MERKEZ BANKASININ BAŞARISIZLIĞI VE YAPISAL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

MERKEZ BANKASININ BAŞARISIZLIĞI VE YAPISAL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

29 Temmuz 2019 - 13:33

Malum, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı “Kurumsal hedefe ulaşılamaması” gerekçesiyle görevden aldı. Sn. Cumhurbaşkanımız, milletvekilleriyle yapığı toplantıda Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınmasıyla ilgili "Kendisine ekonomi toplantılarında defalarca faizi indirmesi gerektiğini söyledik. 'Faiz düşerse, enflasyon düşer' dedik. Gerekeni yapmadı. Aynı kulvarda değildik" derken son derece haklıdır.  Niçin mi? Bu kısa değerlendirmemde ana hatlarıyla bunu izah etmeye çalıştım.

   Bilindiği üzere, Resmi Gazete’de Murat Çetinkaya’nın görevden alınması “TCMB Başkanı Murat Çetinkaya 375 sayılı kanun hükmünde kararnamenin ek 35. maddesi ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2. maddesi gereğince görevden alınmıştır” ifadeleriyle kamuoyuna iletildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan faiz konusunda görüş ayrılığı olan Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı görevden alırken gerekçe olarak gösterilen ek 35 maddede, “Cumhurbaşkanınca süreli atanan üst kademe kamu yöneticileri ilgili kanunlarda öngörülen görevden alma gerekçeleri yanında kurumsal hedefe ulaşılamaması nedeniyle süreleri tamamlanmadan görevden alınabilirler” ifadesi yer almaktadır.

   Merkez Bankası başkanının, Sn. Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmasını kamuoyu çok farklı bakış açılarıyla (genellikle şahsi ve ideolojik) yorumlamaktadır. Ben ise, günümüzün en temel ekonomik ölçütü olan dolar kuru üzerinden bu konuyu değerlendirmeye çalıştım. Zira, dolar kurunu belli bir fiyata sabitleyememek Merkez Bankası yönetimi açısından ciddi bir başarısızlıktır.

   Ekonomide tavan fiyatı belirlemenin bir başka uygulama alanı döviz piyasasıdır. Döviz kuru, devlet müdahalesinin yokluğunda, döviz arz ve talebine göre serbestçe oluşur. Bu noktada durum, tam rekabet piyasasında bir mal fiyatının oluşumundan farksızdır. Bu da isteyenin, istediği kadar dövizi serbestçe alıp satabilmesine neden olmaktadır.

  Ülke ekonomisinin en önemli sorunlarından biri de dolar kurunun yükselmesi. Peki, biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, bu yükselişi nasıl önleriz?

  Yüksek dolar kurunu önleme yollarından biri, dolar için tavan fiyat konulmasıdır. Yetkili kuruluşlar, serbestçe oluşan 5.72 TL (Bu yazıyı kaleme aldığım 9 Temmuz 2019 saat 19:08 itibariyle mevcut dolar kuru) dolar kur fiyatının altında bir tavan fiyatı saptayabilirler. Bu rakam mevcut kur fiyatının 3/1’i baz alınarak oluşturulabilir. Bu şekilde oluşturulan bu rakam yaklaşık olarak 3.81 TL’ye karşılık gelmektedir. İşte bu noktada da başka bir sorun daha ortaya çıkıyor: Merkez Bankasının bugüne dek yaşanan süreçte, dolar arz ve talebi arasında yaklaşık 5.72 TL’de sağladığı denkliğe, yaklaşık 3.81 TL’lik tavan fiyatıyla ulaşılamıyor. Dolayısıyla, sadece tavan fiyatının belirlenmesiyle yetinilmesi de yeterli olmayacaktır. Zira, dolar talep edenler arasındaki rekabet dolar fiyatını yine bugünkü denge fiyatına (yaklaşık 5.72 TL) yükseltecektir.

   Yapılması gereken, döviz kontrolü (kambiyo denetimi) konulmasıdır. Bu amaçla, yabancı ülkelerden dolar ve diğer dövizleri kazananlar, bunları tavan fiyatları üzerinden merkezi bir kambiyo kurumuna satmakla yükümlü tutulurlar. Ayrıca, tavan fiyatı üzerinde serbest piyasada döviz satmak yasaklanmış olur. Öte yandan, dolar talepleri ise, yine kambiyo kurumunun iznine bağlanır. (Bu kurum bugün, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na olan Hazine Kontrolörleri Kurulu’dur.) Bu duruma en pratik ve somut örnek şudur; Dolar karşılığı ithalat yapmak isteyen herkesin, kambiyo kurumundan izin almaları zorunlu kılınabilir.

  Türkiye’nin önemli bir sorunu olan dış ticaret açığı doların yükselmesinin bir diğer önemli nedenidir. Bu durumu tersine çevirmek ise çok pratik bir çözüme bağlı. Dışarıya satılan ürün miktarı, dışarıdan alınan ürün miktarından daha çok olursa, Türkiye’deki yabancı para miktarı artar, yerli para yabancı para karşısında değer kazanır ve dolar kuru düşer. Türkiye, 1948’den beri sürekli olarak dış ticaret açığı veriyor. Dolayısıyla, her yıl ithalatımız, ihracatımızdan daha fazla oluyor. Yani, dışarıya 5 dolara ürün satarken, her yıl dışarıdan 5 dolardan daha fazla ürün alıyoruz. Bu nedenle ülkemizde dolar birikmiyor ve nihayetinde dolar kuru yükseliyor.

  Çok tehlikeli bir popülist söylemler sıklıkla karşımıza çıkıyor: “Merkez Bankası dolar satsın!” ya da “Merkez Bankası kasasında tonlarca dolar var!”. İşte bu dışarıdan bakıldığı kadar basit bir konu değil. Elbette ki, ülkelerin merkez bankaları yerli para birimi dışında doları  rezerv olarak tutar. Fakat, rezerv saklama uygulaması, doların direkt olarak, ekonomiye eklenebileceği manasına da gelmez.

   Alınması gereken tedbirleri kısaca belirtmeye çalıştım. Unutmamak gerekiyor ki, toplum olarak hepimizin aynı gemide olduğu fırtınalı sularda oldukça zor bir yolculuktayız.

   

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar