TÜRK TÖRESİ VE BİLİM
  • Reklam
Yasin Murat Yiğit

Yasin Murat Yiğit

Yasin Murat Yiğit

TÜRK TÖRESİ VE BİLİM

11 Aralık 2017 - 14:05

“Atatürk, şimdi yaşasaydı ne yapardı?”

Başbuğ Zeybek Bey, “Türk Devrimi” adlı ilk yazısında Türk Devrimi gazetesinin ana çizgisinin bu sorunun doğru karşılığında olduğunu vurgulamış ve cevabı da ikinci yazısı “Türk Töresi”nde detaylandırmıştır.

Zeybek Bey, ilk yazısında Atatürk’ten sonra gerilemenin temel nedenlerini açıklarken iki önemli hususa dikkat çekmiştir:

1. “Dogmaların tümüne karşı olan Atatürk, Türk'ü çökerten, dine benzer bir doktrine alet edildi.”

2. “Öte yandan da yüzlerce yıl ulusumuzun bilincini karartan uydurulmuş din, devletin gölgesi altında büyütüldü, beslendi, bugünkü canavara dönüştürüldü.”

Uydurulmuş dinde Allah ile aldatmak; uydurulmuş Atatürkçülük’te ise Türklük yerine batı hayranlığı, bilim bilinci yerine ise ilke ve inkılap bekçiliği vardır. Dinin birtakım emellere alet edilerek kullanılması kadar Atatürk’ün de birtakım emellere alet edilerek kullanılması da Türk Milleti’nin uyanık olması gereken ve karşısında güçlü bir refleks geliştirmek durumunda olduğu en önemli risklerden biridir.

Atatürk’ün ve kadim Türk tarihinin en temel miraslarından biri olan bilim bilincinin temelinde, sorgulayıcı düşünce vardır. Bilim bilinci, batıda veya bilimin en ileri olduğu yer neresiyse orda ne varsa ezberleyip alarak aynen uygulamak veya taklit etmeye çalışmak değildir. İlk adım en son gelişmeleri takip ederek alıp uygulamak ve üretebilir hale gelmek, ikinci adım ise bilimde ve teknolojide en yüksek gelişim seviyesinin de üzerine çıkarak liderlik yapmaktır. Bunun nasıl yapılacağının cevabı ise felsefe biliminin ana eksenlerinden biri olan sorgulayıcı düşüncede yatmaktadır.

Yeni bir teknolojik gelişimin tam olarak ne olduğunun ve nasıl çalıştığının anlaşılması, hatta bu iki gereksinimin yerine getirildikten sonra üretilebilmesi dahi o teknolojinin aşılarak üzerine çıkılması ve daha üstün gelişimlerin ortaya çıkarılmasına yeterli değildir. “Ne?” ve “Nasıl?” sorularından sonra sorulacak olan ve esas itibarıyla sistemin, tüm alt parçalarının ve de bunların kendi aralarındaki fonksiyonlarının varoluş nedenini su yüzüne çıkaracak, sistemin adeta DNA’sının keşfine sebebiyet verecek en önemli soru, “Neden?” sorusudur. Bir sistemin nedenselliği çözüldüğünde de artık o sistemi aşacak daha üst seviye sistemlerin inşaası için gerekli olan taslak modeller de kendiliğinden görünür hale gelmiş olacaktır.

“Neden?” sorusunun dünya çapında liderliği belirlediği örnek bir alan da otomotiv sektöründeki kalite yönetim sistemidir. Japonlar’ın sadece “Neden?” sorusu üzerine bina ederek geliştirdikleri “5 Neden Tekniği” ile otomotiv sektöründe Japon kalite yönetim sistemi, çok daha zengin kaynak ve imkanlara sahip Amerikalılar’ın sistemine karşı ezici bir başarı elde etmiş, otomotivde “kalite” kavramı, Japon arabaları ile anılır hale gelmiştir. Daha sonra Amerikalılar da Japonlar’dan “5 Neden Tekniği”ni almış ve bu teknik bugün bütün dünyadaki yalın üretim, kaizen ve 6 sigma sistemlerinde kullanılagelmiştir.

5 Neden Tekniği, mevcut probleme seri halinde 5 adet “Neden?” sorusu sorularak problemin “kök nedeni”nin ortaya çıkarılmasında kullanılmaktadır. “Neden?” sorularının sayısı 3, 7 veya ihtiyaca göre daha farklı sayılarda olabilir, önemli olan kök nedenin ortaya çıkarılmasına kadar soruların sorulmaya devam edilmesidir. Tekniğin mucidi, “Japon Mucitlerin Babası” olarak da bilinen Toyota Motor Endüstrileri’nin kurucusu Sakichi Toyoda’dır. Daha sonra, Toyota Üretim Sistemi’nin kurucusu olarak anılacak olan Taiichi Ohno da 5 Neden Tekniği’ni “Toyota’nın bilimsel yaklaşımının temeli” olarak adlandırmış ve şöyle bir örnekle de detaylandırmıştır:

1. Robot neden durdu? - Elektronik devreye aşırı yükleme oldu ve sigortalardan biri attı.

2. Neden aşırı yükleme oldu? - Mil yataklarındaki yağlanma yetersizdi ve kitlenme oldu.

3. Miller neden yeteri kadar yağlanmadı? - Robottaki yağ pompası yeteri kadar yağı devridaim edemiyor.

4. Yağ pompası neden yeterli miktarda yağ devridaimi yapamıyor? - Pompa girişi metal talaşlarla tıkanmış.

5. Pompa girişi neden metal talaşlarla tıkanmış? - Çünkü pompa üzerinde filtre yok.

Problemin kök nedeni, yağ pompası girişinde uygun bir filtrenin bulunmamasıdır. Bu kök nedenin çözülmesiyle beraber 5 Neden merdiveninden sonran başa doğru tüm problemler ortadan kalkarak en son da en baştaki ana problem kendiliğinden çözülmüş olacaktır.

Toyota’nın kurucusu ve 5 Neden Tekniği’nin mucidi Sakichi Toyoda’nın şu sözü de çalışkanlığa yapılan vurgu sebebiyle oldukça manidardır: “Ben diğer insanlardan daha yetenekli değilim, sadece çok fazla çalışıyorum ve araştırma yapıyorum...”

Bilim bilincinin temelini oluşturan sorgulayıcı düşünce, çalışkanlıkla birleştiğinde bu örnekte olduğu gibi sadece soru sordurarak bile kendinden çok daha geniş imkanlara sahip rakipleri alaşağı edebilme gücüne sahiptir.

Zeybek Bey, “Türk Töresi” adlı ikinci yazısında ise gerçek Türkçülüğün temeli olan Türk Töresi’ni detaylı bir şekilde ele alarak anlatmıştır:

“Türk, Töre ile var oldu. Türk, yurdunu, ilini, baylıklarını yitirebilir. Töre varsa, Türk vardır, diridir.”

“Kimler bilimli olursa onlar yeryüzü beyleri olur; bilimli olanlar töreyi iyi bilir, doğru uygularlar.”

“Türk Töresinin temelinde TANRI’ya inanç vardır.”

“Tanrı’ya yakarılır.”

“Tanrı’ya yakarmanın en doğrusu O’nun Evren ile Yeryüzüne koyduğu yasalara göre çalışmak, çabalamak, iyilikler, iyi işler yapmaktır.”

“TANRI’nın EVREN’e, YERYÜZÜ’ne nesnelere koyduğu YASALARI, öğrenmek, incelemek, araştırmak, ortaya çıkarmak, başkalarına da öğretmek ise iyi işlerin en iyileridir.”

“TANRI’ya yaklaşmanın en iyi yolu BİLİM ile uğraşmaktır. Öğrenmek, incelemek, gözlemlemek, araştırmak, bilimlik bilgi ile öğretmek.”

Cümlelerin üstten aşağı sıralamasında dikkat edilirse bir sonraki cümle, bir öncekinin özünün ve gereksinimlerinin açıklanması şeklindedir. Bu mantıksal sıralamada sondan başa doğru gidildiğinde görülecektir ki: Bilim ile uğraşmak, Türkler’in kadim Tanrı inancının ve Türk Töresi’nin en temel yapıtaşıdır. Türklüğü şaha kaldıracak olanlar, Türk’ün inancını ve töresini en iyi anlayanlar ve uygulayanlar olarak, bilim ile uğraşanlardır.

Zeybek Bey’in üzerinde vurgu yaptığı “çalışkanlık” ve “bilim bilinci” kavramları, Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nun da ağırlık merkezini oluşturmaktadır. Nutuk’ta Gazi Paşa’nın en fazla tekrarladığı kelime, 15 adet tekrarla “Türk” kelimesidir. İkinci olarak 12 tekrarla “Millet” kelimesidir. Daha sonra sırayla 11 tekrarla “büyük”, 7 tekrarla “daha”, 6 tekrarla “en” şeklinde devam etmektedir. Gazi Paşa Nutuk’ta Türk Milleti’ne hitap ettiği için bu iki kelimenin en fazla tekrar sayısıyla çıkması normaldir ve beklenen bir şeydir. Diğer üç kelime olan büyük, daha ve en kelimeleri için ise bir sonraki analiz olan “ardışık kelime çiftleri” fikir verecektir.

Nutuk’ta en fazla tekrarlanan ardışık kelime çiftleri 12 tekrarla “Türk Milleti”, 3 tekrarla “az zamanda”, 3 tekrarla “büyük işler”, 3 tekrarla “daha büyük”, 3 tekrarla “çünkü Türk” şeklinde devam etmektedir. Sıralamada “Türk Milleti” çiftinden hemen sonra gelen “az zamanda”, “büyük işler” ve “daha büyük” kelime çiftlerine Nutuk içinde bakıldığında bu üç çiftin de birbirleriyle beraber kullanıldığı görülecektir. Bu da şu demektir: Gazi Paşa, Türk Milleti’ne yaptığı bu hitabını “az zamanda büyük işler yapmak” hedefini ve tavsiyesini merkeze alarak şekillendirmiştir. Diğer ardışık kelime çifti olan “çünkü Türk” sözleriyle ise bu hedefin nasıl gerçekleştirileceğine dair istikamet göstermiştir:

“Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir...”

Zeybek Bey’in yazısında belirtilen Türk’ün Tanrı inancı ve töresinin ana unsurları olan çalışkanlık ve bilim bilinci, Gazi Paşa’nın Nutuk’unda da ana eksene oturtulmuştur. Hatta matematiksel olarak da düşey eksende Nutuk’un yazı kütlesine cetvel tutulduğunda bu söz öbeğinin eksenin tam ortasında, merkezinde olduğu görülecektir.

Öyleyse Onuncu Yıl Nutku’nda Atatürk, Türk’ün töresi’ni ve inancını kodlamıştır ve Zeybek Bey’in bu iki yazısı da bu kodlamanın çözümlenmesi ve açıklanması mahiyetindedir. Biz de Türk Devrimi gazetesinde, Türk’ün tüm başbuğlarının gösterdiği istikamet olan bilim bilinci üzerinde yazılar yazmaya gayret edeceğiz.

Ne Mutlu Türk’üm diyene!..

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar