AFRİN- KIBRIS DENKLEMİNDE YENİ OYUN!
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

AFRİN- KIBRIS DENKLEMİNDE YENİ OYUN!

27 Şubat 2018 - 16:59

Kıbrıs elbette ki, ülkemiz için en önemli meselelerden biridir.

Ordumuzun Afrin'deki operasyonunu bir 'zafiyet' olarak değerlendiren güçler, bir kez daha Kıbrıs oyununu sahneye koymak için gün saymaktadır. Rum medyasına sızan haberler de bu durumu doğrular niteliktedir.

Yunanistan’da çıkan Fileleftheros gazetesindeki habere göre, Birleşmiş Milletler '’Halkın referandumda izleyeceği tutumdan korkuyor ve bu amaçla baskı yapmayı’’ düşünüyor.

Yani, Afrin operasyonunu durduramayan ABD ve İngiltere, karşılık olarak Kıbrıs'ta ülkemize bedel ödetmeyi deneyecektir. Kısasa kısas…

KKTC'de yeni kurulan koalisyon hükümetinin "Kıbrıs konusunda konuşmayacağız"  ifadesini kullanması ilginç. KKTC ile aramız bozmak için ciddi ciddi uğraşıyorlar.

Şu sıralar buzun ince olduğu dönemdeyiz… Ha kırıldı ha kırılacak… Bu yüzden basit sorulara basit cevaplar vermek zorundayız. Neye reaksiyon gösterip göstermeyeceğimize net bir karar vermek zorundayız.

Net söylüyorum; Afrin’de yaptığımız hamlenin bedelini bize Kıbrıs’ta ödetmeye karar verdiler! Dikkat!!! Tarihimizin belki de en zorlu ve karanlık sürecinden geçiyoruz.

Neredeyse toplumun büyük çoğunluğu, dış servislerin belirlediği sahte gündemlerle ve yanıltıcı algılarla meşgulken, Kıbrıs'ta ülkemizin bekası açısından hiç de iyi gelişmeler olmuyor.

Hatırlayalım; Kıbrıs Türkler’inin bağımsızlık ilan edip kendi devletlerini kurmasının üzerinden 34 yıl geçti. Ancak bu sürede Kıbrıs Türkleri, tam bir bağımsızlık içinde olamadılar. Bunun temel nedeni, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplumun, 1983'e kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) tanımaması ve ona ambargo uygulamasıydı. Ada'nın kuzeyi, BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla uluslararası hukuka ‘işgal altındaki topraklar’ olarak geçti.

KKTC’yi hali hazırda sadece Türkiye tanıyor. 2004’te Annan Planı için düzenlenen referandumda Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ diyerek çözümden yana tavır koymaları, Kuzey Kıbrıs'a bazı esneklikler sağladı. En başta, dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 28 Mayıs 2004’de Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargonun kaldırılması çağrısında bulundu. Annan, Ada'nın birleşmesi yönünde oy kullanan Kıbrıslı Türklere baskı yapmanın haksızlık olduğunu belirtti. Dönemin Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları da referandum öncesi KKTC’ye yönelik izolasyonların kaldırılmasına ilişkin bir karar almışlardı. AB Komisyonu, ticari ve mali uygulamalardan oluşan ve AB ülkeleri ile Kuzey Kıbrıs arasında doğrudan ticareti öngören bir yardım paketi hazırladı. Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin engelleme çabaları yüzünden bu paketin bir kısmı gecikmeli hayata geçti, bir kısmı ise askıya alındı. 2004 yılı içinde Kıbrıslı Türkler için başlıca olumlu bir gelişme, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısında gerçekleşti. KKTC’nin statüsü, "Kıbrıs Müslüman Türk Cemaati"nden "Kıbrıs Türk Devleti"ne çıkarıldı. Müslüman ülkelere de KKTC üzerindeki izolasyonu kaldırma çağrısı yapıldı. Annan Planı Referandumunun ardından KKTC kurumlarının bazı uluslararası politik, sportif, bilimsel, turistik ve kültürel örgütlere üyelikleri de arttı. KKTC’ye izolasyonu kaldırma adına bir girişim de Azerbaycan’dan geldi. 2005’te Bakü’den özel bir havayolu şirketi ilk kez Kuzey Kıbrıs’a karşılıklı sefer düzenledi. Ancak Rum tarafının baskıları nedeniyle uçuşlar devam edemedi. Kuzey Kıbrıs, uzun yıllar katı şekilde uygulanan ambargo ve kısıtlamalar nedeniyle ekonomik, siyasi ve askeri olarak büyük ölçüde Türkiye’ye bağlı kaldı. Yunanistan destekli darbeye karşılık, garantör devlet sıfatıyla 20 Temmuz 1974’te Ada'ya harekat düzenleyen Türkiye’nin kuzeydeki askeri varlığı sürüyor. Bugün Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık 30 bin Türk askeri bulunuyor. KKTC bütçesinin yaklaşık üçte birini Türkiye’den gelen yardımlar oluşturuyor. 2012-2015 dönemi için Kuzey Kıbrıs'a 3 milyar TL’lik mali yardım öngörüldü. KKTC'nin savunma harcamalarının tamamı ve altyapı projelerinin çoğunun finansmanını yine Ankara sağlıyor. Türkiye’nin yardımları dışında Kuzey Kıbrıs’ın ekonomisi hizmet sektörüne dayanıyor. Ülkeye yatırımlar turizm alanında yoğunlaşıyor. 2012 itibariyle turizmden sağlanan gelir 700 milyon dolar. 2012’de KKTC’ye gelen 1 milyon 166 bin turistin yaklaşık yüzde 80’ini Türkiye vatandaşları oluşturuyor. KKTC’de 2011 yılında yapılan nüfus sayımının resmi sonuçları Ağustos 2013’te açıklandı.  Kalkınma Bakanlığı verilerine göre Kıbrıs'ın kuzeyinde sürekli ikamet eden kişi sayısı 286 bin 257. Toplam nüfus içinde Kıbrıs doğumlu 160 bin 207 kişi yaşıyor. KKTC'de sürekli ikamet eden Türkiye doğumlu kişilerin sayısı ise 104 bin 641. Bu rakam, toplam nüfusun yüzde 36,6'sını oluşturuyor. Türkiye’den Ada'ya ilk gelişler 1974’teki müdahaleden hemen sonra, Kıbrıs'taki Türk varlığını artırmak amacıyla gerçekleşti. İkinci dalga 1980’lerde Ada'ya kimlik kartıyla girişlerin serbest bırakılmasıyla başladı. 2000’li yıllarda, Annan Planı’ndan sonra Ada'da yaşanan inşaat ve turizm patlamasıyla Türkiye’den çalışmak için çok sayıda kişi Kuzey Kıbrıs’a geldi. Türkiye’nin gerek ekonomide gerek güvenlik alanında KKTC üzerindeki etkisi ve Türkiye’den gelenlerin sayısındaki artış, Ada'nın kuzeyinde zaman zaman bazı tepkilere neden oldu. Özellikle ekonomik krizin doruğa çıktığı 2011 yılında, Kıbrıs'taki Türkiye karşıtı protestolar düzenlendi, gösterilerde “Kıbrıs Kıbrıslılarındır” pankartları açıldı. Kuzey Kıbrıs, idari olarak beş ilçeden oluşuyor. Bunlar, başkent Lefkoşa, Gazi Mağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele.

KKTC'nin şu anki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Türk ordusunun bölgedeki konumundan rahatsız olması esef verici bir tutumdur. Rahmetli Rauf Denktaş’ın sağlığında yürüttüğü Milli Politika KKTC’nin yeni yönetimi tarafından tamamen terk edilmiştir.

Bir Türk vatandaşı olarak, yavru vatanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili şu hayati soruları sorma ihtiyacı hissediyoruz:

KIBRIS’TA NELER DÖNÜYOR? SN. MUSTAFA AKINCI NEDEN TÜRK ORDUSUNUN KKTC’DEN ÇEKİLMESİNİ İSTİYOR? NEDEN SÜREKLİ OLARAK İNGİLİZ YÜKSEK KOMİSERİ MATTHEW KİDD İLE ‘’RUTİN DIŞINDA GÖRÜŞMELER’’ YAPIYOR?

Yukarıdaki soruların cevabını bilmek her Türk’ün hakkıdır… Yineliyorum; buz ince ise, basit sorulara basit cevaplar gereklidir… Yaşanan sürecin kilit kelimesi REAKSİYON…Kime? Neden? Niçin? Ne zaman? Nerede? Nasıl?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar