EĞİTİMDE NİTELİK VE BAŞARI TARTIŞMALARI
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

EĞİTİMDE NİTELİK VE BAŞARI TARTIŞMALARI

20 Eylül 2018 - 09:30

Eğitim’de nitelik ve başarı sorunu, son yıllarda Türkiye’de en çok konuşulup tartışılan konuların başında gelmektedir. Sayısı milyonları bulan öğrenci - veli - öğretmen kitlesi bir yana, Türk ulusunun geneli için bu ilgi öyle bir hâle gelmiştir ki; eğitim meseleleri ülkemizin en temel gündemini oluşturmaktadır. Bu hâli ile eğitime verdiğimiz anlam; bizler için sadece kurumsal olarak öğretim yapmanın ötesine geçmiş, ekonomik ve yönetimsel açıdan Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin geleceği olarak algılanmaya başlamıştır.

Günümüzde hızla gelişen bilim ve teknoloji, sürekli değişkenlik gösteren ekonomik durumlar ve bunların sonucu ortaya çıkan sosyal, kültürel, siyasal oluşumlar bireylerin yetenekleri ve bireysel farklılıkları doğrultusunda eğitilmelerini gerektirmektedir. Bireyin zekasının türü ve öğrenme stili genellikle öğrenmedeki bireysel farklılıkları dikkate almak için kullanılır. Bu doğrultuda özellikle 1980’li yıllardan beri pek çok ülkede ‘’Çoklu Zeka Kuramı’’ veya öğrenme stillerine dayalı eğitim/öğretim uygulamaları yapılmaktadır. Bu özeliklerinin tespitinde kullanılan ölçeklerin değerlendirilmesi eğitimciler tarafından yapılmaktadır.

Endüstrinin dijitalleşmesi ile karakterize olan “Endüstri 4,0” kavramı, kendini “Eğitim 4,0” olarak okulların gündemine de yerleştirmiştir. Okulların bu dijital dönüşümden ne çıkarması ve nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair tartışmalar sürerken, tabirimi maruz görün; ‘’beş kör adamın bir fili tasvir etmeye çalışmaları’’ misali, konuya dair her bir farklı fikir çoğu zaman süzgeçten geçirilmeksizin ortaya atılmaya başlamıştır.

 Bugün, eğitimde yapay zeka tartışmalarının içine daldığımızda, izlememiz gereken ilk yol, sağlıklı veri akışının sağlanmasıdır.Zira, yapay zeka algoritmalarının oluşturulabilmesinde en temel gereksinim, yeterli miktarda verinin sağlanmasıdır. Eğitim söz konusu olduğunda, bu süreç içinde; öğrenciler, öğretmenler, veliler, okul çalışanları, yöneticiler, işverenler gibi birçok eğitim paydaşından verilerin toplanması söz konusu olacaktır. Bu sürecin başında, her bir paydaş için eğitimin hangi kademesinde hangi ölçümlerin yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Örneğin; bugün okula başlayan bir çocuk kayıt yaptırdığında kendisi hakkında nüfus bilgileri dışında hiçbir bilgi sahibi olunmadan öğrenim hayatına başlamaktadır. Değerlendirmeler çok büyük oranda zaman içinde ve öğretmen gözlemi temel alınarak yapılmaktadır. Yapılan gözlemlerin de, her öğrenci için ne kadar ayırt edici olduğuna dair bir kontrol mekanizması bulunmamaktadır.  Dolayısıyla, erken yaşlardan itibaren öğrencilerden öğrenmeyi etkileyecek faktörler açısından veri toplanması ve bu verilerin öğretim sürecine geri bildirim verilecek şekilde kullanılması gerekmektedir.

Sağlıklı bir eğitim programının pratiğe dökülebilmesi için öncelikli olarak atılacak en önemli adım; eğitim paydaşlarına dair “veri toplama politikası” oluşturulmasıdır. Bu politika; öğrenciler, öğretmenler, veliler, okul çalışanları, yöneticiler, işverenler gibi birçok eğitim paydaşından verilerin toplanması, işlenmesi, saklanması ve aktarılmasına yönelikkriterlerin  belirlenmesini içermektedir. Tüm paydaşların eğitime doğrudan etki ettiği düşünülen çeşitli görüş ve beklentilerinin, kişisel veriler korunarak, verilerin sadece eğitim içeriği, süreci ve değerlendirmesinde kullanılacak şekilde kullanılması güvence altına alınmalıdır. Öğrencilerin fiziksel (sağlık, genetik vb.), duygusal (psikoloji, motivasyon, algı, tutum vb.), sosyal (sosyo-ekonomik çevre, aile özellikleri vb.) durumlarına dair ölçümlerin; kişisel verilerin korunması,özel hayatın gizliliğinin korunması, düşünce ve inanç özgürlüğü, etkili kanun yollarını kullanma haklarını gözeterek koruma önlemlerinin alınması gerekmektedir.

İkinci önemli olguya gelirsek, bunun da ‘’Endüstri 4,0 devrinde Öğretmenlik Mesleğinin Dönüşümü’’ olduğu görülmektedir.Bu bağlamda, öğretmenlerin yapay zeka veya diğer yüksek teknoloji ürünleri sebebi ile kendi mesleklerinin yok olacağı kaygısının giderilmesi gerekmektedir. Teknolojinin eğitim içinde kullanımının yaygınlaşmasındaki en temel amaç, öğretmene öğretim sürecinde destek olmaktır. Öğretmen öğretim sürecinde içerik hazırlama, pedagojik manevralarda bulunma ve değerlendirme aşamalarında çeşitli yazılım ve donanımlardan faydalanabilir. Buradaki amaç öğretmeni, şimdiki uygulayıcı boyutundan daha ileriye taşıyan; onu bir öğretim tasarımcısı haline getirmektir.Bu konuya ilişkin son önemli olgu ise, öğrenme sürecinin bireyselleştirilmesidir. Çünkü eğitimde yapay zekânın potansiyel kullanım alanlarından biri de, ‘’Bireyselleştirilmiş Eğitim’’ kavramıdır.

Gelelim, eğitim sistemimiz açısından bugünkü en temel meselemize. Hiç kuşkusuz, şu anki yetersiz ve nitelik açısından zayıf olan eğitim sisteminin üretkenliğini ve verimliliğini artırmak için teknolojideki ilerlemelerden yararlanmamız aslında bir zorunluluk. Yapay zeka özellikle, eğitimin kalitesini ve ekonomikliğini arttırmada önemli bir rol oynayabilir.  Öncelikle, eğitimde sisteminin yenilenmesi ve onarımı açısından, yapay zeka konusunda atılacak adımları 5 maddede kısaca belirtelim: 

1.Öğrencilerin yazılı sınavlarını detaylı bir şekilde analiz etmek ve sınıflandırmak

2.Öğrencilerin sorularını cevaplayan otomatik botlar

3.Öğretmen ve öğrencilere yönelik sanal kişisel asistanlar

4.Sürükleyici bir eğitim için sanal gerçeklik sistemleri

5.Zengin ve daha derin öğrenme analitiği için simülasyonlar ve oyunlar

Sonuç olarak, yapay zeka, bir öğrencinin cevabını güvenilir bir şekilde analiz etme ve derecelendirme üzerine eğitilebilir. Bu bakımdan yapay zeka ile birlikte daha düşük bir büyüklükte bir maliyetle sınavların dışında farklı soru cevap etkinlikleri yapılabilir.Dolayısıyla, yapay zeka, eğitim ekosisteminin tüm paydaşlarına fayda sağlayacaktır. Öğrenciler anında geribildirim alabilecek, rehberlikle daha iyi öğrenecek, öğretmenler eğitimi kişiselleştirerek öğrencilerin tüm eksiklerini görerek başarıyı arttırabilecek ve anne babalar da çocuklarının gelişiminde daha iyi destek sağlayabilme imkanına kavuşacaktır. Milli Eğitim Bakanımız Sn. Ziya SELÇUK’un bu konuda somut adımlar atmasını ve güçlü yaptırımlar ortaya koymasını umutla bekliyoruz. Çok geç olmadan… Gelecek tamamen elimizden kaymadan… Çökmeden…

Konuyla İlgili Genel Kaynakça:

Kitap

-SELÇUK, Ziya ., Çoklu Zekâ Uygulamalar, Nobel Dağıtım, Ankara,1999.

-ŞENGÖR, Celal., Bilgiyle Sohbet, İş Bankası, İstanbul, 2016.

-ŞENGÖR, Celal.,Zümrütname, YKY, İstanbul, 1999.

Makale

-TALU, Nilay., (1999). Çoklu Zeka Kuramı ve Eğitime Yansımaları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. (15):164 – 172.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar