Vücudun pH Dengesi
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Turgay Derya

Turgay Derya

Turgay Derya

Vücudun pH Dengesi

09 Nisan 2018 - 13:19

pH 7 nötrdür. pH’ı 1-7 arasında olan çözeltiler asit, pH’ı 7-14 arasında olan çözeltiler alkali (baz) çözeltilerdir. pH, 1’e yaklaştıkça asitlik, 14’e yaklaştıkça alkalilik artar. pH değeri 10 tabanlı logaritmik olduğundan sayının 1 artması veya azalması 10 katlık değişime denk gelir. Örneğin pH 5, pH 6 dan 10 kez, pH 7 den 100 kat daha asidiktir

Kanımızın pH değeri 7,4 tür Bu değer 7,35 ile 7,45 arasında sabit kalır. Nasıl ki vücut sıcaklığımız 36,5 ila 37,5°C arasındadır, kan pH derecesi de çok kritiktir, o da dar toleranslar içinde tutulur.

Hücrelerimiz enerji yakıp, asit salgılar. Kaslarda glikoz yakıldıkça artık ürün olarak laktik asit ortaya çıkar. Yoğun spor yaptığımızda bunu fark ettiğimiz zamanlar olur. Mesela uzun süre koştuğumuzda bacaklarda yanma başlayabilir. Bu o bölgede asit yığılması olduğunu gösterir. Yapılacak iş bunun üzerine gitmeyip, istirahat edip geçmesini beklemektir.

Vücudumuz asitlerden değişik yollarla kurtulur. İdrarla atar. Nefes aldıkça oksijenle birleştirip nötr yapar. Terimiz de asidiktir, bu da bizi dış mikroorganizmaların saldırılarından korur.

Vücudun PH dengesi üzerine çalışan organ böbreklerdir, kimyasal işlemlerle alkaliliği sağlamaya çalışırlar.

Asit-baz dengesinde kemik mineralleri de kullanılır. Minerallerin  %20 si sürekli alınıp bunlar asitle birleştirilip tuz (nötr) yapılır, böbreklerden atılır.Besinlerden mineral geldikçe kemiklerden eksilenler tamamlanır.

Denge sağlama uğraşısı süreklidir.

İnsan diyetinde asit yükü, avcılık-toplayıcılıktan günümüze önemli ölçüde değişmiştir. Son yıllarda gıdaların endüstrileşmesi ile diyette mineraller azalmış, şekerin neredeyse her gıdaya girmesi ve işlenmiş gıdalarla asit yükü artmıştır.

Yediklerimiz, içtiklerimiz çokça asit tarafındaysa (örneğin etle salata yiyeceğimize, etle ekmek yiyorsak, yanında meşrubat içiyorsak), denge kurmak zorlaşır. Kemiklerden eksilen mineraller tamamlanamayıp kemiklerde erime başlar. Asit saldırısı devam ederse, çarede iyice zorlanan vücudumuz, daha sonra ele almak üzere, fazla asidi yağ hücrelerimiz içine depolar (bunu estetik cerrahlarının aldığı yağ hücresi içinden kahverengi asidik sıvı akmasından biliyoruz)

Hayvansal gıdalar (et, süt, peynir), basit karbonhidratlar (çay şekeri, beyaz undan yapılmış hamurlular, içine şeker girmiş yiyecek ve içecekler, meşrubatlar, meyve suları), alkollü içecekler, çok olgun, çürümeye geçmiş meyveler skalanın asit tarafındadır.

Asitli ortamın kanser hücrelerinin gelişimini desteklediği, buna karşın alkali ortamda kanser hücresinin yaşamadığı biliniyor. Keza, asitli ortamın pankreasın insülin salgılayan hücrelerini tahrip ettiği, şeker hastalığının böyle başladığı düşünülüyor (Dr.RobertYoung’ ın söylemi).

Toplumda kalça başta olmak üzere, kemik kırılmalarının artmakta olmasının gerisinde kemiklerin mineral kaybı vardır. Bu bilindiğinde asitli meşrubatlar içilmemelidir. Bunları gerçek pH değerleri 2,5 olup, sıvının içeriğine ‘asitliği düzenleyici’ adıyla mineral tuzu eklenerek ağzımızı, boğazımızı eritmesi önlenmektedir. Ancak midede bu mineral ayrışmakta, sıvı mideden pH 2,5 olarak çıkmaktadır. Logaritmik 10 tabanlı pH rakamını 2,5 dan 7,5 a yükseltmek için 100.000 kat sulandırmak gerekir. O kadar su olmayacağı için kemik minerallerine başvurulur. Meşrubat tüketimi devam ettikçe de bu kayıplar artar, kemikler kolay kırılabilir hale gelir.

Gençlerin ergenlik sivilcesi şehir efsanesidir. Gerçek sebep vücuttaki asit yangınıdır. Asit krater şeklinde sivilcelerden dışarı çıkar.

Yediklerimiz, içtiklerimizin asit tarafında olanlarının azınlıkta olması sağlığımız açısından gereklidir.

Konuyla ilgilenecekler için önerebileceğimiz kaynaklar:

Dr. Ayşegül Çoruhlu, Mehmet Ali Bulut gibi konuda kendilerini uzmanlaştırmış değerlerimizin kitap ve videoları.Dr. Robert Young “Diyabette pHMücizesi” kitabı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar