21. YÜZYILDA YENİ KÜRESEL EĞİLİMLER-1
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

21. YÜZYILDA YENİ KÜRESEL EĞİLİMLER-1

25 Ocak 2018 - 16:47

21. yüzyılda yeni küresel eğilimleri değerlendirirken, çağımızın Yeni Dünyasını şekillendirecek en önemli siyasal meseleyi belirlemek durumundayız. Bu konudaki düşünce ve görüşlerimi bu köşede bir yazı dizisi halinde ifade etmek istiyorum.

İlk olarak ele aldığım konuya gelirsek;

21. Yüzyılda Yeni Emperyal İttifak: İNGİLTERE-ÇİN İTTİFAKI

20-23 Ekim 2015 tarihleri arasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping İngiltere’ye bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyaret, bir Çin devlet başkanının 10 yıldan sonra İngiltere’ye yaptığı ilk resmi ziyaret niteliğini taşımaktadır. Çin-İngiltere ilişkilerinin başlangıcı olarak nitelenen bu ziyaret, İngiltere Şansölyesi George Osborn’un Çin’e yaptığı ziyaretin bir hafta sonrasında gerçekleşmiştir.

İkili görüşmeler sırasında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İngiltere Başbakanı David Cameron iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine vurgu yapmıştır. İki lider, iklim değişikliği ve yoksulluk gibi küresel sorunlarla birlikte mücadele niyetlerini açıklamışlardır. Ayrıca, 21. Yüzyılda kapsamlı küresel stratejik ortaklık kurulması ile ilgili Ortak Bildiri yayınlanmıştır. Bu bildiride Başkan Xi Jinping’in ziyareti, Çin-İngiltere ilişkilerinin altın çağının başlangıcı olarak nitelenmiş, bu ilişkilerin dayanıklı, kapsayıcı ve kazan-kazan ilişkisine dayalı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin, karşılıklı siyasi güvenle beraber geliştirileceği duyurulmuştur.

Bu bağlamda;

Çin’in İngiltere’ye olan ilgisi, son dönemde Çin’in İpek Yolu projesi çerçevesinde Avrupa’ya yönelmesi ile ilişkilendirilebilir. Bu proje, Avrupa ve Asya’yla ticaretin geliştirilmesi amacıyla tarihi İpek Yolu’nun tekrar canlandırılmasını, böylece Çin’in bu bölgelerdeki nüfuzunu arttırmayı hedeflemektedir. Bu hedefle bağlantılı olarak, Çin son dönemde Avrupa’daki ekonomik varlığını artırmaya çalışmaktadır ve AB içerisinde yatırım olanakları arayışındadır.

Çin’in Avrupa’daki varlığı ve İngiltere ile ilişkilerinin ivme kazanması, son dönemde ABD ve Japonya önderliğindeki Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) anlaşmasının sağlanması ile alakalıdır. Günümüzde, Çin TPP’nin dışında kalmıştır ve bu durum Çin’in Asya Pasifik bölgesinde potansiyel ekonomik zorluklarla karşılaşma riski yaratmaktadır. Dolayısıyla, Çin’in son dönemdeki bu faaliyetleri, TPP dışında tutulmasından kaynaklanabilecek olası ekonomik zorluklara karşılık verme ve ABD ve Japonya etkisini İngiltere ile ilişkileri geliştirerek küresel güç dengesindeki yerini koruma kapsamında değerlendirilmelidir.

ABD ve İngiltere-Çin ittifakı arasındaki güç mücadelesi 21. yüzyıl dünyasını şekillendirecek en önemli siyasal meseledir. Bu güç mücadelesi denkleminde Çin ekonomik gücüne, büyük nüfusuna, gelişen teknolojik ve askeri gücüne güvenirken, zayıf karnı olarak siyasal modeli ve kültürünün cazibe eksikliği, geliştikçe kendi içerisinde ortaya çıkacak siyasal sorunlar, liderlik deneyiminin olmayışı, askeri gücünün henüz yetersizliği ve güçlü müttefiklerinin olmayışı öne çıkmaktadır.

Hâlihazırdaki süper güç ABD ise muazzam askeri gücü, siyasal ve kültürel cazibesi, liderlik tecrübeleri ve NATO vb. uluslararası kuruluşlarla oluşturduğu güçlü müttefiklik ilişkilerine güvenmekte, zayıf karnı olarak ise gerileyen siyasi ve ekonomik gücü, yanlış tercihleri nedeniyle kendisine artık daha az güvenen bazı müttefikleri ve kendisini yenileyememe riski bulunmaktadır. Türkiye açısından bu rekabet ortamında en makul çözüm önerileri ise şöyle özetlenebilir;

1- Maceracı arayışlar içerisine girmeden, mevcut dengeler ve bağlı olunan ittifaklar, kuruluşlar bağlamında bu mücadeleyi yakından gözlemlemek,

2- Kendi güvenliği ve ekonomik gelişimi bağlamında ilişkilerini çeşitlendirmek, bu çeşitlendirmeyi mümkün olduğunca kendi iç sorunlarını çözmüş ve demokratik modelini oturtmuş ülkelerle yapmak,

3- ABD ile yakın ilişkilerinde kendisine yönelik haksız tutumlar ve siyasal rejimini tehlikeye sokacak gelişmeler karşısında Çin kartını alternatif olarak gündemde tutmak,

4- Türk dünyasıyla daha yakın ilişkiler geliştirerek ABD-Çin-Rusya-İngiltere  dörtlüsü temelinde seyredecek dünya politikasında daha etkili bir aktör haline gelmek,

5- Enerji açığını bir an önce farklı enstrümanları devreye sokarak kapatmak olmalıdır.

(Devam edecek...)

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar