Türk Kuruluşlarının ABD'de Ermeni Yanlısı WSJ...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

Türk Kuruluşlarının ABD'de Ermeni Yanlısı WSJ Gazetesi'ne İlan Vererek Destek Olmasının Anlamı Nedir?

24 Eylül 2018 - 23:14

ABD’de yayın yapan ve daha çok Ermeni tezlerini destekleyen  The Wall SreetJournal (WSJ) gazetesine Türkiye’nin önemli ekonomi kuruluşlarının ilan vermesine bir anlam veremedim. Bu gazete Türkiye’ye hasım bir yayın organıdır. 17 Eylül 2018 tarihinde Türkiye aleyhine  aşağıdaki yorumu yapmıştır:“Finansal krizden sonra, yatırımcılar riskli gelişmekte olan piyasalarda daha yüksek getiri talep etti… Ancak pek çok yatırımcı, tek başına daha yüksek faiz oranlarının  yeterli olmayacağına, Türk şirketleri ile  büyük miktardaki borçları  finanse etmeye çalışan bankalar için sorun yaratabileceklerine inanmaktadır…Türkiye Merkez Bankası, Perşembe günü enflasyonda ana faiz oranını % 17,75'ten% 24'e yükseltti ve bankanın bağımsızlığıyla ilgili olarak ilgili sorunlara cevap verdi ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  bir gün sonra yüksek faizlerden  hoşnutsuzluğunu yineledi.”(1)

Ermeni yanlısı WSJ gazetesine MUSİAD, TOBB, Türk-Amerikan İş Konseyi gibi  Türk-Amerikan kuruluşlarının  ilan vermesi  doğru bir tercih değildir. ATAA (Assembly of TurkishAmericanAssociations) ve  Federasyon (FTAA)  ilana katılmamıştır.

Çünkü, WSJ 25 Ocak 2018 tarihinde ABD’nin eski İstanbul  Büyükelçisi Henry MorgenthauSr.’ın(2) torunu Robert M. Morgenthau’nın kaleme aldığı bir yazı yayınlamıştır. Yazıda Hitler’in sahte evraklara dayanan sözde  Ermeni  soykırımı  gündeme  getirilmiş ve Başkan Trump’ın sözde Ermeni soykırımını tanıması gerektiği savunulmuştur. 

Yazının yayınlanmasından sonra Şükrü Server Aya ve Feruh Demirmen gibi vatansever kişiler WSJ’e Türkiye’nin görüşlerini  açıklayan  mektup göndererek bunların  da yayınlamasını  istemişlerdir. WSJ’ın, bu mektupları yayınlamaması üzerine  Demirmen  gazetenin  tutumunu kınayan, gazetenin ifade özgürlüğü hususunda hipokrasi (ikiyüzlülük) yaptığını dile getiren kinayeli ikinci bir mektubu  diğer bazı yayın organlarında  göndermiştir.

Demirmen haklı olarak şu eleştirilerde bulunmaktadır:“Ermeni sorununda Türk karşıtlığı ile bilinen ve boykot edilmesi gereken böyle bir gazete şimdi ne yazık ki birtakım Türk-Amerikan dernekleri tarafından verilen bir sayfalık ilan ile ticari bakımdan taltiflenmiştir. Bizim makaleleri yayımlamayı reddeden WJS editörleri şimdi acaba ne düşünmektedir? Demek ki Türk tarafından herhangi bir yaptırım, boykot, rahatsızlık söz konusu değilmiş! Ve ilan veren Türk-Amerikan derneklerinin bu hassasiyetine ne denir?”

Ermeni sorununda Türk karşıtlığı ile bilinen bir gazete  bazı Türk-Amerikan dernekleri tarafından  bir sayfalık ilan  verilerek ödüllendirilmiştir.

ABD  Başkanı haklı gerekçelerle  eleştirilirken  Türk düşmanı olan ve sözde Ermeni soykırımını destekleyen bir ABD gazetesine  ilan verilmesi doğru değildir. Bu kapsamda bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmuş ve hatayapılmıştır.Anadolu esnaf ve tüccarınınkatkıları  bilinmeyerek Türk ve Türkiye düşmanlığı yapan, sözde Ermeni soykırımına destek veren, Ermeni muhibi  WSJ  gazetesi ödüllendirilmiştir.Ermeni terör örgütü ASALA’nın Paris’te görev yaptığım 1985-1990 yıllarında tehdidine  maruz kalmış birisi olarak  bu konuya değinme ihtiyacını hissettim. Ayrıca ARMENIAN DEPORTATION IS NOT A GENOCIDE”başlıklı makalem(3) ve azvision.az/news’ta en çok okunan (4883,24 April 2017makaleler arasında yer almıştır.(4)

Açıkça söylemek gerekirse ilan verilen gazetenin yayın politikası Türk devletinin temel politikası ile  bağdaşmamaktadır.  Bir taraftan ABD’ye  yaptırım uygulayacağız diyorsunuz, diğer taraftan sözde Ermeni soykırımı konusunda Türkiye karşıtı yayın yapan bir gazeteye ilan vererek maddi destekte bulunuyorsunuz. Böyle bir ilanı  Ermeni diasporası ve devleti “ sözde Ermeni soykırımı  yoktur” tezini savunan bir gazeteye kesinlikle  vermez.  İlana TÜSİAD ve İKV gibi özel sektör kuruluşlarının katılmaması dikkatimi çekmiştir.

İlan  yerindedir ve bir gerçeği açıklamaktadır. Ama yanlış olan gazete seçimidir.

Üstelik  Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), ABD TemsilcilerMeclisi Başkanı Paul Ryan (R-WI) ve Çoğunluk Lideri KevinMcCarthy ‘ (R-CA)  ve Azınlık Lideri Nancy Pelosi‘den (D-CA)  iki partili bir soykırım önleme tedbiri olan H.Res.220 hakkında bir oylama planlamak üzere  kampanya başlattığı bir dönemde Ermeni yanlısı gazeteye ilan vererek destek olmak nedense hiç  sorgulanmamıştır.

Bu kampanya ile Osmanlı devletinde Ermenilere, Rum, Süryani, Keldani ve diğer Hıristiyan milletlere karşı yapılan sözde  soykırımının  onaylanması talep edilmektedir. Gerçeklerden habersiz Kongre üyelerini  protesto etmek ve bilgilendirilmek üzere  mutlaka açıklama  gönderilmelidir. (5)

WSJ gazetesine verilen ilanın  Türkçeözeti aşağıdadır.

“Türk Amerikan Topluluğu, ABD-Türkiye ilişkilerinin canlılığını vurgular ve mevcut çıkmazın üstesinden gelmek için sürekli diyalog çağrısında bulunur” (6)başlığı ile verilen ilanın özeti aşağıdadır.

Türk-Amerikan Topluluğunun temsilcileri, ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanan son gelişmelerle derinden endişe duyuyor ve üzülüyor. ABD yönetiminin Türkiye'ye karşı uygulanan çelik ve alüminyum tarifeleri artırmaya yönelik son kararı, özellikle de Amerikan ve Türk  çıkarlarına hizmet etmeyeceğine inanıyoruz. Bu  sebeple ABD yönetiminden kararını yeniden değerlendirmesini istiyoruz.

ABD ve Türkiye, NATO müttefikleri olarak, dünyanın farklı bölgelerinde barış, demokrasi ve refahı teşvik etmek ve yıllarca birlikte çabalamak için ortak bir vizyona sahipler. İlişkiler zor zamanlar içinde en iyi anlam ifade ediyordu. Bu kesinlikle bu zamanlardan biridir.

Türk Amerikalılar, yaşamın ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarındaki önemli katkılarıyla, tarihsel olarak ABD ile Türkiye arasında daha iyi ilişkiler için uygun bir köprü olmuştur. Türkiye ile ABD arasındaki iyi ilişkilerin korunmasının sadece ortak hedeflerin peşinde koşmak için değil, hem Amerikalılar hem de Türkler için daha iyi bir geleceğin gerçekleşmesi için hayati öneme sahip olduğuna  ilişkin gerçek inancımızı dile getiriyoruz.

Türk Amerikalıları, ticaret savaşının tehdidi ve tırmanışı söyleminin  sadece durumu daha da kötüleştirdiğine ve eldeki sorunların kalıcı biçimde çözülme ihtimalini azalttığına inanmaktadır. Uzun vadeli çıkarlar için ihtiyat ve yeniden odaklanma çağrısında bulunuyoruz. Sürdürülebilir bir çözümün karşılıklı saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan sürekli diyalog gerektirdiğini hatırlatırız.

ABD ve Türkiye arasındaki sağlam kazanılmış dayanışma ve dostluk kısa vadeli hedefler için  feda edilmemelidir. Tarih bize  siyasi zorlukların zamanla aşılabileceğini söyler. Ancak, ivme ve işbirliği ruhu ortadan kalktığında ekonomik bağları yeniden kurmak çok daha zor olur.” (Yet it would be muchmoredifficultto restore economictiesoncethe momentum andthespirit of cooperation is lost.)

Türk-Amerikan Topluluğu adına Turkish Union of Chambers and Commodity Exchanges (TOBB USA), Foreign Economic Relations Board of Turkey (DEIK),Turkey-U.S. Business Council (TAIK), IndependentIndustrialistsandBusinessmenAssociation (MUSIAD USA), TurkishAmericanNationalSteeringCommittee (TASC), NimeksOrganics, The Foundation forPolitical, EconomicandSocialResearch (SETA DC), Turkish-AmericanChamber of Commerce &Industry (TACCI), Turkish Anti-DefamationAlliance (TADA),TurkishHeritageOrganization (THO).”

İlan verilmeden önce yetkililer Fransız avukat Georges de Maleville’in 1915 Osmanlı-Rus Ermeni Trajedisi (La TragedieArmenienne de 1915, Lanore,Paris, 1988)Toplumsal Dönüşüm Yayınları,Temmuz 1998)) kitabını okumuş olsalardı, bu önemli ilanı diğer bir gazeteye verirlerdi.

Georges,  Osmanlı vatandaşı Ermenilerin Birinci Dünya Savaşıbaşlar başlamaz Çarlık Rusya’sına karşı savaşan Osmanlı ordusunuarkadan vurduklarınıbelirtiyor ve bu bölgelerdeki Ermenilerinbu  sebeple  Osmanlı sınırlan içinde güneye, Suriye'ye göç ettirildiklerini,bunun kaçınılınız bir önlem olduğunu açıklamaktadır.

Benzer önlemlere böyle silahlı bir ihanet olmamasınakarşılık başta Fransa olmak üzere Avrupa devletlerinin de başvurmuşolduklarına da değinmekte, bunun asla bir  soykırım  olarak nitelendirilemeyeceği üzerinde durmaktadır. Bu yer değiştirmesırasında birçok Ermeni’nineşkiya, Ermenilerce öldürülen yakınlarınınöcünü almak isteyenler ve hatta onları  korumakla yükümlü olanlarca öldürüldüğünü belirtmektedir.

Georges deMaleville'indeğindiği bir diğer gerçek ise, bu olayların Osmanlı merkezi yönetiminin bilgisi ve denetimi dışında olduğudur.Osmanlı Devleti'ninbu gibi olayları önlemek için elinden geleni yaptığı, yakalanabilen sorumluların yargılanıp cezalandırıldığı ve buyüzden birçok görevlinin idam edildiğini belgelemektedir ki, bu gerçekler soykırım  iddialarını temelden çürüten olgulardır.

Büyükelçi Henry MorgenthauSr.’ın torunu Robet M. Morgenthau’nun AİHM’nin Perinçek ve 28 Kasım 2017 tarihli Mercan ve diğerleri kararlarına (7) rağmen sözde Ermeni soykırımdan söz etmesi ve işe Adolf Hitler’i de karıştırması, aşırı Ermeniler ile Ermeni sevenlerin iddiasından başka bir şey değildir.Aradan yüzyıl geçtikten sonra torun Morgenthau, 25 Ocak 2018 tarihindeThe Wall Street Journal’da“Trump, Ermeni soykırımı hakkında gerçeği söyleyecek mi?” başlığı ile yazı yayınlaması  bir provakasyondur. (8)

İsviçre Federal Mahkemesi’nin Perinçek lehine verdiği 25 Ağustos 2016 tarihli bozma kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Dairesi’nin 16 Aralık 2013 tarihli ve AİHM Büyük Dairesi’nin 15 Ekim 2015 tarihli kararlarına  rağmen bu yazının WSJ’de yayınlanması, gazetenin kimliği açısından önemlidir.

Bilindiği gibi İsviçre’de bir konferansta “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözüyle İsviçre tarafından cezaya çarptırılan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek davanın kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  taşınmıştı. 28 Ocak 2015 tarihindeki AİHM temyiz duruşmasından sonra karar yaklaşık 9 ay sonra 15 Ekim 2015 Perşembe günü verilmiştir.AİHM  verdiği kararda Vatan Partisi Başkanı Doğu Perinçek’i ifade özgürlüğü noktasında haklı bulmuştur.

AİHM, Perinçek’in “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözlerinin düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında olduğunu tespit etmiştir. Avrupa ülkeleri,  bu kararın düşünceyi açıklama özgürlüğünün ötesindeki gerekçesini de kabul etmeye başlamışlardır. Almanya Başbakanı Merkel’in “Alman Meclisi’nin Ermeni soykırımını tanıma kararının hukukî değeri olmadığı” yolundaki açıklaması, İsviçre yargısı ve siyasetinde de kabul edilmektedir.

AİHM kararlarının gerekçelerinde 1915 olaylarının Yahudi Soykırımı ile aynı sınıflama içinde olmadığı, 1915 olaylarında soykırım suçunun işlendiği konusunda bir mahkeme kararı bulunmadığı da belirtilmiştir.Kararlar, 1948 BM Sözleşmesine göre, soykırım suçuna hükmetme yetkisinin  sadece suçun işlendiği ülke mahkemesinde ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde olduğunu vurgulamıştır. İsviçre Federal Mahkemesi  AİHM'nin Perinçek Kararı'na uyarak, BM 1948 Soykırımın Cezalandırılması ve Önlenmesi Sözleşmesi  uyarınca ancak yetkili mahkemelerin  soykırım konusunda karar alabileceğini kabul etmesine rağmentorun Morgenthau’nun konuyu WSJ’de yayınlaması, Türkiye’ye yönelik karalama kampanyasından başka bir şey değildir.

Buyayın,  sözde Ermeni soykırımı konusunda 24 Nisan 2018’de ABD Başkanı Trump’ın“soykırım” (genocide) kelimesini kullanması için ABD’de ortam hazırlanmaya yönelik bir  girişimdir. Buna rağmen Trump soykırım dememiş, diğer başkanlar gibi büyük felaket” (medsyaghern) ifadesini kullanmıştır.  Gerginleşen ilişkiler kapsamında 24 Nisan 2019’da Başkan Trump’ın“soykırım” demeyeceğinin garantisi yoktur. Nede olsa Türkçedeki “delidir ne yapsa yeridir”özdeyişini unutmayalım.

ABD Büyükelçisi olarak 1915-1916 yıllarında İstanbul’da görev yapmış olan Henry Morgenthau, (Morgenthau, Türkiye'deki Aşkinaz Yahudilerinin Hahambaşısı Dr. Markus'a  yardımda bulunmuştur)  yalanlarla dolu hatıralarını ABD’ye döndükten sonra Büyükelçi Morgenthau’nun Hatıraları (9) adı altında yayınlamıştır. (10)

Henry Morgenthau (1856-1946) New York'ta  emlak komisyoncusu iken  1912 seçimlerinde Başkan adayı  Wilson'u desteklemiş, Wilson seçimleri kazanınca İstanbul’a Büyükelçi  atanmıştır. 27 Kasım 1913 tarihinde  İstanbul'da gelmiş,26 ay   görev yaptıktan sonra  1916'da ABD’ye dönmüş, Başkan Wilson'a"Hükümetin savaş politikası adına bir zafer kazanmamız ve bunun için de her türlü yasal yol ve imkana başvurmamız gerekmektedir"diyerek uydurma  hikayesini yazmıştır. Kitabını yazarken elçiliksekreteri Hagop S. Andonian ile hukuk danışmanı Arshag K. Schmavonian’dan yardım almıştır.Gazeteci Burton J. Hendrick, Büyükelçi Morgenthau'nun anlattıklarını yeniden düzenlemiş, ABD Dışişleri Bakanı Robert Lansing kitabın provalarını okuyup eklemelerde bulunmuştur.

O dönem 120bin  tirajlıaylık dergi olan The World's Work’ta (1900–1932) gerçek dışı hikaye tefrika edilmiştir. Uydurma  hikayeler tirajı yüksek  çeşitli gazetelerde de  yayınlanmıştır.Morgenthau’nunkitabın yayımlanmasından önce Ermeni soykırımı iddiasını araştıran Alman Johannes Lepsius, İngiliz Lord Bryce ve Arnold Toynbee’ye belge sağladığı dasöz konusudur.

Dr. Johanhes Lepsius (1858-1926). Alman din adamı ve politikacısıdır. Ermenilere yönelik yardım kuruluşları arasında ilk sırayı alan, Alman Doğu Misyonu ile Alman Ermeni Cemiyeti’nin yöneticisidir. Ermeni dostu olarak tanınan Lepsius, Alman misyoneri sıfatıyla başta Ermeniler olmak üzere Doğudaki Hıristiyanlara yapılan yardım çalışmalarını yürütmüştür. Johannes papazının Ermeniler hakkında yazdığı kitapları (Almanya ve Ermeniler-Deutchlandund Armenien) bugün Batı kamuoyunda sözde soykırımın ispatında vazgeçilmez öneme sahip kaynaklar arasında yer almaktadır.

Mavi Kitap olarak bilinen  ilk baskısı 1916 yılında Londra’da yapılan The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire 1915-16 (Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yönelik İşlemler 1915-16) isimli kitap bir Ermeni propaganda aracıdır. Kitabın özgün baskısında yer alan, “DocumentspresentedtoViscountGrey of FallodonSecretary of StateforForeignAffairsbyViscountBrycewith a prefacebyViscountBryce (11) açıklaması önemlidir.

Kitap, 2005 yılında Türkçe’yede çevrilmiştir.Mavi Kitap, 1916’da İngiliz Parlamentosu’nun onayıyla, savaş propaganda bürosu durumundaki Wellington House tarafından hazırlatılmıştır. Mavi Kitap’ın içeriği Amerikan misyoner raporlarına dayanmaktadır. Kitap, LordBryce’ın değişik makamlarla yaptığı birkaç yazışma, bir harita, önsöz ve editörden muhtıra bölümlerinin bulunduğu 8 kısımdan oluşmaktadır. Kitap,  150 adet mektup içermektedir. Son kısımdaki 7 ek ile kitap zenginleştirilmiştir.

Osmanlı’yı (Türkiye’yi) suçlama görevi, hukuk profesörü olan Lord Bryce başkanlığındaki bir heyete verilmiştir. Bryce sonraki yıllarda Büyük Britanya’nın Washington büyükelçiliğine getirilmiştir. Tanınmış tarihçi  Arnold J. Toynbee Lord Bryce’ın sekreterliğini yapmıştır. Toynbee (1889-1975) uzun yıllar İngiltere Kraliyet Enstitüsü Uluslararası İlişkiler bölümünde yöneticilik yapmış, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda  İngiltere Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Dairesi'nde görev almış bir akademisyendir. Toynbeedaha sonra bunun bir propaganda kitabı olduğunu anlayınca  pişmanlığını dile getirmiş ve “fark etseydim, bu projede yer almazdımdemiştir.  Hatıralarında, Mavi Kitap’ın doğruluğu konusunda şüpheli  açıklamalarda bulunmuştur.  Türkçe’ye Hatıralar: Tanıdıklarımbaşlığıyla çevrilen eserinde konuya açıklık getirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nda ittifak devletleri, Almanya’nın Rusya aleyhinde başlattığı propaganda silahı ile vurulacaktı. Almanya’ya davet edilen Amerikalı gazetecilerin verdikleri bilgiler,  Rus barbarlığını ortaya çıkarmaya yönelikti.  Rusların Yahudilere yönelik bu  şiddet uygulamaları, İngiltere ve Fransa’yı zor durumda bırakmıştır. Türklerin yapacakları yanlışlar da Almanya ve Avusturya-Macaristan  aleyhine olacaktı. İngiltereTürkleri Ermenilere soykırım yaptı şeklinde açıklayarak Türkiye’nin müttefiklerini zor durumda bırakacaktı. Osmanlı’nın  uygulamaya koyduğu “sevk ve iskan kanunu” İngiltere’ye bu fırsatı vermiştir.

Rusya'nın destek ve kışkırtmalarıyla örgütlenen bazı Ermeni grupları, 1890 yılından itibaren bağımsız bir Ermeni devleti kurmak amacıyla Osmanlı yönetimine karşı ayaklanmışlardır. Ermenilerin yaşadığı yerlerde isyan hareketlerinin artmasıyla güvenlik sorunları ortaya çıkmıştır. Osmanlı Hükümeti, güvenliği sağlamak amacıyla 27 Mayıs 1915 tarihinde Sevk ve İskan Kanunu çıkartmıştır.

Osmanlı ordusunun ve bölge halkının güvenliği için bazı Ermenilerin Osmanlı Devleti'nin güvenli bölgeleri olan Suriye ve Irak'ın kuzey vilayetlerine göç ettirilmesine karar verilmiştir.Bu proje,  İngiliz siyasi manevrası olup, Osmanlı devleti (Türkiye) dünya kamuoyunun gözünde suçlu duruma düşürülecekti. Toynbee hatıralarının son kısmında Türklerin masumiyetine inandığını ve yaptığından pişman olduğunu  vefatından önce  dile getirmiştir. Mavi Kitap, günümüzde Ermeni  sorununda  Türkiye aleyhine kullanılmaktadır.

Ermeni yalanlarına  çok sayıda  Türk ve yabancı araştırmacı karşı çıkmışlardır. (12)

Torun Morgenthau’nun 25 Ocak 2018 tarihli yazısından 1,5 ay önce 9 Aralık 2017 tarihinde Turkish Forum’daki “Donald Trump Kudüs Açıklamasının Ardından 24 Nisan’da ‘Türkler Ermenilere Soykırımı Yaptı’ Derse Ne Olur?” başlıklı yazımda bu konuya  dikkatçekmiştim:

“Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasıyla ilgili açıklaması, Birleşmiş Milletler kararlarını açıkça ihlal eden ve barışı dinamitleyen bir gelişmedir. Trump Türkiye’nin bu konuda gösterdiği sert tepki ve Ermeni lobilerinin baskısıyla 24 Nisan’da sözde Ermeni soykırımını ‘genocide’ kelimesini kullanarak tanıyabilir. ABD’de güçlü bir Ermeni diasporası ve lobisi vardır. Son olarak 6 Kasım’da ABD’nin Indiana Eyaleti Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Ermenilere soykırım yaptığını kabul eden tasarıyı onaylamıştır. Böylece ABD’de sözde Ermeni soykırımını kabul eden eyalet sayısı 48’e yükselmiştir. Bu sebeple yumurta kapıya gelmeden, iş işten geçmeden şimdiden tedbir alınmasında yarar vardır. Türkçede bir deyim vardır: Delidir, ne yapsa yeridir. Bir insanın deli olduğu için beklenmeyecek şeyler yapabileceğini, dolayısıyla kendisinden sakınılması gerektiğini bildiren sözdür.”(13)

Torun Henry Morgenthau’nun25 Ocak 2018 tarihinde WSJ’de yayınlanan yazısının Türkçe özeti şöyledir:

“Hitler Polonya'yı 1939'da işgal etmeye başladığında komutanlarına ‘Merhametsizce  Yahudi erkek, kadın ve onların    çocuklarına ölüm  emri verdi: Kim bugün Ermenilerin yok edilmesinden söz ediyor?’

ABD’nin  müttefiki olan Türkiye, tarihiyle yüzleşmeyi hala reddediyor. ABD hükümeti de, Ermenilerin haklarını savunamadı.  Amerikan yönetimleri Türk baskısına boyun eğdi ve sürekli olarak basit bir gerçeği teyit edemedi. Ermenilerin katledilmesi, sadece tarihin bir talihsizliği değil, sistematik bir soykırımdı.

Diplomatların ihtiyatlı tutumu göz önünde bulundurulduğunda  bu tür bir  davranış şaşırtıcı değildi. Ancak Cumhurbaşkanı Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul ederken, yeni bir  döneme işaret ediyor gibi görünüyor. 1995 yılında Kongre, Dışişleri Bakanlığını Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımaya ve ABD Büyükelçiliği'ni buraya taşımaya yönlendiren yasayı kabul etti. Adaylar Bill Clinton ve George W. Bush elçiliği  taşıma sözü verdiler.  Barack Obama 2008'de Kudüs'ün İsrail'in başkenti olacağını söyledi.Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, her üçü de  sözlerinden döndüler. Şimdi, Amerika’nın Kudüs politikası tarihsel olgularla tutarlıdır.

Bu, Amerika'nın Ermeni soykırımgerçeğini de aynı şekilde kabul edebileceğihususunda  beni iyimser kılıyor. Gerçekler zorlayıcıdır. Binlerce yıldır Ermeniler, şu anda Türkiye'nin doğusundaki Ağrı Dağı'nın gölgesinde yaşıyorlardı. Tarihte bu Hıristiyan azınlık Müslüman komşularıyla barış içinde yaşadı. Ancak Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında parçalanmaya başlayınca  Ermenilere baskılar başladı. Birinci Dünya Savaşı’nda  Türkler Ermeni sorununu çözme fırsatını yakaladılar.

İlk önce toplum liderleri ve aydınları tutukladılar ve idam ettiler. Daha sonra Suriye çöllerine ölüm yürüyüşleri ile  sivilleri sürdüler. 1,5 milyon kadar Ermeni katledildi.Benim için bu tarih, tarih kitaplarıyla sınırlı değil. Büyükbabam Henry Morgenthau, katliam başladığında Başkan Wilson’un Osmanlı İmparatorluğu’nun büyükelçisiydi.Modern dünyanın hiç görmediği bir ölçüde Ermeniler katledildi ve bütün dünya bunu gördü.  Türk liderleri, Ermenilerin Amerikan vatandaşı olmadıklarını  söyleyip  büyükelçinin endişelerinin hiçbirine cevap vermediler. Büyükelçi Morgenthau'nun Yahudi, Ermenilerin Hıristiyan olduğunu söylediler.

Türkler  büyükelçiyi Washington'a geri  göndermek için  ABD’ye baskı yaptılar. Büyükbabamın cevabı çok açıktı: Hatırlanmamdan daha büyük bir onur düşünemedim. Çünkü bir Yahudiolarak  yüz binlerce Hıristiyanın hayatını kurtarmak için elimden geleni yaptım.”

Türklerin baskısı sonucunda  dedem ABD’ye döndü. Washington'a diplomatik bir  telgraf  gönderdi: Bir ırkın imhası devam ediyor.Birinci Dünya Savaşı ile meşgul olan Dışişleri Bakanlığı telgrafa kayıtsız kaldı. Sonunda büyükbabam bir dizi  konferanslarla dünyanın vicdanına hitap etmeye karar verdi.

Büyük bir yardım kampanyasısonucunda  hayatta kalanları yeniden yerleştirmeye yardımcı oldu. Ancak (sözde) soykırım, Ermeni halkına ve büyükbabamın ruhuna karşı büyük bir saygısızlık yaratmıştır.Büyük babam ABD'ye geri dönerek hayatta kalanlara yardım etmek için karar verdi.Ellis Adası’nda  mültecilere sponsor oldu. Ve başka bir şey daha yaptı. Çocuklarına ve torunlarına tanık olduğu tarihi öğretti.

Bu kehanet, Hitler'in Polonya'yı işgal ettiği ve dünyanın Ermenilerle ilgili amnezi (gecirilensiddetli bir sok sonucu geçmişe ait hafızanın bir kısminin kaybedilmesi)  söz konusunu olduğunda  gerçekleşti. Amerika'nın bu amneziden  çıkması için çok zaman var.

Her Nisan ayında  Başkan Ermeni halkına  yönelik vahşeti tanıyan bir bildiri yayınladı. Türk baskısına boyun eğildiği için  bildiride hiçbir zaman “soykırım” kelimesini  kullanmadı. Bu değişmeli.

Türkiye'nin  tepkisinin ABD'nin çıkarlarına karşı  gelebileceğini söyleyenlerin kaygılarını küçümsemiyorum. Kudüs'e elçiliği  taşımanın barış görüşmelerini zorlaştırabileceğini söyleyenleri reddetmiyorum. Ancak, adil ve kalıcı bir dünya düzeni, yalanlar  üzerine inşa edilemez. Başkan Trump, Ermeni soykırımı gerçeğini ilan ederek bu taahhüdünü yerine getirmelidir.Bu,  iktidardakihaydutlarasuçlarınızın üstü örtülmeyecek mesajı verecek.”(14)

Torun Morgenthau’nunyazısındaki1,5 milyon Ermeni rakamı,Auschwitz- Birkenau toplama kampının önünde de vardır.Bir farkla: 1,5 milyon Yahudi 1,5 milyon Ermeni olarak değiştirilmiştir.

Bu, uluslararası intihaldir.Sevr (Sevres)  Anlaşması, Birinci  Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde  Paris'in batı banliyösü Sevr kasabasındaki Seramik Müzesi'nde (MuséeNational de Céramique) imzalanmıştır. Bu müze, Türkiye için Anlaşma’nın imzalandığı yer olması bakımından önemlidir. Bir diğer önemi de, Ermenilerin müzenin önüne 8 Mart 2001 tarihinde  sözde Ermeni Soykırım Anıtı dikmesidir. Anıtın üzerinde tarafımdan çekilen fotoğrafta da görülebileceği gibi “1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından katledilen 1,5 milyon Ermenin anısına” yazılıdır. Açıkçası 1,5 milyon rakamı Auschwitz-Birkenau toplama kampının önündeki anıtta yazılıdır: “…ABOUT ONE AND A HALF MILLION MEN, WOMEN AND CHLDREN MAINLY JEWS FROM VARIOUS COUNTRIES OF EUROPE”

Kaynak: Cengiz Özakıncı,ABD SoykırımAnıt-Müzesi'ndeTürkiye'yiSuçlayanSahteHitlerYazıtı(http://www.butundunya.com/pdfs/2018/03/022-028.pdf)

Dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serge Sarkisian, Tüm Ermenilerin Baş PatriğiII. Karekin, Ermenistan Dışişleri Bakanı ve ABD Soykırım AnıtıMüzesi kıdemli danışmanı Arthur Berger ve diğerleri  Hitler'in Ermeni Soykırımınagönderme yaptığı sözlerinin önünde inceleme yapmaktalar.6 Mayıs 2015 tarihinde çekilen fotoğraf,Ermeni soykırımpropagandasındakullanılan sahteHitler yazıtına,müzenin 1993'tekiaçılıştan sonrayer verildiğinigöstermektedir.

25 Ocak 2018 günlü Wall Street Journal gazetesinde torun Robert M. Morgenthau imzası ile yayınlanan “Başkan Trump Ermeni Soykırımı Hakkında Gerçeği Söyleyecek mi?” başlıklı makalede gerçekmiş gibi  tekrarlanan söz Hitlere ait değildir. Hitler'in 22 Ağustos 1939 tarihindeki konuşmasında Ermenilerden söz ettiği ileri sürülen paragrafın müzeye  konmasının doğru olmadığını  SBF’den hocam Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, 1984 yılında  İngilizce ve Fransızca olarak  yayınlanan Hitler and the Armenian Question / Hitler et la Question Armenienne (Hitler ve Ermeni Sorunu) kitapçığında açıklamış, Hitler'in Ermeniler'e ilişkin böyle bir sözünün bulunmadığını Nüremberg yargılama dosyalarından ilgili belgelerle kanıtlamıştır.

Ataöv'den bir yıl sonra, 1985 yılında  Prof. Dr. Heath W. Lowry, Ermeniler Üzerine ABD Kongresi ve Adolf Hitler (The U.S. Congressand Adolf Hitler on the Armenians) başlıklı makalesinde, müzeye konulmak istenen sözün Hitler'e ait olmadığını, uydurma (spurious) olduğunu göstermiştir. Lowry (Mustafa Kemal AtaturkProfessor of Ottomanand Modern TurkishStudies, Princeton University) bu konuda şu  eleştiride bulunmuştur: “Savaş döneminde Türkler aleyhinde yapılan propagandanın en etkili örneklerinden birinin esasını teşkil eden bu belgelerin İngiliz haber alma örgütüne tarafsız Amerika Birleşik Devletleri'nin bir Büyükelçisi tarafından sağlandığı ve bunların Amerikan kamuoyunu Türkler ve Almanlar aleyhine kışkırtarak ülkeyi savaşa sokma amacını güden İngiliz çabalarının bir parçası olarak yayımlandığı anlaşılınca, Morgenthau'nun kullandığı 'yetki' konusunda insan meraka düşüyor.”(TheStoryBehindAmbassadorMorgenthau'sStory,  Istanbul, IsisPress, 1990)  Bu  araştırma  kamuoyunda değilse bile Amerikan diplomatik çevrelerinde etkili olmuştur.

Prof.  Lowry’agöre“Büyükelçi Morghentau’nın hikayesinde yer alan tüm yorumlar, Eylül 1915’in sonlarına doğru Morghentau’nun, Ermenilerin, Genç Türk liderliği tarafından imha edilmeye maruz kaldığı konusunda kesin bir sonuca varmamışlardır.” (15)

Ermeni soykırım propagandasında kullanılan yalanları kitaplarında belgelerle çürüten bir diğer önemli araştırmacı ise değerli büyüğüm Şükrü Server Aya’dır Hitler'e atfedilen "Bütün olanlardan sonra, kim bugün Ermenilerin yok edilmesinden söz ediyor?" sözlerinin uydurma olduğunu TheGenocide of Truth (16),Soykırım Tacirleri (17)  TheGenocide of TruthContinues, (18)   açıklamıştır.

Sayın Aya, The Wall Street Journal gazetesi editörlerine, Washington Soykırım Müze İdaresi ve Mütevelli Heyeti'ne (28.03. 2018) ve müzenin bağlı olduğu üst makam  olarak ABD Başkanlık Ofisi'ne gönderdiği (13.02.2018) yazılarda tepkisini şu sözlerle dile getirmiştir:

"Muhterem Beyefendiler. Birinci ve İkinci Dünya savaşları ve “soykırım mito-manisi” (ErichFeigl) ile ilgili tarih hakkında müstakil araştırmacı ve yazarlar olarak, makale yazarının dominant bir eda yazdığı makale içeriğinden fevkalade rahatsızlık duyduğumuzdan bunu ret etmek mecburiyetini duyduk; zira daha önce New York Bölge Savcısı olan Bay Robert M. Morgenthau’un bu yazı içeriği, neredeyse A’dan Z’ye kadar gerçek değildir

KAYNAKÇA

1-https://www.wsj.com/articles/some-investors-want-a-recession-in-turkey-1537178401Sept. 17, 2018

2-http://www.armenian-genocide.org/morgenthau.html

3https://www.researchgate.net/;https://www.researchgate.net/publication/325157544_ARMENIAN_DEPORTATION_IS_NOT_A_GENOCIDE;https://www.academia.edu/31604811/; https://www.academia.edu/31604811/ARMENIAN_DEPORTATION_IS_NOT_A_GENOCIDE, https://independent.academia.edu/r%C4%B1dvankarluk 

4-https://en.azvision.az/news/63760/armenian-deportation-is-not-a-genocide%E2%80%A6!!!.html

5-U.S. House leadershipurgedtoallow a vote on ArmenianGenocide Resolution,14 Sep 2018SiranushGhazanchyan, http://www.armradio.am/en/2018/09/14/u-s-house-leadership-urged-to-allow-a-vote-on-armenian-genocide-resolution/

6-THE TURKISH AMERICAN COMMUNITY UNDERLINES THE VITALITY OF US-TURKEY RELATIONS AND CALLS FOR CONTINUED DIALOGUE TO OVERCOME CURRENT IMPASSE

7-Affaire Mercan et Autres C. Suisse, Requête No 18411/11

8-WillTrumpTelltheTruthAbouttheArmenianGenocide? He recognizedtherealitythatJerusalem is thecapital of Israel. Suchdaring is neededagain. By Robert M. Morgenthau Jan. 25, 2018

9-AmbassadorMorgenthau´sStory, http://www.raoulwallenberg.net/wp-content/files_mf/1439907848HenryMorgenthauAmbassador.pdf

10-Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü, Belge Yayınları, 2015

11-ViscountBryce’ın Önsözüyle ViscountBryce Tarafından Devlet Dışişleri Sekreteri FallodonViscountGrey’e Sunulan Belgeler

12-ManyScholars Challenge TheAllegations Of Genocide: Part III, Ergun Kirlikovali on July 10, 2009http://www.turkla.com/2009/07/10/many-scholars-challenge-the-allegations-of-genocide-part-iii/

13-http://ankaenstitusu.com/sozde-ermeni-soykirimini-tanima-sirasinda-hollandadan-sonra-misir-yeni-zelanda-ve-abd-var/

14-https://www.wsj.com/articles/will-trump-tell-the-truth-about-the-armenian-genocide-1516925489; https://www.wsj.com/articles/will-trump-tell-the-truth-about-the-armenian-genocide-151692548

15-Allcomments in AmbassadorMorghentau’sStorynotwithstanding, as late as September 1915, Morghentau had not firmlyconcludedthattheArmenianswerethesubject of an attempted ‘extermination’ bytheYoungTurkleadership, s. 51

16-İstanbul Ticaret Üniversitesi yayınları, 2008, s.366

17-Derin Yayınları, Ocak 2009, s.205-206

18-Derin Yayınları, Aralık 2010, s.249-270

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar