÜZERİNDEN ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI YAPILAMAZ

26 Aralık 2017 - 23:33

Cumhuriyet’ten sonraki süreçte, önceleri İngiliz desteğiyle suni olarak üretilen, sonraki zamanlarda da Amerika ve İsrail desteği ile ayakta tutulan bazı cemaat, tarikat ve siyasi İslamcı oluşumların ortak özelliği, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığına dayanan bir din icat etmiş olmalarıdır. Mesela FETÖ ve IŞİD gibi yapılar bunlardan bazılarıdır. Bunların sabahtan akşama kadar vird ve zikirleri, Atatürk’e küfürdür. Bunların ürettiği bu din, Allah, Kur’an ve Hz. Muhammed (sav) merkezli sahih İslam değildir. Mevcut tarikat, cemaat ve siyasi İslamcı oluşumların neredeyse yüzde 80’i hem Türk olmayan, hem de Türk düşmanlığını din edinen kişi ve grupların kontrolünde ve yönetimindedir. Türklüğe, Atatürk ve Cumhuriyete sahip çıkan İslamî oluşumlar ise kardeşimizdir.

İngiltere, Amerika ve İsrail şeytan üçgeni, özellikle kullanmaya elverişli Türk olmayan bazı kişileri seçip özel olarak yetiştirerek, maddi ve siyasi destek vererek şeyh, cemaat şefi, gazeteci, siyasetçi ünvanlarıyla Türklerin başına musallat ediyorlar. Bu yapılar, İslamcılık, cemaat ve tarikat kılıfı altında Türkleri kafesleme, maraba niyetine kullanma, sömürme ve Türkler eliyle Türklüğü ve bağımsız, millî Türk Devletini tasfiye etme örgütlenmeleridir. Bu yapılar saf ve temiz kalpli Türkleri din oltasıyla ağlarına düşürüp tam teslim olmuş köle olarak kullanıyorlar.

Türk düşmanlığı dininin şefleri, zaman zaman Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını Mehmet Akif üzerinden sergilemeye çalışırlar. Mehmet Akif, Türkçe ibadet gibi yanlışları elbette onaylamış ve İslam’a uymayan uygulamaları kabullenmiş değildir. Cenazesine ilgisiz kalınması gibi yanlışlar da yapılmıştır. Ancak bunlara rağmen Mehmet Akif, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı değildir. Tam tersine Atatürk’ü ve eseri olan istiklalci, millî Türk Devletini ve Türk inkılâbını genel manada takdirle karşılamıştır.

Nitekim 19 Haziran 1936 tarihinde Mısır’dan Türkiye’ye geldiğinde birçok gazeteci kendisini ziyaret etmiş ve onunla mülakat yapmışlardı. Bu mülakatlarda Mehmet Akif, Atatürk ve Cumhuriyet’le ilgili kanaatlerini açık yüreklilikle ortaya koymuştur. Buna örnek olmak üzere aşağıya 3 ayrı gazetede kendisiyle yapılan söyleşilerden bazı cümlelerini aldım. Akif’in bu sözleri dikkatle okunduğunda onun Atatürk ve inkılâbına dair bakış açısı açıkça görülecektir. Akif’in sözleri şöyle: 

“Mısır’daki münevver tabaka bu inkılâbımızı takdir ile yâd ediyorlar, kendileri boyunduruk altında yaşadıkları için Türkiye’nin bugünkü inkılâbını ve muvaffakiyetini alkışlıyorlar, bilhassa ecnebi imtiyazlarının Türkiye’den kaldırılması, her münevver Mısırlının bir Türk kadar sevinmesini mucip olmaktadır.”

(Hayati Yazıcı, Son Posta Gazetesi, 22 Haziran 1936, S.2115, s.1-5)

“Türk inkılâbı diyebilirim ki dünyanın her tarafından ziyade Mısır’da dikkat ve alaka ile takip edilmiştir. Ecnebi bir milletin boyunduruğu altında bulunan Mısırlılar, yabancı emelleri çürüten muvaffakiyetlerimizi istiklal mücadelesinden, kültür ve ekonomi inkılâbına kadar her sahada dikkatle ve alaka ile takip etmektedirler. İnkılâbın her zaferi orada takdirle ve muhabbetle karşılanmıştır. Mısır’ın münevver tabakasının Türkiye’ye ve Atatürk’e karşı duyduğu hayranlık sonsuzdur.”

(Tan Gazetesi, 25 Haziran 1938, S.425, s.3)

“Mısırlılar Türkleri taklit etmek için ancak ve ancak muazzam inkılâbımızın her safhasını büyük bir merakla takip etmektedirler.

İstiklal mefhumunu anlayan her münevver Mısırlı Türk inkılâbının âşığıdır.

Türk inkılâbının genişliğine, eşsizliğine inanan Mısır matbuatı ve münevverleri, bizim millî hareketlere ait olan bütün yeniliklerimizi büyük bir dikkatle incelemektedirler.

Şüphesiz ki gazetelerde okumuşsunuzdur. Geçenlerde Mısır’da münevverlerin istiklal için büyük kavgaları oldu. Bu kavgalara iştirak eden bütün istiklalci münevver zümrenin hemen hepsi Türk inkılâbının her safhasını bizim kadar bilirler. Bu hadiseler arasında yalnız istiklalci talebeden 15 kadarı şehit oldu ve en nihayet Vefdîler vaziyete hâkim oldular. (…) Yukarıda ne demiştim, Mısırlılar dünkü Türkiye’yi değil, bugünkü inkılâp Türkiye’sini takdir etmekten asla kendini alamıyorlar. (…..) İnşallah iyi olur olmaz İstanbul’u baştan aşağı gezeceğim ve ondan sonra Millî Mücadele senelerinde harap bir yer iken bugün Türk inkılâbının en canlı timsali olan Ankara’yı ziyaret edeceğim. Mısır’da iken fotoğraflarını gördüğüm bu modern şehri, bu Cumhuriyet yüreğini gözlerimle görmeye gideceğim.

On onbir senelik bir vatan hasretiyle çırpınan ruhumun en büyük millî eserini o zaman yazacağım. Bu zamana kadar yazmış olduğum eserler, hep istiklale kavuşmak içindir; fakat bugün başarılan inkılâpları gördükten sonra yazacağım eser de kanaatimce bir inkılâp eseri olacaktır. (…) Görüyorsunuz ya pek coşkunum. Size istediğim şeyleri söyleyemedim. Söz veriyorum, hastaneden sağ çıkarsam o zaman her soracağınız suale cevap veririm. İstediğiniz gibi yazarsınız. Çünkü vatan bizim, fikir bizim. Artık başımızda fikrimize balta vuracak, ayağımıza demir bağlayıp bizi denize atacak korkunç saltanat kuvvetleri yok.” (Niyazi Acun, Yarım Ay, 15 Temmuz 1936, S.35, s.2-3, 28-29)

Son söz: İslamcı görünümlü İngiliz, Amerika ve İsrail beslemesi ve vesayetçisi olan Türk düşmanları, Atatürk ve Mehmet Akif’i kavga ettiremeyecekler ve bu tezgâh kavga kurgusu üzerinden Türk milletini ve bu milletin bağımsız, millî Türk Devletini yok edemeyeceklerdir.

Atatürkçüler ve Mehmet Akifçiler! Birleşiniz ve haricî bedhâh destekli dahilî bedhâh oyununu bozunuz! 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar