ÖNÜMÜZDEKİ ASIL MESELE: 4. BÜYÜK ENDÜSTRİ (SANAYİ) DEVRİMİ...
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

ÖNÜMÜZDEKİ ASIL MESELE: 4. BÜYÜK ENDÜSTRİ (SANAYİ) DEVRİMİ (2. KISIM)

18 Aralık 2017 - 15:49

Endüstri 4.0, 4. Endüstri Devrimi ya da bugün en fazla kabul gören adıyla 4. Sanayi Devrimi terimi ilk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda kullanılmıştır. Ekim 2012 yılında ise Robert Bosch ve Henning Kagermann çalışma grubu oluşturarak hazırladıkları 4. Sanayi Devrimi öneri dosyasını Alman Federal Hükümeti'ne sunmuştur. 8 Nisan 2013 tarihinde yine Hannover Fuarı'nda çalışma grubu Endüstri 4.0 raporunu sunmuştur.

Sanayide yeni bir paradigmanın doğmasını sağlayan bu yaklaşım,sıradan bir dönüşümün ötesinde, yeni bir endüstri devrimi olarak görülmektedir. Almanya Şansölyesi Angela Merkel, geçtiğimiz ay bu konuda yaptığı konuşmasının sonunda ''Alman ekonomisinin yeniden hareketlenmesi yeterli değil, ekonomimizin daha fazla inovas-yona ihtiyacı var.” diyerek 4. Büyük Sanayi Devriminin temel kavramının İnovasyon olduğunu ortaya koymuştur.

İnovasyon kavramını şöyle tanımlayabiliriz; inovasyon kavramını tanımlayan ve bu konuda uluslararası düzeyde kabul gören kaynakların başında OECD ile Eurostat’ın birlikte yayınladığı Oslo Kılavuzu gelmektedir. Kılavuzun halen yürürlükte olan 2005 sürümünde inovasyon şu şekilde tanımlanmaktadır: “İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.” 21. yüzyıldaki pozitif bilimlik yaklaşımı temel ölçüt olarak kabul edersek İnovasyon, yeni fikirleri (ürün, metot veya hizmet gibi) değer yaratan çıktılara dönüştürme sürecidir.

Bu süreç iki temel basamaktan oluşur.

İnovasyon sürecini başlatması bakımından önem arz eden ilk basamak, yeni ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasıdır. Emek ve yatırım gerektiren ikinci basamak ise ortaya çıkartılan yeni ve yaratıcı fikirlerin ticarileştirilmesi, başka bir deyişle katma değer yaratan ürün, metot veya hizmetlere dönüştürülmesidir.

İnovasyon, bir ülke için sürdürülebilir büyüme, toplumsal gönenç ve artan iş olanakları anlamına geldiğinden, inovasyon için gereken ortamın oluşturulması devletler için birinci öncelik olarak kabul edilmektedir. Bu da başarıyla çalışan bir sistemin kurulmasını ve etkin politikaların tasarlanıp uygulanmasını gerektirmektedir. İnovasyonda sistem yaklaşımı, hem bilginin üretilmesi hem de yayılarak uygulanması süreçlerini kapsadığından politikanın odağı, kurumlar arasındaki etkileşime dayanmaktadır.

İnovasyon kavramı için önemli bir alt başlık olan ‘Milli İnovasyon Sistemi’ ise bu kurumlar bütününü ve aralarındaki bilgi, finansman ve regülasyon akışını tanımlayan dinamik bir sistemi ifade etmektedir. İnovasyon Yöetimi ise bu konudaki bir diğer önemli alt başlıktır. Firmaların inovasyon yeteneklerini ve başarımlarını belirleyen politikaların etkinliği, bu politikaların yönetişimiyle doğrudan ilişkilidir. Yönetişim, diğer tüm politika alanlarında olduğu gibi, inovasyon politikasında da, tasarlama ve uygulamada şeffaflık ve açıklığı; ilgili tüm aktörlerin katılımlarını ve sorumluluk üstlenmelerini ifade etmektedir.

2011 yılı Ocak ayı başlarında Endüstri 4.0 Çalışma Grubu’nun hazırladığı Endüstri 4.0 Strateji Belgesi, Almanya özelinde atılması gereken adımları belirlemiştir. Günümüzde Almanya'nın milli gelirinin ve sağladığı istihdamın büyük kısmını oluşturan BMW, Bosch, Siemens gibi sektörün devleri, üretim akışlarında uyguladığı değişiklikler ve stratejileriyle Endüstri 4.0 devrimine öncülük etmektedirler. Bu şirketlerin global düzeyde ön plana çıkmasına sebep olarak başta ülke vizyonu ve mühendislik kültürü gelmektedir. Endüstri dünyasında gücü elinde bulunduran ülkeler arasında olan Almanya, seri üretimdeki hız, kalite ve tecrübe parametreleriyle birlikte yüksek teknoloji gücüne sahip olmasıyla fark edilmektedir. Dolayısıyla Almanya ve ABD gibi ülkeler, zirveyi hızla yükselen Çin ve Hindistan gibi dinamiklere kaptırmamak içinde ellerindeki geleneksel üretim modellerini, var olan teknolojik birikimleriyle birleştirmek zorunda olduklarının bilinciyel hareket etmektedir. 4. Büyük Sanayi Devrimi kavramı da tam olarak bu zorunluluğun üzerine inşa edilmiş bir devrim olarak karşımıza çıkmaktadır. Tamamen vazgeçilmesi mümkün olmayan geleneksel üretim süreçlerini, bilişim teknolojilerinin kazandırdığı pratiklerle geliştirmek için yapılan tüm girişimleri kapsamaktadır.

Endüstri 4.0 terimi, ilk olarak dünyanın en büyük endüstri fuarı Hannover Fair 2011'de kullanılmıştır. Angela Merkel, Ekim 2014'te Hamburg'da düzenlenen National IT Summit'te Almanya'nın dijital dünyanın lider ülkesi olması için dijital teknolojilerle, endüstriyel ürünleri ve lojistiği bağlamak olarak gördüğü Endüstri 4.0'ı bir şans olarak göstermiştir. Merkel yine yakın tarihte Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu'nda, Endüstri 4.0'ı, birbirine bağımlı dünyaya ve endüstriyel üretime hızla uyum sağlamak için kullanacakları konsept olarak tanıtmıştır. Almanya, Merkel'in Endüstri 4.0'a olan bağlılıklarını, dev şirketlerinden, hızla büyüyen start-up girişimlerine kadar her alanda kanıtlamaktadır. Almanya açısından ölçütü olarak ele alabileceğimiz şirketlerin başında 'Sıemens' gelmektedir. Siemens, dünya pazarındaki gücünü, otomasyon teknolojilerinden almaktadır. Kendi kendini düzenleme ve takip yeteneği olan otonom üretim sistemleri geliştiren Siemens, genel üretim akışındaki her bileşenin, sanal ve gerçek dünyanın birbiriyle bağlantılı olmasını ve bu süreçlerle oluşan verilerin büyük veri ile analiz edilmesini öngören bir çalışma içindedir. Bu stratejiye örnek olarak, ''Digital Enterprise Software'' adını verdikleri ürün yaşam döngü-sünün yönetildiği güçlü entegre yazılımını örnek verebiliriz.

Yıllarca geliştirilen farklı ihtiyaçlara hitap eden yazılım çözümlerini, bütünsel bir otomasyon haline getirmeyi amaçlayan bu yapı Siemens'in ''Endüstri 4.0 Atılımı'' olarak da adlandırılmaktadır. Bir diğer önemli Sanayi devi olan Bosch, makineler ve ürünlerin birbirlerinden haberdar olduğu bir üretim akışı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Hamburg'da bulunan Bosch Rexroth fabrikasında denenen pilot projede, ürünün kendisi, onu üreten makine ve takibini yapan insan faktörünün aynı iletişim dilini konuşması amaçlanmaktadır. Bosch'un bir sonraki hedefi tüm dünyada üretimi ortak bir ağ üzerinden kontrolünü ve optimizasyonunu sağlayabilmektir. Nesnelerin İnterneti kavramının gücünden yararlanılarak ürünlerin özelliklerini hafızalarında taşımaları yeni hedeftir. Bu değişim, akıllı üretime ve sonrasında akıllı fabrikalara giden yolu aralayacak.

Bosch'un bir diğer önemli projesi olan Smart City, yol çalışmalarını ve park alanlarını takip ve optimize ederek veri üreten bir ulaşım ağı oluştur-mayı hedeflemektedir. Endüstri 4.0 için bir mobil uygulama örneği olan Smart City, ilk olarak Monaco şehri için kullanılacaktır. Bosch'un bu konuda sürdürdüğü araştırmalar sonucu, dünya üzerindeki 37 milyar nesnenin bu ekolojiye katılacağı ortaya çıkmıştır. Bu nesnelerin büyük çoğunluğunu ise üretim bandındaki ürün bileşenlerinin oluşturacağı düşünülmektedir. Bilindiği üzere Henry Ford, kullandığı üretim bandı ile, fabrikanın tümünü iş akışına dahil ederek süreci daha yönetilebilir hale getirmiştir. Ancak üreticiler bu yüzyılda fabrikanın dışına çıkıp hem tüketicilerle hem de lojistik kısmıyla ilgilenmek zaruriyetindedir. Bu amaçla, Frankfurt merkezli telekomünikasyon servisi veren T-Systems, geleceğin akıllı fabrikalarını yönetecek bir CRM hizmeti üzerinde çalışmaktadır. Üretimin en temel adımlarından son kullanıcıya kadar uzanan sürecin takibini öngören kapsamlı bir çözüm olarak göze çarpmaktadır.

Almanya, 4. Büyük Sanayi Devriminin yol açtığı devinim sayesinde üretimini modülerleştirerek ve optimum bir hız kazandırarak yeni oyuncuların devreye girmesini sağlamıştır. Bunların başında akıllı sistemlerin takibini yapacak uygulamalar geliyor. 4. Büyük Sanayi Devriminin günlük hayatımıza etkilerine en büyük örnek olarak akıllı telefon kullanımını gösterebiliriz. Akıllı telefonlar, içindeki donanımların gücü ve gelişmişlikleriyle, sahip oldukları uygulamalarla bir çok üreticiyi bir araya getirmektedir. Alman sanayisi, Merkel'in açıklamaları doğrultusunda ülke vizyonunu Endüstri 4.0 yönüne çevirmiş durumdadır. Geçmişten gelen endüstriyel birikimini sağlam mühendislik kültürü ile birleştiren bir Almanya, bu devrimde lider bir ülke olma yolunda hızla ilerlemektedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar