SAF MISINIZ?
  • Reklam
Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

SAF MISINIZ?

01 Mayıs 2018 - 21:58

24 Haziran seçim kararı, Erdoğan’ın söylediği gibi, Bahçeli’nin gerekli gördüğü için mi alınmıştır? Buna inanan “Safların” bu kadar çok olduğunu düşünüyor olabilirler mi? Acaba Erdoğan, kamuoyu araştırma şirketlerine “Saflık” araştırması yaptırdı da, sonuçta %30-40 “Saf” seçmen mi çıktı? 15 yıldır “Aldanma” ve “Aldatma” üzerine oluşturulmuş politikaları bu kadar ustaca kullanabilmesinin başka bir çözümlemesi olabilir mi? Geçmişte iki anahtar vaadine de oy verenlerin bulunduğu bir toplumda yaşadığımız gerçeğini Erdoğan da biliyor olsa gerek.

Seçim kampanyasını “Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla refah” vaadi üzerinde oluşturduğu belirtilen Erdoğan’ın bu stratejisi aslında 15 yıldır; demokrasi, özgürlük ve refah olmadığının çok açık itirafıdır. Bu gerçeklik, Erdoğan’ın 24 Haziran’ı ilanında da görüldü. Erken seçim kararını almaya yetkili TBMM iken, Erdoğan; “Seçimlerin 24 Haziran’da yapılmasına karar verdik.” dedi. Meclisteki AKP ve MHP Milletvekillerinin; “Yetkilerimiz gasp edilmemeliydi” bile diyememelerinin sebebi “Saflık” değilse “Otoriterizm” kaynaklı korku olsa gerek. Ankara kulislerinde bu günlerde, Erdoğan’ın eski bakanları, “Başka parti ve Cumhurbaşkanı adaylarını desteklememeleri” için uyardığı(!), hatta eski bir Milli Eğitim Bakanının görüşmeden çıkarken ağladığıkonuşıluyor.

“Ulusların Çöküşü” adlı bilimlik çalışma kitap olarak yayınlanalı 5 yıl oldu. 65nci sahifesinde şu tespit var; “Ekonomik ve siyasal sisteminin çoğu eksik yönlerine rağmen Çin son 30 yılın en hızlı büyüyen ülkesidir. Çin’de Mao Zedung’un ölümüne kadarki yoksulluğun Çin kültürüyle hiçbir ilgisi yoktu; bu yoksulluk Mao’nun ekonomiyi örgütleme ve siyaseti idare etmede kullandığı feci yönteminden kaynaklanıyordu. 1960’larda entelektüllere, eğitimli insanlara; yani partiye bağlılığından şüphe duyulan herkese kitlesel olarak zulmedilmesine yol açan Kültür Devrimi’ni başlattı. Bu da korkuya, toplumun yetenek ve kaynaklarında büyük bir kayba yol açtı.” Türkiye’nin son 15 yıllık gerçeğine ne kadar benziyor değil mi?

Eski bir Milli Piyango yöneticisinin; “İstediğimize ikramiye çıkarıyorduk” sözlerine AKP iktidarları döneminde şahit olduğumuz umarım unutulmamıştır. “Yolsuzluk yapmak da Allah’ın bahşettiği bir özgürlüktür!” diyen Erdoğan’ın köylüsü milletvekili de umarım unutulmamıştır. Ulusların Çöküşünün 353ncü sahifesinde tam da buna uyan bir örnek var; Zimbabve, Mao döneminde olduğu gibi, tek adam Totalitarizminin tipik bir Afrika ülkesi olarak dünyanın en yoksul ülkelerinden birisidir. 2000 yılının Ocak ayında Zimbank tarafından Milli Piyango çekilişi düzenlenir. En büyük ikramiye 100.000 Zimbabve dolarıdır. Kura çekmekle görevli olan FallotChawawa’ya kura çekiminde önce Zimbank yetkililerince bir bilet uzatılır. Biletin üzerinde Zimbabve Başkanı Mugabe’nin ismi vardır. Chawawa’ya, şanslı numaranın Başkan Mugabe’ye ait biletin numarası olduğunu ilan etmesi rica(!) edilmiştir. Ne büyük şans! Büyük ikramiye Başkan Mugabe’ye çıkmıştır.

Ulusların Çöküşü, ülkelerin “Biatçı” sistemlerle nasıl yoksullaştığını ve emperyalizme nasıl teslim olduklarını ilginç örneklerle ortaya koyan bir çalışma. TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir araştırmada, “Çocukları en çok yoksun” ülkeler sıralamasında Türkiye’nin Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada olduğunu açıkladı. AKP’ye ve Erdoğan’a biat edecek “saflar” çocuklarının yoksunluğunu devam ettirmek istiyorlarsa kendileri bilir. Ancak; Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, Türk Milliyetçileri ve vatanseverler “saf” olmadıklarını ispat edecek bir mücadele örneği göstermelidirler.

AKP ve Erdoğan’a yalakalık için sıraya giren devasa holdinglerin sahipleri, ya borç yapılandırması için bankalarda sıraya girdiler ya da paralarını toparlayıp başka ülkelere gittiler. Ekonomiden sorumlu devlet bakanı “Deniz bitti” diyerek berbat durumumuzu itiraf ederken, Erdoğan meydanlarda “Ekonomik zaferden” bahsediyor. Bu örnek dahi 80 milyonu saf gördüğüne yeterli değil mi?

AKP iktidarlarının ekonomideki çaresizliği Orhan Veli’nin bir şiiriyle özetlenebilir;

                    Cep delik cepken delik,

                    Yen delik kaftan delik,

                    Don delik mintan delik,

                    Kevgir misin be kardeşlik.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar