REFORMCU BİR TÜRK HAKANI: 3. MUSTAFA
  • Reklam
Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

Umut Berhan Şen

REFORMCU BİR TÜRK HAKANI: 3. MUSTAFA

23 Nisan 2018 - 12:48 - Güncelleme: 23 Nisan 2018 - 13:16

Bu yazımda, Osmanlı tarihinde pek bilinmeyen ve konuşulmayan bir padişahtan kısaca söz etmek istiyorum: 3. MUSTAFA…

Babası Sultan 3.Ahmed, annesi Emine Mihrişah Sultan'dır. Babasının 1730'da padişahlıktan çekilmesinden sonra yirmi yedi yıl kafes hayatı yaşamıştır. Amcasının oğlu 3.Osman'ın ölümü üzerine 1757'de tahta geçmiştir.Müneccimlik ve ilm-i nücûma aşırı bir ilgisi olduğu söylenmektedir. (1)

Şâir, hattât ve âlim bir padişah olan 3. Mustafa, sadrazamı Koca Ragıp Paşa olması nedeniyle, saltanatının ilk on yılını huzur içinde devam ettirmiştir. Râgıp Paşa, akıllı bir vezirdir ve Padişahın harp ilanı arzularını 6 yıl boyunca dirâyetle reddetmiştir. 1757’de son cülûs bahşişini veren ve daha sonra bu âdeti ortadan kaldıran 3. Mustafa, devlet hayatındaki problemleri ıslaha meyilli, malî konularda hassâstır. Süveyş Kanalını açmayı düşünen devlet adamlarındandır. Kapıkulu Ocaklarını rahatsız etmeden bazı reformlar yapmaya çalışmış ve yeniçerilerin de tepkisini çekmeden, topçu ve bahriye subayları yetiştiren, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn’u kurmuştur.

22 Mayıs 1766 yılında büyük İstanbul depremi onun zamanında olmuştur. Avrupa’da iktidar depremleri olurken, Osmanlı Devleti bu depremlerden etkilenmemiştir. Rusların antlaşmalara aykırı olarak Polonya’ya asker sokması, Fransızların teşvik etmesi ve Padişah’ın savaşa meyilli olması, Ekim 1768’de Rusya’ya karşı harp ilan edilmesine sebep olmuştur. Çariçe 2. Katerina komutasındaki Rus orduları, önce Kırım Han’ı Giray Han’ın darbelerine maruz kalmışlar ise de, Osmanlı ordusunun tecrübesiz ve hazırlıksız olması hasebiyle, 1769 son baharında Polonya’nın kapısı olan Hotin’i teslim almışlardır. Karadeniz Osmanlı Gölü olması sebebiyle Fin Körfezinden Akdeniz yoluyla sürpriz bir şekilde Mora’ya Rumlarla birlikte asker çıkaran Ruslar, 1770 Nisan’ında perişan edildiler; ancak Baltık Filosu ile Ege’ye yönelen Rus kuvvetleri Temmuz 1770’de Koyun Adaları açıklarında Osmanlı gemilerine karşı büyük kayıplar vererek çekildi; sonra da Çeşme Limanında Osmanlı gemilerine baskın düzenleyerek çok büyük kayıp verdirdiler.

Avrupa’da büyük akisler uyandıran Çeşme Baskınının intikamı Cezayirli Hasan Paşa tarafından alındı. İşte Osmanlı Devleti’nin asırlardır, yani en az 1453 yılından beri dünyada tek süper güç olarak hayatını devam ettirmesi, bundan sonra meydana gelecek olaylarla sona erdi. Çünkü Kont Romanzov komutasındaki Rus kara askerleri Boğdan’ın Kartal (Larga) denilen bir mevkiinde Sadrazam İvaz-zâde Halil Paşa’yı Ağustos 1770 yılında mağlup ediyor ve Bender Rusların eline geçiyordu. Rusya bununla da kalmadı ve Kırım’ın kapısı olan Orkapı’yı kuşattı. Çariçe, Osmanlı Devleti’nden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırım’ı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi (Temmuz 1771). Artık Osmanlı Devleti dünyanın 1. Devleti olma özelliğini kaybetmişti. 1771 yılı içinde Ruslar Eflak’ı(yani Romanya’yı) işgal ettiler. Arkasından Dobruca’dan Bulgaristan’a giren Rusların bu ilerlemeleri, açtığı harp sebebiyle devletin başına büyük felâketlerin gelmesine sebep olduğunu düşünen Padişah’ı zora soktu ve sıkıntılar içinde felç geçirip, vefât etti (Ocak 1774).

3. Mustafa döneminin en önemli şahsiyeti Koca Ragıp Paşa’dır. Şiirle uğraşan, yenilikçi fikirleri seven, sanat yönü ağırlıklı, Avrupa usulü yeniliklere açık olan birisidir. İstanbul’da bir kütüphanesi mevcuttur.

Baron de Tott askerî alanda bazı hizmetler için getirilmiştir.İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın tahkiminde, kale planlarının yapılmasında, Haliç’de Hasköy’de top dökümhanesi inşasında etkili olmuştur. (2)

Meşhur Romanyalı Osmanlı Tarihçisi, NikolaeJorga, 3. Mustafa’nın eğitiminden şu şekilde bahsetmektedir, “Sultan 3. Mustafa çok iyi bir eğitim almış ve bilgi açısından dönemin bilgin efendilerinden hiçbir eksiği yoktu.” (3)

İsmail Hakkı Uzunçarşılı 3. Mustafa hakkında şu ifadeleri kullanmaktadır:

“Padişah uyanık fikirli, ilim ve fazilet sahiplerini himaye eden, çalışkan, müdekkik bir hükümdar olmakla beraber ilm-i nücum (Astroloji) denilen yıldızlardan ahkâm çıkarma işine meraklı idi. Hatta bu merakını o kadar ifrata vardırmıştır ki; elçilikle Prusya Kralı 2. Frederik’e göndermiş olduğu Giritli Resmî Ahmed Efendi’ye evvela kraldan üç müneccim talep etmesini ve bundan başka en mühim ve en büyük işlerin başlangıcının tayini ile değerli kumandan ve iş adamlarının intihabının ne suretle olacağının öğrenilmesini istemiştir.” (4)

Fatih Köşkü’nde sergilenen Sultan 3. Mustafa’ya ait zırh.

Fatih Camii, Fatih/ İstanbul.

Ayazma Camii, Üsküdar, İstanbul.

3. Mustafa, güzel konuşur ve yazardı. “Cihângir” mahlasıyla yazdığı şiirleri vardır. Çok kitap okurdu. Dış ülkelerden yazılmış kitapları da getirtir, incelerdi. Doğu ve Batı kültürüne vâkıftı. Yapılan icraatları bizzât yerinde kontrol ederdi. Askeri ve donanmayı teftiş etmeyi, tebdil gezmek, ata binmek, avlanmak ve gezi yapmayı severdi. Askerî, idarî ve mâlî birçok ıslahatlarda bulundu. Çok hayırseverdi. Âlimlere ve halka cömertçe maddi yardımda bulunurdu. Süveyş’te kanal açmak, Sakarya Nehrini, Sapanca Gölü üzerinden İzmit Körfezine bağlamak gibi düşünceleri vardı. Birçok hayır müessesesi, askerî ve sivil eser yaptırdı. Lâleli Câmii ve yanındaki türbesi, Çakmakçılar’da kendi adıyla bir câmi, Kadıköy’de İskele Câmii Paşabahçe’de İncirliköy Câmii, Üsküdar’da Ayazma Câmii ve zelzelelerde hasara uğraması üzerine yenilediği Fâtih Câmii, yaptırdığı eserlerden bazılarıdır.

Reformcu bir hükümdâr olan Üçüncü Mustafa Hanın icraatlarını oğlu Üçüncü Selim Han (1789-1807) devam ettirmiştir. Dolayısıyla, bugün Modern Türkiye’nin temellerini atan ilk Türk hükümdarı olarak bilinen oğlu 3. Selim’in de örnek ve ilham aldığı bir hükümdar olarak tarihe geçmiştir.

KAYNAKÇA

(1) 3. Mustafa’nın bu alanda mükemmel bir atölyesi vardı. Bazı günler bu atölyede işçilerle beraber saatlerce çalışırdı. Bu konuda kaynak olarak; KARAL, E. Ziya, Osmanlı Tarihi, c.5, TTK Yayınları, Ankara 1988.

(2) François Baron de Tott Macar kökenli aristokrat bir Fransız subayıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun 18. yüzyılda yaptığı reform hareketlerine olan katkılarıyla hatırlanır. Baron de Tott 18.yy’da Türkler isimli eseriyle Türkler’i aciz, tezyif ve tahkir edici ifadeler kullanmıştır. Osmanlı Devleti böyle bir kişiden istifade edecek kadar “adamsızlık ve fikirsizlik” pençesine düşmüştür.

(3) Konuyla ilgili olarak bknz. YÜCEL, Yaşar, SEVİM, Ali, Türkiye Tarihi, C:IV, TTK Yayınları, Ankara 1992.

(4) Bknz. UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi (4.cilt, 1.Kısım), TTK Yayınları, Ankara 2016.

-YÜCEL, Yaşar, SEVİM, Ali, Türkiye Tarihi, c. 4, TTK Yayınları, Ankara 1992.

-ÖZTUNA, Yılmaz, Büyük Türkiye Tarihi, c. 6, Ötüken Yayınları, İstanbul 1978.

-BAYKAL, Bekir Sıtkı, ‘‘3. Mustafa’’, c. 8, M.E.B.İ.A, İstanbul 1987.

 -SHAW, Stanford, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, c. 2, E Yayınları Tarih Dizisi, İstanbul 1982.

 -KARAL, E. Ziya, Osmanlı Tarihi, c. 5, TTK Yayınları, Ankara 1988.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar