BİLİMİN DOĞUŞUNUN KISA ÖYKÜSÜ
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

BİLİMİN DOĞUŞUNUN KISA ÖYKÜSÜ

12 Şubat 2018 - 23:21

Öykümüz Bilimin serüvenini anlatmaktadır…

Öykümüzün kahramanları Milet’li Tales ve öğrencisi Anaksimandros’tur. Tales’in Bilim’le olan serüveni, Mısır’ı ziyaret etmesiyle başlamaktadır. Tales, Mısır piramitlerinin inşasında ve Nil’in yıllık sel taşkınlarının ardından ovalar içindeki tarlalarının kadastrolarının baştan yapımı esnasında Mısırlı ustaları izlemeye başlar. Mısırlı ustalar bu işlemler sırasında bazı basit ve temel geometrik denilebilecek ilişkileri kullanıyorlardı. Bu ilişkilerin ürettiği bilgi, ustadan kalfa ve çıraklara geçen kadim bir bilgidir.

İşte Tales, bu kadim ve pratik bilgiyi bilimlik bilgi haline getiren kişidir. Modern geometrinin babasıdır. Ama konumuz bu değil…

Tales Milet’e geri döndükten sonra, gördüklerini geliştirip, bilimlik bilgi haline getirirken, kendine iyi bir arkadaş da edinir. Bu kişi de Milet’in en sevilen simalarından Anaksimandros’tur. İki kafadar günlük vakitlerinin çoğunu beraber geçirmeye başlarlar.

Tales’in Anaksimandros’a oldukça ilginç gelen bir tezi vardır; depremlere neden olan Poseidon değildi. Tales’e göre kara parçacıkları birer tabla gibi denizler üzerinde yüzüyordu. Zaten bu tezi daha önce, Sümerliler de savunmuştu. Onlar bu teze ‘Tarkullu’ adını vermişlerdi.

Hem niçin, çok büyük fırtınalar sonucu, kara parçaları da aynı koca gemiler gibi sallanmasındı?

Tales artık geometrik teorem oluşturmaktan ziyade doğayı ve yasalarını kavramaya çalışıyor, var olan her olay ve olguyu sorguluyordu.

Anaksimandros da, artık sadece en iyi dostu değil, onun en iyi öğrencisi de olmuştu. Aralarında muhtemelen şöyle bir diyaloğun geçmiş olması mümkündür:

TALES: İşte böyle dostum. Bunlar benim dünyamız ve depremler hakkındaki düşüncelerim. Fakat dünyanın her tarafını görme gibi bir şansım da yok. Bu yüzden düşüncelerimin tamamı birer varsayımdan öteye gidemez. Elbette, hem en yakın dostum hem öğrencim olarak bu anlattıklarıma inanıp inanmamakta hürsün. Hatta, öğretmenin olarak benim tüm söylediklerime inanmamak ve karşı çıkmak için mantıklı nedenlerin de varsa harika! Bu nedenleri benimle paylaşırsan çok mutlu olurum. Bu sayede, onlara da kafa yorarak, benim düşüncelerimden daha üstün bir düşünceye de varabiliriz. Sonunda da hakikate daha çok yaklaşabilir ve belki de onu bulabiliriz.

ANAKSİMANDROS: Tales, sevgili öğretmenim ve dostum. Bilirsin, taşlar su üzerinde batar. O halde, dünya üzerindeki kara parçaları, bir tabla misali su üzerinde yüzebilir mi? Savunduğun bu düşüncenin geçerli olması mümkün değil. Ayrıca bu düşüncen çözüm üretmiyor. Aksine problemi uzattıkça uzatıyor.

TALES: Biraz daha açık konuşmanı rica ediyorum.

ANAKSİMANDROS: Şunu demek istiyorum; eğer dünya suyun üzerinde yüzüyorsa, suyu tutan nedir? Bu soruya bir cevap bulduk diyelim. Peki, bu sefer suyu tutan nedir? Anlayacağın, öne sürdüğün düşünce, mantıksal olarak beni tatmin etmiyor.

TALES: Anladım. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

ANAKSİMANDROS: Bana kalırsa, dünya boşlukta duruyor.

TALES: Neden? Nasıl?

ANAKSİMANDROS: Herhangi bir yere gitmesi için bir neden yok da o yüzden.

Anaksimandros’un Tales’e verdiği bu muhteşem cevap, bilimlik düşünce ve araştırma sürecinin önünü fevkalade bir şekilde açmıştır. Zira, Anaksimandros, herhangi bir gözleme dayanmadan sadece mantıksal bir yaklaşımla dünyanın boşlukta durması gerektiğini ortaya atmıştır. Anaksimandros ‘aşağı’ ve ‘yukarı’ kavramlarının tamamen göreceli kavramlar olduğunu da anlamıştır. Yukarıda yer verdiğimiz, iki kafadarın arasında geçmesi muhtemel, hayali diyaloğun yanı sıra, Anaksimandros hakikatte, ‘dünya boşlukta duruyor’ teziyle bir bilimlik düşünce temeli oluşturmuş ve bu temel üzerine bilim tarihindeki ilk bilimsel kozmolojiyi ve evren modelini inşa etmiştir. Dolayısıyla, Anaksimandros belki de insanlık tarihinin en önemli düşünür ve bilim insanıdır. Zira Anaksimandros, doğa bilimlerini esas alan, yeni insan uygarlığının öncüsü ve yaratıcısıdır. Bu nedenle, günümüz dünyasında bilime ait olan her kavram, nesne,olgu ve olaylar dolaylı yoldan ya da doğrudan Anaksimandros’un cesaret ve emeğinin bir yansımasıdır.

Biz yine iki kafadarın, gerçek olması kuvvetle muhtemel, diyaloglarına dönelim.

TALES: Pekala dostum. Söylediklerin bana da çok mantıklı geldi Ama, merak ettiğim bir husus daha var. Dünya’nın şekli sence nasıl olabilir? Neye benziyor olabilir?

ANAKSİMANDROS: Güzel soru. Aslına bakarsan bunu ben de tam olarak çözemedim. Belki bir sütun parçasına, belki de bir davula.

TALES: Hımm, İlginç.

ANAKSİMANDROS: Bizler de bu davul benzeri dünyanın bir yüzünde yaşıyoruz.

TALES: Sen, benim en iyi öğrencimsin. Benim de bazı düşüncelerimin değişmesine ve gelişmesine sebep olduğun için mutluyum. Kutlarım.

İki kafadarın diyaloğunu burada sonlandırıyoruz. Bitirirken, bilim tarihine geçen bir konuyu daha naklediyoruz:

Anaksimandros, algılayabildiği dünyanın yüzünün bir coğrafi haritasını yapmıştır. Bu haritada, neredeyse çağdaşı lan bazı Ortadoğu haritaları gibi yuvarlaktır. Haritanın en dış bölgesinde dev bir okyanus, orta kısımda ‘bilinen dünyayı’ çevrelemektedir. Bu harita hakkında bugün bilinen tarihsel bilgi şudur:

Anaksimandros’un hemşerisi Hekateus yıllar sonra bu haritayı geliştirmiş ve M.Ö. 499-498 yılları civarında Milet tiranı Aristagoras’a takdim etmiştir. AristagorasPersler’e karşı Spartalılar’dan yardım istemeye gittiği zaman bu haritayı da beraberinde götürmüştür.

Anaksimandros’u büyük bir düşünür ve bilim insanı yapan en temel özelliklerinden biri ‘eleştirilme arzusuna’ sahip oluşudur. O, çizdiği haritayı, Milet limanında bir direğin üzerine asarak, denizci ve tüccarlardan kendi haritasını eleştirmelerini istemiştir. Günümüzün toplumsal yapısında bize ne kadar da yabancı bir davranış değil mi?

Yirmi birinci yüzyılda ülkemizde herhangi bir bilimlik ve ya politik konuda, Anaksimandros’un günümüzden en az iki bin beş yüz yıl önce göstermiş olduğu alçak gönüllülük ve tevazunun kırıntısına dahi rastlayamıyoruz. Bilim zihniyetinin hakim olması için en temel koşul olan Eleştiri kültürü, günümüz koşullarında, Ortadoğu kültürlerinin neredeyse tamamına yabancı bir disiplin haline gelmiş durumdadır.

Anaksimandros’u bilimde öncü yapan eleştirilmek arzusu, hakikate ulaşabilmenin bir ifadesidir. Eleştiriden korkmak ise, korkanın tek amacının insanlara, keyfince hükmetmek olduğunun göstergesidir.

Eleştirilmekten korkan ya da tahammül edemeyen, akıl, mantık ve vicdan ışığında eleştirene baskı ve yaptırım uygulayan bilim insanı ve politikacıların(!) ilgilendiği tek konu, etkileyebildiği ya da etkileyebileceğini düşündüğü insan topluluğudur. Feodal aşiret sistemlerinde, eski çağlarda hüküm süren aşiret reislerinin yöntem ve zihniyeti daima bu şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Yani düşünmeyen, sorgulamayan, akletmeyen, aşık olmayan, sevmeyen, şiirle, sanatla, müzikle, edebiyatla, tarihle, felsefeyle ve en önemlisi pozitif bilimler ve somut siyasetle ilgilenmeyen bir insan topluluğu; eleştirilmekten korkan kişi ve organizmaların en çok arzuladığı insan topluluğudur. Çünkü onlar bilgili, sorgulayan, kararlı, cesur ve erdemli insanları asla yanlarında ya da karşılarında görmek istemezler.

Eleştiriyi arzulayan AnaksimandrosBİLİMİN ÖNCÜSÜ olmuştur. Çünkü, onun ve onun zihniyetine sahip olanların ulaşmayı düşlediği hedef; iki bin beş yüz yıl önce de olduğu gibi tüm kainattır. Nihayetinde ANAKSİMANDROS ve TALESBİLİME DAYALI İNSAN UYGARLIĞININ kurucusu olmuşlardır. İşte BİLİMİN DOĞUŞUNUN KISA ÖYKÜSÜ bundan ibarettir. 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Eşref baysal
    1 yıl önce
    Umutcugım emeğine sağlık çok teşekkür ederim.bilimin sanatınfelsefenin ahlakın vb her türlü olgunun gelişmesi korkusuz sansürsüz eleştiri ve tartışma kültürünün oldugu yerde gelişir.bizim milletimizin ortaçagdaki bilim üstünlüğü bu hoşgörünün varlıgını ispat eder. Din ve politik baskılar ve softa mantıgı msaledef bu ortamı yok ettiler. Gerileme başladı ve sürüyor kısmen atatürk kırdı ama ömrü kısa sürdü.yeniden karsnlığs dokulmak isyeniyor ülkemiz fakat mümlün olmoyscak tarihin nehri geri akıtılamaz. Gerceğini geç ögrenecekler o*** ülkenin kaybı olacak. Sevgilerle eşref baysal

Son Yazılar