ATATÜRK'ÜN BİLİMSEL YÖNTEMİ İLE KARL POPPER'IN...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

ATATÜRK'ÜN BİLİMSEL YÖNTEMİ İLE KARL POPPER'IN ELEŞTİREL AKILCILIK YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

27 Kasım 2017 - 15:13

İngiliz bilim felsefecisi Karl Popper'in metodolojisi olan, Eleştirel akılcılık, sorun çözmek için varsayım önermek ve önerilen varsayımları gözlem raporlarıyla kontrol ederek, gözlemle çelişenleri (yanlışlanmış olanları) elemek olarak ifade edilebilir.

Einstein’in dahi, bilim karakterini en iyi dile getiren yorumun, Karl Popper’ın ‘eleştirel akılcılık’ yöntemi olduğunu kabul etmekte ve desteklemektedir.[1]

Karl Popper 1935’te yayımlanmış olan ‘Bilimsel Araştırmanın Mantığı’ adlı eserinde BİLİM’i kavram olarak şu şekilde tanımlar:

‘Bilim, içerdiği ifadeler, gözlem raporlarını oluşturan ifadelerle yanlışlanabilecek düşünce sistemlerinin tamamına verilen addır.’ Bu nedenle, genel ifadelerin doğrulanması veya yanlışlanması arasındaki asimetrinin çok önemli olduğu görülmektedir.[2]

Atatürk, bilimin tezlerinin bireylerin keyfinden bağımsız olarak kontrol edilebilme özelliklerinin, onların günlük hayatta en nesnel, en doğru kılavuz olarak kabul edilmelerini gerektiğini en mükemmel biçimde kavramıştır.

Karl Popper’a göre gerçekçi bilgi kavramı şöyledir:

Bilgi, herhangi bir nesne veya sürecin gözlemcinin ilgisini çeken özellikleri arasında ulaşılabilir olanlardan kodlanabilenlerin tamamıdır.

Eleştirel Akılcılığı 7 Maddede özetleyebiliriz:

1-Problemin Saptanması (Bu gözlemler veya mevcut varsayımlar ışığında yapılır.)

2-Problem çözümü için bir varsayımın uydurulması.

3-Varsayım çıkarımlarının gözlemle denetlenmesi.

4-Gözlemlerle çelişiyorsa varsayımın terk edilmesi

5-Genişlemiş Gözlem temeliyle uyumlu yeni bir varsayım oluşumu.

6-Yeni varsayım çıkarımlarının gözlemle denetlenmesi

7-Dördüncü ve sonraki aşamaların (sağlama yapılması açısından) sırasıyla tekrarı.

Atatürk’ün yaşamı boyunca tüm düşünce yapısı bu yöntem üzerine kurulmuştur. O, doğa bilimlerinde en yaygın olarak kullanılan bilimsel yöntemi askerlik ve politika hayatının tüm dönemlerinde uygulamıştır. Dolayısıyla, onun sahip olduğu bu bilimsel metodolojinin, Atatürk’ün bir bilim adamı olduğunu ortaya çıkardığı görülmektedir.

Bu konuda yapılan en değerli bilimsel yayın; İTÜ jeoloji profesörü ve Türkiye Bilimler Akademisi kurucu üyesi olan Prof. Dr. A. M. Celal Şengör 'ün Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanmasının Metabilimsel Temelleri (Yükseköğretim Kurulu Matbaası, Ankara 1998) adlı kitabı. Şengör, Türk doğa bilimcileri topluluğunun en değerli üyelerinden biri. Dünyaca tanınmış bir jeolog ve sayısız uluslararası ödül sahibi olan Şengör, geçtiğimiz günlerde de kuruluşu 1807 tarihine uzanan The Geological Society of London / Londra Jeoloji Derneği 'nin 1877'de ihdas ettiği Bigsby Madalyası 'na layık görülmüştür.

Prof. Dr. Celal Şengör'e göre: "Türk Aydınlanması" nın iki büyük ismi, gerek Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, gerekse 1938-1946 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Ali Yücel, her ne kadar kendilerinden sonra gelen Popper'in eserlerini tanıma fırsatını bulamamış olsalar da, onun felsefesinin özü olan eleştirel akılcı tavrı benimsemişlerdi. Nutuk 'un incelenmesinin ortaya koyacağı üzere, Atatürk her zaman önündeki sorunlara bir bilim adamı gibi yaklaşmış, problemleri tanıyıp tanımladıktan sonra önerdiği çözümleri denemiş, "tatbikattan elde edilen veriler çözüm önerisiyle çelişiyorsa, o çözümü hızla ve kesinlikle terkederek yeni bir çözüm önerisi geliştirmiş ve bu sefer onu denemeye başlamıştır. Bu, bilimden de günlük hayattan da bildiğimiz deneme - yanılma yöntemidir.

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, önümüzde duran ciddi toplumsal ve siyasal sorunlar bulunmaktadır. Nacizane, bu köşenin yazarı olarak, devletimizin yöneticilerine ve Atatürk'ün Bilim Yolunda ilerlemek isteyen tüm genç arkadaşlarıma, Prof. Dr. Celal Şengör'ün ''Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanmasının Metabilimsel Temelleri'' adlı kitabını okumalarını tavsiye ediyorum.

Dipnotlar:

[1]Karl Raimund Popper (d. 28 Temmuz 1902 - ö. 17 Eylül 1994), Avusturya kökenli Britanyalı felsefeci. Bilim felsefesine önemli katkılarda bulunmuştur.

[2]Karl Popper'in bilimsel yöntem görüşü, “bütün sistemleri zorlu bir sınamadan geçirerek, sonunda nispeten elverişli” sistemi seçmek amacıyla, her kuramı yanlışlamaya tabi tutmaya dayanır. Çünkü Popper’e göre, tümevarım ilkesinin geçersizliği nedeniyle, kuramlar hiçbir zaman deneysel olarak doğrulanamaz. Ama yanlışlanabilir. O halde, bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gereklidir. Popper, Einstein'ın görecelik kuramı, Karl Marx’ın tarih anlayışı, Freud'un psikanaliz kuramı ve Alfred Adler'in bireysel psikoloji kuramlarına ilgi duydu. Özellikle Einstein’ın kuramının ileri sürdüğü bir yaklaşım (güneşin yakınından geçen ışık ışınları, güneşin yerçekimi alanının etkisine girerek eğilmeye uğrarlar) 1919’da güneş tutulmasının olması sırasında doğrulanması Popper’i etkiledi. Popper’i etkileyen kuramın öndeyişinin doğru çıkması değildi. Ön-deyinin doğru çıkmaması halinde, yanlışlanmış olacak olan teori derhal reddedilecekti. Önemli olan kuramın yanlışlanmaya açık biçimde formüle edilmesiydi. Popper, diğer kuramların (Marx, Freud, Adler) sahiplerinin hangi koşullarda kuramlarından vazgeçeceklerini belirtmediklerine dikkat çekti. Doğrulayıcıları çok olan fakat yanlışlayıcıları belirsiz olan bu kuramlar ona göre bilimsel olmayan kuramlardı.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar